Danıştay 13. Daire, döviz alım ve satım faaliyet izin belgesi iptaline karşı açılan yargılamanın yenilenmesi isteminin reddi kararını hukuka uygun buldu.
Özet: Döviz alım ve satım faaliyet izni iptal edilen davacı şirket, hukuki dayanağı kalmadığını ve şirketi sahiplenen kişinin yasaklanan haklarının iade edildiğini ileri sürerek, hakkında kesinleşen idare mahkemesi kararının yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılarak iptal edilen faaliyet izninin geri verilmesini talep etmiştir; ancak idare mahkemeleri ve temyiz mercii, ileri sürülen yenileme sebeplerinin İdari Yargılama Usulü Kanununun 53. maddesindeki tahdidi şartlara uymadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi talebini reddetmiş ve bu ret kararı tüm itirazlara rağmen onanmıştır.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No
:█████████Karar No
:█████████TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Eski Ünvanı: ... Döviz Ticaret Merkezi A.Ş.)VEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... BakanlığıVEKİLİ
: Hukuk Müşaviri ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Döviz alım ve satım faaliyetinde bulunan davacı şirketin yetkili müessese faaliyet izin belgesinin iptaline ilişkin... tarih ve ... sayılı Hazine Müsteşarlığı işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin kesinleşmiş İdare Mahkemesi kararının yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılarak dava konusu işlemin iptali istenilmektedir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesinde yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin sayma yoluyla belirlendiği, öğreti ve yargı içtihatlarında tahdidi olarak sayılan bu sebepler dışında herhangi bir nedenle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulamayacağı gibi kıyas yoluyla da bu sebeplerin genişletilemeyeceği konusunda fikir birliğinin bulunduğu; ... (...) .... Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli)... tarih ve E:... sayılı ek kararıyla 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesindeki koşulların oluşması nedeniyle ...'nun yasaklanan haklarının geri verilmesine karar verilmiş ise de,... Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kesinleşen kararının bozulması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, kaldı ki ... (kapatılan) .... Ağır Ceza Mahkemesince (CMK 250. madde ile görevli) verilen kararın, Mahkemelerinin...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının kesinleşmesinden önce verildiği, diğer taraftan yargılamanın yenilenmesi dilekçesinde "2006-█████ sayılı Tebliğ'in 5. maddesinin birinci fıkranın (d) bendi uyarınca, kurucuların gerekli şartları taşımaması halinde ikinci fıkraya göre durumun düzeltilmesi için 90 günlük süre verilmesinin gerektiği, bu süre verilmeden faaliyet izninin iptaline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu" ileri sürülmekte ise de, söz konusu iddiaların Mahkemelerince verilen kararın kesinleşmesinden evvel ileri sürülmesi gerektiği, bu kapsamda davacının yargılamanın yenilenmesi dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerin 2577 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen sebeplerin hiçbirisine uygun olmadığı anlaşıldığından, davacının yargılamanın yenilenmesi isteminin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Öte yandan, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş olsa dahi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.Belirtilen gerekçelerle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla dayanağının bulunmadığı, şirketi fiilen sahiplendiği iddia edilen ...'nun yasaklanan haklarının iadesine karar verildiği, kaldı ki anılan kişinin şirketi fiilen sahiplenmesinin söz konusu olmadığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararından şirketlerine kumpas kurulduğunun anlaşılacağı, bu kapsamda yargılamanın yenilenmesi sebepleri bulunduğundan hukuka aykırı olarak tesis edilen dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve hukuka uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2.Yargılamanın yenilenmesi isteminin yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,5.2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY
:(Vekalet Ücreti Yönünden)Yargılamanın yenilenmesi müessesesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlara Karşı Başvuru Yolları" başlıklı Üçüncü Bölümünde düzenlenmiş olan ve Kanun'da yazılı sebeplerin varlığı halinde kesinleşmiş hükmün, yine hükmü veren Mahkeme tarafından ortadan kaldırılmasına ve "davaya yeniden bakılmasına", uyuşmazlık ile ilgili olarak "yeni bir karar verilmesine" imkan tanıyan bir kanun yoludur.Anılan Kanun'da bu müessese, Kanun'da sayılan şartlar gerçekleştiği zaman davanın yeniden incelenmesine imkan tanıyan "olağanüstü kanun yolu" olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine öncelikle yeni bir yargılamaya gidilip gidilemeyeceğine dair bir inceleme/değerlendirme yapılarak ilgili uyuşmazlığın yeniden dava konusu edilebilmesine ilişkin koşulların varlığı veya yokluğu tespit edilmektedir.Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "İadei muhakeme" başlıklı 10. maddesinde de, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü üzerine cereyan edecek davaların, yeni davalar gibi harca tabi olduğu kurala bağlanmıştır.Kanun koyucu, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü üzerine cereyan edecek davaları, "yeni bir dava" gibi nitelendirmiş ve bu noktada kesinleşmiş yargı kararının ortadan kaldırılarak davaya yeniden bakılmasını, yargılamaya yeniden başlanılmasını öngörmüştür.Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmesi durumunda ise, davaya yeniden bakılmasından ya da yeni bir yargılamadan ve yeni bir davanın varlığından söz etmek mümkün değildir. Çünkü yeniden yargılama yapılmasını gerektiren koşulların bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olduğundan, "kesinleşmiş yargı kararı" varlığını sürdürmektedir. Bu aşamaya kadar olan süreç eski yargılamanın devamı niteliğindedir.Bunun yanında, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde vekalet ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168. maddenin son fıkrasında ise vekalet ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı belirtilmiştir.Diğer yandan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde, bu Tarife'de yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu ifade edilmiş, hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukatın bu ücretin tamamına hak kazanacağı kuralı getirilmiş, ancak olağan ve olağanüstü kanun yollarında faydalanılan avukatlık hizmeti nedeniyle (duruşma yapılması hariç) vekalet ücretine hükmedileceğine dair düzenlemeye yer verilmemiştir.Yukarıda yer verilen düzenlemelerin ve Tarife hükümlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, bir davada haklı bulunan taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre vekalet ücretine hükmedilebilmesi için avukatlık hizmetinin ilk derecede karar verilinceye kadar sunulmuş olması gerektiği, olağan ya da olağanüstü kanun yollarında verilen avukatlık hizmeti nedeniyle (duruşma yapılması hariç) vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.Yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulması üzerine karşı tarafın savunması alınmakla birlikte, istem kabul edilmedikçe davaya yeniden bakılamayacağından ortada görülüp karara bağlanmış yeni bir dava varmış gibi kabul edilerek vekalet ücretine hükmedilmesi mümkün değildir. Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiş olması, olağanüstü bir kanun yoluna başvurulup bir sonuç alınamaması anlamına geldiğinden karşı tarafın vekil aracılığıyla yaptığı savunma, taraf lehine olan kesinleşmiş yargı kararının varlığını sürdürmesine hukuki yardımda bulunulmasını ifade etmektedir.Olağan kanun yolunun kullanılması üzerine yapılan savunma nedeniyle kanun yolu başvurusunun reddi üzerine vekalet ücretine hükmedilmiyorsa, olağanüstü kanun yolunun kullanılması üzerine yapılan savunma nedeniyle istemin reddi üzerine de vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir. Zira olağan kanun yolunun kullanılması üzerine yapılan savunma için vekalet ücretine hükmedilmemesi noktasında idari yargı yerleri arasında bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Bu itibarla, olağan kanun yolu ile olağanüstü kanun yolu aşamasında yapılan savunma nedeniyle istemin reddi durumunda vekalet ücretine hükmedilmemesi noktasında bir farklılık olmaması gerekir. Savunma ile yapılan hukuki yardımın birisi kesin hüküm elde edilmesine, diğeri de kesin hükmün korunmasına yönelik olup sağladığı hukuki fayda aynı niteliktedir. Aksine bir yorum, aynı kesin hüküm için bir yerine iki kez vekalet ücretine hükmedilmesi sonucunu doğuracaktır.Bu kapsamda, yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan tarafça ileri sürülen sebepler yerinde bulunmayarak istemin reddedilmesi nedeniyle yeni bir yargılama sürecinin başlamasına gerek görülmediğinden, bir başka deyişle, bu aşamaya kadar olan süreç eski yargılamanın devamı niteliğinde olduğundan, karşı taraf lehine vekalet ücreti takdirinde isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinden sonra gelmek üzere, "İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 1.362,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenmek suretiyle düzeltilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmakla, karara bu yönden katılmıyorum.