Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 5510 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden vefat eden babadan ve eşten farklı kanunlara tabi ölüm aylıklarının birlikte alınabilmesini değerlendiriyor.
Özet: Davacıya eşinden dolayı bağlanan ölüm aylığına ek olarak, babasının 5510 sayılı Kanundan önce vefat etmesi sebebiyle 506 sayılı Kanun hükümleri uyarınca da ölüm aylığı bağlanması gerektiği; zira 5510 sayılı Kanunun 54. maddesinin, farklı kanunlara tabi hak sahipliklerinden kaynaklanan ve 5510 sayılı Kanun öncesi yürürlükte olan kanunlara göre kazanılan aylıkları engellemediği, bu maddenin yalnızca 5510 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylıklar için uygulama alanı bulduğu ve bu nedenle davacının her iki ölüm aylığını da almaya hak kazandığı tespit edilmiştir.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.ÖZEL DAİRE KARARI
: Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 07.12.2022 tarihli ve█████████ Esas, ██████████ Karar sayılı BOZMA kararıTaraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkiline 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan eşinin 12.03.2019 tarihinde vefatı üzerine ölüm aylığı bağlandığını, 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan babasının ise 08.09.1984 tarihinde vefat ettiğini, babasından da ölüm aylığı alabilmek için davalı Kuruma yaptığı başvurunun 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesi ve 05.12.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği gerekçe gösterilerek reddedildiğini, müvekkilinin babasının 5510 sayılı Kanun yürürlüğünden önce vefat ettiğinden iki ölüm aylığından birini tercih etme zorunluluğunun olmadığını ileri sürerek müvekkilinin eşinden almakta olduğu ölüm aylığına ilaveten babasından da 12.03.2019 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... (SGK/Kurum) vekili; davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 11.11.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; davacının 506 sayılı Kanun hükümlerine göre babasından ölüm aylığı almaya ilişkin şartları sağladığından aylığa hak kazandığı, eşinden dolayı kendisine aylık bağlanması hususunda hak sahipliğinin 5510 sayılı Kanun kapsamında olduğu davacıya eşinden ölüm aylığı bağlanmış olmasının 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince babasından hak kazandığı ölüm aylığına engel olmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının eşinden almakta olduğu ölüm aylığına ilaveten babasından da 12.03.2019 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; hak sahibinin, murisinden dolayı aylık alabilme hakkının doğumu ile bu hakkı kazanma koşullarının aynı anda gerçekleşmeyebileceği, davacının babasının ölümü ile birlikte hak sahibi sıfatını kazandığı, ancak babasının tabi olduğu 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm tarihi itibarı ile aylık bağlama (evli olmama/boşanmış olma/dul olma) koşuluna sahip bulunmadığı, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve T.C. Emekli Sandığının ayrı tüzel kişiliğe sahip ayrı kanunlara göre sosyal güvence sağlayan kurumlar olduğu, her bir kanunun kendi sigortalıları açısından hüküm ifade ettiği ve açıkça atıf yapılmadıkça diğer kanun hükümlerinin dikkate alınamayacağı, davacının babasının 01.10.2008 tarihinden önce vefat etmesi ve eşinden dolayı da 1479 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı bağlanması nedeni ile davacıya 5510 sayılı Kanun kapsamında bağlanacak bir aylığın söz konusu olmadığı, babasından dolayı talep ettiği ölüm aylığının 506 sayılı Kanun hükümlerine göre bağlanmasının gerektiği, 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesinde “Bu kanuna” göre bağlanacak aylıktan bahsedildiği için 5510 sayılı Kanun’un ölüm aylığına ilişkin maddelerinin somut davada uygulama yerinin bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun da bu yönde kararlarının bulunduğu, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri de dikkate alındığında davacının babasından dolayı da aylığa hak kazandığı bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde ise de davacının 16.05.2019 tarihli (20.05.2019 varide tarihli) dilekçe ile tahsis başvurusunda bulunması karşısında aylık başlangıç tarihinin 01.04.2019 olduğuna hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, davacıya, eşinden almakta olduğu ölüm aylığına ilaveten ayrıca babasından da 01.04.2019 tarihinden geçerli olmak üzere mülga 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;"...Yaşamını yitiren sigortalının eş, çocuk, anne, babasına ölüm sigortasından aylık tahsisi yapılabilmesi için öncelikle hak sahipliği sıfatının kazanılması gerekmekte, bunun için hak sahiplerine ilişkin aylık bağlama koşullarının sağlanıp sağlanmadığına bakılmakta, başka anlatımla bu koşulları tümüyle yerine getiren kişi hak sahipliği sıfatını kazanmakta, anılan sıfata sahip kişilere, sigortalıya ait tahsis şartları da gerçekleşmişse aylık bağlanabilmektedir. Şu durumda yukarıda sıralanan maddeler ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri dikkate alındığında yasal mevzuat ve aylık bağlama koşulları kendi içerisinde ayrıştırılmalı, sigortalıya ait şartlar sigortalının ölüm günü itibarıyla yürürlükte olan yasal mevzuat kapsamında değerlendirilmeli, hak sahiplerine ilişkin koşullar ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler çerçevesinde irdelemeye tabi tutulmalıdır.Eldeki davada ise davacının babadan dolayı hak sahipliği sıfatı, █████/2008 tarihi sonrası, █████/2019 tarihinde kocanın ölümüyle kazanıldığından hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükteki mevzuat gereği, özellikle 5510 sayılı Yasanın 54. maddesi kapsamında irdeleme yapılmak suretiyle davacı hakkında hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihe göre uygulanması gereken yasal mevzuat irdelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...." gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme KararıBölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarDirenme kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili, davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'un 34... . maddeleri gereğince Kurum tarafından yapılan işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. UyuşmazlıkDirenme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının 1479 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun 4/1-b) kapsamında sigortalı iken 12.03.2019 tarihinde vefat eden eşinden dolayı aldığı ölüm aylığının yanında ayrıca 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 08.09.1984 tarihinde vefat eden babasından dolayı da ölüm aylığı alıp alamayacağı konusunda 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesi kapsamında değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.D. Gerekçe1. İlgili Hukuk1. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun (506 sayılı Kanun) 68 ve geçici 91. maddeleri.2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 34, 35, 54 ve geçici 1. maddeleri.3. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin geçici 4. maddesi.2. Değerlendirme1. Bilindiği üzere sosyal güvenlik hakkı temel insan haklarından olup uluslararası hukuk normları ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyet Anayasası'nda güvence altına alınmıştır. Bireyleri toplum içinde iktisadi bakımdan desteklemeyi, muhtaçlığa düşmesini önlemeyi, sosyo-ekonomik ve fizyolojik risklerin sonuçlarına karşı korumayı hedef alan bir haktır (Kadir Arıcı, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku, Ankara 2015, s. 95).2. Ölüm ise gerçekleşmesi mutlak ancak ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen tipik bir sosyal güvenlik riskidir (Arıcı, s. 386). Bu risk hak sahibi konumunda olan eş, çocuk ve ana/baba yönünden etkili olacaktır. Sigortalının ölümü ile birlikte sağ kalan hak sahibi aile bireyleri gelir kaybına uğrayacak, bu nedenle sosyal güvenlik yönünden bir korumaya gereksinim duyacaklardır. İşte bu noktada ölüm sigortası ile risk altında olan hak sahiplerinin sosyal güvenlik hakları koruma altına alınmıştır.3. Sadece hak sahibi niteliğini taşımak ölüm sigortasından aylık bağlanması için yeterli değildir. Bu niteliğe ek olarak birtakım koşulların gerçekleşmesi gereklidir. Bu koşullardan bir kısmı doğrudan doğruya hak sahibi kişiler ile ilgili iken diğer kısmı ise sigortalıya ilişkindir.4. Belirtilmelidir ki, ölüm aylığı tahsisi yönünden ölenin tabi olduğu sosyal güvenlik kanunu kapsamında sigortalı sayılması, belirli bir sigortalılık süresine ulaşılması ve belli gün sayısı prim ödenmesine ilişkin koşullar sigortalıya ilişkin koşullardır.5. Hak sahiplerine ilişkin koşullar ise eş ve çocuklar ile ana/baba yönünden farklılık arz etmektedir.6. Uyuşmazlığın çözümü için hak sahibi kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanması ile ilgili yasal mevzuatın incelenmesinde yarar vardır.7. Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 02.07.1973 yürürlük tarihli 1753 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile yeniden düzenlenen 68. maddesinin I/C-a bendine göre; "yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan" kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanması mümkün olmakla birlikte aynı maddenin (VI) numaralı bendine göre de kız çocuklarına bağlanan ölüm aylıkları Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya başladıkları ya da evlendikleri tarihi takip eden devre başından itibaren kesilecektir. Ayrıca (VI) numaralı bendin son cümlesinde "... evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir..." düzenlemesine yer verilmiştir.8. Ancak 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile 506 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (VI) numaralı bendindeki "çalışmaya" ifadesinden sonra gelmek üzere "buralardan gelir veya aylık almaya" ibaresi eklenmiştir.9. Öte yandan 4958 sayılı Kanun’un 53. maddesi ile 506 sayılı Kanun’a eklenen Ek 47. madde ile de "kız çocuklarının sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmiş ülkelerdeki sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmaya başlamaları veya bu ülkelerin sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir veya aylık almaya başlamaları" hususları bağlanmış gelir ve aylıklar bakımından kesme nedeni sayılmıştır.10. Sosyal Sigortalar Kanunu'na 5386 sayılı Kanun ile 09.07.2005 tarihinde eklenen geçici 91. maddeye göre 06.08.2003 tarihinden önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıklar bunların evlenmeleri, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları hâlleri hariç olmak üzere geri alınmaz. Maddenin altıncı ve yedinci fıkraları ile de birinci fıkraya göre aylığın kesilmesi önlenenlerin, 01.10.2008 tarihine kadar aylık almaya devam edecekleri düzenlenmiştir. Sonuç olarak 02.07.1973 yürürlük tarihli 1753 sayılı Kanun ile getirilen 506 sayılı Kanun'un 68. maddesinde düzenlenen “evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almağa hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” hükmü aynı Kanun’un geçici 91. maddesi ile yürürlükten kalkmamış olup uygulanmaya devam etmiştir.11. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 34. maddesinde ise bu Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması yanında kız çocuklarının yaşları ne olursa olsun evli olmaması ve evli olmakla birlikte sonradan boşanması veya dul kalması hâlinde aylık bağlanacağı düzenlenmiştir.12. Gelir ve aylıkların birleşmesini düzenleyen 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesinde sigortalı veya hak sahibine aynı anda birden fazla aylık ve gelirin bağlanması durumu ortaya çıktığında başka bir anlatımla gelir veya aylıkların birleşmesi söz konusu olduğunda hangi aylık veya gelirin bağlanacağı hususu düzenlenmiş, maddenin 5. fıkrasında ise hem eşinden hem ana/babasından ölüm aylığına hak kazananlara tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından olan aylığın bağlanacağı belirtilmiştir.13. Bu aşamada hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihin irdelenmesi gereklidir.14. Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin geçiş hükümlerini düzenleyen 5510 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edileceği, gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmış olup bu maddedeki düzenleme gereğince yürürlükten kaldırılan ilgili Kanun hükümlerinin uygulanabilmesi için 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce aylık bağlanmasına ilişkin sürecin tamamlanması ya da hak kazanıldığının tespit edilmesi gerekmektedir.15. Hak sahibi kavramı 5510 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasının 7. bendinde tanımlanmıştır. Bu hükme göre hak sahibi, sigortalının veya sürekli iş göremezlik geliri ile malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığı almakta olanların ölümü hâlinde gelir veya aylık bağlanmasına veya toptan ödeme yapılmasına hak kazanan eş, çocuk, ana ve babasını ifade etmektedir. Şu hâlde maddede yapılan tanım doğrultusunda denebilir ki, kişilerin sadece eş, çocuk, ana ve baba gibi sıfatları taşıması hak sahipliği için yeterli olmayıp kız çocukları yönünden ayrıca bu sıfatın yanı sıra çalışmama, evli olmama ya da dul kalma gibi koşulların da oluşması gerekmektedir.16. Nitekim 5510 sayılı Kanun’un 35. maddesinde yer alan ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıkların, hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması hâlinde bu niteliğin kazanıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren başlatılacağına ilişkin düzenleme ile de her zaman sigortalının ölümü ile hak sahipliğini kazanma tarihlerinin aynı olmayacağına vurgu yapılmıştır.17. Gelinen bu noktada belirtilmelidir ki, ölüm sigortasından aylık bağlama koşulları değerlendirilirken hak sahipliği sıfatının kazanıldığı başka bir anlatımla hak sahipliği hakkının doğduğu tarihteki mevzuat hükümleri ile düzenlenen şartların dikkate alınması gerekmektedir. Hakkın doğması ise hak sahipliği sıfatına yönelik tüm şartların sağlanması olarak anlaşılmalıdır.18. Öte yandan 12.05.2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin geçici 4. maddesinini 2. fıkrası 05.12.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik ile "Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümleri uygulanır." şeklinde değiştirilerek Kanun’un yürürlüğünden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki kanun hükümlerinin uygulanacağı açık ve net olarak belirtilmiştir.19. Somut olayda, davacıya 1479 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun md. 4/1-b) kapsamında sigortalı iken 12.03.2019 tarihinde vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı bağlandığı, 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 08.09.1984 tarihinde vefat eden babasından dolayı ölüm aylığı bağlanması talebinin Kurumun 28.05.2019 tarihli yazısı ile 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesi gereğince sigortalı eşinden ölüm aylığı alması nedeniyle babasından dolayı ölüm aylığı bağlanmayacağı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.20. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut dava incelendiğinde; sigortalıya ilişkin koşulların sigortalının ölüm tarihinde; hak sahibine ilişkin koşulların ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuat kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacının eşinin 01.10.2008 tarihinden sonra vefat ettiği, babasından dolayı ölüm aylığı alma açısından hakkı doğuran olayın eşin vefatı olduğu ve babasından dolayı hak sahibi sıfatını eşinin ölümü ile kazandığı, bu nedenle eşinin ölüm tarihinde yürürlükte olan ve uygulanması gereken 5510 sayılı Kanun'un 34... . maddelerindeki düzenlemelere göre davacıya hem eşinden hem de babasından dolayı ayrı ayrı ölüm aylığı bağlanması mümkün olmayıp davacının çift aylığa hak kazanmasına olanak bulunmamaktadır.21. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2023 tarihli ve ███████-968 Esas, ████████ Karar; ███████-991 Esas, ████████ Karar; ███████-992 Esas, ████████ Karar; ███████-995 Esas, ████████ Karar; ███████-999 Esas, ████████ Karar; ███████-1002 Esas, ████████ Karar; ███████-1048 Esas, ████████ Karar; ███████-1134 Esas, ████████ Karar; ███████-1178 Esas, ████████ Karar; ███████-1179 Esas, ████████ Karar; ███████-1181 Esas, ████████ Karar; ███████-1185 Esas, ████████ Karar; ███████-81 Esas, ████████ Karar; ███████-154 Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.22. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında davacının babasının 01.10.2008 tarihinden önce vefat ettiği, 5510 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesine göre ölüm aylığının 506 sayılı Kanun hükmüne göre bağlanacağı, babadan dolayı bağlanan aylığın 5510 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylık olmadığı, 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesinde “Bu kanuna” göre bağlanacak aylıktan bahsedildiği için 5510 sayılı Kanun’un uygulanmayacağı, 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesinin somut olayda uygulanabilmesi için hak sahibi sıfatı ile ölüm aylığı talep edilebilecek her iki sigortalının ölüm tarihinin de 01.10.2008 tarihinden sonra olması gerektiği, hak sahipliği sıfatının babanın ölümü ile kazanıldığı ancak ölüm aylığı bağlanmasına ilişkin şartlar eşin ölümü ile tamamlandığından direnme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüşse de bu görüş Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.23. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır.24. Öte yandan Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararı verilmesine rağmen gerekçeli kararda "..Yargıtay ilamına uyulmak sureti ile yapılan açık yargılama sonunda.." şeklinde yazılması maddi hata olarak değerlendirilmiş ve esasa etkili görülmeyerek işaret edilmekle yetinilmiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.