Yargıtay 8. Ceza Dairesi, usulsüz tebligat nedeniyle öğrenme üzerine temyiz edilen "başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü zamanaşımı nedeniyle bozarak davanın düşmesine karar verdi.
Özet: Sanığın yokluğunda kurulan hükmün tebliğ kanununda belirtilen iki aşamalı yönteme aykırı olarak doğrudan adres kayıt sistemine yapılması nedeniyle usulsüz olduğu, dolayısıyla buna dayalı ek kararın hukuken geçersiz olduğu tespit edilerek, sanığın temyiz talebi süresinde kabul edilmiştir; yapılan incelemede, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçuna ilişkin hüküm için öngörülen sekiz yıllık olağan zamanaşımı süresinin mahkumiyet tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar dolduğu belirlendiğinden, hükmün bozulmasına ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine oy birliğiyle karar verilmiştir.

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararSUÇ
: Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılmasıHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ek kararın onanmasıSanığın yokluğunda kurulan 13.12.2012 tarihli kararın sanık ...'ın MERNİS adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmış olup; aynı Kanun'un 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata aynı Kanun'un 23. maddesinin bir ila sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetildiğinde, yapılan tebliğin usulsüz olduğu, bu kapsamda ... Asliye Ceza Mahkemesinin 05.02.2013 tarihli ek kararının hukuki değerden yoksun olduğu nazara alınarak, sanık ...'ın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;Sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Sanık hakkında yargılama konusu eylem için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun(5237 sayılı Kanun) 268. maddesi yollamasıyla 267/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesi gereği 8 yıl olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmış, 5237 sayılı Kanun’un 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 13.12.2012 mahkumiyet tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıl olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.Açıklanan nedenle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1. bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.09.2025 tarihinde karar verildi.