Badem şekeri tasarımının yenilik ve ayırt edicilik vasfından yoksun olması nedeniyle hükümsüz kılınarak tasarım hakkına tecavüz iddiasının reddedildiği temyiz dosyası.
Özet: Davacı şirketin tescilli badem şekeri tasarımının, piyasada benzerlerinin bulunması ve uzman raporlarına göre küçük farklılıkların ürünü yeterince özgün kılmaması nedeniyle yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini karşılamadığı tespit edilerek hükümsüzlüğüne karar verilmiş; bu doğrultuda, davacının tasarım hakkına tecavüz, haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat talepleri reddedilirken, davalı tarafın tasarımın iptali ve sicilden terkinine yönelik karşı davası kabul edilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, █████████ KararHÜKÜM
: Esastan RetİLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı- karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAPDavacı vekili dava dilekçesinde, müvekillinin ██████████ tescil numaralı çoklu tasarımın sahibi olduğunu, görselin incelenmesinde görüleceği üzere müvekkili şirketin ... diğer badem şekerlerinin aksine dış yüzeyinin pürüzsüz beyaz kaplama ile kaplanmadığını, beyaz şekerleme kaplamasının farklı şekilde dağıtıldığını ve ham madde olan bademin bazı kısımlarının da görünür hale geldiğini, müvekkilinin diğer badem şekerlerinden farklı ve ayırt edilebilen ... ürettiğini, davalı tarafın işbu tasarıma birebir aynısını, müvekkilinin bilgisi ve izni olmaksızın piyasaya sunduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin tasarım haklarına mütecaviz eylemler gerçekleştirdiğini, bu hususun tespit edildiğini, davalı tarafın, müvekkilinin tasarımını haksız ve hukuka aykırı kopyalayarak kendi ürünüymüş gibi satışa sunan davalı tarafın haksız kazanç elde etme gayesi içerisine girdiğini ileri sürerek davalının müvekkiline ait tasarım hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, tasarım hakkına tecavüzün men'ine, durdurulmasına, kaldırılmasına (ref’ine) ve mümkün olduğu takdirde tecavüze konu ürünler ile kalıplar üzerinde müvekkile mülkiyet hakkı tanınmasına, mümkün olmadığı takdirde bunların imhasına, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 151/4 hükmü kapsamında ek tazminat, 80.000,00 TL manevi tazminat ve 20.000,00 TL itibar tazminatına tespit tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.II. CEVAP VE KARŞI DAVADavalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde, "..." müvekkili firma tarafından müşterilerine sunulan bir ürün olduğunu ve ürünün tespit isteyen tarafın “...” tasarımını tescil tarihinden çok öncelere dayandığını, kaldı ki piyasada benzer nitelikte sayısız sunumların bulunduğunu, davacıya ait tasarımda "yenilik" ve “ayırt edicilik" unsuru bulunmadığını, davacı (karşı davalı) adına tescilli olan (██████████ tescil numaralı) tasarımın tescil işleminin yolsuz olduğunu, davacı tasarımının ayırt edicilik ve yenilik özelliği taşımadığını, bu nedenle ortada doğal bir karışım, doğal bileşim bulunduğunu, her bir ürünün kaplama özelliği, kalınlığı, boyutu farklı, kaplanan şekerin kimyasal bileşimi farklı olabileceğini, dolayısıyla “ayırt edicilik” unsurundan söz edilemeyeceğini ileri sürerek davacının (karşı davalı) davasının tüm talepler yönünden reddine, karşı davanın kabulü ile davacı/karşı davalı lehine tescil edilen 29.04.2019 tarihli ve ██████████ tescil numaralı “...” tasarımının iptali ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bilirkişilerce yenilik kırıcı olarak tespit edilen üründe bulunan kaplamanın davaya konu tasarıma göre daha kabarık olmasının ve beyaz değil, kırık beyaz olmasının ürünü farklılaştırmaya yetmediği, küçük ayrıntı düzeyinde kaldığı, yenilik ve ayırdedicilik kriterini karşılayamayan davacı-karşı davalının tasarımının hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği ve söz konusu hükümsüzlük kararının geçmişe etkili mahiyeti nazara alınarak asıl davadaki aynı tasarımdan doğan haklara tecavüzün tespiti ve tazminat talebine yönelik davanın reddine karar vermek gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkemece verilen kararda usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZ İNCELEMESİA.Dava ve Hukuki NitelendirmeAsıl dava, tasarımdan doğan haklarına tecavüzün tespiti, men ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat talebine; karşı dava, tasarımın yenilik ve ayırt edicilikten yoksun olması sebebiyle hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.