Bölge Adliye Mahkemesi, ortak ibare içeren marka başvurusunun mevcut markalarla karıştırılma ihtimali bulunduğundan tescilinin iptaline karar verdi.
Özet: Bir marka uyuşmazlığında, davacının "..." ve "..." ibareli tescilli markalarına dayanarak davalının "..." ibareli marka tescil başvurusuna yaptığı itirazda, ilk derece mahkemesi markalar arasında görsel, sesçil ve anlamsal benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, ancak istinaf incelemesinde bölge adliye mahkemesi, başvuru kapsamındaki hizmetlerle davacı markalarının kapsamındaki hizmetlerin aynı/aynı tür olduğunu ve markaların "..." ibaresini ortak olarak içermesinden kaynaklanan yüksek derecede benzerlik ve tüketicilerde karıştırılma ihtimali bulunduğu sonucuna vararak ilk derece mahkemesi kararının aksine hükmetmiştir.
11. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, █████████ Karar
HÜKÜM
: Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı gerçek kişinin ███████████ sayılı “... ...” ibareli 40. sınıftaki marka tescil başvurusuna, müvekkilinin “...”, “...” ibareli markalarına dayalı olarak TÜRKPATENT nezdinde gerçekleştirdiği itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla kısmen kabul, kısmen reddedildiğini, müvekkilinin itiraza mesnet markalarının tanındığını, markalar arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu, işaretlerin karıştırılacağını, başvurudaki “...” kelimesinin ayırt edicilik sağlamadığını, daha önce de ██████████ sayılı aynı ibareli marka başvurusunun TÜRKPATENT tarafından reddedildiğini, dava konusu markanın aynı sınıfta tescil edilmek istendiğini, seri marka izlenimi verdiğini, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-7809 sayılı YİDK kararının iptaline ve ███████████ sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, markaların birbirlerine benzemediklerini, “...” kelimesinin tek başına ayırt edici olmadığını, müvekkil markasının ülke çapında tanındığını, davacının İstanbul ve Kocaeli’de, müvekkilinin ise Bursa’da faaliyet gösterdiğini, mal ve hizmetlerin farklı olduğunu, davacının markasını kullanmadığını, müvekkilin yirmi yılı aşkın bir süredir özellikle eşarp, şal, mendil gibi giysi aksesuarlarının perakende satışı ve üretimi alanlarında “... ...” ibareli markalar ve ticaret unvanı ile faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 10.04.2013 başvuru, 09.09.2015 tescil tarihli “...” ibaresini içerir markasının da bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “... ...” ibareli marka başvurusu ile davacıya ait “...” ibareli tescilli markalar içinde her ne kadar “...” ibaresi ortak yer alsa da markaların bütünselliği ilkesinden hareketle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6/1 hükmü kapsamında iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK’nın 6/5 hükmündeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının kanıtlanamadığı, davacının “... ...” ibareli başvuru üzerinde SMK’nın 6/6 hükmü anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının ve 6/9 hükmü anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru kapsamındaki uyuşmazlık konusu 40. sınıf hizmetler, davacının mesnet markalarının kapsamındaki hizmetlerle aynı/aynı tür olduğundan, taraf markaları arasında emtia benzerliğinin gerçekleştiği, dava konusu başvurunun “... ...” ibaresinden oluştuğu, davacının mesnet markalarının ise “...” ve “...” asıl unsurunu içerdikleri, bu durumda, taraf markaları arasında “...” ibaresini ortak olarak içermelerinden kaynaklanan yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, başvurudaki “...” ibaresinin de “...” ibaresine vurgu yaptığı, başvuruda ayırt ediciliği sağlayacak başkaca bir unsura yer verilmediği, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta fark edemeyecekleri, başvurunun davacı markalarının serisi gibi algılanabileceği, işaret benzerliğinin gerçekleştiği, taraf markaları arasında SMK’nın 6/1 hükmü anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, her ne kadar davacı vekili tanınmışlık, ticaret unvanına dayalı fikri mülkiyet hakkı ve kötüniyet gerekçelerine de dayanmış ise de davacının SMK’nın 6/5 hükmündeki koşulların oluştuğunu kanıtlayamadığı, ticaret unvanının 40. sınıf uyuşmazlık konusu hizmetlerde kullanıldığı ve başvurunun kötüniyetle yapıldığına dair somut delil ileri süremediği, bu yönlerdeki itirazların yerinde görülmediği, davalı gerçek kişi vekili tarafından, dava konusu ibare üzerinde müktesep hakları bulunduğu yönünde savunmalarda bulunulmuş ise de, müktesep hakka esas marka numarasının bildirilmediği, beyan ettiği tescil tarihi itibariyle de davalı lehine müktesep hak şartlarının oluşmadığı, bu itibarla, taraf markaları arasında SMK’nın 6/1 hükmü anlamında iltibas bulunması nedeniyle yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalılar vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Davalı gerçek kişinin “... ...” ibareli marka başvurusu ile davacıya ait “...” ibareli tescilli markalarda her ne kadar “...” ibaresi ortak olarak yer alsa da markalar arasında görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kitlesinin davacının “...” ibareli tescilli markalı mallarından/ hizmetinden satın almak/ yararlanmak isterken davalının “... ...” ibareli başvuru markalı malı/ hizmeti satın almak/ yararlanmak şeklinde bir hataya düşmeyeceği, markalar arasında işletmesel bağlantı olduğu algısının da oluşmayacağı, SMK’nın 6/1 hükmündeki iltibas koşullarının bulunmadığı nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazlı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde ilgililere iadesine, 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!