Estetik meme küçültme ve kol germe operasyonları sonrası gelişen enfeksiyon, kalıcı hasar iddiaları ve malpraktis gerekçesiyle açılan tazminat davasının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, 2016da sırt ağrıları nedeniyle geçirdiği meme küçültme ameliyatlarının ardından enfeksiyon, kolunu kullanamama, omuzda yırtıklar, kistler, göğüslerde asimetri ve estetik kaygılar gibi sağlık sorunları yaşadığını, işini kaybettiğini, ekonomik ve psikolojik olarak zarar gördüğünü iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep ederken; davalı hastane, davacının ameliyat sonrası talimatlara uymadığını ve kusurlu davrandığını, davalı doktor ise hastanın bünyesel yapısının müdahaleyi zorlaştırdığını ve kendi kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemektedir.
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İHBAR OLUNAN
: ... vekili Avukat ...
...
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili ile davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, göğüslerinin büyük olması nedeniyle sırtında ağrıya yol açtığından 08.04.2016 tarihinde ... Özel Hastanesine muayene olmak ve bilgi almak üzere gittiğini, hastanede plastik cerrahi uzmanı Dr. ... ile görüştüğünü, operasyonlar için 7.000,00 TL ücret talep edildiğini, 09.04.2014 tarihinde ameliyat edildiğini, ameliyat sonrası davacıda iltihap oluştuğunu, davacının bu ağrılar ve iltihap nedeniyle aylarca davalı hastaneye doktoru ile görüşmeye gittiğini ve her defasında doktor tarafından bu ağrıların ve iltihabın normal olduğu söylenerek verdiği antibiyotiklerle eve gönderildiğini, ameliyattan 9 ay sonra ağrı ve sıkıntılarının devam etmesi üzerine aynı hastaneye tekrar giderek tekrar başka yerde ameliyat olmak için ücret talep ettiğini, hastane yönetiminin davalı Doktor ... hakkında fazla şikayet olduğundan işine son verildiğini, hatanın kendilerinde olduğunu beyan ederek, ikinci ameliyatı ücretsiz yapacaklarını davacıya söylediklerini, davacının, davalı Dr. ... ile görüştüğünü ve 13.01.2016 tarihinde ameliyat günü verildiğini, ameliyattan sonra davacının sıkıntılarının devam ettiğini ve değişen hiç birşey olmadığını, davalı doktorlar tarafından gerçekleştirilen ameliyatlardan sonra davacının, kolunu kullanamaz olduğunu, omuzunda yırtık ve buna bağlı kistler oluştuğunu, kolunun altında ve göğsünde sürekli kontrol altında tutulan kitleler oluştuğunu, göğsünün birinin büyük, birinin küçük kaldığını, kolunda potluk oluştuğunu, estetik ameliyat denilmesine rağmen dikiş izleri kaldığını, davacının ekonomik sıkıntıları sebebi ile tekrar davalı hastane ile görüşüp yardım istediğini, ancak hastane tarafından kabul edilmediğini, davacının, her ameliyat sonrası işe gidemediğini ve rapor almak zorunda kaldığını, davacının ameliyatlar nedeniyle işine son verildiğini, davacının ameliyat için arabasını sattığını, psikolojisinin bozulduğunu bildirilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının, davalı hastaneye başvuruda bulunduğu tarihte davalı doktorun hastanede çalışmadığını, davacının daha önce mide küçültme operasyonu geçirdiğini, davacı tarafından, davalı doktora ameliyat sonrası dönemden bugüne kadar geçen zamanda, dilekçede belirtilen şikayetlerden herhangi birini hiçbir zaman yansıtmadığını, davacıya, kendi şikayetleri doğrultusunda, herhangi bir yönlendirme yapılmadan meme dikleştirme ve kol germe ameliyatları önerildiğini, görüşme sırasında planlanan ameliyatlar için geçerli tüm bilgilerin davacıya sözlü, yazılı ve görsel olarak anlatıldığını, davalı doktor tarafından görüşme sırasında davacıya çok memnun kalacağı, ağrılarının olmayacağı gibi kesin ve net hiçbir beyanının olmadığını, operasyon sonrası ilk saatte davacı hastaya defalarca telkin edilmesine rağmen davacı hastanın odasından hemşirelerden habersiz ayağa kalktığını ve düştüğünü, ayağa kalkma öncesinde davacı hastaya meme ve kol ameliyatını koruma amaçlı takılan korse ve sütyenler takılmamışken davacı hastanın söz dinlemeyerek mobilize olmasının ameliyat sonuçlarını riske soktuğunu, davacının uyarıldığını, davacı hastanın aynı gün 6 kat aşağı inerek kafeteryada sigara içerken yakalandığı, davacının, tedavi sürecinde özensiz davrandığını, davalıya atfı kabil kusur rücuunda bulunulamayacağını bildirilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 2016 yılının ilk aylarında, daha önce meme ameliyatı yapılmış ve enfeksiyon geçirmiş bir hastadan bahsedilerek hastayı muayene edip edemeyeceği sorularak, hastanın maddi imkânları yetersiz genç bir bayan olduğu belirtilerek görüşünün istendiğini, hastanenin bir çalışanı olmadığını ve sadece yabancı uyruklu hastaları ile ilgili önemli yaralanmalarda destek amacı ile hastaneye gittiği için vakaların durumuna göre ara ara ve hastalar toplandığı zaman davet edildiğini, bu nedenle hastayı davet ederlerse bir sonra geldiği dönemde kendisini görebileceği ve hiçbir ücret talebinin olmadığını söylediğini, davalı doktorun mümkün olan her türlü özeni göstermesine rağmen, hastanın bünyesel yapısı çok sınırlı müdahale edilebilir olduğundan, davacının şahsi beklentisinin yapılabilirlilik sınırının çok üstünde olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminata ilişkin talepleri açık olmadığı gibi delili de bulunmadığını, dava dilekçesindeki anlatımlar doğrultusunda niteliği itibari ile belirsiz alacak davası olmadığını, maddi tazminatla ilgili alacak talebinin dava dilekçesine göre harcanan masraflarla ilgili olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması talebinin usul ve yasaya uygun olmadığını belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davalı ... Turizm İnşaat San. ve Tic. A.Ş. (... Üniversitesi Özel .... Hastanesi) vekili cevap dilekçesinde; davalı hastanenin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacıya uygulanan tıbbi işlemde herhangi bir mesleki hata olmadığını, kusur iddiasını, zarar ve ziyanı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacıya uygulanan tıbbi işlemde mesleki hata olduğu kanatine varılsa dahi, davalı hastane açısından kusur izafe edilmesi ve/veya adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacıya uygulanan tıbbi işlemin ne estetik uygulamalara dönük kısmında ne de sair hususlarda kendisine %100 başarı garantisi verilmediğini, muhtemel komplikasyonların ve olasılıkların ayrıntılı olarak izah edildiğini, her iki operasyon kapsamında, hem öncesinde hem de süreçlerde ayrıntılı bir şekilde yazılı ve sözlü olarak aydınlatıldığını, talep ve rızasının alındığını, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin dayanaksız olduğunu bildirilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli kararı ile; Adli Tıp 7. İhtisas Kurulunun davacının muayenesi sonrasında düzenlenen raporda, davalı doktorlar tarafından yapılan ameliyatlar ve yöntemlerinin, tekniğinin doğru olduğu, izlerin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı, saptanan bulgular ve izlerin kabul edilebilir sınırlar içinde olduğu, sarkmaların tamamen giderilemeyeceği, tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hekimin özen borcunu yerine getirmiş olduğu, davacı muayene edilerek düzenlenen 08.04. 2021 tarihli raporda da, adı geçen davalı doktorlar tarafından yapılan ameliyatlardan sonra davacı şikayetlerinin doktorların özen eksikliğinden ziyade, davacının geçirdiği mide küçültme ameliyatı sigara içilmesi gibi faktörlere bağlı olduğu, meme dokusundaki protez sarkmasının, gebelik, fazla kilo alma gibi durumlardan sonra görülebileceği, davacının hamilelik geçirmiş olmasının değerlendirmeyi güçleştirdiği bildirilmiş olduğu, davacının bilgilendirilmiş olduğu dosyada mevcut onam formları ile sabit olduğu gibi, adli tıp raporu ve bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya yeterli bulunduğu, davalı doktorlar ve davalı hastanenin yapılan işlemler nedeniyle kusurlu kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli kararına karşı süresinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.04.2022 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.04.2022 tarihli kararının süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince, davacının meme küçültme, dikleştirme ve kol germe ile ilgili isteminin yüklenici tarafından daha güzel bir görünüme kavuşturulacağı yönünde bir garanti verilmesi ve müdahale sonrası sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi niteliğinde olduğu, ancak yapılan ilk ameliyat ve sonrasındaki revizyon ameliyatında da taahhüt edilen sonucun gerçekleşmediği, 10.04.2014 tarihinde gerçekleştirilen meme küçültme, dikleştirme ve kol germe operasyonu kapsamında aynı gün meme küçültme, dikleştirme ameliyatı için davacının aydınlatılmış onamının alındığı, ancak aynı operasyonda gerçekleştirilen kol germe ameliyatı için davacının aydınlatılmış onamının alınmadığı, 13.01.2015 tarihinde gerçekleştirilen revizyon operasyonunda ise meme büyütme ameliyatı için davacının aydınlatılmış onamının alınmadığı, yapılan estetik müdahalenin sonucu itibariyle davacı yararına sonuç vermediği, tıbbi müdahalenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu gözetmeyen ve bu hususta değerlendirme içermeyen bilirkişi raporlarına dayanılmasının hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekiline 10.000,00 TL talep edilen maddi zarar kalemlerinin nelerden ibaret olduğunu açıklaması için HMK 31. md gereği iki haftalık kesin süre verildiği, vekilin kesin süre içerisinde beyanda bulunduğu, dilekçe ekinde sunmuş olduğu zarar kalemlerinden 5.250,00 TL'lik tutarın davalı hastaneye ilişkin olduğu, diğer tutarların ispatlanamadığı gerekçesiyle, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.250,00 TL'nin 09.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi yönünden ise, somut olayın özelliklerine, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre kısmen kabulü ile, 30.000,00 TL'nin 09.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Maddi tazminat talebi bakımından müvekkilin sigortalı olmasına rağmen ameliyat tarihinde alınan ücretler (tahlil ve tetkik ücretleri, ameliyat ücreti), hastaneye ulaşım ücretleri, müvekkilinin işinin sona ermesi sebebiyle mahrum kaldığı maaş ödemeleri, müvekkilinin aracını satarak aynı gün hastaneye gönderdiği para miktarından anlaşılan ücretleri konusunda mahkemece değerlendirme yapılmadığını, mahkemece bunların re'sen incelenmesi gerektiğini,
b. Manevi tazminat talebi bakımından 30.000,00 TL kabul ile %83 oranında aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve verilen kararın uyma mahiyetinde değil de direnme kararı mahiyetinde olduğunu beyan etmektedir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a. Görüşme sırasında planlanan ameliyatlar için tüm bilgilerin davacıya sözlü, yazılı ve görsel olarak anlatıldığını, onamın usulüne uygun yapıldığını,
b. Görüşme sırasında davacıya çok memnun kalacağı, ağrılarının olmayacağı gibi kesin bir beyanının olmadığını,
c. Operasyon sonrası ilk saatte davacı hastaya defalarca telkin edilmesine rağmen davacı hastanın odasından hemşirelerden habersiz ayağa kalkıp düştüğünü, ayağa kalkma öncesinde davacı hastaya meme ve kol ameliyatını koruma amaçlı takılan korse ve sütyenler takılmamışken davacı hastanın mobilize olmasının ameliyat sonuçlarını riske soktuğunu, davacının aynı gün 6 kat aşağı inerek sigara içerken yakalandığını, davacının tedavi sürecinde özensiz davrandığını,
d. Davalı doktorun Eylül 2014 tarihinde davalı hastaneden kendi isteği ile ayrıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının şikayetleri olmuş olsa dahi şikayetlerin bulunduğu zaman, davalı doktorun hastanede çalışmadığı döneme rastladığından davalıya atfı kabil kusur bulunmadığını beyan etmektedir.
3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a. Aydınlatılmış onam almanın hekimin değil sağlık kurumunun görevinde olduğunu, dava dilekçesinde de aydınlatılmadığına dair de bir iddia bulunmadığını, taleple bağlılık ilkesine aykırı hareket edilmemesi gerektiğini,
b. Bozma ilamının aksine ameliyattan beklenen sonuçların gerçekleşmemesinin sebebinin davacının ameliyat sonrası talimatlara uymaması olduğunu,
c. Bozma ilamında ikinci ameliyat için taraflar arasında eser sözleşmesi mahiyetinde hukuki ilişkinin bulunduğu değerlendirmesinin doğru olmadığını, ikinci ameliyatın tamamen tedavi amaçlı yapıldığını beyan etmektedir.
4. Davalı Hastane vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacıya şifa garantisi verilmediğini, bunun mesleki yasak olduğunu,
b. Hastanenin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacıya uygulanan tıbbi işlemde herhangi bir mesleki hata olmadığını, maddi tazminata hükmedilebilmesi için ise kusurun varlığı gerektiğini, davacının talebinin hastaneye yapılan ödeme olan hizmet bedelinin iadesi olmadığını, ancak mahkemece maddi zarar tespit edilemeyince bu bedelinin iadesine hükmedildiğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu,
c. Davacının yaşam tarzından kaynaklanan ameliyat sonrası sonuçlar bakımından aleyhlerine şartları oluşmadan manevi tazminat kararı verilmesinin sebepsiz zenginleşmeye sebep olacağını,
d. Yazılı ve sözlü aydınlatılmış onamının alındığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!