İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ticari ilişkiden kaynaklanan menfi tespit davasında teminat senedi geçerliliği ve icra takibi durdurulması talebi.
Özet: Menfi tespit davasında davacı, davalı tarafından başlatılan icra takibine dayanak gösterilen bononun ticari ilişkiden kaynaklanan bir teminat senedi olduğunu, dolayısıyla kıymetli evrak vasfı taşımadığını ve vadesinin sonradan eklendiğini ileri sürerek borçlu olmadığını ve takibin durdurulmasını talep etmektedir; davalılar ise, bononun geçerli bir kıymetli evrak olduğunu, teminattır ibaresinin senede tek başına teminat niteliği kazandırmadığını, davacının borçsuzluk iddiasını ispatlayamadığını ve haksız açılan davanın reddiyle kötü niyet tazminatı ödenmesini talep ederek yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili Mahkememize sunmuş olduğu ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesi ile, Davalılardan ...'ın, müvekkili aleyhine .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile 200.000,00-TL tutarlı 30.07.2023 faiz başlangıç tarihli bono, 35.128,77-TL 30.07.2023-07.02.2024 tarihler arasında (%44,25) bono işlemiş faizi, 600,00- TL %0,3 komisyon olmak üzere toplam 235.728,77-TL alacak talebi ile teminat senedi niteliğindeki evrakı dayanak belge yaparak icra takibi başlattığını, müvekkilin davalı tarafa herhangi bir borcu olmadığnı, takibe konu alacağın dayanağı olan evrakın teminat senedi olarak düzenlenmiş olup, kıymetli evrak niteliği bulunmadığını, vade tarihi sonradan yazılmış olup, yazı farklılığının gözle görülür şekilde anlaşıldığını, kıymetli evrak vasfına sahip olmayan evrakın cirosunun da mümkün olmadığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalıların TMK m.2 ye aykırı davranarak müvekkil aleyhine icra takibi başlatmış olup, huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar takibin tedbiren durdurulmasını talep ettiklerini, müvekkilinin borçlu olmadığından alacağın temliki durumunun da söz konusu olmadığını, arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takibinin tedbiren durdurulmasına, hacizlerin kaldırılmasına, dosyaya yapılan ödemelerin davalı alacaklıya ödenmemesine, davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, davacı müvekkil aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosya ile haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan icra takibinin iptali ile davalılar aleyhine %20'den az olmamak koşuluyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir.
Davalı ... vekili Mahkememize sunmuş olduğu █████/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Teminat senedi iddiasına ilişkin olarak senet üzerinde yazılacak olan teminattır ibaresinin tek başına senede teminat senedi olma hüviyetini kazandırmadığını, teminat senedidir, devredilemez, ciro edilemez ibarelerinin tek başına geçersiz olduğunu, hiç yazılmamış kabul edildiğini, senedin vade kısmına "Teminat Senedidir" ibaresinin yazılması gerektiğini, senedin ön yüzüne "Şu sözleşmeye konu olarak hazırlanmıştır" denilmesi gerektiğini, senedin arka yüzünü (ciro edilen bölüme) hangi konu için teminat senedinin hazırlandığının özetlenmesi gerektiğini, özet kısmında "...anlaşması üzerine bu teminat sözleşmesi hazırlanmıştır, sözleşme konusu tamamlandığında teminat senedinin hükümleri geçersizdir, ciro edilemez" notunun yazılması gerektiğini, tek başına teminattır ibaresinin senedin teminat senedi olduğunu göstermekte olduğunu, bununla ilgili yargıtay hukuk genel kurulunun ilamının mevcut olduğunu, davacının, borçlu olmadığını belirtmekle birlikte bunu ispatlayacak herhangi bir belge, delil sunamamış olduğunu, ispat külfetinin davacıda olduğunu, borçlunun itiraza dayanak gösterdiği belgelerin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın haksız itirazı sebebiyle takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesinin gerektiğini, arz ve izah olunan tüm bu nedenlere; işbu haksız ve kötü niyetli davanın ve tedbir talebinin reddine, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davacının davalı müvekkile %20 icra inkar tazminatı ödemesine, huzurdaki davanın kötü niyetli olarak açılması sebebiyle uğrayacağı herhangi bir zararda dava açma hakkının saklı kaldığını belirterek yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı ... vekili Mahkememize sunmuş olduğu █████/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının borçlu olmadığını ispat edemediğini, davacının dilekçesinde kurgudan ibaret iddia ile bir borcu olmadığını belirttiğini, ancak bunu ispatlayacak ödeme belgesi gibi herhangi bir yazılı delil sunmadığını, davacının dava dilekçesinde bedelsizlik iddiasını ispatlayacak herhangi bir delil sunmadığını, farazi olarak sözde borçlarının olmadığını belirttiğini, davacının davasını ispatla yükümlü olmakla, davasını ispat edemediğini, bu sebeple hukuki dayanaktan yoksun olarak açılmış iş bu davanın reddinin gerektiğini, teminat senedi iddiasına ilişkin olarak bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için; ya senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiğinin belirtilmesi ya da ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olmasının sağlanması gerektiğini, senet üzerine yazılacak olan "teminattır" ibaresinin tek başına senede teminat senedi olma hüviyetini kazandırmaz. Teminat Senedidir, Devredilemez, Ciro Edilemez ibarelerinin tek başına geçersiz olduğunu, hiç yazılmamış kabul edildiğini, senedin vade kısmına "Teminat Senedidir" ibaresinin yazılması gerektiğini, senedin ön yüzüne "Şu sözleşmeye konu olarak hazırlanmıştır" denilmesi gerektiğini, senedin arka yüzünü (ciro edilen bölüme) hangi konu için teminat senedinin hazırlandığının özetlenmesi gerektiğini, özet kısmında "...anlaşması üzerine bu teminat sözleşmesi hazırlanmıştır, sözleşme konusu tamamlandığında teminat senedinin hükümleri geçersizdir, ciro edilemez" notunun yazılması gerektiğini, tek başına teminattır ibaresinin senedin teminat senedi olduğunu göstermekte olduğunu, bununla ilgili yargıtay hukuk genel kurulunun ilamının mevcut olduğunu, borçlunun itiraza dayanak gösterdiği belgelerin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın haksız itirazı sebebiyle takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesi gerektiğini, arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; işbu haksız ve kötü niyetli davanın ve tedbir talebinin reddine, haksı ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davacının davalı müvekkile %20 icra inkar tazminatı ödemesine, huzurdaki davanın kötü niyetli olarak açılması sebebiyle uğrayacakları herhangi bir zararda dava açma hakkının saklı kaldığını belirterek yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Dava, senetten kaynaklanan borcun tahsili için yapılan icra takibinde davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra Menfi tespit davası açmıştır.
İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamında da belirttiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Sözkonusu ispat yükünün kime ait olduğunu belirleme görevi, davanın taraflarına değil, mahkemeye aittir.
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin kambiyo senedinde görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, bedelsizlik iddiasına dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve ███████-781 E., ████████ K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.
.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 200.000,00-TL asıl alacak, 34.076,72-TL işlemiş faiz, 600,00-TL Komisyon olmak üzere toplam 234.676,72-TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun █████/2024 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; kıymetli evrak kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren, kamu güvenliğini mazhar, tedavül edilebilen senetlerdir. Bir senedin teminat olarak verildiğini ispat yükü bunu ileri süren üzerindedir. Senedin teminat vasfında olduğunun kabulü için senet ile teminat altına alınan şey arasında bağ kurulabilmesi gereklidir. Dava konusu senet hakkında davacının teminat olarak verildiğini iddia ettiği kira sözleşmesinde hüküm bulunmamakta, senet üzerinde de sözleşme ile irtibat sağlayacak bir açıklama yazmamaktadır. Bu durumda kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren senedin aksini ileri süren davacının bunu yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Senedin kira sözleşmesi ile ilişkili veya onun teminatı olduğuna/olmadığına dair bu yönde başkaca bir delil bulunmamaktadır. Davacının yemin deliline dayandığı hatırlatılmış ise de davacı tarafça ön inceleme duruşmasında celse arası beyanda bulunacağını belirtmiş ise de yemin deliline dayanmadığından yemin icra edilmemiştir. Dava değeri itibariyle ve davalı tarafın tanık dinlenilmesine muvafakatinin de bulunmadığı anlaşıldığından HMK 201. Maddesi gereğince tanık dinlenilmemiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-615,40 karar harcının peşin alınan 4.025,66-TL den düşümü ile kalan 3.410,26-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.800,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4-Davalılardan ... ve ... kendilerini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdikleri anlaşılmakla AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!