Adanada kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini ve bedel tespiti davasında, idare ile malikler arasındaki değer uyuşmazlığına yönelik temyiz incelemesi.
Özet: Kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne dair kararı üzerine, tarafların itirazlarını değerlendiren bölge adliye mahkemesi, taşınmazın arsa vasfında değerlendirilmesinde ve belirlenen kamulaştırma bedelinin emsal ile bölge koşullarına uygun bulunmasında bir isabetsizlik görmeyerek, davacı idarenin bedelin yüksek olduğu, davalıların ise bedelin düşük ve enflasyonun göz ardı edildiği yönündeki istinaf başvurularını esastan reddetmiş, böylece ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.
5. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, █████████ Karar
KARAR
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Adana ili, Yüreğir ilçesi, ... 10 80... (ifrazla yeni 10 80... ) parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçelerinde özetle; taşınmazın gerçek bedelinin mahkemece tespit edilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza arsa olarak değer biçilmesinin hatalı olduğunu, emlak vergi değeri ile belirlenen metrekare birim fiyatı arasında fahiş fark bulunduğunu, kamulaştırmadan arta kalan alanlardaki değer azalış oranının yüksek belirlendiğini, belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; belirlenen kamulaştırma bedelinin düşük olduğunu, dava tarihinde belirlenen bedel ile karar tarihine güncellenmiş hali arasında değer uyumsuzluğunun fahiş oranda olduğunu ve yasal faizle giderilmesinin de mümkün olmadığını, %40 oranında düzenleme ortaklık payı kesilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın bulunduğu çevrede kesilen düzenleme ortaklık payı oranının araştırılması gerektiğini, kamulaştırmadan arta kalan kısım için yolun giriş çıkışa kapalı nitelikte olması nedeniyle yeni yoldan faydalanma olanağı bulunmadığı gözetilerek daha yüksek bir değer azalış oranı belirlenmesi gerektiğini, belirlenen bedelin enflasyon karşısında hakkaniyete aykırı olduğunu, tespit edilen bedele kamu alacakları için uygulanan en yüksek faiz oranında faiz işletilmesi gerektiğini, taşınmazın gerçek kamulaştırma bedeli esas alınarak enflasyon nedeniyle oluşan zararın da TÜFE verileri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesini yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın imar durumu, bulunduğu konum nazara alındığında taşınmazın arsa vasfında değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, hükme esasa alınan bilirkişi raporunda somut emsal olarak Yüreğir ilçesi, ... Mahallesi 1 32... parsel nolu taşınmazın 18.01.2016 tarihli satışı nazara alınarak, dava konusu taşınmazın emsalin %65'i oranında değere sahip olabileceği, belirlenen metrekare fiyatının aynı bölgeden geçen diğer kamulaştırma dosyasındaki bedeller ile uyumlu olacağı kanaatine varılmakla yapılan hesaplamada belirlenen kamulaştırma bedeli davacı tarafa depo ettirilerek karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık görülmediği anlaşıldığından, taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle;istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili temiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca karardaki maddi hataların giderilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1.Bölge Adliye Mahkemesinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve █████ sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, ████████ Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
5. Buna karşın Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararında İlk Derece Mahkemesi ilamının esas ve karar numarasının hatalı yazıldığı anlaşılmakla bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine,
2.Kamu düzeni uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının (1) numaralı bendindeki “█████/2018 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar” ibaresinin çıkartılarak yerine “22.06.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 Esas, ███████ Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar vekillerinin 03.01.2025 tarihli dilekçesindeki “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas - ███████ Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığımız “ Düzeltilerek Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe”sine açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz. 16.10.2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!