Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari kumaş satışından kaynaklanan itirazın iptali davasında davacı tekstil firmasının ödenmeyen kumaş bedeli ve davalının ayıplı mal savunması.
Özet: Bir ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacı şirket, davalıya sattığı kumaş bedelinden kalan 113.048,00 USD alacağın tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını talep ederken; davalı şirket ise, teslim edilen kumaşların ayıplı, eksik ve sözleşmeye aykırı olduğunu, aracı vasıtasıyla yapılan karmaşık sözlü anlaşmalar neticesinde haksız ödemeler yaptığını ve bu durumdan kaynaklanan maddi zararlar ile iş kayıpları yaşadığını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; icra dosyasına sunulan faturada da görüldüğü üzere müvekkil şirket ......Tekstil tarafından davalı şirket ..... Kuyumculuk'a 36.512 metre kumaş satılmış olup bu kumaşların karşılığı olarak 146.048,00 USD'lik fatura kesildiğini, kumaşları teslim alan davalı şirketin kumaşların ödemesini yapmadığını, davalı şirketin 146.048,00 USD'lik bedelin yalnızca 33.000,00 USD'sini ödediğini, ancak bakiye bedelin ödenmediğini, davalının bu kumaşları kullanmaya devam ettiğini, bu hususun irsaliye ve ticari defterlerde görüleceğini, davalı şirketin hakkında Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla ödenmemiş borç karşılığı olan toplam 113.048,00 USD'lik asıl alacak üzerinden ödeme emri gönderildiğini ve ödeme emrinin borçluya 06.11.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, borçlu hakkında, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... B. sayılı dosyası ile açmış olduğumuz icra takibine 07.11.2023 tarihinde itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, borçlunun itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunu beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %40'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça anlaşma şartlarına aykırı, eksik, kusurlu ve ayıplı ürün teslimi yapıldığını, 2022 yılının Nisan ayında Müvekkil şirket yetkilisi .....'ı arayarak Özbekistan'da bir arkadaşına (....) gömlek tesisi kurulacağını ve bu konuda yardımcı olmasını rica ettiğini, ......firması yetkilisi ...., bu bağlamda tüm masrafları ...şirketinden karşılanmak üzere 4-5 defa Özbekistan'a giderek makinelerin kurulacağı alanda keşifler yapmış, hangi makinelerin alınacağı noktasında dava dışı ... firması ile yapılan görüşmelere katılmış ve yeni kurulacak tesiste çalışacak Türk ustaları (4 kişi) kendi çevresinden ayarladığını, ......firması yetkilisi ......, söz konusu kumaşların ..... firması tarafından satın alınması halinde, şimdiye kadar yapmış olduğu hizmetler için herhangi bir bedel talep etmeyeceğini ve bundan sonrada projeye destek olacağını belirterek kumaşların gönderilmesi için ısrarcı olduğunu, müvekkil şirket yetkilisi ...... ise, ..... şirketinin emanet parasının kalmadığını ve ancak ..... şirketin ödeme yapması durumunda kumaşların alınmasının söz konusu olabileceğini ......firması yetkilisi ......'a iletmiş ve ..... firması yetkilisi ... Türkiye'ye geldiği zaman kendisi ile birlikte görüşelim diyerek konuyu kapattığını, yapılan sözlü anlaşmaya göre, davacı ......firmasına 20.000 USD kumaş için peşinat ödenecek, kalan para ancak ..... firması ödeme yaptıktan sonra ödenecek ve müşavirlik hizmeti için ise ...... tarafından herhangi bir talepte bulunulmayacağını, kumaşlar Özbekistan'a ulaştığı zaman miktar, kalite ve üretim sorumluluğu ......firmasına ait olduğundan kumaşların kalan bakiyesini dava dışı ..... şirketinden tahsili mümkün olmayacağını, kumaşlar gümrükten çekildiği için davacı ......şirketi yetkilisi ...... oğlu için eve başladığını ve bir miktar ödeme için rica edince kendisine müvekkil şirket tarafından 13.000 USD karşılığı ödeme daha yapıldığını, 2023 Eylül ayında davacı ......şirketi yetkilisi ......'ın yönlendirdiği bir Türk müşteriye yapılan üretim süreci devam ettiğinden, dava konusu kumaşlar davacı şirketin de bilgisi dahilinde bekletilmiş ve sonrasında yine davacı şirketin bilgisi dahilinde ancak Ekim ayında açılmaya ve kesilmeye başlandığını, davacı şirket tarafından eksiklikler kabul edilmemiş ancak defo ve ayıplar yönünden ise fire bedelinin düşülebileceği bildirildiğini, bu nedenle müvekkil şirketin maddi zararlara uğradığı gibi; ölçüm ve incelemeler için toplamda 15 günden fazla iş kaybı yaşamış, defolu ve siparişe uygun olmayan ürünlerin ihracat, gümrük, nakliye ve sair harcamaları nedeniyle de ayrıca zarar ettiğini, davacı tarafça alacak muaccel olmadan takibe konu edildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden gönderilmiş olup, incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 146.048 USD (2.762.366,48 TL) toplam alacak için icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun borca ve tüm fer'ilerine itiraz ettiği görüldü.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KARARIN HUKUKİ GEREKÇELERİ:Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalıya kumaş satıldığını, davalının kumaş bedelini kısmi olarak ödediğini ancak 113.048,00-USD'lik bedelin ödenmediğini, başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini iddia ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; Taraflar arasında yapılan sözlü anlaşmaya göre, davacı ......firmasına 20.000 USD kumaş için peşinat ödenecek, kalan para ancak ..... firması ödeme yaptıktan sonra ödenecek ve müşavirlik hizmeti için ise davacı şirket yetkilisi ...... tarafından herhangi bir talepte bulunulmayacağı, bu anlaşma kapsamında, gömleklerin model çalışması ve Özbekistan'da üretimi için davacı şirket yetkilisi Özbekistan'a gidecek, kendi belirlediği 4 usta ile birlikte göndermiş olduğu kumaşların üretim faaliyetine bizzat katılacağı ve ..... şirketine müşavirlik hizmeti verileceği hususunda da anlaşıldığını beyan etmiştir.Davalı şirket yetkilisi ...... tarafından davacı ......şirketi yetkilisi ......'a, kumaşların doğrudan ......şirketi tarafından ..... şirketine ihracatı yapılmasının önerildiğini fakat davacı şirketi yetkilisinin bu teklifi kabul etmeyerek kumaşların davalı şirket üzerinden ihracatında ısrarcı olunduğunu, Davacı şirketin varılan anlaşmaya istinaden, Özbekistan’daki dava dışı ..... firmasına ihraç edilmek üzere, davalı şirkete 06.03.2023 tarihli ... nolu 157.731,84 USD karşılığı 2.983.355,79 TL bedelli faturaya konu, fatura içeriğine göre 36.512 metre kumaşı, davacı tarafça teslim edildiği mevcut haliyle, doğrudan Özbekistan’daki bahsi geçen firmaya 13.03.2023 tarihli ... nolu fatura ve 15.03.2023 tarihli .... nolu beyanname ile ihraç edip gönderdiğini, Nisan ayı gibi kumaşların Özbekistan'a ulaştırıldığını bu arada Dava dışı ..... şirketinin sonradan kumaşların fiyatlarının yüksek olduğunu öne sürerek alımdan vazgeçtiğini, bu sebeple kumaşların gümrükten çekilme işlemini yapmayıp, tırla birlikte tüm malzemelerin Türkiye'ye iadesini talep ettiğini, sonrasında ..... şirketin ikna edilerek ürünlerin gümrükten çekiminin yapılmasının sağlandığını, Kumaşların metrajı, top adeti ve hacmi oldukça fazla olduğundan, ayrıca belirtildiği üzere birlikte bir üretim süreci gerçekleştirileceğinden ve kumaşlar kapalı halde bekletildiğinden; her bir topun kontrolünün, ölçümünün ve varsa ayıp tespitinin gerçekleştirilmesi işin mahiyeti gereği ilk alım anında zaten mümkün olmadığını, sonradan dikim için işleme alınmaları üzerine ayıplar, eksiklikler ve kusurlar fark edildiğini; hemen akabinde de, 09.10.2023 tarihinde davalı şirket tarafından, davacı şirkete bunlarla ilgili bilgi verildiğini ve hazırlanan raporlar ve görüntüler iletildiğini, her ne kadar dava konusu faturada 36.512 metre muhtelif gömleklik kumaş belirtilmiş ise de; ilk incelemelere göre, teslim edilen kumaşların 2.372 metresinin eksik olduğu, 1.372 metresinde defolar bulunduğu ve 3.642 metresinin de siparişe aykırı şekilde gömleklik olmadığı tespit edildiğini ve davacıya tekrar bilgi verildiğini, davacının eksik ve ayıp ile siparişe uygun olmayan ürün gönderdiğini kabul etmeyerek takip başlattığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari alım - satım sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.Davalı tarafından her ne kadar taraflar arasında gerçek bir alım satım sözleşmesinin bulunmadığı, ilgili kumaşların davacı tarafından asıl olarak dava dışı ..... şirketine satılmak istenildiği ancak işlemlerin davalı şirket üzerinden yapıldığı, davalı şirketin ürünleri davacının teslim ettiği şekilde alarak ihracat işlemlerini kendi üzerinden yaparak doğrudan dava dışı ..... şirketine gönderdiğini iddia ettiği anlaşılmakta ise de bu iddiaların davacı tarafından kabul edilmediği ve inkar edildiği, tarafların incelenen defter ve kayıtlarına göre davacı tarafından doğrudan davalıya fatura kesildiği gibi ödemelerin de doğrudan davalı tarafından davacıya yapıldığı, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı ve delil olarak sunulmadığı gözetildiğinde ve uyuşmazlık ile alım satıma konu mal bedeli gözetildiğinde davalının söz konusu savunmalarını yazılı belge ile ispatlaması gerektiği ancak herhangi bir yazılı delil sunmadığı gözetildiğinde davalının bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiş, dosya kapsamındaki mevcut delillere göre ilgili kumaşlara istinaden davacı ve davalı arasında ticari alım satım sözleşmesi bulunduğu Mahkememizce kabul edilerek yargılamaya bu kapsamda devam edilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafından davalıya satılan faturaya konu malların teslim edilen miktarı ve malların ayıplı olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.Öncelikle bu kapsamda davalının ayıp iddialarının incelenmesi gerekmektedir. İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.İlgili hüküm gözetildiğinde taraflar arasındaki taş, toprak, dolgu malzemesi satımına dair sözleşme yönünden davalıya teslim edilen malzemelerin ayıplı olduğunu ve yasal süresi içerisinde ayıp ihbarının yapıldığının davalı tarafından ispatlanması gerekmektedir.6102 sayılı Kanun'un ticari satış sözleşmelerinde ayıba ilişkin 23. Maddesinin 1. Fıkrasının (c) bendi şu şekildedir:"c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır."İlgili hükümden görülebileceği üzere ticari satış sözleşmelerinde alıcı aldığı ürünü teslimden itibaren 2 ve 8 günlük süreler içerisinde incelemek ve ayıp tespit ederse satıcıya bildirmekle mükelleftir.6098 sayılı Kanun'un 223. Maddesinin 2. Fıkrası ise şu şekildedir:"Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır."İlgili hükümlerden görülebileceği üzere alıcı satılan malı incelemek ve varsa ayıpları tespit ederek satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Gözden geçirme ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde ise satılanı kabul etmiş sayılacak ve satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğu sona erecektir.Bilindiği üzere 6098 sayılı Kanun'un satış sözleşmelerine yönelik hükümleri gereğince ayıptan sorumluluğun söz konusu olabilmesi için ürünler teslim edildikten sonra alıcı tarafından ürünlerin gözden geçirilmesi yönünde alıcının muayene ve ihbar külfeti bulunmaktadır. Muayene ve ihbar külfetini süresi içerisinde yerine getirmeyen taraf ise ayıba karşı sorumluluk hükümlerine başvuramayacaktır. Muayene ve ihbar külfetini yerine getirdiğini ispat yükü ise davalı üzerindedir.Taraflar arasındaki davaya konu kumaşlara yönelik ilişki incelendiğinde; Davacı tarafından davalıya yapılan teslimatların 2023 yılı Mart ayı başlarında olduğu, taraflar arasındaki satış faturasının 06.03.2023 tarihli olduğu, söz konusu kumaşların davalı tarafından 15.03.2023 tarihinde 13.03.2023 tarihli fatura ile ihraç işlemlerinin yapıldığı ve gümrük beyannamesinin verildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda 6098 sayılı Kanun'un ve 6102 sayılı Kanun'un ticari satış sözleşmesine dair hükümleri gereğince davalı alıcının 2 ve 8 günlük süreler içerisinde davacı tarafından teslim edilen malların niteliklerini inceleyerek ayıplı olması halinde davacıya bildirmesi gerektiği anlaşılmakta olup, davalı tarafından verilen cevap dilekçesinde ürünlerin 2023 yılının Ekim ayında incelendiği ve ayıpların tespit edilerek bildirildiği yönünde iddiada bulunulduğu davalı tarafından beyan ve ikrar edilmiş olup, teslim tarihi ile davalının ayıp ihbarı arasında 7 aylık süre geçtiği anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere 6098 sayılı kanun gereğince davalı alıcının teslim tarihinden itibaren 2 ve 8 günlük süreler içerisinde muayene ve ayıp ihbarı külfetinin bulunduğu, buna karşılık davalının ayıp ihbarını ve muayene külfetini kendi ikrarına göre teslimden 7 ay sonra yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Bu suretle davalının üzerine düşen muayene ve ihbar külfetini süresi içerisinde yerine getirmediği ve getirdiğini ispatlayamadığı anlaşılmakla davalının ayıp yönünden savunmalarına itibar edilmemiştir.Davalı bir kısım kumaşların siparişe uygun olmadığını iddia etmiş ise de davacı ve davalı arasında yazılı bir satış sözleşmesi de bulunmamakta olup, yukarıda değinilen ispat kuralları uyarınca davalının satın aldığı ve davacı tarafından teslim edilen kumaşlarda hangi niteliklerin bulunmasını istediğini davacıya bildirdiğini ve hangi niteliklerin bulunmadığını, taraflar arasında bu niteliklere yönelik olarak bir anlaşma yapıldığını ve davalının davacıya satılan kumaşlarda istediği nitelikleri bildirdiğini ve talep ettiğini ispatlaması gerekmekte olup davalı tarafından istediği niteliklerin davacıya bildirildiğine dair de bir delil sunulmamış olup, davalının bu yönden de talep ettiği malzemelerin hangi nitelikte olmasını istediğini davacıya bildirdiğini ve bu niteliklerin eksik olması sebebiyle ayıplı olduğunu da ispat edememiştir.Davalı tarafından ayıplara ilişkin sunulan videolar bilirkişiler tarafından incelenmiş olup, Mahkememizce de söz konusu video kayıtlarındaki iddia edilen ayıplar incelendiğinde; ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğu çıplak göz ile inceleme sureti ile fark edilebileceği, nitekim herhangi bir test veya başkaca bir analiz yapılmadığı bu suretle ayıp ihbar süresinin de 2 gün olduğu ancak davalı tarafından açık ayıpların bu süre içerisinde muayene edilerek bildirilmediği, bu suretle satın alınan mallara yönelik ayıp muayene ve ihbar külfetini yerine getirmeyen davalının satın aldığı malları o hali ile kabul ettiği, ayıba yönelik tekeffül hükümlerine başvuramayacağı sabit kabul edilmiştir.Bu noktada davalının teslim edilen miktara yönelik savunmalarının ve eksik teslim savunmalarının incelenmesi gerekmektedir. Öncelikle davalı cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında satılan malın davacı tarafından teslim edildiğini kabul etmekte olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık teslim edilen malın miktarı hususundadır. Davalının hiç malzeme teslim edilmediğine yönelik tam bir inkarı bulunmamaktadır.Satış sözleşmelerinde teslim borcu satıcıya ait borç olup, faturada belirtilen miktarda mal satılarak teslim edildiğini ispat yükü satıcı üzerindedir. Davacı satıcı tarafından davalıya kesilen satış faturasında belirtilen miktarın eksik olduğu ve bu kadar mal olmadığı davalı tarafından öne sürülmüş olup, davalının bu iddiasını teslimden yaklaşık 7 ay sonra öne sürdüğü, malların davalı tarafından davacıdan teslim alınarak aynı miktarda gümrük işlemine tabi tutulduğu ve gümrük sırasında eksik mal olduğuna dair bir tespit yapılmadığı gibi davalı tarafından malın eksik olduğunun öne sürülmesine rağmen malların da yurtdışına gönderildiği, Mahkememizce malların incelenemediği ve miktar tespiti yapılamadığı anlaşılmakta olup, davalının resim ve video sunduğu malların da davacı tarafından davalıya teslim edilen mallar olup olmadığı, eksikliğin davacıdan mı kaynaklandığının belirli olmadığı, resim ve video ile yurtdışındaki malın teslim edilen miktarının tespit edilemeyeceği anlaşılmaktadır.Davacı tarafından miktar belirtilerek kesilen faturanın davalının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, eksik teslime dair teslim anında davalının bir itirazının olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre fatura alan tacirin faturada belirtilen mal miktarına yönelik eksik teslim bakımından itirazlarını 8 gün içerisinde öne sürmesinin gerekmesi ve basiretli tacir olarak teslim alınan mal miktarının teslim anında ve derhal kontrol edilmesi gerekmesine rağmen davalı tarafından bu yükümlülüklerin yerine getirilmediği, 7 ay sonra eksik teslim iddiasında bulunulduğu anlaşılmakla davalının eksik teslime yönelik savunmalarını da ispat edemediği değerlendirilmiştir.Bu bağlamda sonuç olarak davacı tarafından 36.512 metre kumaş satışına karşılık davalıya 146.048,00 USD'lik fatura kesildiği, söz konusu faturanın davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre 8 gün içerisinde itiraz edilmeyerek ticari defter ve kayıtlarına işlendiği bu suretle davacının davalıdan olan satış sözleşmesinden kaynaklı temel alacağını ispatladığı anlaşılmıştır. Buna karşılık davalı tarafından ayıp ve eksik teslim ve sipariş edilen niteliğe uygun olmadığı iddiasında bulunulmuş ise ayıp yönünden davalının muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediği bu sebeple ayıptan kaynaklı tekeffül hükümlerine başvuramayacağı ve satılanı kabul ettiği, sipariş edilen nitelik yönünden ise sipariş ettiği ürünlerin niteliğini bu suretle farklı ürün teslim edildiğini ispatlayamadığı, son olarak davacı tarafından kesilen fatura ve teslim edilen malların miktarının fatura ve irsaliyede belirtildiği davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre 8 gün içerisinde miktara yönelik bir itirazda bulunulmadığı gibi 7 ay sonra eksik teslim iddiasında bulunulduğu ve ürünlerin de incelemeye hazır edilmediği, yurtdışına gönderildiği ve ürünlerin yurtdışında bulunduğu bu sebeple bu yönden de savunmalarını ispat edemediği anlaşılmaktadır.Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi .... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Ayrıca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesinde "malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. TTK'nın 18/3. maddesine göre tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerekmekte olup, bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir. Dosya kapsamındaki deliller ile ayıp ihbarının usule uygun olarak yapıldığı yani süresi içerisinde muayene ve ihbar külfetinin yerine getirildiği hususunun ispatlanmamasına göre davalı vekilinin bu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından teslim edilen bir kısım ürünlerin ayıplı olduğu iddiasıyla █████/2014 tarihinde düzenlenen 3.917,60 TLlik iade faturasının de bu haliyle dayanağının kanıtlanmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan bu iade faturasının alacak hesabında dikkate alınmaması isabetli görülmüştür."Ankara Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"davacının TTK'nun 23/son maddesi uyarınca 8 günlük süre içinde muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi, bu mallara ilişkin şikayetlerin alınmasına müteakip BK'nun 223/2 maddesi uyarınca da "derhal ihbar" şartını da yerine getirmediği, bu nedenlerle süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği malı ayıbı ile kabul etmiş sayılacağından davalıdan talepte bulunamayacağı anlaşılmıştır (Yargıtay 19.HD'sinin ██████████-█████████ EK sayılı kararı, Yargıtay 19.HD'sinin ██████████-20151541 EK sayılı kararları bu yöndedir)."Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, TTK 23/son, TBK 223/2 maddesi hükümlerine göre davalı alıcının ihbar mükellefiyetini TTK 18/3 maddesi hükümlerine göre yerine getirdiğini ispatlayamaması nedeniyle satılanı kabul etmiş sayılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi de ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerekir.TTK'nın 18/3. Maddesine göre, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Elbetteki bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir.Bu ispat kuralları gereği ispat yükü kendisine düşen davacı tarafça; kendisine teslim edilen makinenin kurulumunun yapıldığı, 2 ay süresince çalıştığı, bu süreden sonra yağ kaçırma şikayetinden ve başkaca ayıplardan bahsedildiği, ancak davacı tarafça davalıya makinenin ayıbı hakkında herhangi bir bildirimde bulunulduğunun ispatlanmadığı anlaşılmakla, satıma konu makineyi bu haliyle kabul etmiş sayılır. Bu durumda mahkemece ayıbın ispatlanmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik yoktur."Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı tarafından ayıplı olduğu iddia edilen kumaşlar da kesin süre içerisinde teknik bilirkişinin incelemesi sunulmamış olup, davalının ayıp iddialarını bu yönden de ispatlayamadığı anlaşılmaktadır.Davalı tarafından dava dosyasına delil olarak herhangi bir ayıplı ürün sunulmadığı gibi davalı tarafından ilgili ürünlere yönelik ayıp iddiası bakımından yaptırılmış herhangi bir delil tespiti de bulunmamaktadır. Bu yönden de davalının ayıp iddialarını ispatlayamadığı, ayıp iddiasının davacının da kabulünde olmadığı, davalı tarafından teslimden sonra kanuni olarak düzenlenen 2 ve 8 günlük süreler içerisinde yaptırılmış bir ayıp tespitinin olmadığı, muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmediği davalının bu suretle ürünlerin tamamına yönelik olarak muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediği sabit görülerek davalının bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir.Nitekim Yargıtay ... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"kumaşların temin edilememesi durumunda ise bu durumda ayıpların niteliği ve onarım bedeli konusunda inceleme yaptırılması imkânı kalmadığından davanın reddine karar verilmesi ayrıca tarafların icra inkâr ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinden ibarettir (Emsal Yarg. 15. H.D. █████████ E. ████████K. 25.1.2016 T.; Yarg. 15. H.D. █████████ E. █████████ K. 28.4.2014 T.; Yarg. 15. H.D. ███████ E. █████████ K. 16.5.2011 T.; Yarg. 15. H.D. █████████ E. █████████ K. 29.12.2005 T.)."İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Taraflar arasında eser sözleşmesinin varlığı hususunda bir uyuşmazlık yoktur. İş sahibi olarak davalının aldığı mallarda ayıplı olduğunu davalının müşterisi ... şirketi davalıya bildirmiştir. Davalı ayıbın ve zararın varlığını öncelikle ispat ile yükümlüdür. Ayıplı olduğu iddia edilen mallar bilirkişiye ibraz edilememiştir. Dosya kapsamında davalı tarafından yapılmış bir ayıp tespiti de yoktur. Davalı tarafça kesilen reklamasyon faturası , davacı tarafça davalıya iade edilmiş ve kabul edilmemiştir.Açık ayıp durumunu davalı tespit edince, davacıya bildirmekle yükümlüdür. Davamızda davalı ürünleri 3. Kişi dava dışı firmaya satmıştır. Dolayısıyla davalı zararını ispatlamış durumda değildir.Dosya safahatı değerlendirildiğinden mahkemenin bilirkişi raporlarını da göz önüne alarak davalının zararını ispatlayamadığını ve süresinde açık ayıp ihbarını yapmadığını belirleyerek davayı kabulü hukuka uygundur. Davalı defterlerinde davacının alacak iddia ettiği faturalar kayıtlıdır. Bu sebeple davalı vekilinin istinaf sebebi olarak bildirdiği alacağın likit olmadığı iddiası yerinde değildir. İlk derece mahkemesinin kararı hukuka uygun olup , davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri hukuken isabetsizdir."Davalı tarafından işbu davaya konu edilen kumaşlara yönelik olarak dava dışı şirket tarafından Özbekistan'da açılan dava ile ayıpların tespit edildiği, adli yardım ile Özbekistan'daki dosyanın getirilerek değerlendirilmesi talep edilmiş ise de yukarıda detaylıca açıklandığı üzere davalının iddia ettiği davacı, davalı ve Özbekistan'daki şirket arasında bulunduğu iddia edilen 3 taraflı ilişkiyi ispat edemediği gibi davacı tarafından da bu durumun inkar edildiği, mevcut deliller ve tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre davacı ve davalı arasında ayrı bir satış sözleşmesinin bulunduğunun kabulünün gerektiği, davalının dava dışı üçüncü kişi ile kendi arasındaki satış sözleşmesi gereğince Özbekistan Mahkemeleri nezdinde tazminat ödemeye mahkum edilmiş olmasının işbu dava açısından sonucu değiştirmeyeceği, zira yukarıda da detaylıca açıklandığı üzere davalının ayıp muayene ve ihbar külfetini yerine getirmemesi sebebiyle ayıptan tekeffül hükümlerine davacıya karşı başvuramayacağı, sözleşmelerin nispiliği ilkesine göre davalının başka bir sözleşme gereğince dava dışı üçüncü kişi ile Özbekistan Mahkemeleri nezdinde tazminata mahkum edilmesinin o ilişki kapsamında davalı ve üçüncü kişi arasında ancak hüküm ifade edeceği anlaşılmakla davalının bu yöndeki savunma ve itirazlarına itibar edilmemiştir.Davacının temel alacağını ispatladığı, davalının ise savunmalarını ispatlayamadığı anlaşılmakla taraflar arasındaki kısmi ödemelerin değerlendirilmesi aşamasına geçilmiştir. Davacı tarafından davalıya kesilen faturaların TL karşılığı gösterilmek suretiyle USD olarak kesildiği, malların yukarıda detaylıca açıklandığı üzere davalıya tesliminin ispatlandığı anlaşılmakta olup, davacı tarafından USD olarak kesilen faturaya da davalı tarafından itiraz edilmediği bu sebeple davacının alacağını USD olarak talep edebileceği anlaşılmıştır.Tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde taraf kayıtlarının birbiri ile uyuştuğu anlaşılmakta olup, davacı tarafından kesilen 157.731,84 USD bedelli faturanın tarafların defterlerine kayıtlı olduğu, ticari defter ve kayıtlarına göre davalı tarafından taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında; 02.03.2023 tarihinde ödeme tarihindeki kur karşılığı olan 20.109,51-USD karşılığı davacıya 379.370,00-TL ödeme yapıldığı, davalının borç bakiyesinin 137.622,33-USD'ye düştüğü, sonrasında davalı tarafından 01.09.2023 tarihinde ödeme tarihindeki kur karşılığı olan 12.992,29-USD karşılığı davacıya 2 ayrı EFT ile toplam 346.450,00-TL ödeme yapıldığı davalının davacıya başka bir ödemesinin olmadığı, 01.09.2023 tarihindeki ödeme sonrasında USD bazında borcunun 124.630,04-USD'ye düştüğü anlaşılmıştır. Davalının ticari defter ve kayıtlarında da aynı fatura ve ödemeler bulunmaktadır. Davacının defterinde tek taraflı olarak kur farkı geliri ile kayıtlar yapılmış ise de davaya konu alacağın döviz olarak talep edildiği, ayrıca kur farkı talep edilemeyeceği gibi yukarıda detaylıca belirtilen kayıtlarda da döviz karşılığında kur farkı hesaplamada gözetilmemiştir.Bu bağlamda davacının alacağını ispatladığı anlaşılmakla; davaya konu icra takip dosyasında 113.048,00-USD asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Davaya konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla takip talebinde belirtilen USD kuru üzerinden itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın TL karşılığının %20'si oranında hesaplanan 427.640,23-TL tazminatın da davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.Davalı tarafından işleyecek faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından davaya konu icra takip dosyasında %36,75 ticari faiz talep edilmiş ise de davaya konu alacağın USD olduğu, döviz alacaklar yönünden daha yüksek veya düşük bir akdi faiz kararlaştırıldığının ispatlanamaması halinde ancak 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre faiz talep edilebileceği anlaşılmakla işleyecek faiz yönünden itirazın iptali talebinin kısmen kabulü ile hüküm altına alınan asıl alacağa takipteki taleple bağlı kalınarak (113.048,00 USD) takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a. maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle davalının işleyecek faiz oranına yönelik itirazının iptali ile takibin bu faiz oranı üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE:1-Davanın KABULÜNE,-Davalının Küçükçekmece İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ İLE takibin 113.048,00 USD alacak yönünden DEVAMINA,-Hüküm altına alınan asıl alacağa takipteki taleple bağlı kalınarak (113.048,00 USD) takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a. maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,-Hükmedilen alacağa takip tarihindeki talep edilen kur ile bağlı kalınarak %20 oranında icra inkar tazminatına davalının mahkum edilmesine, hesaplanan 427.640,23-TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 232.364,27-TL harçtan peşin alınan 39.644,98-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 192.719,29 harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafça yatırılan 39.644,98-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 40.072,58-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,5-Davacı tarafça yapılan 23.236,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 484.209,86-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025Başkan ...¸e-imzalıdırÜye ...¸e-imzalıdırÜye ...¸e-imzalıdırKatip ...¸e-imzalıdır