Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinin, trafik kazasında tam kusurlu sürücünün vefatı sonrası destekten yoksun kalma tazminatı talebinin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında değerlendirilmesine dair istinaf kararı.
Özet: Davacılar, müteveffanın kendi tam kusuruyla karıştığı trafik kazasında vefatı üzerine, destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talepleriyle sigorta şirketine karşı dava açmıştır. Davalı sigorta şirketi ise zamanaşımı ve olayın trafik kazası olmadığı iddialarıyla davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ilgili hükümlerini esas alarak, desteğin kendi kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin zorunlu sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu belirterek, davacıların sigortacıdan olan maddi tazminat taleplerini reddetmiştir.

T.C.

ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023 (Karar)
NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ...'ın davalı şirket tarafından poliçelenmiş olan ... plakalı aracıyla seyir halindeyken, Erzurum/...istikametinde direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, bu kazada ... vefat ettiğini, müvekkili ...'in eşi diğer davacıların babası olan mütevaffanın vefatı nedeni ile destekten yoksun kaldığını, müvekkillerinin hem fiziki hem de pedogojik açıdan tedavilerinin kazadan beri devam ettiğini, babalarını kaybetmelerinden dolayı acılarının ifade edilemeyecek ölçüde büyük olduğunu, kazadan kaynaklanan tazminat talepleri için öncelikle davalı tarafa mail yoluyla başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde bir sonuca varılmadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı tutulması kaydıyla, maddi tazminat yönünden şimdilik 5.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı, manevi tazminat yönünden ise 200.000,00-TL'nin davalı ...Sigortadan olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresi dolduğundan davanın reddini, dava konusu kazanın trafik kazası olmadığını, bu nedenle müvekkili kurumun sorumluluğunun bulunmadığını beyanla davacıların yapmış oldukları haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki taleplerinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "...Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası teminatının kapsamı, poliçe ve poliçenin ayrılmaz bir parçası olan genel şartlara göre belirlenir. Nitekim Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinde yapılan değişiklikle zorunlu sigortacının kapsamındaki tazminatları belirlemede Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının göz önüne alınması esası getirilmiştir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde “sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kapsama giren teminat türlerinin tanımlandığı A.5. maddesinin (ç) bendinde ise Destekten Yoksun Kalma (Ölüm) Teminatı “Üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla ölenin desteğinden yoksun kalanların destek zararlarını karşılamak üzere bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek tazminattır.” şeklinde ifade edilmiştir. Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatının dışında kalan hallerden sayılmıştır.
Buna göre dava konusu kazanın 10.11.2020 tarihinde meydana geldiği, desteğin ölümüne neden olan kazanının desteğin tam kusuru nedeniyle meydana geldiği, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin sigorta teminatı kapsamında olduğuna ilişkin bir düzenleme olmadığı, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 15.01.2021 tarihli rapora göre desteğin davaya konu trafik kazasında tam kusurlu olduğu, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre desteğin kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin zorunlu mali mesuliyet sigortası teminatı kapsamı dışında kaldığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlıkta müvekkillerinin ölenin mirasçısı sıfatıyla değil destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıklarından destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağını, davacılar yakının vefatıyla meydana gelen kazada diğer aracın cinsinin traktör olması ve kara yollarında kullanıma yasak olmasından dolayı her ne kadar davacılar yakını mütevaffanın çarpma eyleminde kusuru söz konusu ise de traktörün yasak olmasına rağmen çift şeritli asfalt ve bölünmüş bir kara yolunu kullanması hususunun da verilecek kararda göz önünde bulundurulması gerekirken ilk derece mahkemesince bu hususun hiç değerlendirilmeden karar verildiğini belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat davasının tamamının reddi durumunda maktu 17.900,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesi gerekirken sehven 5.000,00-TL avukatlık ücretine hükmedilmesinin hesap hatası olduğunu belirterek maktu 17.900,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava; davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, davacılar yakını müteveffa ...'ın sürücüsü olduğu aracın karıştığı 10.11.2020 tarihli çift taraflı trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekili ve davalı vekilince (tavzih isteminin reddine dair ek karar yönünden) kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;
1-) Dosyadaki belgeler, kararın dayandığı deliller, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kaza tespit tutanağı ve soruşturma dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporların içerik olarak birbirini doğruladığı, çelişkili bir durum bulunmadığı, kazanın meydana gelmesinde davacılar yakını ...'ın asli ve tam kusurlu olduğu açıkça tespit edildiğinden davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-) Öte yandan davalı taraf lehine reddedilen manevi tazminat üzerinden AAÜT 10/2 maddesi gereğince karar tarihi itibariyle geçerli maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değil ise de bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ancak bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353-(1)/b-1 maddesince ESASTAN REDDİNE,
2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacılar tarafınca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
II-Davalı vekilinin istinaf istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile mahkemece verilen hükmün HMK'nın 353-(1)/b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
III-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
1-Davanın reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 700,18-TL harcın mahsubu ile bakiye fazla alınan 430,33-TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde davacılara iadesine,
3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden,
a-)Maddi tazminat yönünden; davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
b-)Manevi tazminat yönünden; davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
4-Yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
5-Davacılar tarafından yapılan ve arta kalan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacılara iadesine,
6-Dava şartı olan arabuluculuk son tutanağı gereğince arabulucuya ödenen 1.360,00-TL'nin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
IV-Davalıdan alınan istinaf karar peşin harcının davalıya iadesine,
V-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 738,00-TL başvuru harcı, 242,00-TL yargılama gideri olmak üzere toplam 980,00-TL istinaf yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
VI-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
VII-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında başvuruda bulunan davalı tarafından tehiri icra talebi uyarınca varsa yatırılan teminatın iadesine,
VIII-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
IX-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
1-) 6100 sayılı HMK'nın 266 ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir, hükmüne yer verilmiştir.
2-) Somut olayda; ilk derece mahkemesi tarafından soruşturma aşamasında ...CBS nezdinde Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığından aldırılan kusur raporunun taraf vekillerine tebliğ edildiği, davacılar vekilinin rapora vaki itirazlarını yazılı olarak dosyaya sunduğu ancak mahkemece itiraz hakkında olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılıp karar verilmeden soruşturma dosyasındaki tespite göre davanın esastan reddine karar verildiği görülmektedir.
Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesi'ne etkisi, TBK'nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Borçlar Kanununun 74. maddesinde "Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz" hükmü öngörülmüştür.Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
3-) Bu minvalde; HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının gerçekleştirilmesine hizmet eden delillerle doğrudan temas ilkesine aykırılık oluşturacak şekilde, davacılar vekilinin itirazı karşılanmaksızın ve dosyanın esasına münhasır olarak davanın mahiyeti açısından oldukça önemli bir sonuca etkili olması münasebetiyle hukuk mahkemesince kusur durumunun tespitine yönelik olarak İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kurulundan, soruşturma dosyasındaki raporun da irdelendiği, traktörün arkasındaki zırai tarım aracının mevzuat kapsamında yola uygunluk durumunun teknik olarak incelendiği, denetime elverişli, ayrıntılı, vaki itirazların da karşılandığı gerekçeli şekilde rapor alınarak, mahkemenin delillere bizzat temas etmek suretiyle hasıl olacak netice dahilinde karar vermesi gerektiğini, dosya kapsamında eksik incelemeyle hüküm tesis edildiğini düşündüğümden sayın çoğunluk tarafından istinaf başvurusunun esastan reddi yönünde verdiği karara iştirak etmediğimi bildiririm.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!