İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari satıştan kaynaklı alacakta, e-faturaya süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle açılan itirazın iptali davasının gerekçesi.
Özet: Bu ticari uyuşmazlıkta, davacı, davalıya satılan ve teslim edilen mallardan kaynaklanan 43.718,40 TLlik ödenmemiş alacak için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş; mahkeme, davacının geçerli e-faturalar, ticari defter kayıtları ve bilirkişi raporuyla desteklenen alacağını, davalının e-faturalara Türk Ticaret Kanununda belirtilen sekiz günlük yasal sürede itiraz etmeyerek içeriğini kabul etmiş olması ve borcun sabit bulunması gerekçeleriyle haklı bulmuştur.

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2025
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin davalıya koli ve tahta palet satışı gerçekleştirdiğini ve malların karşı yana sorunsuz teslim edildiğini, ticari iş gereği davalı yana fatura kesildiğini ve davalının müvekkiline açık hesap borcunun bulunduğunu, davalının kötüniyetli olarak borcunu ödemekten imtina ettiğini, bu nedenle davalıya aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... sayılı dosyası ile takip başlattıklarını ancak davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 128. maddesi uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır.
.... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Sayılı İcra Dosyasının İncelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 43.718,40-TL asıl alacak borcunun ödenmesi amacıyla █████/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin █████/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun █████/2024 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Mali Müşavir Bilirkişinin █████/2025 Tarihli Raporunda Özetle; "Davacı firma tarafından incelemeye ibraz edilen 2024 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu,
davalı tarafça yasal defter ve dayanak belgeler incelemeye ibraz edilmediğinden dava konusu olaylar yönünden davalı tarafa ait yasal defterler üzerinde inceleme yapılamadığı,
davacı şirket tarafından gönderilen alacak konusu ürünlerin teslimine ilişkin irsaliyelerde imzası olan ...’nun şirketin ortağı ve tek yetkilisi olduğu, davalı adına düzenlenen faturaların e-fatura olarak düzenlendiği, düzenlenen e-faturaların elektronik ortamda oluşturularak alıcıya Gelir İdaresi Başkanlığı üzerinden elektronik ortamda gönderildiği ve karşı tarafın sisteminde gelen fatura olarak
göründüğü, alacak konusu faturalara davalı tarafından itiraz edildiğine dair dosyada mevcut bilgi ve belge bulunmadığı, dava dosyasında mevcut alacak konusu faturaların GİB tarafından davacı ve davalı şirkete ait Ba-Bs Formlarında bildirildiği, taraflara ait bildirimlerin birbirini doğruladığı, davacı şirketin davalı şirketten 43.718,40-TL alacaklı olduğu, davacı tarafın inkâr tazminatı taleplerinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu" görüş ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLER
:
-.... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... sayılı icra sayılı dosyası
-Davacı vekili tarafından sunulan; 39.398,40-TL bedelli fatura sureti, 25.920,00-TL bedelli fatura sureti, █████/2022 tarihli e-irsaliye suretleri, cari hesap ekstresi, faturanın tebliğini gösterir görsel
-Davacıya ait ticari defter ve kayıtlar
-Bilirkişi raporu
-Tarafların beyan ve dilekçeleri
-Arabuluculuk son tutanağı
-Tüm dosya kapsamı
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, mal satımı kapsamında faturaya dayalı alacak için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. maddesinde “ Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır.
Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Somut olayda davacı mal satımına dayalı faturaların bakiye alacağını ilamsız takiple talep etmekte; davalı yan ise cevap dilekçesi sunmayarak tüm iddiaları inkar etmektedir. Taraflar arasındaki ticari ilişki, alacaklılık ve borçluluk durumu itibariyle tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, taraflara defterlerin sunulamamasına dair ihtaratlar usulünce yapılmış, inceleme günü belirlenmiş, davacı yan defterlerini sunmuş ise de davalı yan mazeret bildirmeksizin defterlerini sunmamıştır. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Faturaların davacı defterlerinde aynen kayıtlı olduğu, bakiye alacağın takipteki miktarla örtüştüğü görülmüştur. Dolayısıyla davalı yan defterlerini sunmadığından davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerinin kendi lehine delil teşkil edeceği ve bu lehe delilin boşa düşürülemeyeceği, hükme esas alınması gerektiği anlaşılmıştır. Bunun yanında mal teslimine dair irsaliyelerde imzası bulunan davalı şirketin münferit yetkilisidir. Bu durum malın teslim edildiğine karinedir. Yine mal teslimini teyit eder şekilde taraflar üzerinden vergi dairesine yapılan ba/bs bildirimleri de uyuşmaktadır. Dolayısıyla davacının alacağını ispatladığı, ilamsız takibe itirazın haksız olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, talep edilen borç miktarının davalı defterlerinden açıkça görüldüğü, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin ödeme emrindeki kayıt va şartlarla aynen devamına,
2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 8.743,68 -TL'nın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine
3-Alınması gereken 2.986,40-TL karar ve ilam harcından 615,40-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 2.371,00-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 615,40-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan toplam 6.105,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 43.718,40-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!