Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, karşılıksız çeklere dayalı adi takipten doğan iflas davasında şirketin iflasına ilişkin ilk derece kararının istinaf mahkemesince esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın kabulü.
Özet: Davacı taraf, davalı şirketin karşılıksız çıkan ve toplamda 900.000 TL bedelli üç adet çeke dayalı borcunu ödememesi üzerine iflas takibi başlatmış; takip kesinleşince mahkeme, davalıya 1.211.062,90 TL tutarındaki borcu yedi gün içinde yatırması için ihtarda bulunmuş, ancak davalı şirketin bu emre uymaması üzerine iflasına karar verilmiştir. Buna karşılık, davalı şirketin istinaf başvurusu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan incelenmeksizin kabul edilerek ilk hüküm kaldırılmıştır.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156))
DAVA TARİHİ
: █████/2019
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ....... Turizm Yazılım ve Otomotiv Tic. Ltd. Şti.'nin müvekkili şirket ile olan ticari ilişkisinden doğan borcuna karşılık, ..... Bankası ..... Şubesi nezdinde bulunan hesabından verilen ..... nolu, 30.06.2018 keşide tarihli, 250.000,00-(ikiyüzelli bin) TL bedelli; ...... Bankası ..... Şubesi nezdinde bulunan hesabından verilen ..... no.u 31.07.2018 keşide tarihli 350.000,00 (üçyüzelli bin) TL bedelli ve ..... Bankası .... Şubesi nezdinde bulunan hesabından verilen ..... nolu, 31.08.2018 keşide tarihli 300.000,00-(üçyüz bin) TL bedelli toplamda üç adet çeki müvekkiline verdiğini, çeklerin yasal süresinde bankaya ibraz edildiğinde karşılıksız olduğunun görüldüğünü, çeklerin arkasına karşılıksız olduğuna dair şerh düşülmesi üzerine davalı şirket aleyhine İstanbul ..... İcra Müdürlüğü'nün..... Esas sayılı dosyasında iflas takibi başlatıldığını, davalı şirketin söz konusu takibe yasal süresi içerisinde itiraz etmediğini, iflas takibinin kesinleştiğini, davalı şirketin takip konusu borca ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını belirterek davalı şirketin İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyasına ilişkin tüm dosya borcunu takip tarihinden itibaren takipten sonrası içinde işletilecek yasal faizi ile birlikte dosyaya depo etmesine, aksi halde davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava, İİK madde 155., 156 ve devamı maddeleri uyarınca davalının iflasına karar verilmesini istemine ilişkindir.
Davacı vekilinin vekaletnamelerinde iflas istemeye yetkisinin bulunduğu, 18.000,00-TL iflas avansının davacı tarafça yatırıldığı, iflas talebinin İİK'nun 166.maddesinin 2.fıkrasındaki usulle Türkiye Ticaret Sicil gazetesinde ve tirajı 50.000 'in üzerinde yurt çapında yayınlanan gazetelerden birinde ve Basın İlan Kurumu Portalında ilan edilmiş, ilana ilişkin gazetesi nüshası dosyaya gönderilmiştir.
Davalı şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden sicil kayıtlarının gönderildiği, sicil kayıtlarının faal olarak devam ettiği, şirketin muamele merkez adresi itibariyle mahkememizin kesin yetkili olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin kesinleşmiş takibe dayalı iflas koşullarının oluşup oluşmadığından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı takip dosyasının gönderilmiş, incelenmesinde; davacı-alacaklı vekili tarafından davalı-borçlu aleyhine toplam 1.002.304,11 TL alacağın tahsili için █████/2018 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya █████/2018 tarihinde tebliğ edildiği, takibin kesinleştiği, ödeme olmadığı görülmüştür.
İstanbul .... icra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyasında yapılan güncek kapak hesabına göre █████/2019 tarihli duruşmada davalı şirket ve davalı vekiline depo emri tebliğine, İİK.nun 158.maddesine göre 1.002.304,11- TL asıl alacak, 91.209,68 TL tahsil harcı miktarı, 35,90 TL başvurma harcı miktarı, 54.019,12 TL vekalet ücreti , takip tarihinden duruşma tarihine kadar olan 63.468,49 TL toplam faiz miktarı, 25,60 TL masraf miktarı, TOPLAM 1.211.062,90 TL miktarın tebliğden itibaren 7 günlük kesin süre içerisinde davacıya ödenmesi veya bu meblağın mahkeme veznesine depo edilmesine, aksi taktirde ilk oturumda davalı şirketin iflasına karar verileceğinin ihtarına dair ara karar oluşturulmuş, Davalı şirkete depo emrinin █████/2018 tarihinde, davalı vekiline █████/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafça depo emrine konu meblağın mahkeme veznesine depo edilmediği görülmüş olmakla;
İLK ÖNCEKİ HÜKÜM
:
Mahkememizden verilen █████/2019 tarih ve ..... Esas ..... Karar sayılı kararı ile, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ..... sicil numarasında, .... Mahallesi ..... Sokak No:1/8 Bahçelievler/İstanbul adresinde kayıtlı davalı ....... Turizm Yazılım Ve Otomotiv Ticaret Limited Şirketi'nin İİK'nun 156,158.maddeleri uyarınca iflasına, iflasın █████/2019 günü, saat:09:50 itibariyle açılmasına, davalı şirketin iflasına karar verildiğinin ve gerekli işlemlerin başlatılmasının Uyap sisteminden derhal Bakırköy .... İcra ve İflas Müdürlüğü'ne bildirilmesine, davalı şirketin iflasına karar verildiğinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirilmesine karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf etmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin █████/2021 tarihli ..... Esas, ..... Karar sayılı kararı ile davalı tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulü ile HMK.nın 353/1.a.6 bendi gereğince kararın kaldırılmasına karar verilerek dosya mahkememize gönderilerek yukarıdaki esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, kesinleşen icra dosyaları ve tüm dosya içeriğine göre; Davanın mahiyetine göre davalı her ne kadar takibe konu çeklerden dolayı menfi tespit davası açtığını beyan etmiş ve bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise İstanbul ..... ATM'ne açılan menfi tespit davasının █████/2019 tarihinde arabulucuk dava şartını yerine getirmemiş olması sebebiyle davanın usulden reddine karar verildiği de dikkate alınarak takibe dayalı iflas davasından sonra açılan menfi tespit davasının bekletici mesele yapılamayacağına dair Yargıtay ..... HD'nin .... e ..... k emsal kararı da dikkate alınarak bekletici emsal yapılması talebi yerinde görülmemiş olup davalı da söz konusu sözleşme kapsamında borçlu olmadığı iddiasında olup çeklerin bedelsiz olduğu iddiasını süresi içinde icra dairesine itiraz yoluyla ileri sürmediğinden artık dava açıldıktan sonraki süreçte mahkememizce şekli inceleme ve dava şartları bakımından dosya ele alınmıştır. de davalının ödeme emrine icra dairesinde itiraz etmedikleri, kesinleşen takibe rağmen davalı şirketler tarafından borcun ödenmediği ve usulüne uygun olarak tebliğ edilen depo emri kararının yerine getirilmediğinden anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, kambiyo senetlerine dayalı iflas yolu ile takipte ticaret mahkemesinin yaptığı inceleme şekli bir incelemedir. Mahkeme bu davada alacaklının gerçekten alacaklı olup olmadığını genel hükümlere göre inceleme yetkisine sahip değildir. Yani, borçlunun yedi gün içinde ödeme emrine itiraz etmemiş olması halinde; ticaret mahkemesi, alacağın esası hakkında bir incelemeye girişmez; alacağı mevcut kabul ederek yalnız şekli hususları (ödeme emrine itiraz edilip edilmediğini ve edilmemişse borcun ödenip ödenmediğini) incelemekle yetinir. Borçlu bu iflas davasında (ticaret mahkemesinde) norçlu olmadığına dair bir itiraz veya def'ide bulunamaz; yani borçlunun itiraz ve def'ileri mahkemece inceleme konusu yapılamaz. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Adalet Yayınevi, 2013, s.1122)
Dava konusu dosya kapsamında, borçlu icra dairesinde ödeme emrine itiraz etmemiş, süresinden sonra verilmiş bir dilekçe ile takibe konu çeklerin bedelsiz olduğunu ileri sürmüş, sözleşme kapsamında davacının edimini yerine getirmediği ve çeklerin bedeliz olduğunu beyan etmiştir. Mahkememizin esasen süresinden sonra sunulan bu beyanları dikkate alması mümkün değildir ancak bir an için bu dilekçenin geçerli bir cevap dilekçesi olduğunun kabulü halinde dahi, davalılar tarafından icra dairesinde yapılan bir itiraz söz konusu olmadığından ödeme emri ve borç kesinleşmiştir.Davalı atarfça ödemeye ilişkin herhengi resmi ya da yazılı bir belge geçen süre içinde sunulamamış ve ödeme iddiasını ispat edememiştir.
Tüm bu nedenlerle; davanın kabulü ile; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ..... sicil numarasında, .... Mahallesi .... Sokak No:1/8 Bahçelievler/İstanbul adresinde kayıtlı davalı ....... Turizm Yazılım Ve Otomotiv Ticaret Limited Şirketi'nin ödeme emrine icra dairesinde itiraz etmediği, kesinleşen takibe rağmen davalı şirket tarafından borç da ödenmediğinden ve depo emri kararı yerine getirilmediğinden davalı şirketin İİK'nun 156,158.maddeleri uyarınca iflasına, iflasın █████/2021 günü, saat:10:22 itibariyle açılmasına, davalı şirketin iflasına karar verildiğinin ve gerekli işlemlerin başlatılmasının Uyap sisteminden derhal Bakırköy .... İcra ve İflas Müdürlüğü'ne bildirilmesine, davalı şirketin iflasına karar verildiğinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SONRASI YAPILAN YARGILAMA
:
Davacı vekili istinafa kararı doğrultusunda depo emri talep etmiş, davalı vekili ise önceki beyanlarını tekrarla menfi tespit davasının halen derdest olduğunu belirterek bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir.
Davalı tarafından davacı taraf muhatap tutularak keşide edilen Büyükçekmece ...... Noterliği’ nin 29.03.2016 tarihli ..... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ edildiği dair dosyaya mübrez Şirket yetkilisi olmadığı bunun üzerine şirketin daimi çalışanı Oral Konag imzasına 10.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF İLAMI KAPSAMINDA (İİK'nın 158/2 fıkrası uyarınca depo kararı ile borçluya yedi gün içinde faiz ve icra giderleri ile birlikte borcunu ödemesi veya kararda belirtilecek miktarı mahkeme veznezine depo etmesi istenir. Somut olayda, davacı, kambiyo senetlerine mahsus haciz istemi ile takip başlatmışsa da, █████/2018 tarihinde takibini iflas yolu ile adi takibe çevirmiştir. Ancak iflas yoluna ilişkin takip talebinde, önceki takibindeki alacak kalemleri arasında yer alan, 90.000,00 TL çek tazminatı ile 2.700,00 TL komisyon alacağını eklememiştir. Buna rağmen depo emrinde, davacının iflas yolu ile takibinde alacak kalemleri arasında yer almayan çek tazminatı ve komisyon alacağına ilişkin alacak kalemlerini de yer verilmiştir. Takip türünün değiştirilmesinden önceki takip talebinde yer verilip, iflas yolu ile takipe eklenmeyen alacak kalemlerinin de depo emrinde yer alması doğru olmamıştır. Bu şekilde düzenlenen depo emrine dayalı olarak davalının iflasına karar verilemez. Mahkemece yapılacak iş, davacının iflas takibinde yer alan alacak kalemlerine göre depo emrine esas alacağın yeniden hesaplattırılarak davalı borçluyu usulüne uygun ihtaratlı depo emri tebliğ edilmesinin sağlanmasıdır.) kambiyo senetlerine özgü takibe geçilmesinden sonra alacak kalemleri arasında yer almayan çek tazminatı ve komisyon alacağına ilişkin alacak kalemleri eklenmediği dikkate alınarak; gelecek celse itibariyle depo emrine esas asıl alacak, işlemiş faiz, icra harç ve masrafları, icra vekalet ücreti hesabının yapılması, ayrıca 1 günlük faiz miktarının tespiti için önceki bilirkişi mali müşavir ......'tan rapor alınmasına karar verilmiş, █████/2021 tarihli raporda özetle; dava konusunun, davacının, davalı ile olan ticari ilişki dolayısıyla oluşan çek alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının 2016, 2017 ve 2018 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi (14.09.2018) itibariyle ..... no.lu hesabına göre davacının davalıya 5.650.000,00 TL borçlu olduğu, ..... no.lu hesabına göre davacının davalıdan 2.650.000,00 TL alacaklı olduğu, borç/alacak mahsubu neticesinde davacının davalıya 3.000.000,00 TL borçlu olduğu, bir sonraki celse tarihi olan 08.07.2021 tarihi itibariyle depo emrine esas olacak; 900.000,00 TL asıl alacak, 9.604,11 TL takip öncesi işlemiş faiz ve 228.131,51 TL takip sonrası bir sonraki celse arası işlemiş faiz hesap edildiği, 50.334,16 TL icra vekalet ücreti ve 41.386,99 TL tahsil harcı toplam 91.721,15 TL hesap edildiği, celse tarihinden sonra karar vermesi halinde 1 günlük faiz tutarı 228.131,51 TL /1028= 221,92 TL olarak hesaplamada dikkate alınması gerektiği, neticeten, 08.07.2021 celse tarihi itibariyle depo emrine esas alacak ve ferilerin, 1.229.456,77 TL olarak hesap edildiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
İİK.nun 158.maddesine göre 900.000,00- TL asıl alacak, 9.604,11 TL (takip öncesi kesinleşen faiz) işlemiş faiz, 228.131,51 TL işlemiş faiz, 50.334,16 TL vekalet ücreti, 41.386,99 TL tahsil harcı olmak üzere TOPLAM 1.229.456,77 TL miktarın tebliğden itibaren 7 günlük kesin süre içerisinde davacıya ödenmesi veya bu meblağın mahkeme veznesine depo edilmesine, aksi taktirde ilk oturumda davalı şirketin iflasına karar verileceğinin ihtarına karar verildiği, depo emri kararının █████/2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen 7 günlük kesin süre içerisinde depo emrinin yerine getirilmediği görülmüştür. Öte yandan davalı, borcu bulunmadığını da savunmuştur. İİK'nın 158/2 maddesi uyarınca borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemişse, mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir. Şu halde, davalının takibe itiraz etmediği ve takibin kesinleştiği, usulüne uygun depo emrine rağmen borcu da ödenmediği gözetildiğinde davalının savunmasına değer verilmemiştir. Bunun yanında davacı iflas gideri ve iflas avansları da yatırdığından, mahkemece davalının iflasına karar verilmesi yerindedir. Sonuç olarak davanın kabulü ile davalının iflasına dair ilk derece mahkemesi kararı esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... Esas, ..... Karar ve █████/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE karar verilmiştir.
Mahkememiz ilamı temyiz edilerek Mahkememizden verilen █████/2021 tarih ve .....Esas .... sayılı kararı Yargıtay.... Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarih ve ..... Esas .... Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarih ve ..... Esas .... Karar sayılı ilamında özetle: somut olayda, davacı alacaklı tarafından, borçlu aleyhine başlatmış olduğu kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip değiştirilerek iflas yoluyla adi takibe geçilmiştir. Bu durumda, davacı tarafça yeniden harç ödenmeyecek ise de yeni bir takip başlatmış olduğundan iflas yoluyla adi takipte ödeme emrinin ilk önce davalı borçlu şirketin ticaret sicil adresine tebliğ edilmesi (T.K. 10/1 maddesi), bila tebliğ iadesi halinde Tebligat Kanunun 35. maddesine göre tebliğe çıkarılması gerekir. Oysa, icra dosyası incelendiğinde iflas yoluyla ödeme emrinin doğrudan T.K’nın 35. madde hükmüne göre davalı borçlu şirkete tebliğ edildiği anlaşılmış olup, Kanunun ve Yönetmeliğin belirlediği şekilde yapılmamış olan tebligat geçerli olmadığını bu nedenlerle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ SONRASI YAPILAN YARGILAMA
:
Dava, İİK'nun 158. Maddesi uyarınca kesinleşmiş icra takibi nedeniyle borçlunun iflasına ilişkindir.
Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, kesinleşen icra dosyaları ve tüm dosya içeriğine göre; davalının ödeme emrine icra dairesinde itiraz etmediği, kesinleşen takibe rağmen davalı şirket tarafından borcun ödenmediği ve usulüne uygun olarak tebliğ edilen depo emri kararının yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, kambiyo senetlerine dayalı iflas yolu ile takipte ticaret mahkemesinin yaptığı inceleme şekli bir incelemedir. Mahkeme bu davada alacaklının gerçekten alacaklı olup olmadığını genel hükümlere göre inceleme yetkisine sahip değildir. Yani, borçlunun yedi gün içiinde ödeme emrine itiraz etmemiş olması halinde; ticaret mahkemesi, alacağın esası hakkında bir incelemeye girişmez; alacağı mevcut kabul ederek yalnız şekli hususları (ödeme emrine itiraz edilip edilmediğini ve edilmemişse borcun ödenip ödenmediğini) incelemekle yetinir. Borçlu bu iflas davasında (ticaret mahkemesinde) norçlu olmadığına dair bir itiraz veya def'ide bulunamaz; yani borçlunun itiraz ve def'ileri mahkemece inceleme konusu yapılamaz. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Adalet Yayınevi, 2013, s.1122)
Dava konusu dosya kapsamında, borçlu icra dairesinde ödeme emrine itiraz etmemiş, süresinden sonra verilmiş bir dilekçe ile takibe konu çeklerin ödenmiş olduğunu ileri sürmüş, ayrıca davacının davalının borca batık durumda olduklarını ispatla yükümlü olduklarını beyan etmiştir. Mahkememizin esasen süresinden sonra sunulan bu beyanları dikkate alması mümkün değildir ancak bir an için bu dilekçenin geçerli bir cevap dilekçesi olduğunun kabulü halinde dahi, davalılar tarafından icra dairesinde yapılan bir itiraz söz konusu olmadığından ödeme emri ve borç kesinleşmiştir.Davalı tarafça ödemeye ilişkin herhengi resmi ya da yazılı bir belge geçen süre içinde sunulamamış ve ödeme iddiasını ispat edememiştir.
Somut olayda, davacının █████/2018 tarihinde, üç adet çeke dayalı olarak davalı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlattığı, ödeme emrinin tebliğ edilememesi üzerine, TK'nın 35. Maddesi uyarınca borçlu şirketin sicile kayıtlı adresine ödeme emrinin tebliğ edildiği, sonrasında ise İİK 43.madde uyarınca █████/2018 tarihinde takibin iflas yolu ile takibe çevrildiği, iflas yolu ile adi takibe ilişkin ödeme emrinin, davalı şirketin sicile kayıtlı adresine TK'nın 35. maddesi uyarınca █████/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının takibe itiraz etmediği, davacının ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde davalının iflasına karar verilmesi talebi ile eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı taraf, ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini, iflas davasının usule aykırı olduğunu, davadan ve takipten bilirkişi raporunun tebliği ile haberdar olduklarını savunmuşsa da; takipte davalıya çıkartılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine, davalının sicile kayıtlı adresine TK'nın 35. maddesi uyarınca yapılan tebliğ usulüne uygun olduğundan savunmaya itibar edilmemiştir.
Uyuşmazlık noktası ve direnme sebebi 2004 sayılı İİK'nun 43.madde anlamında takip yolunun değiştirilmesi yeni bir takip midir ve tebligatın baştan itibaren yeni başlatılması gerekip gerekmediği noktasındadır.
İflasa tabi şahıslar hakkındaki takip İİK 43. Maddesinde düzenlenmiş olup 43/2 maddesinde "Bu yollardan birini seçen alacaklı bir defaya mahsus olmak üzere o yolu bırakıp harç ödemeksizin diğerine yeni baştan müracaat edebilir" hükmü düzenlenmiştir.
Alacaklı, iflâsa tabi şahıslar aleyhine girişilen takiplerde ihtiyarına göre haciz veya iflâs yoluyla takip yapma hususunda bir seçim hakkına sahiptir. Kanun koyucu, alacaklıya tanıdığı seçim hakkının yanında ayrıca, alacaklının başlangıçta bu iki takip yolu arasından seçmiş olduğu takip yolunu bırakarak, bir diğerine harç ödemeksizin yeniden başvurabilme hakkı da tanımıştır. Dolayısıyla İİK m.43/2 hükmü gereğince haciz yolu ile yapılmış olan takibin, harç ödemeden iflas yoluyla takibe dönüştürülmesi mümkündür..
Ancak icra müdürlüğünce aynı takip dosyası üzerinden harç alınmadan iflas yoluyla takibe dönüşen bu takip yeni bir takip midir. Tebligatın baştan tekrarlanması gerekir mi Dairenin esas bozma nedeni bu noktada toplandığı anlaşılmıştır.
Takip yolunun değiştirilmesinin hukukî niteliğinin ve sonuçlarının açıklanması gereken bir diğer husustur.İİK m. 43/2 hükmü ile yeni baştan takip başlatılmayıp, değiştirilmiş yeni takibe ilişkin aynı esas dosya numarası üzerinden takip talebi üzerinden bir ödeme emri gönderildiğinden takip yolunun değiştirilmesi Ancak takip yolunun İİK m. 43, II uyarınca değiştirilmesi ile yeni bir hukukî ilişkinin kurulması veya mevcut bir hukukî ilişkinin değiştirilmesi ya da ortadan kaldırılması söz konusu olmayıp, sadece takip hukukunun alacaklıya tanıdığı bir imkânın tek taraflı olarak kullanıldığı görülmektedir. (İcra Ve İflâs Hukukunda Takip Yolunun Değiştirilmesi (İİK m. 43, II) Dr. Öğr. Üyesi ..... - Cilt: 16, Sayı: 45, 2020/1, s. 27-70 )
Konuyu düzenleyen maddesinde son cümle''..... diğerine yeni baştan müracaat edebilir....'' denmektedir . Buradaki bu ibare nihai olarak takip yolunun değiştirilmesi yoluyla alacaklı takibi geri almamakta veya yeni baştan bir takip başlatmamakta olup yalnızca ilk başlatmış olduğu takibe yönelik olarak ilk takip yönetimini “takibi devam ettirme gayesinden şekli olarak vazgeçerek , takip türünü ilişkin iradesini değiştirmektedir. İcra iflas hukuku terimi olarak alacaklının yasanın kendisine olanak sağladığı bu hakkı kullanarak takip yolunu değiştirmesi tam olarak icra iflas hukukuna özgü bir “taraf takip işlemi”dir. . (İcra Ve İflâs Hukukunda Takip Yolunun Değiştirilmesi (İİK m. 43, II) Dr. Öğr. Üyesi Mehmet KODAKOĞLU ,MİHDER - Cilt: 16, Sayı: 45, 2020/1, s. 27-70 ) bu türden taraf icra işlemleri, alacaklı veya borçlu tarafından yapılan, takibe yön ve şekil veren ekseriyetle de icra takip işlemlerinin yapılmasını sağlamaya yönelik takip hukukuna ilişkin işlemlerdir. Sonuç olarak alacaklının takip talebinde bulunması bir taraf icra işlemidir. Nitekim, alacaklı takip talebinde hangi takip yolunu seçmiş ise icra dairesi ona göre borçluya ya haciz ya da iflâs yoluna mahsus bir ödeme emri gönderecektir. Bu sebeple, takip yolunun değiştirilmesine takip hukuku bakımından bir taraf icra işlemi diyebiliriz. Netice itibari ile alacağına kavuşmak isteyen alacaklıya kanunen tanınan bu yetki ile alacaklı başlatılmış ve sonuçları doğmuş olan bir takipte yeni bir takip başlatmamakta, sadece sonuca ulaşmak için izleyeceği yöntemi ve cebri icra usulünü değiştirmektedir. (İİK m. 43, II) Dr. Öğr. Üyesi Mehmet KODAKOĞLU ,MİHDER - Cilt: 16, Sayı: 45, 2020/1, s. 27-70 )
Konuyla ilgili emsal Yargıtay .... HD. 03.03.2010 T. ..... E. ..... K.: “...Somut olayda aynı takip dosyasında yapılan genel haciz yoluyla takip sırasında davalının Ticaret ve Sanayi Odasında kayıtlı adresine gönderilen tebligat, muhatabın adresten taşınmış olduğu ve nereye gittiğinin tespit edilemediğine dair şerh ile iade edilmiş, bunun üzerine davacı tarafından takip yolu değiştirilerek Tebligat Kanununun 35. maddesine göre, aynı adrese iflâs ödeme emri gönderilmiştir. Bu durumda, iflâs ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğinin kabulüyle işin esasına girilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”
Yargıtay 19. HD. 12.05.2015 T. .... E. .... K. : “...İlamsız icra takibinde alacaklı takip yollarından birini seçmesi halinde takibin devamında İİK 43. maddesi uyarınca takip yolunu değiştirebilir. Bu değişim, harca tabi olmayıp, takip yolunun değiştirilmesi yeni bir talep anlamına gelmez...” denilerek aynı konuya ilişkin tam aksi yönde içtihat etmiştir. (www.Uyap.gov.tr /Yüksek Yargı Karar Arama ))
Başvurulan yeni takip usulünün eski takibin devamı olduğu önceki takipte vekile yapılan tebligatın yine asile değil vekile yapılması yönünde doktrinde görüşler de ele alınmıştır. (Bakir Kuru, İcra ve iflas Hukuku, 1988, Cilt 1,s.171 )
Bu yönde. SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ, DOSYA NO : .... ,KARAR NO : .... sayılı ilamında ''... Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; borçlu vekilinin ilamsız takipte ödeme emrine itiraz dilekçesiyle birlikte dosyaya vekalet sunduğu, takip yolu değiştirildikten sonra örnek no:11 iflas yoluyla adi takipte ödeme emrinin bu vekile tebliğ edildiği görülmektedir. 7201 sayılı TK'nın 11. maddesi uyarınca vekil ile takip edilen işlerde vekile tebliğ yapılması gerekir. Bu nedenle vekile yapılan tebligatın geçerli olduğu anlaşılmaktadır....'' şeklinde yukarıdaki görüşle paralel olarak yeni bir takip olmadığı vurgulanmıştır.
Bu konuda yine takip yolu değişikliğinin tam anlamıyla bir takip yolu değişikliği olmadığını, zaten yeni bir takip başlatması mümkün olan alacaklının bir defaya mahsus harçsız olarak diğer takip yoluna başvurmasına imkân veren bir düzenleme olduğunu ifade etmiştir. (M. Ertan Yardım ; “Kambiyo Senedi Alacaklısının Takip Yolu Seçimi”, Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.1, S.1, Ankara 2013, s.75-8)
Doktrinde yer alan başka bir görüşe göre, takip yolunun değiştirilmesi borçlu aleyhine yürütülen derdest bir takipte sadece başvurulan takip yolunun değiştirilmesi işleminden ibarettir. Yani alacaklının mevcut takibini geri alması gibi bir durum olmamakta, takibin varlığı kesintiye uğramamaktadır. Takip yolunun değiştirilmesi halinde takip, ödeme emrinin tebliği aşamasından yeniden başlamaktadır. Bu görüş, takip yolu değişikliğini alacaklıya takip hukuku kuralları çerçevesinde tanınan ve bir defa kullanılmakla tükenen bir seçim hakkı olarak tanımlamaktadır. (Çağ Üniversitesi, Özel Hukuk Anabilim Dalı, Takip Yolunun Değiştirilmesi (İİK M.43/2) s,20 Tezi Yazarı, Kardelen KARAGÜLLÜ, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp)
Yine son olarak YARGITAY Hukuk Genel Kurulu ESAS NO : .... KARAR NO : .... sayılı içtihadında,
Somut olayda; ......İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı dosyalarında davacı-alacaklı tarafından önce kambiyo senetlerine özgü yapılan takipte ödeme emri borçlu şirkete tebliğe çıkartılmış, borçlu şirketi temsilen avukatı borca itiraz ile birlikte müvekkili lehine mal beyanında bulunmuş; daha sonra alacaklı vekilinin talebi üzerine takip şekli değiştirilerek, aynı dosya üzerinde, kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla yapılan takipte örnek 12 nolu ödeme emri tebligatının borçlu şirket vekiline tebliğe çıkartıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, haciz yolu ile takipte vekaletname verip, ödeme emrine itiraz eden avukatın takip yolunun İİK'nun 43.maddesi uyarınca değiştirilmesi üzerine, iflas ödeme emrini tebellüğ etmesinde (yeni takip eski takibin devamı niteliğinde olduğundan) bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Sonuç itibariyle, yerel mahkemenin Özel Daire bozma kararına karşı direnmesi yerindedir. denilerek Yargıtay öteden beri “yeni baştan müracaat” ifadesini, borçluya seçilen takip yoluna özgü kayıtlar içeren yeni bir ödeme emri gönderilmesi ve bu ödeme emrine karşı itirazlarını sunma imkânı tanınması olarak değerlendirilmekte; alacaklının yeni bir takip yapması gerekmediği yönünde kararlar vermektedir. Dolayısıyla Yargıtay yeni baştan müracaat ifadesini, takip sürecinin sıfırdan başlaması değil; borçluya yeni bir savunma hakkı verilmesi çerçevesinde yorumlamaktadır. (Çağ Üniversitesi, Özel Hukuk Anabilim Dalı, Takip Yolunun Değiştirilmesi (İİK M.43/2) s,21 Tezi Yazarı, Kardelen KARAGÜLLÜ, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp) Mahkememizce de, kanun koyucunun yeni baştan müracaat ifadesini kullanmasındaki gayenin borçluya seçilen takip yoluna özgü yeni bir ödeme emri gönderilmesi ve önceki ödeme emrinden bağımsız olarak itirazlarını ileri sürmesine imkân tanınması anlamında alacaklının takip yolunu değiştirirken yeni bir takip olmadığı yönündedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle takip yolu değişikliğinin iflâsa tabi şahıslar hakkında haciz veya iflâs yoluyla takip yapma hususunda bir seçim hakkı olan alacaklının, bu yollardan biriyle yürüttüğü takibinde, seçimini bir defaya mahsus harçsız olarak değiştirmesine imkân tanıyan takip hukukuna özgü bir defa kullanılmakla tükenen bir hak olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle Bu kapsamda, alacaklının takip yolunu değiştirme hakkını kullanması halinde; başvurduğu takip yolunda yürüttüğü takibi sonuçları itibariyle takibin geri alması olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı dikkate alınarak borçluya sadece takibi ödeme emri aşamasından itibaren yeniden başlatmış olacağının kabul edilmesinin isabetli bir yöntem olduğu kanaatine varılarak daire ilamına karşı aşağıdaki gibi ;
İcra müdürlüğünce ve mahkememizce bütün süreçlerde bu adrese TK'nun 35. Maddesi gereğince tebligat yapılmıştır. Yargılama boyunca yada icra takibi aşamasından icra müdürlüğüne İİK 16.madde uyarınca da 7 gün içinde davalı usulsüz tebligat iddiasında bulunmamıştır. Davalı, daha sonra kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirmiştir.7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun “Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti” başlıklı 35. maddesi “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza mercine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır. Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır....”
Bu maddeye karşılık gelen Yönetmeliğin 57. maddesi de “Muhataba veya adresinde bu Yönetmeliğin gösterdiği usullere göre onun yerine tebellüğ edebilecek birine tebligat yapılmasından veya 31 inci madde gereğince işlem yapılmasından sonra muhatap bu adresini değiştirirse, yeni adresini hemen tebliği yaptırmış olan kâza mercine bildirmek zorundadır. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler, bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kişi yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, adres araştırması yapılmasına gerek kalmaksızın ek-1'de yer alan (6) numaralı örneğe göre düzenlenecek tebliğ evrakının bir nüshası eski adresin kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
DİRENME ÜZERİNE HUKUK GENEL KURULU KARARI KAPSAMINDA
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır. Tebligat Kanunu'nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre; tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine 19.01.2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanun ile eklenen 2. fıkrası "…Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır…" şeklindedir. Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi ise; "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.(Değişik fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.(Değişik: 19/3/2003-███████ md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır. (Ek : 6/6/1985-███████ md.; Değişik fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır.(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşı, yurt dışı adresini değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran mercie bildirmez, adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, bu kişinin yurt dışında daha önce tebligat yapılan adresine Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğunca 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır” şeklinde düzenlenmiştir. Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 57. maddesinin 4. fıkrası ise “Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından ana statü, sicil, tüzük ve kuruluş senedi gibi resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır” hükmünü içermektedir. Tebligat Kanunu’nun 35. maddesinin 1. fıkrası gerçek kişi muhatap ile ilgili olup, eski adrese tebliğ yapılabilme şartları 2 ve 3. fıkralarda gösterilmiştir. TK'nın 35. maddesinin 4. fıkrası ise tüzel kişi muhatap ile ilgili olup, daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişinin yeni adresini kayıtlı olduğu sicile bildirmemesi hâlinde sicilde yazılı olan adresine aynı Kanun'un 35. maddesinin 2 ve 3. fıkralarına göre tebligat yapılabileceği belirtilmiştir. Öte yandan uyuşmazlığın çözümü için takip yolunun değiştirilmesine ilişkin İİK'nın 43/2. maddesinde yer alan yasal düzenlemenin açıklanması da gerekmektedir. İcra ve İflas Kanunu'nun 43. maddesi, "İflas yolu ile takip, ancak Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan veya tacirler hakındaki hükümlere tabi bulunanlar ile özel kanunlarına göre tacir olmadıkları halde iflasa tabi bulundukları bildirilen hakiki veya hükmi şahıslar hakkında yapılır. Şu kadar ki, alacaklı bu kimseler hakkında haciz yolu ile de takipte bulunabilir. Bu yollardan birini seçen alacaklı bir defaya mahsus olmak üzere o yolu bırakıp harç ödemeksizin diğerine yeni baştan müracaat edebilir" şeklinde düzenlenmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 43/2. maddesi ile alacaklıya takip yolunu değiştirme imkanı verilmiştir. Alacaklı iflas yoluyla takip başlattıktan sonra takibini haciz yoluyla takibe, haciz yoluyla takip başlattıktan sonra takibini iflas yoluyla takibe dönüştürebilir. Alacaklı bir defaya mahsus takip yolunu değiştirmesi hâlinde yeniden harç ödenmez. Bu şekilde takip yolunun bir defaya mahsus olmak üzere değiştirilmesine imkân tanınmıştır (İbrahim Aşık, Yakup Oruç, Ozan Tok, Faruk Saçar, Recep Aşit, İcra ve İflas Hukuku, Ankara 2024, s. 86). Anılan düzenleme ile alacaklının bu hakkı kullanabilmesi için kanunda belirtilen bazı şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Buna göre takip yolunun değiştirebilmesi için öncelikle takip yolu değişikliğine elverişli bir icra takibinin olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra borçlunun iflâsa tâbi şahıslardan olması, usulüne uygun yapılmış geçerli bir takibin bulunması, alacak miktarı ve takibin dayanağı alacağın aynı olması ve son olarak da takip yolunun değiştirilmesi yönünde alacaklının talebinin bulunması gerekmektedir. Takip yolunun değiştirilmesi hâlinde, seçilen takip yoluna ilişkin işlemlerin yeniden yapılması gerekmektedir. Başvurulan takip yolu için alacaklının (aynı dosya üzerinden) yeni bir takip talebinde bulunması gerekir; bunun üzerine borçluya seçilen takip yoluna özgü bilgilerin yer aldığı yeni bir ödeme emri gönderilir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuk El Kitabı, Ankara 2013, s. 173). Yeni baştan müracaat edilen takip önceki takibin devamı niteliğinde olduğundan, takip yolunun değiştirilmesi durumunda takibe aynı dosya üzerinden devam edilecektir. Tüm bu maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından 14.09.2018 tarihinde davalı şirket aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, davalının bilinen adresine çıkartılan ödeme emrinin iade edilmesi üzerine bu kez TK'nın 35. maddesi uyarınca davalı şirketin ticaret siciline kayıtlı adresine ödeme emrinin gönderildiği ve 04.10.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, sonrasında davacı vekilinin 26.10.2018 tarihli talebi uyarınca takibin iflas yolu ile takibe çevrildiği, iflas yolu ile takibe ilişkin ödeme emrinin, davalı şirketin sicile kayıtlı adresine TK'nın 35. maddesi uyarınca 03.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının takibe itiraz etmediği, davacının ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde davalının iflasına karar verilmesi talebi ile eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip değiştirilerek iflas yoluyla takibe geçilmiştir. İİK'nın 43/2. maddesinde takip yolunun değiştirilmesi durumunda alacaklıya sadece harçtan muafiyet hakkı verilmiş olup, bu durumda davacı tarafça yeniden harç ödenmeyecek ise de anılan düzenlemede yeni baştan müracaat denilmekle yeni bir takip başlatılmış olduğundan borçlu, önceki takibe itiraz etmese bile takip yolunun değiştirilmesinden sonra kendisine gönderilecek yeni ödeme emrine karşı itirazda bulunabilir. Bu durumda iflas yoluyla adi takipte ödeme emrine ilişkin tebliğ işlemlerinin yeniden yapılması gerekmektedir. Bu nedenle TK'nın 10/1. maddesi uyarınca ödeme emrinin ilk önce davalı borçlu şirketin bilinen son adresi olan ticaret sicil adresine tebliğ edilmesi, davalıya gönderilen tebligatın iade edilmesi hâlinde bu kez TK'nın 35. maddesine göre tebliğ işleminin yapılması gerekmektedir. Ancak icra dosyası incelendiğinde, davacı tarafından takip yolunun değiştirilmesinden sonra iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrinin doğrudan TK'nın 35. maddesi uyarınca davalı borçlu şirkete tebliğ edildiği anlaşılmakla, yapılan tebliğ işlemi usulsüzdür. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, iflas yoluyla takipte ödeme emri tebliği usulsüz olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, takip yolunun değiştirilmesinden sonra ödeme emrinin davalı borçluya doğrudan TK'nın 35. maddesine göre tebliğ edilmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle verilen mahkekemiz direnme kararı HGK kararı uyarınca yerinde görülmediğinden Hukuk genel kurulu kararı uyarınca reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 44,40-TL peşin harcın mahsubu ile 571,00-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından sarf edilen tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 790,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Başkan .....
¸e-imzalıdır
Üye ....
¸e-imzalıdır
Üye ....
¸e-imzalıdır
Katip ....
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!