Danıştay 13. Daire, Sermaye Piyasası Kurulunun piyasa dolandırıcılığı kapsamında bir grup ile hareket eden davacıya uyguladığı iki yıllık borsa işlem yasağı kararında hukuka aykırılık bulmadı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının belirli bir hisse senedi piyasasında manipülatif işlemler yapan bir grupla birlikte hareket etmesi sebebiyle Sermaye Piyasası Kurulu tarafından uygulanan iki yıllık borsalarda işlem yapma yasağının iptali talebiyle açılan davaya ilişkindir; ilk derece mahkemesi, uzman raporlarına dayalı somut tespitler ışığında, piyasa bütünlüğünü korumaya yönelik bu idari tedbirin hukuka uygun olduğuna ve işlem yasağı gibi idari tedbirlerde savunma alınmasının zorunlu olmadığına karar vererek davayı reddetmiştir.
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No
:█████████
Karar No
:█████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Kurulu
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI)
: ... (...)
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Davacının ... Alışveriş Merkezleri Ticaret A.Ş. (...) pay piyasasında █████/2013-█████/2013 tarihleri arasında gerçekleştirilen işlemler nedeniyle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 101. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği’nin 5. ve 6. maddeleri uyarınca hakkında iki yıl süreyle borsalarda işlem yapma yasağı uygulanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının ilgili kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... pay piyasasında ilgili dönemde meydana gelen olağandışı fiyat ve miktar hareketlerinin 6362 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında incelenmesi için görevlendirilen davalı idare uzmanları tarafından davacı dahil 14 kişinin (gerçek/tüzel) hesaplarının incelendiği, hazırlanan ... sayılı Sınırlı Denetleme Raporu'nda, davacıyla ilgili olarak, 14 kişi içinde yer alan ... ile ortak hesabından, yine 14 kişi içinde yer alan ... Yönetim ve Danışmanlık Hizmetleri Limited Şirketine █████/2012 tarihinde iki kez para transferinin olduğu, ...'nun █████/2013 tarihinde davacıya 480.588 adet ... payı virmanladığı, davacının █████/2013 tarihinde payları sattığı ve 72.088,00-TL kar elde ettiği tespitlerine yer verildiği; kendisine pay virmanlayan ... ile ilgili olarak, inceleme dönemi içinde hesaplarında alım, satım, kendinden kendine işlem, fiyat yükseltici işlemler yapıldığı, hesapları incelenen 14 kişi arasında yer alan üç kişi ile birlikte farklı tarihlerde aynı IP adresi üzerinden ... pay piyasasına emir iletildiği, yine 14 kişi arasında yer alan ...'dan hesabına toplam 481.000 adet ... payı virmanlandığı, 191.787,00-TL kar elde ettiği yönünde tespitlere yer verildiği; denetleme raporunda, 14 kişinin hesaplarına ilişkin olarak elde edilen bilgilerden birlikte hareket ettikleri ve grup oldukları sonucuna varılarak söz konusu hesaplarda gerçekleştirilen işlemlerin piyasa dolandırıcılığı fiili kapsamında olduğunun değerlendirildiği, grup tarafından incelemeye konu dönemde toplam 83.509.133 adet alım-satım işlemi yapılarak işlemlerin %59,45’inin gerçekleştirildiği, grubun çapraz/karşılıklı işlemlerinin alışları toplamına oranının %71,35, satışları toplamına oranının ise %73,13 olduğu, grubun anılan dönemde 7.799.857 adet fiyat yükseltici (piyasa toplam fiyat yükseltici işlemlerinin %65'i), 27.642 adet ters yönlü emir işlemlerinin olduğu, alış-satış işlemlerinde 11.590.551,46-TL brüt menfaat elde ettiği, grubun inceleme döneminde ... payının fiyatına, fiyat değişimine, arz ve talebine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla işlem gerçekleştirdiği, işlemlerde 6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan piyasa dolandırıcılığı suçu unsurlarının mevcut olduğu tespitlerinde bulunularak grup içinde inceleme döneminde işlemlerin %95,91'lik kısmını gerçekleştiren, asıl olarak fiyatlar üzerinde etkili olan işlemleri gerçekleştirdiği tespit edilen 6 kişi hakkında 6362 sayılı Kanun'un 107/1. maddesi kapsamında işlem yapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasının ve 14 kişi hakkında Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin 5/2, 5/3, 6/2. maddeleri uyarınca borsalarda işlem yasağı uygulanmasının teklif edildiği, Kurul tarafından da aynı yönde karar alındığı;
Bu durumda, dava dosyasında yer alan tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, Kurul uzmanlarınca objektif esaslar çerçevesinde, somut verilere dayanılarak yapılan tespit ve değerlendirmeler sonucu, piyasa dolandırıcılığı yaptığı tespit edilen kişilerle birlikte hareket ettiği tespit edilen davacı hakkında, sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişini temin etmek ve yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik tedbir almak amacıyla, iki yıl süre ile borsalarda geçici işlem yapma yasağı getirilmesi yönünde alınan dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacı tarafından dava konusu işlemin savunma alınmaksızın tesis edildiği ileri sürülmüş ise de, Kanun’da idari para cezası uygulanacak durumlarda savunma istenileceği öngörülmüş olup, idari tedbir niteliğinde olan işlem yasağı kararı alınmadan önce savunma alınmasını gerektirecek bir düzenlemenin yer almadığı görüldüğünden, davacının bu iddiasına itibar edilmediği belirtilmiştir.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idarenin, ilgili bulunduğu piyasada 6362 sayılı Kanun'la kendisine tanınan yetkiyi kullanarak çıkardığı düzenleyici (kural) işlem niteliğinde olan Tebliğ'in ve bu Tebliğ'de yer alan kurallarla öngörülen idari tedbirlerin, kişilerin aleyhine sonuç doğuracak şekilde geçmişe ve tamamlanmış ve hukuki sonuçlarını doğurmuş hukuki eylemlere etkili olarak uygulanmasında hukuka uygunluk bulunmadığı;
Öte yandan, somut uyuşmazlık bakımından, davalı idare tarafından idari tedbir olarak nitelendirilen dava konusu işlemin hukuki niteliğinin, başka bir ifadeyle idari yaptırım karakteri taşıyıp taşımadığının da tespitinin gerektiği, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 16. maddesinde yer verilen, idari yaptırımların, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibaret olduğu ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerin idarî tedbirlerden olduğu yönündeki kurallar uyarınca, 6362 sayılı Kanun'da (ilgili kanun) yer alan borsalarda işlem yapma yasağına ilişkin tedbirin (diğer tedbirler), idari yaptırımlar konusunda genel kanun niteliğini haiz Kabahatler Kanunu'ndaki hukuki tanımlamaya göre bir idarî yaptırım olduğu, piyasanın etkin ve sağlıklı işleyişi bakımından sakınca oluşturabilecek fiil veya durumları nedeniyle kişilerin borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapmasının yasaklanmasını düzenleyen kuralın ise, ilke olarak kanun koyucu tarafından getirilen idari bir önlem olduğu, işlem yapma yasağının hangi şartların varlığı halinde bir idari tedbir olarak nitelendirilebileceğinin açıklığa kavuşturulmasının gerektiği;
Dosyanın incelenmesinden, Kurul'un ... tarih ve ... sayılı kararı ile, █████/2013-█████/2013 döneminde “...” pay piyasasında gerçekleştirilen piyasa dolandırıcılığı niteliğindeki işlemlerde sorumluluğu bulunan kişiler hakkında 6362 sayılı Kanun'un 107/1. maddesi kapsamında işlem yapılmak üzere savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu, ayrıca haklarında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilen kişilerle birlikte aralarında davacının hesabının da bulunduğu suça konu işlemlerin gerçekleştirildiği hesapların sahipleri hakkında Tebliğ'in 6. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 2 yıl süreyle borsalarda geçici işlem yapma yasağı kararının alındığı;
Bu itibarla, her ne kadar davalı idare tarafından "idari tedbir" niteliğinde işlem tesis edildiği belirtilse de, dava konusu işlemin "idari yaptırım" mahiyeti taşıdığı dikkate alındığında, █████/2014 tarih ve 28889 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandıktan üç ay sonra yürürlüğe giren Tebliğ'in ve bu Tebliğ'de öngörülen "idari tedbirlere" ilişkin kuralların, davacının 2013 yılında işlediği eylemler sebebiyle geçmişe etkili olarak uygulanması suretiyle hukuki güvenlik ilkesine aykırı şekilde tesis edilen dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davalı idare tarafından, Kurul’un varoluş amacının sermaye piyasasının adil ve düzenli bir şekilde işleyebilmesi olduğu, bu nedenle kanun koyucu tarafından idari tedbir alabilme yetkisinin verildiği, dava konusu işlemin idari tedbir niteliğinde olduğu, Tebliğ düzenlemelerinin hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırı olmadığı, dava konusu işlem tarihinde Tebliğ’in yürürlükte bulunduğu, işin mahiyeti nedeniyle fiil tarihiyle tedbirin uygulandığı tarihlerin örtüşmesinin imkânsız olduğu, işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuatın uygulanması gerektiği, dava konusu işlemin ceza niteliğinde bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!