Ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan mağaza söküm hizmeti bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davası.
Özet: Bu dava, taraflar arasındaki ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine borçlunun yaptığı itirazın iptali talebiyle açılmıştır; davacı, mağaza söküm işlerini e-posta onayıyla tamamladığını, düzenlenen faturalara ticari defterlere göre süresinde itiraz edilmediğini ve borcun ödenmediğini belirtirken, davalı ise sözleşme ilişkisinin olmadığını, faturaların usulüne uygun tebliğ edilmediğini, içeriklerinin gerçeği yansıtmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını ve herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile borçlu arasında ticari ilişki bulunmakta olup, müvekkili ile davalı şirket arasında e- mail üzerinden iletişime geçilmiş ve yapılacak işlemler ve işbu işlemlerin maliyetleri davalı şirkete bildirilmiş ve davalının onayı üzerine işlemlerin gerçekleşmiş olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında davalı şirkete ait --------- mağazalarının sökümü için sözleşme yapıldığını, müvekkili şirketin işbu sözleşme kapsamında yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve akabinde icra takibine konu faturaların düzenlendiğini, davalı şirketin işbu faturalara TTK m.21/2 uyarınca yasal süre içerisinde itiraz etmemiş olduğunu, davalının faturaları süresi içinde ödememesi sebebiyle davalı aleyhine -------Sayılı icra takibini başlatıldığını, borçlunun atılı icra takibine itiraz etmesi üzerine huzurda ki davayı açma zorunluluğunun hasıl olmuş olduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğundan, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili aleyhine girişilen icra takibi son derece haksız, yasal dayanaktan ve kötü niyetli bir takip olduğundan ve müvekkilinin takip alacaklısına hiçbir borcu olmadığından, müvekkili tarafından tamamen haklı nedenlerle yasal süresi içerisinde icra takibine, borca, faize ve diğer ferilere itiraz edilmiş olduğunu, dava dilekçesindeki hiçbir iddia gerçeği yansıtmamakta, taraflar arasında, davacının iddia ettiği gibi ve tek taraflı düzenlediği faturalara dayanarak iddia ettiği gibi herhangi bir sözleşme bulunmamakta olup, tacir olan davacı iddialarını yazılı belge ile ispatlamak zorunda olduğunu, davacının iddialarını tanıkla ya da yetkili temsilciler tarafından imzalanmış belge dışında herhangi bir belge ile ispat çabasına muvafakatlerinin bulunmadığını, dava dilekçesindeki, icra takibine konu faturalara itiraz edilmediği ve faturaların süresinde ödenmemesi sebebiyle icra takibi yapıldığı şeklindeki iddiaları da tamamen haksız ve gerçeğe aykırı olup, icra takibi konusu faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmemiş, fatura içeriklerinin gerçeği yansıtmamakta olduğunu, icra takibine yaptığımız itirazda da "ayrıca ödeme emri ekinde gönderilen faturaların münderecatına, faturaların içeriklerine ve bedellerine de itiraz ederiz. ayrıca talepler zamanaşımına uğradığını, takip alacaklısının müvekkilimden talep edebileceği hiçbir alacağı bulunmadığını, müvekkili şirketin merkezinin 2.500 m2 alanda olup, 1.500 m2 depo alanına sahip olduğundan, müvekkilinin davacı ile depolama şeklinde anlaşma yapmasına gerek de bulunmamakta olduğunu beyanla; Her yönüyle haksız davanın ve davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini, lehlerine %20 tazminata hükmedilmesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava hukuki niteliği itibariyle, -------sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, -------sayılı takip dosyasının incelenmesine dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buluduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, icra müdürlüğünce takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.-------- tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı şirketin incelenen ticari defterlerine göre; takibe konu 2 adet faturanın ticari defterlerine işlendiği, davalı şirketin incelenen ticari defterlerine göre takibe konu 2 adet faturanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının görüldüğü, Ancak; davacı şirketin --- adet faturanın bildirildiği ve davalı şirketin -------- adet faturanın bildirildiği görüldüğünden ve resmi kurumlara yapılan beyanların tarafları bağlayacağı ile ilgili İstinaf ve Yargıtay kararları bulunduğundan, davacı tarafın davalıdan takibe konu fatura bedellerini isteyebileceği kanaatinin edinildiği, davacı taraf takipte; TTK 1530 maddesine göre faiz istemiş olup, taraflar arasında yazılı bir sözleşmeden bahsedilmesine rağmen sözleşme dosyada bulunmadığından, bir takım mail yazışmaları davacı tarafından sunulmuş ise de bu mail yazışmaları konusunda takdir Mahkemeye ait olduğundan, davacının davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtarnamesinin bulunmadığı görülmekle birlikte, davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine takibe konu faturaları bildirdiği görüldüğünden, faturaların düzenlediği tarihlerden 30 gün sonrasında davalı şirketin temerrüde düştüğü kanaati edinilerek, takipten önce istenen faiz ile ilgili hesaplamaların yapıldığı, davacının davalıdan ---- takip tarihi itibariyle toplam ----asıl alacak ve 5.663,84 TL işlemiş faiz olmak üzere genel toplamda 128.265,84 TL tutarınca alacağının bulunduğu, davacının faiz isteminin tespitlerimizi aşan kısmının yerinde olmadığı, davacının 06.06.2022 takip tarihinden itibaren takipte ve sonraki dönemde ticari temerrüt faizi isteminin mümkün bulunduğu, tarafların masraf, inkar tazminatı, vekâlet ücreti ve benzeri diğer taleplerinin, Mahkemenizin takdirleri içinde kaldığı," şeklinde rapor sunulmuştur.18.07.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Davalı vekili tarafından Mahkemeye hitaben düzenlenen rapora itiraz dilekçesinde, her ne kadar davacının faturalarının bağlı bulundukları vergi dairesine BA bildirimi ile bildirilmediği iddia edilse de, davalı şirketin ---- bildiriminde davacı şirkete ait 2 adet faturayı bildirdiği ( Bu bildirim davalının ---- bildiriminde koyu renkli kalem ile çerçeve içine alınmış ve kalın okla gösterilmiştir.) görüldüğünden, davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarının yerinde olmadığı ve kök rapordaki kanaati değiştirecek bir husus bulunmadığı değerlendirilmiş olup, nihai kararın Mahkemeye ait olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur. Bilirkişi ek ve kök raporları hüküm kurmaya elverişli olmadığından itirazlar doğrultusunda yeni bir mali müşavir bilirkişiden rapor tanzimi istenilmiştir. --- tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Davacı Şirketin 122.602,00 TL asıl alacak ve 7.114,94 TL İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 129.716,94 TL alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle, İtirazın iptali istemli olarak davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; Takip/Dava konusu faturaların, davalı şirketin ticari defter kayıtlarında yer almadığı gibi ----formu beyannamelerinde de beyan edilmemiş oldukları, faturaların veri kaynağının E-Belge olarak ------- belirtildiği, Takip/Dava konusu fatura içeriklerine girmeksizin, mali inceleme ve tespitlerimiz muvacehesinde, nihai Mahkemeye ait olmak üzere, davacı yanca usul ve yasaya uygun biçimde düzenlenmiş ve davalı şirkete tebliği sağlanmış fatura bulunmadığından, takip konusu yapılan e-arşiv faturaların, takibe konu borcu sübut ettirecek ve temerrüdünü sağlayacak nitelikte olmadığı; " şeklinde rapor sunulmuştur. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz------ Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir----------- Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir ----------Ticari defterler üzerinde yapılan incelemede davacının kendi ticari defterlerine göre davalıdan 122.602,00 TL alacağının bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre de davalının borcunun bulunmadığı tespit edilmiştir. █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda davalının davacı tarafından kesilen fautaraları ----- bildirdiği tespitine davalının açık itirazlar ve 2021 yılı Temmuz ayında yapılan VUK Genel Tebliğinde yapılan değişik dikkate alınarak yeni bir bilirkişiden rapor alınmıştır. ---- tarihli yeni raporda -----bildirim zorunluluğu kalktığı, davalının ------- ile faturaları bildirmediği tespit edilmiştir. Bu durumda davacı taraf malzeme sökümü ve sökümden sonra hurdaları depo kiralayarak muhafaza edilmesi hususunda davalı ile anlaştıklarını ispat etmelidir. Defter kayıtlarına göre davacı iddiasını ispat edememiştir.Kural olarak ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse son çare olarak yemin deliline başvurulması gerekmektedir. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap layihasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür.Davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görüldüğünden davacı tarafa yemin delili hatırlatılmış, davacı tarafından yemin metni sunulmuş, davalı taraf ----- tarihli celse de davacı ile arasında yazılı sözleşme olmadığına, söküm ücreti olarak malların davalıda kaldığına, başkaca bir ücret anlaşması olmadığına, kiralama anlaşması bulunmadığına ilişkin olarak yemin etmiştir. Hal böyle olunca ispat külfeti üzerinde davacı söküm sonrası hurdaların depo kiralanarak muhafaza edildiği iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.566,67-TL harcın mahsubu ile artan 951,27-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan 4.000,00 TL bilirkişi ücreti yargılama giderinin davacı taraftan alınarak, davalı tarafa verilmesine,5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------ Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025