Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen kambiyo senedi kaynaklı menfi tespit davasında, zorunlu arabuluculuk şartının süresinde yerine getirilmemesi nedeniyle davanın usulden reddi.
Özet: Davacı, daha önce ödendiğini iddia ettiği kambiyo senetlerine dayalı icra takibine karşı borçlu olmadığının tespiti, takibin durdurulması ve iptali ile kötü niyet tazminatı talebiyle menfi tespit davası açmış; ancak mahkeme, yasal düzenlemelerle zorunlu hale gelen arabuluculuk sürecinin tamamlanmadığına dair son tutanağın süresinde sunulmaması nedeniyle davanın usulden reddedileceği ihtarına rağmen eksikliğin giderilmemesi üzerine, süreç henüz sonuçlanmadığı beyanıyla davanın usulden reddi yönünde değerlendirme yapmıştır.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
YAZIM TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirket, davacı aleyhine toplam 879.000,00-TL tutarında üç adet çeke dayalı icra takibi başlattığını, davacı bu çeklerin davalıya teminat amacıyla verdiğini ve çek bedellerinin tamamının daha önceden bizzat ödendiğini, çekin bedelinin bankaya sunularak tahsil edildiğini, ikinci çekin bedelinin davacının ..... Bankası hesabından davalıya IBAN yoluyla bedelle bizzat tahsil edildiği, üçüncü çekin bedelinin de valör tarihiyle tahsil edildiğini, davacı, davalı şirketin bu çeklerin bedellerini tahsil etmesine rağmen, haksız ve kötü niyetli bir şekilde aynı çekleri tekrar icra takibine koyduğunu, bu eylemin bedelsiz senede kullanma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle, davalı şirket hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na ..... Soruşturma numarası ile suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek davacı vekili dava sonuçlanana kadar telafisi imkansız zararların önlenmesi için, Bakırköy ..... İcra Dairesi'ndeki ..... Esas sayılı dosyadaki paranın alacaklıya ödenmemesi ve icra takibinin durdurulmasını, durdurma kararının teminatsız aksi takdirde uygun görülecek teminat karşılığında verilmesini, davacının, icra takibine konu olan bu çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespit edilmesini, açılmış olan icra takibinin iptal edilmesini, davalının, takibi başlatmakta kötü niyetli olduğu kanıtlandığında, alacak miktarının (879.000,00-TL) %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını istemiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:
2004 sayılı İİK’nun 72. maddesinde “Borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” denilmiştir.
TTK’nın 5/A maddesi “Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükümlerini içermektedir.
05.04.2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Orman Kanunu ve bazı kanun- larda değişiklik yapılmasına dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesi ile 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1.fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi, alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında " şeklinde değiştirilmiş, aynı yasanın geçici 1. maddesinde "bu maddeyi ihdas eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 7036 sayılı kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm 01.09.2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır" denilmiştir.
Eldeki davanın açıldığı tarih olan █████/2025 itibariyle menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu açıktır.
Dava dilekçesi ekinde, davacı vekilinin arabuluculuk faaliyeti sonucu anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın aslını veya onaylanmış örneğini sunmadığı anlaşıldığından, mahkememizin █████/2025 tarihli ara kararı ile davacı vekiline, "Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde Arabuluculuk Son Tutanağı aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı gibi, UYAP ortamında da bulunmadığı görülmekle, 7155 sayılı Yasa'nın 23. maddesi ile 6325 sayılı Yasa'nın 18/A-2 maddesi gereği "davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği," denildiğinden, davacı vekiline, arabuluculuk aşamalarına katılmış tüm taraflarca imzalanmış ve yöntemine uygun olarak düzenlenmiş Arabuluculuk Son Tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunması için 1 HAFTALIK KESİN SÜRE VERİLMESİNE, verilen kesin süre içinde sunmadığı takdirde davanın usulden reddine karar verileceğinin İHTARINA, (ihtarın iş bu ara kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına)" şeklinde süre verilmiş, söz konusu ara kararın davacı vekiline █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin █████/2025 tarihinde sunduğu beyan dilekçesi ile, dava tarihinden önce Arabuluculuğa başvurduklarını, ancak arabuluculuk başvurusunun henüz sonuçlanmadığını beyan ettiği görülmüştür.
Yapılan açıklamalar ve belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, eldeki davada, TTK'nın 5/A ve 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi gereğince, dava tarihi itibariyle, arabuluculuk faaliyeti sonucu anlaşmaya varılamadığına dair tutanağın sunulması dava şartıdır. Yani davanın açıldığı tarih itibariyle, arabuluculuk süreci tamamlanmış olmalı ve bu süreci gösteren "anlaşamama tutanağı" dava dilekçesine eklenmiş olmalıdır. Sadece arabuluculuk başvurusunda bulunmuş olmak, dava şartını yerine getirmez. Ayrıca, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici hükmü uyarınca, davanın açılmasından sonra arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan bir yasal düzenleme de mevcut olmadığından, söz konusu dava şartı, tamamlanabilir bir dava şartı değildir.
HMK'nin 115/1 maddesi hükmünde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan yasanın 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer yasalarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiş, HMK'nın 115/2 maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde, davanın usulden reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, somut olayda, davanın zorunluğu arabulucuğa tabi olduğu, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, dava tarihi itibariyle arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanarak, anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın düzenlenmiş olmasının dava şartı olduğu, ancak, somut olayda dava tarihi itibariyle arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığının anlaşıldığı ve söz konusu dava şartının sonradan tamlanabilir bir dava şartı olmadığı anlaşılmakla, davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi, 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nın 115/1-2 maddeleri gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi, 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nın 115/1-2 maddeleri gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürülükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar harcından daha önce dosyaya yatırılan 25.530,87‬-TL peşin harcın düşürülmesi ile fazla kalan ‭24.915,47-TL bakiye harcın talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. █████/2025
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!