Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinden, marka hakkına tecavüz, haksız rekabet ve Google anahtar kelime kullanımına dair istinaf kararı.
Özet: İnternet hizmetleri sunan davacının tescilli "..." markasının, e-ticaret altyapı hizmeti veren davalı tarafından marka tecavüzü oluşturacak ve haksız rekabet yaratacak şekilde kullanıldığı iddiasıyla açılan davada; davacı, davalının markasını broşürlerde izinsiz kullandığını ve Google reklamlarında anahtar kelime olarak kötüye kullandığını ileri sürerken, davalı belgenin şirket içi olduğunu savunmuştur; ancak ilk derece mahkemesi, ilgili bir soruşturmada davalı temsilcisinin anahtar kelime kullanımını ikrar etmesi ve bilirkişi incelemesiyle davalının kendi web sitesinde 2020-2021 yıllarında davacının markasını hem görsel olarak hem de anahtar kelime olarak kullandığının tespit edilmesi üzerine, bu kullanımların marka hakkına tecavüz teşkil ettiğine hükmetmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No
: █████████ - █████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: █████████ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Ref'i, Men'i ve Olumsuz Maddi Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2023 Tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2015 yılından bu yana özellikle internet üzerinden her türlü bilgi, ses, görüntü hizmeti vermek, web sitesi hazırlamak, bilgisayar ve bilişim programları ve yazılımları hazırlamak ve internet servis sağlayıcılığı yapmak, e- ticaret hizmetleri vermek ve sair alanında faaliyet göstermekte olduğunu, davalı şirket ile müvekkilinin aynı alanda faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin müvekkiline ait marka ve logosunu aldatıcı ve dürüstlük kurallarına aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar çerçevesinde haksız rekabet oluşturacak şekilde kullandığını, davalının kendi şirket çalışanlarından olan grafik tasarımcısına hazırlattığı broşürde ... logosunun izinsiz kullanımı ile yanıltıcı ve marka itibarını zedeleyici ithamların bulunduğunu, “...” markasının █████/2015 tarihinden itibaren 09. 35. ve 38. emtia sınıflarında on yıl süre ile tescil edildiğini, ... yetkililerinin, Google arama motorunda “...” anahtar kelimesini aratmaları sonucunda reklamlar arasında olduğu görülünce, yapılan araştırmada davalının kendi rakibi olan ...’ ın markasını Google reklamlarına anahtar kelime olarak girdiğinin anlaşıldığını, bu durumun davalının haksız reklam uygulaması ile ...’ın müşteri çevresinden faydalanmaya çalıştığını ortaya koyduğunu ileri sürerek, müvekkili şirkete ait '...” markası ve ticaret unvanının nın davalı tarafından marka tecavüzü oluşturacak ve haksız rekabet yaratacak şekilde kullanıldığının tespiti, men'i, ref'i ile olumsuz maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 30.10.2017 tarihinde kurulduğunu, sadece internet üzerinden hizmet verdiğini, esas faaliyet alanının e-ticaret alt yapı hizmeti sunmak olduğunu, davacı şirketin dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu “davalı yan tarafından şirket çalışanına hazırlattığı pdf örneği” nin şirket içi pazarlama ve satış modelinin belirlenmesi için şirket çalışanı tarafından hazırlanmış bir belge olup bu belgede salt ... ın değil global firmaların da yer aldığını ancak buradaki önemli hususun bu belgenin tamamen şirket için hazırlanmış olduğunu, şirket dışında hiç kimse ile paylaşılmadığını, sadece şirket içi toplantılarındaki stratejilerin belirlenebilmesine yardımcı olması için hazırlandığını, davacı şirketin bu belgeyi kötü niyetli olarak edindiğini, davayı bu belgeye dayandırarak haksız rekabet hükümlerini ileri sürmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, dosya kapsamında davacının iddialarını ispata elverişli e-tespit tutanağı ya da delil tespiti bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dosyada mevcut 23.03.2023 tarihli davacı vekili dilekçesi ekinde bulunan marka ihlali iddiası ile aynı iddiaları içerir suç duyurusu neticesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ███████████ numaralı soruşturma dosyasında şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulan davalı ... TEKNOLOJİ ANONİM ŞİRKETİ vekili Av. ...’ in eşliğinde davalı şirket yetkilisi Mustafa Namoğlu’nun ifadesinde anahtar kelime olarak “...”ı kullandıklarını ikrar ettikleri, yine, davacının tescilli ... ibareli markasına ait görselin de bulunduğu dokümanda davacının tescilli markasının kullanıldığı hususunda bir ihtilaf olmayıp tarafların bu kullanımın şirket içi bir dokümanda sınırlı kalmak kaydıyla mı yoksa davalının web sitesinde tüketicilerin erişimine açık bir şekilde olup olmadığı konusunda nizaya düştükleri, bilirkişi heyeti tarafından internet sitelerinden geçmiş tarihteki görüntülerine erişilebilen www.....org sitesi üzerinden davalı şirketin web sitesinin geçmiş görüntüleri sorgulandığında, davalıya ait web sitesinde 2020 ve 2021 yıllarında farklı zamanlarda davacıya ait ... markasının kullanıldığı, ayrıca davacı markasının yine davalı web sitesi için anahtar kelime olarak da kullanıldığı, bu kullanımların davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, ihtiyati tedbirin konuluş amacının markanın mahkemenin bilgisi haricinde devredilmesi ihtimalinde doğacak olumsuz sonuçların önlenmesini de içerdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacıya ait ██████████ sayılı markanın davalı tarafından marka ihlali ve haksız rekabet meydana getirecek şekilde kullanıldığının tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin menine ve refine, davalı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirket yetkilisinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ███████████ sayılı dosyasında şüpheli sıfatı ile alınan ifadesinin, davacı tarafından delil sunma süresinden sonra sunulduğundan hükme esas alınamayacağını, bu nedenle bilirkişi raporunda aynı ifadeye yer verilmesinin de hatalı olduğunu, mahkemece eksik, yetersiz ve itirazlarını karşılamayan bilirkişi raporunun gerekçeye aynen aktarıldığını, marka tecavüzü eyleminin dayanaklarının, hangi kullanımın neden marka hakkı ihlali ve karıştırılma ihtimali oluşturduğunun sebepleriyle açıklanmadığını, davacıya ait marka ve işaretlerin müvekkili tarafından reklam faaliyetlerinde kullanılmadığını, bilirkişilerce webarchive aracılığıyla ulaşılan verilerin doğruluğunun teyit edilmediğini, davacının iddiasını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığını, müvekkilinin markalarının devrinin önlenmesi yönünde verilen tedbirin kaldırılması talebinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın yeterli gerekçe içermemesinin adil yargılana hakkının ihlali anlamına geldiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: 1-Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, ref'i, men'i ve olumsuz maddi sonuçlarının ortadan kaldırılması istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının 9,35 ve 38.sınıflarda tescilli ██████████ sayılı "..." ibareli markanın sahibi olduğu, davalıya ait web sitesinde 2020 ve 2021 yıllarında farklı zamanlarda davacıya ait "..." markasına, bu markanın kapsamında da bulunan e-ticaret altyapı hizmetleri ile ilgili faaliyetlerde "Tüm stoğunuzu ortak olarak tüm platformlarda kullanın, hiç bir satışı kaçırmayın. Ek olarak siparişlerinizi de tek bir ekrandan yönetin." notunun altında markasal olarak yer verildiği gibi davacı markasının yine davalı web sitesi için anahtar kelime olarak da kullanıldığı, bu kullanımların SMK'nın 29.maddesi anlamında marka hakkına tecavüz ve TTK'nın 54 vd.maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmakla, davalı vekilinin hükmün esasına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin, mahkemenin 20.10.2022 tarihli ara karar ile müvekkili şirketin markaları hakkında verdiği ihtiyati tedbir kararına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemenin █████/2022 tarihli ara kararı ile "Davalı şirkete ait ███████████, ███████████, ██████████, ███████████ markaların tescil başvurusu ve eğer tescil edilmiş ise markaların nihai kararın kesinleşmesine kadar HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca 3. kişilere devrinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine" karar verilmiş, █████/2023 tarihli karar celsesinde ise davalı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılması talebi reddedilmiştir.
6769 sayılı SMK'nın "İhtiyati tedbir talebi ve ihtiyati tedbirin niteliği" başlıklı 159/1. maddesi hükmüne göre "Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." SMK.’nın 159. maddesi hükmünde açıkça düzenlenmeyen konularda, Hukuk Muhakemeleri Kanununun uygulanması gerektiği konusunda ise tereddüt bulunmamaktadır.
İhtiyati tedbirin şartlarını düzenleyen 6100 sayılı HMK.'nın 389/1. maddesinde ise "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü yer almaktadır.
Anılan hükme göre ihtiyati tedbir kararı, sadece "uyuşmazlık konusu" hakkında verilebilir. Aslında aynı gereklilik, 6769 sayılı SMK.'nın 159/1. maddesi hükmünde yer alan "dava konusu kullanımın" ibaresi ile de vurgulanmıştır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, yukarıda özet kısmından da anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir isteyen, karşı tarafın "..." ibareli kullanımlarının tescilli marklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır. Görüldüğü üzere işbu davada dava konusu edilen karşı tarafın "..." ibareli kullanımlarıdır. Oysa mahkemece ihtiyati tedbir kararına konu edilen ███████████, ███████████, ██████████, ███████████ sayılı davalı markaları "...", "....COM", "....COM" ve "..." ibareli olup davalının anılan markaları işbu davada uyuşmazlık konusu değildir.
Bu itibarla ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir isteyenin dava dilekçesi ile önü sürdüğü ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve █████/2023 tarihli karar celsesinde davalı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddedilmesi doğru görülmemiş, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin mahkemenin █████/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararına yönelik istinaf itirazlarının kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin esas hakkındaki karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin mahkemenin █████/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin █████/2022 gün ve ████████ Esas sayılı ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA,
3-Davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile 345,55-TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde, ihtiyati tedbirin kaldırılması yönünden HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca KESİN, hükmün esası yönünden HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!