T.C. Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari satış kaynaklı fatura alacaklarına ilişkin itirazın iptali ve tazminat davasında ayıp ihbarı ve ürün kusuru tartışması.
Özet: Bu dava, ticari satıştan kaynaklanan fatura alacaklarına istinaden başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ve tazminat talebini kapsamaktadır. Davacı, davalının son sevkiyattaki malların ayıplı olduğuna dair itirazının haksız olduğunu, ticari mevzuata uygun ayıp ihbarının yapılmadığını, malların aslında ayıpsız olduğunu ve hatta müşteri memnuniyeti amacıyla iade alınan aynı ürünlerin üçüncü bir firmaya herhangi bir sorun olmaksızın satıldığını iddia etmektedir. Davacı ayrıca, davalının ürünleri yanlış kullanmış olabileceğini ve yasal süreler içinde geçerli bir ayıp bildirimi yapmadığını ileri sürerek taleplerinin kabulünü istemektedir.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2022DAVA
: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: 03.01.2023KARAR TARİHİ
: █████/2025YAZIM TARİHİ
:Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı aleyhine fatura alacakları ve fer’ilerinden dolayı Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yoluyla icra takibi yapılmış olduğu, davalıya ödeme emri gönderildiği, davalı taraf haksız olarak borca, faize, ve sair ferilere itiraz etmiş ve takibin durmuş olduğu, davalı tarafın itirazları haksız ve kötü niyetli olduğu, müvekkili alacaklı davacı ile borçlu davalı arasında süregelen bir ticaret söz konusu olduğu, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunmakla, ticari ilişki gereği olarak müvekkili davacı yan tarafından üretilen ham maddeler iç pazarda ve dış ülkelere ihraç edildiği, davalı yanın ihtiyaçları gereği, bir çok ham madde satışı yapılmış olduğu, sadece davaya konu faturanın düzenlendiği Nisan 2022 tarihinde toplam 186,790 Kg mal satışı yapıldığı, müvekkili tarafından davaya konu malzeme YK SLS olarak adlandırılan "Sodyum lignosülfonat katkısı yerine kullanılabilen süper akışkanlaştırıcı bir madde olup, hem betonun güçlendirilmesi hem de su azaltıcı bir etkiye sahip olduğu, söz konusu ham madde davalı yana bir çok kez gönderilmiş olup, davalı tarafça da içine hangi katkı maddelerinin eklenerek, hangi şekilde kullanıldığı bilinmediği, davacı tarafça 2022 yılında bir çok kez davalı yana ham madde gönderilmiş olmasına karşın, yapılan son bir kaç sevkiyatta davalı yandan kaynaklı sebeplerle gönderilen hammadde ayıplı olduğu iddiası ile hiç bir test yapılmadan ve usulüne uygun ayıp ihbarında bulunulmadan iade edilmek istenmiş ve devamında müvekkili tarafından ayıplı olduğu iddia olunan mallar müşteri memnuniyeti nedeniyle iadeyle teslim alındığı, müşteri memnuniyeti kapsamında alınan mal 93.814 kg olup, değeri de 495.810,55 TL olmakla, cari hesap ekstresinden de görüleceği üzere bu geri alımda düşüm gerçekleştirilmediği, TTK md. 18-3" Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. " denildiği, nitekim davalı yanca müvekkili davacı şirkete bu yönde bir bildirimde usulüne uygun şekilde bulunulmadığı, davalı yandan ayıplı olduğu iddia edilen ürünler de hiç bir ayıp bulunmadığı, işbu Müşteri memnuniyeti ve taraflar arasında devam mevcut ticari ilişki kapsamında iade alınan ham maddeler ekli irsaliye ve faturalardan da görüleceği üzere müvekkili şirketin ticari ilişkisinin bulunduğu dava dışı ... Malz. San. Ve Tic. A.Ş. Firmasına satılmış ve devamında da ayıp iddiasında bu firma tarafından bulunulmadığı, müvekkili firma tarafından ayıplı olduğu iddia edilen malların tamamı aynı şekilde satıldığı, dava dışı şirket tarafıncada müvekkili davacı şirkete ayıba ilişkin bir bildirimde bulunulmadığı, davalı tarafça iddia olunan ayıp kendi kusurundan kaynaklanmakta olup, ürünün yanlış şekilde karıştırılması, farklı kimyasallara tabi tutulması sonucu oluşabilmekle söz konusu ürünü nasıl kullandığı bilinmediğinden yapılan işlemlere ilişkin bir açıklamada da bulunulamadığı, ancak; davalı tarafça iddia edildiği üzere söz konusu ham maddelerin ayıplı olması durumunda satışın yapıldığı dava dışı ... Malz. San. Ve Tic. A.Ş. tarafından da aynı şekilde bir beyanda bulunulmalıydı ki, bu durumla da davacı müvekkili şirket karşılaşmadığı, kaldı ki müvekkili davacı tarafça hiç bir test yapılmadan sadece beyan ile usulüne uygun şekilde bir ayıp ihbarında bulunulmamış olmasına karşın iade edilmek istenen ham maddeler iade de alındığı, davacı müvekkili yanca gönderilen ham madde de ayıp olması durumunda bu durumun tespiti hemen mümkün olmasına karşın davalı tarafça gönderilen ham madde kullanımında hata yapılmak suretiyle bir zarar oluştuğu, davalı yan ürün ayıplı ise bunu iki gün içerisinde davacı müvekkiline iletmekle yükümlü olmasına karşın aradan geçen sürede ürüne hangi kimyasalların koyulduğu ve bu kimyasallar ile nasıl bir bozulmaya neden olunduğu bilinmediği, nitekim Yargıtay .... HD. ... E.,...K, sayılı ilamında "“… Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür” denildiği, kararda da açıkça görüleceği üzere ayıp ihbarının hangi sürede ve nasıl yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına karşın davalı tarafça bu yönde bir ihbarda da bulunulmadığı,davalı yan tarafından süreci uzatmak, ödemeyi geciktirme amacıyla yapılmış olan söz konusu itiraz haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve tamamen takibi durdurmaya yönelik olduğu, bu nedenlerle davalı borçlu hakkında İİK, BK., TTK ve sair hükümleri gereğince faturaya dayalı cari hesap borcunu ödememiş olması sebebiyle itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davalarının ve taleplerinin kabulü ile, davalı borçlu hakkında Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyasına vaki haksız itirazının iptalini, takibin devamını, borcun ödenmesine ve kötü niyetli ve haksız itirazdan ötürü % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi ve müvekkile ödenmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava usul ve esas yönünden hukuka aykırılık teşkil ettiği, davacının tüm beyan ve iddiaları mesnetsiz ve gerçeğe aykırı olduğu, davacı her ne kadar müşteri memnuniyeti kapsamında ürünleri iade aldığını belirtmişse de bu beyan mantık ilkeleri ile örtüşmediği, davacı firmanın ürünleri iade almış olmasının sebebi işbu malların ayıplı olması ve bu durumun davacının da kabulünde olduğu, davacı firma tarafından satılan ayıplı ürünler nedeniyle müvekkili firma büyük bir oranda zarara uğramış olup bu hususa ilişkin olarak davacı aleyhine öncelikle arabuluculuk başvurusu yapılmış ve olumsuz olarak sonuçlandığı, İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi .... Esas sayılı maddi ve manevi tazminat davası ikame edildiği, müvekkili firma yapı kimyasalları alanında faaliyet gösterdiği, davacı firma ... Ltd. Şti. yetkilisi müvekkili firma adresini ziyaret ederek birtakım kimyasal ürünlerin satışını yaptıklarını, söz konusu kimyasal ürünü bizzat ürettiklerini, üründe hiçbir sıkıntı yaşanmadığını ve sorun olması halinde ürünün arkasında duracaklarını beyan ettiği, satışını yapmak istedikleri ürünler, müvekkili firmanın kullandığı ana kimyasalların muadili niteliğinde olduğu, müvekkili firma davacı tarafa güvenerek ürünlerden numune almış ve laboratuvar ortamında denemeler yapmaya başladığı, bu süreçte laboratuvar çalışmaları için takviye eleman dahi istihdam edildiği, yaklaşık 40 gün süren çalışmalarda olumsuz bir durumla karşılaşılmaması neticesinde müvekkili firma sipariş vermeye başladığı, müvekkili firma ürünleri stok tanklarına koyarak müşteriden gelen sipariş üzerine bu ana hammaddelere ek diğer yardımcı ithal ürünlerle sipariş edilen ürün formülüne göre üretim yapıp müşterilere sevk etmeye başladığı, ancak yapılan sevklerden hemen sonra müşterilerden hızlıca şikayetler gelmeye başlamış olduğu, müşteri stok tanklarındaki ürünlerde kristalleşme, donma ve çökmeler meydana geldiği, kullanılan ürün betonun içinde kullanılan mukavemet arttırıcı kimyasal olup, geri dönüşümü olmayan bir ürün olması ve müşterinin imalatında aksama yaşanmaması için hızla müdahale edilerek müşteri tanklarından malzemeler çekilmeye başlandığı, bu arada müşteri stok tanklarından karıştırıcı sisteme sevk yapan sirkülasyon devir pompalarında tıkanmaya bağlı arızalar meydana geldiği, müvekkili firma müşterilerdeki ürünleri iade alırken sirkülasyon pompalarını da değiştirmek zorunda kaldığı, müvekkili firma derhal davacı ...... Şirketini aramış ve durumu bildirerek şikayetini iletmiş ancak davacı tarafından hiçbir geri dönüş yapılmadığı ve çözüm sunulmadığı, ürün sevk edilen müşteriler nezdinde yaşanan problem davalı tarafa mail aracılığıyla, fotoğraf ve videolarla ve sözlü olarak bildirildiği, müşteri nezdinde yaşanan sıkıntıların aynısı müvekkili firma fabrikasındaki stok tanklarındaki ürünlerde de yaşandığı, müvekkili tarafından yapılan incelemede hammaddelerin stok tanklarında donduğu, kristalize olduğu görülmüş, davacı firmaya durum iletildiğinde firma ayıp ve kusuru kabul ederek malı geri alacağını ve müvekkili firmanın tüm zararını karşılayacağını beyan ettiği, müvekkili firma kendi araçları ile stokta bozuk olan tüm malları iade ettiği, bu yaşanan süreçte ...... Şirketinden alınan ürünlerin haricinde diğer ithal mallar da ürünlerin içine karışarak ziyan olduğu, müşterilerden gelen şikayet sonucunda firma hem imaj kaybı, hem de müşteri kaybı yaşadığı, maddi ve manevi zarar meydana geldiği, müvekkili firma bu süreçte ana hammaddeleri müşteriler ile daha büyük problem yaşamamak adına daha yüksek fiyatla spot piyasadan alarak daha ciddi bir zarar yaşadığı, davacı firma yetkilileri bu süreçte yalnızca stokta olan kullanılmamış ürünleri aldığı, ürünlerin geri alınmaları ürünlerin ayıplı olduğunun davalı tarafça kabul edildiğini ispatladığı, meydana gelen maddi zararların karşılanması için yapılan tüm iade ve değişim işlemleri faturalı ve gider makbuzlu olarak davacı tarafa mail yoluyla iletildiği, ortaya çıkan zarar davacı firmaya fatura edilmiş ancak davalı faturayı kabul etmediğini noter aracılığı ile bildirmiş, müvekkili firma, davalı tarafın satmış olduğu ayıplı ürünler nedeniyle ciddi oranda maddi ve manevi zarara uğramış, prestij kaybı yaşamış olduğu, sonuç olarak müvekkili firma ve müvekkil müşterileri karşı tarafın ayıplı ve kusurlu ürünleri nedeniyle maddi manevi çok ciddi zarara uğramış olduğu, ürünlerin ayıplı olduğu davacı tarafın kabulünde olduğu, ayıplı ürünler sebebiyle karşı taraf firma ile iletişime geçilmiş ancak müspet bir sonuç alınamadığı, uğranılan zarara ilişkin bedel talep edilmişse de karşı tarafça ödenmediği, bu süreçte müvekkili, uğradığı zararın yanında müşteri ve imaj kaybı dahi yaşadığı, ürünlerin ayıplı olduğu karşı tarafın da kabulünde olduğu, ancak buna ilişkin zarar giderilmediği, dava dilekçesinin HMK 119. Maddede belirtilen unsurları taşımadığından ve bu eksiklikler tamamlanabilir nitelikte olmadığından ötürü davanın usulden reddini, davanın usule ilişkin itirazlarları ışığında usulden reddini, kanuna ve uygulamaya aykırı olarak talep edilen faiz türü ve faiz başlangıç taleplerinin reddini, haksız, mesnetsiz ve usule aykırı olarak açılmış davanın tüm talepler yönünden reddini, işbu davanın İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde .... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.Birleşen İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas -.... Karar sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkili firmanın yapı kimyasalları alanında faaliyet gösterdiğini, davalı firma ...... Ltd. Şti. yetkilisinin müvekkili firma adresini ziyaret ederek birtakım kimyasal ürünlerin satışını yaptıklarını, söz konusu kimyasal ürünü bizzat ürettiklerini, üründe hiçbir sıkıntı yaşanmadığını ve sorun olması halinde ürünün arkasında duracaklarını beyan ettiğini, satışını yapmak istedikleri ürünlerin, müvekkili firmanın kullandığı ana kimyasalların muadili niteliğinde olduğunu, müvekkili firmanın davalı tarafa güvenerek ürünlerden numune aldığını ve laboratuvar ortamında denemeler yapmaya başladığını, bu süreçte laboratuvar çalışmaları için takviye eleman dahi istihdam edildiğini, yaklaşık kırk gün süren çalışmalarda olumsuz bir durumla karşılaşılmaması neticesinde müvekkili firmanın sipariş vermeye başladığını, müvekkili firmanın ürünleri stok tanklarına koyarak müşteriden gelen sipariş üzerine bu ana hammaddelere ek diğer yardımcı ithal ürünlerle sipariş edilen ürün formülüne göre üretim yapıp müşterilere sevk etmeye başladığını ancak yapılan sevklerden hemen sonra müşterilerden hızlıca şikayetler gelmeye başladığını, müşteri stok tanklarındaki ürünlerde kristalleşme, donma ve çökmeler meydana geldiğini, kullanılan ürünün betonun içinde kullanılan mukavemet arttırıcı kimyasal olduğunu, geri dönüşümü olmayan bir ürün olması ve müşterinin imalatında aksama yaşanmaması için hızla müdahale edilerek müşteri tanklarından malzemeler çekilmeye başlandığını, bu arada müşteri stok tanklarından karıştırıcı sisteme sevk yapan sirkülasyon devir pompalarında tıkanmaya bağlı arızalar meydana geldiğini, müvekkili firma müşterilerdeki ürünleri iade alırken sirkülasyon pompalarını da değiştirmek zorunda kaldığını, müvekkili firmanın derhal davalı ...... Şirketini aradığını ve durumu bildirerek şikayetini ilettiğini ancak davalı tarafından hiçbir geri dönüş yapılmadığını, çözüm sunulmadığını, ürün sevk edilen müşteriler nezdinde yaşanan problemin davalı tarafa mail aracılığıyla, fotoğraf ve videolarla ve sözlü olarak bildirildiğini, müşteri nezdinde yaşanan sıkıntıların aynısının müvekkili firma fabrikasındaki stok tanklarındaki ürünlerde de yaşandığını, müvekkili tarafından yapılan incelemede hammaddelerin stok tanklarında donduğunu, kristalize olduğu görüldüğünü, davalı firmaya durum iletildiğinde firma ayıp ve kusuru kabul ederek malı geri alacağını ve müvekkili firmanın tüm zararını karşılayacağını beyan ettiklerini, müvekkili firma kendi araçları ile stokta bozuk olan tüm malları iade ettiğini, bu yaşanan süreçte ...... Şirketinden alınan ürünlerin haricinde diğer ithal mallar da ürünlerin içine karışarak ziyan olduğunu, müşterilerden gelen şikayet sonucunda firmanın hem imaj kaybı, hem de müşteri kaybı yaşadığını, maddi ve manevi zarar meydana geldiğini, tüm bu nedenler ve Mahkeme tarafından resen dikkate alınacak sebeplerle; mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte; davanın kabulü ile davacı müvekkili firmanın uğramış olduğu zararlar tespit edilerek şimdilik 100,00-TL maddi tazminat ve müvekkili firmanın ticari itibarına verilen zararlar ve davalının kusuru sebebiyle 25.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas - ... Karar sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalı tarafça huzurda açılan dava da davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğu belirsiz olduğunu, dava dilekçesinde bu hususta bir açıklama bulunmadığını, davanın açıldığı tarih itibariyle davacı yanın talep ettiği alacağın belirgin olmasına karşın talebini belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yarar bulunmadığını, harcın tamamlatılması veya kısmi dava olarak açmışsa beyanda bulunması gerektiğini, bu sebeple davacı yana alacağının kısmi dava mı yoksa belirsiz alacak davası mı olduğunun açıklattırılmasını talep ettiklerini, müvekkili davalı ile davacı arasında süregelen bir ticaret söz konusu olduğunu, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, ticari ilişki gereği olarak müvekkili davalı yan tarafından üretilen ham maddelerin iç pazarda ve dış ülkelere ihraç edildiğini, davacı yanın ihtiyaçları gereği, bir çok ham madde satışı yapıldığını, ayıplı olduğu iddia olunan hammadenin gönderildiği ay olan Nisan 2022 tarihinde toplam 186,790 Kg mal satışı yapıldığını, müvekkili tarafından davaya konu malzeme YK SLS (SLS) olarak adlandırılan "Sodyum lignosülfonat katkısı yerine kullanılabilen süper akışkanlaştırıcı bir madde olduğunu, hem betonun güçlendirilmesi hem de su azaltıcı bir etkiye sahip olduğunu, söz konusu ham maddenin davacı yana bir çok kez gönderildiğini, davacı tarafça da içine hangi katkı maddelerinin eklenerek, hangi şekilde kullanıldığı bilinmediğini, davalı tarafça 2022 yılında bir çok kez davacı yana ham madde gönderilmiş olmasına karşın, yapılan son bir kaç sevkiyatta davacı yandan kaynaklı sebeplerle gönderilen hammaddenin ayıplı olduğu iddiası ile hiç bir test yapılmadan ve usulüne uygun ayıp ihbarında bulunulmadan iade edilmek istendiğini ve devamında müvekkili tarafından ayıplı olduğu iddia olunan malların müşteri memnuniyeti nedeniyle iadeyle teslim alındığını, TTK md. 18-3" Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." denildiğini, davalı yanca müvekkili davalı şirkete bu yönde bir bildirimde usulüne uygun şekilde bulunulmadığını, davacı yanca ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin de hiç bir ayıp bulunmadığını, işbu müşteri memnuniyeti ve taraflar arasında devam eden mevcut ticari ilişki kapsamında iade alınan ham maddeler delil listesinde belirtilen ticari defter ve kayıtlarda görünen irsaliye ve faturalardan da anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin ticari ilişkisinin bulunduğu dava dışı 3. şahıs firmalara satıldığını, 2021 yılında 4.727 ton YK SLS (SLS) ürün ve 2022 yılında 6.212 ton ürün satıldığını ve devamında da ayıp iddiasında bu 3. şahıs firmalar tarafından bulunulmadığını, müvekkili firma tarafından ayıplı olduğu iddia edilen malların tamamının aynı şekilde satıldığını, dava dışı şirket tarafıncada müvekkili davacı şirkete ayıba ilişkin bir bildirimde bulunulmadığını, davacı tarafça iddia olunan ayıbın kendi kusurundan kaynaklandığını, ürünün yanlış şekilde karıştırılması, farklı kimyasallara tabi tutulması sonucu oluşabilmekle söz konusu ürünü nasıl kullandığı bilinmediğinden yapılan işlemlere ilişkin bir açıklamada da bulunulamadığını ancak davalı tarafça iddia edildiği üzere söz konusu ham maddelerin ayıplı olması durumunda satışın yapıldığı dava dışı 3. şahıs firmalar tarafından da aynı şekilde bir beyanda bulunulmalıydı ki, bu durumla da davacı müvekkili şirket karşılaşmadığını, müvekkili davacı tarafça hiç bir test yapılmadan sadece beyan ile usulüne uygun şekilde bir ayıp ihbarında bulunulmamış olmasına karşın iade edilmek istenen ham maddelerin iade alındığını, davacı müvekkili yanca gönderilen ham madde de ayıp olması durumunda bu durumun tespiti hemen mümkün olmasına karşın davalı tarafça gönderilen ham madde kullanımında hata yapılmak suretiyle bir zarar oluştuğunu, davalı yanın ürün ayıplı ise bunu iki gün içerisinde davacı müvekkile iletmekle yükümlü olmasına karşın aradan geçen sürede ürüne hangi kimyasalların koyulduğu ve bu kimyasallar ile nasıl bir bozulmaya neden olunduğu bilinmediğini, Yargıtay .... HD.... E. .... K, sayılı ilamında "“… Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür” denildiğini, kararda da açıkça görüleceği üzere ayıp ihbarının hangi sürede ve nasıl yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına karşın davalı tarafça bu yönde bir ihbarda da bulunulmadığını, ayıptan sorumluluğun şekli şartların mevcut olduğunu, satış sözleşmesi bakımından satıcının maldaki ayıplardan sorumlu tutulabilmesi için alıcının gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerektiğini, TBK. Md. 233 de alıcının "gözden geçirme ve satıcıya bildirme yükümlülüğü düzenlenmiştir. "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunma gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak; satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir., bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul etmiş sayılır" denildiğini, alıcının bildirim yükümlülüğünün düzenlendiğini, ticari satımlarda muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin olarak özel bir düzenleme getirildiğini, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiğini, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. (TTK Madde 23/1-c) cevap dilekçesi ekindeki irsaliyelerden de görüleceği üzere malların teslim tarihi 8 ve 4 Nisan 2022 olduğunu, davacı tarafça ticari teamülün gereği süresinde bir ihbarda bulunulmadığını ve incelemede yaptırılmadığını, buna karşın müvekkili davalı tarafça müşteri memnuniyeti ve ham maddenin kolayca satılabilir olması sebebi ile ürün teslim alındığını, tüm bu nedenlerle; fazlaya ilişkin ve sair bilcümle dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla açılan huzurdaki haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile, vekalet ücreti ve bilcümle dava masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.ARAŞTIRMA;1- Tuzla Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün █████/2023 Tarih, .... sayılı yazısı ile; davacı şirketin 2022 yılı Nisan ayına ait BA-BS formları getirtilmiştir.2-Bakırköy Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün █████/2023 Tarih, ... sayılı yazısı ile; davalı şirketin 2022 yılı Nisan ayına ait BA-BS formları getirtilmiştir.3-İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 Tarih, ... Esas sayılı yazısı ile; ilgili dosya UYAP üzerinden getirtilmiştir.4-Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyası dosyamız arasın alınmıştır.5-Birleşen Davada Tanıklar Dinlenilmiştir.7-SMMM Bilirkişisi Tarafından Hazırlanan █████/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda;1. Davacının 2022 yılı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı,2. Davalının 2022 yılı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı,3. Davacı şirketin incelenen defter kayıtlarına göre, davalı şirketten takip tarihi itibariyle 198.520,41 TL. kadar alacaklı olarak görüldüğü4. Davalı şirketin incelenen defter kayıtlarına göre, davacı şirkete borçlu olmadığı, aksine davacı şirketten takip tarihi itibariyle 18.969,71 TL. kadar alacaklı olarak görüldüğü,5. Taraflar arasındaki ihtilafın (198.520,41 + 18.969,71 =) 217.490,53 TL’ye tekabül ettiği, işbu tutarın ise davalının davacı adına düzenlediği 29.04.2022 tarih, ... nolu ve 217.490,52 TL. tutarındaki hizmet bedeli faturasından kaynaklandığı,6. Davacının 29.04.2022 tarih, .... no.lu ve 217.490,52 TL. tutarlı hizmet bedeli faturasını kabul etmeyerek yasal süresinde Kartal ... Noterliğinden keşide ettiği 05.05.2022 tarih ve .... yevmiye sayılı ihtarname ile davalıya iade ettiği,7. Davalının davacıya gönderdiği hizmet bedeli faturasının davacı tarafından kabul edilmemesi ve de hizmet bedeli faturasının davalı tarafından düzenlenmesinde haklı olup olmadığı hususu, uzmanlık alanımız dışında olduğundan,Davacının takip tarihi itibariyle 198.520,41 TL. alacaklı olduğu, takip öncesi işlemiş faiz talep hakkının doğmadığı hususları tespit edilmiştir.8-Kimya Mühendisi Bilirkişi Tarafından Hazırlanan █████/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda;1. Üretici firma tarafından sevk edilen kimyasal katkılarda kristalleşme ve stabilite problemleri mevcuttur. Satıcı firmanın, ürünün uygun saklanma koşullarını sağlamadığı, müşteri bilgilendirme yükümlülüğünü kısmen yerine getirmediği ve Satıcı ... firma da kimyasal uygulama, depolama ve kalite süreçlerine ait prosedür olmamasının bu soruna yol açtığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, sorumluluğun büyük bölümü Davacı satıcı ... firmaya ait olacağı. Olayda %90 oranında sorumlu olacağı.2. Üretici firmanın ise, ürünün stabilitesini ve uzun süreli dayanıklılığını artırmak adına ilave kalite kontrolleri yapması gerektiği değerlendirilmiştir. Kristallenmenin önüne geçmek adına hem üretici hem de satıcı firmaların lojistik süreçlerini gözden geçirmesi ve depolama standartlarına tam uyum sağlaması gerektiği olayda Davalı ...’nin %10 oranında sorumlu olduğu,3. Davacı tarafın defter kayıtları ve beyanları incelendiğinde, geri alım sonrası cari hesap ilişkisine göre davalıdan 198.520,42 TL tutarında bakiye alacak kaldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla ayıplı ürün kaynaklı doğrudan zarar bedelinin 495.810,55 TL, cari hesaptan mahsup sonrası net zararının ise 198.520,42 TL olarak değerlendirildiği kanaatine varılmıştır.9-Kimya Mühendisi Bilirkişi Tarafından Hazırlanan█████/2025 Tarihli Bilirkişi Ek raporunda;Dosyada 04.07.2025 günü yerinde yapılan inceleme ile birlikte doya kapsamında yer alan belgeler, tanık beyanları, kimyasal analiz raporları, görsel deliller ve ticari kayıtlar birlikte değerlendirilmiş ve taraflar arasında yaşanan uyuşmazlığa konu ürünlerde meydana gelen bozulmanın (kristalleşme, donma, çökelme) sadece üretimden veya sadece depolamadan kaynaklandığı söylenemeyeceği. Aksine, her iki tarafın da teknik süreçleri eksik yönetmiş olmaları nedeniyle çoklu ve zincirleme etkilerle ortaya çıkan bir bozulma yaşandığı sabittir. Ürün bozulmasının yalnızca üretim hatasından ya da depolama ihmalinden değil; her iki tarafın teknik ve ticari sorumluluklarını eksik yerine getirmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.Tarafların aşağıdaki teknik kusurları müşterek zarara yol açmıştır:...... Kimya
: Ürünün stabilite, raf ömrü, sıcaklık hassasiyeti gibi kritik bilgilerinin açık ve sistematik şekilde belirtilmemesi, Kullanıcıya yönelik uyarı sistemlerinin özellikle mevsimsel şartlara bağlı ani hava sıcaklığı değişimi gibi olaylardaki bildirim eksikliği.Tekchem
: Depolama, tank sistemleri, sirkülasyon altyapısı kısmen yeterli olduğu ancak mevsimsel şartlara bağlı ani hava sıcaklığı değişimi gibi olaylarda düşünüldüğünde ön test uygulamaları açısından yetersizlik bulunduğu. Özellikle ön test veya adaptasyon süreci yürütmeden ürünü doğrudan üretime alması. Her iki tarafın depolarında ve müşterilerinde aynı kristalleşme olayının yaşanması,Her iki tarafın hem kendi depolarında bilhassa stok tanklarında hem müşterilerinde aynı kristalleşme ve bozulma olayını yaşaması, teknik zincirin çoklu ihmalden kaynaklandığını göstermektedir. Bu nedenle teknik bozulmanın yukarıda bahsedilen ortak faktörlerden kaynaklandığını açıkça göstermektedir. Bu nedenlerle, daha önce %90 – %10 olarak belirlenen kusur oranı %50 – %50 olarak revize edilmiştir.495.810,55 TL’lik toplam zararın her iki tarafa eşit paylaştırılması durumunda: Davacı ......’in teknik olarak taşıdığı zarar: 247.905,27 TL, ancak ......, bu zarar kaleminin 198.520,42 TL’lik kısmını dava etmiş, icra takibine konu etmiştir.Sayın Mahkemenin takdirinde olmakla birlikte, tarafların müşterek kusur durumları dikkate alındığında: Sonuç olarak; Davacı ...... Kimya’nın talebi teknik olarak dayanıklı ve makul bir alacak niteliğindedir. Davalı ...’in %50 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek, ......’in 198.520,42 TL tutarındaki talebinin uygun olduğu kanaatine varılmıştır.İşbu ek rapor, 20.04.2025 tarihli kök raporun teknik bulgularını korumakla birlikte, yerinde inceleme neticesinde olayın detaylıca anlaşılmasıyla, kusur oranlarını revize eden ve zarar-yük paylaşımını dengeleyen tamamlayıcı bir görüş içermektedir. Ekte pdf formatında yerinde incelemede elde edilen görseller mevcut olup, Sonuç ve kanaatine varılmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Asıl dava, faturaya dayalı bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılmış icra takibine itirazın iptali ile davacının icra inkar tazminatı istemine ilişkin, birleşen dava ise, satış sözleşmesine konu, ayıplı mal teslimine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Taraflar arasında uyuşmazlığın asıl davada, davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibinde itirazda haksız olup olmadığı, haksızsa icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında; birleşen davada satışa konu kimyasal maddelerin ayıplı olup olmadığı, davacının iddia ettiği hasarın ayıptan mı, davacının davalıdan aldığı maddeye karıştırdığı başka maddelerden mi kaynaklandığı, mal ayıplı ise ayıbın niteliği, ayıp nedeniyle davacının zarara uğrayıp uğramadığı, zarara uğramış ise davalının talep edilen tazminat kalemlerinden kısmen veya tamamen bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, ayıp ihbarının süresinde olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, birleşen davada tanıklar dinlenilmiş, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.Yukarıda belirtildiği üzere asıl dava faturaya dayalı bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılmış icra takibine itirazın iptali davasıdır. Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı esas sayılı dosyası UYAP üzerinden çıkartılarak dosya arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacı tarafından, davalı aleyhine, 198.520,42-TL fatura alacağı ve 15.644,21-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 214.164,63-TL'nin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibi olduğu, takip dayanağının 164.490,66-TL ve 31.029,76-TL bedelli iki adet fatura olduğu, davalı (borçlunun) süresi içinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ███████-1634 Esas - ████████ Karar sayılı ilamı).Birleşen dava ise, ayıplı mal satıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasıdır.Ayıp; sözleşme konusu şeyde bulunması beklenen maddi, hukuki ve ekonomik özelliklerin bulunmaması başka bir ifade ile sözleşme konusu şeyin uygun surette kullanılmasını önemli ölçüde güçleştiren veya ortadan kaldıran ya da kullanım değerini azaltan eksiklikler bulunması durumudur. Ayıbın bir türü olarak gizli ayıp ise, ilk bakışta görülmeyen daha sonrasında ortaya çıkan ayıp türüdür.6098 sayılı TBK.nun 219. maddesinde ayıptan sorumluluk; "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." şeklinde düzenlenmiştir.Alıcının, satılanı satış anında gözden geçirme yükümlülüğü 6098 sayılı TBK.m.223 hükmüne göre "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak,satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır."TBK.m.223/2’de “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.” hükmü düzenlenmiş olup, gizli ayıbın öğrenilmesinden itibaren satıcıya bildirim yükümlülüğü doğmaktadır. Kanun koyucu burada bir süre öngörmemiş olup, dürüstlük kuralı gereği makul sürede ihbar edilmelidir. Aksi halde alıcının malı o şekliyle kabul ettiği kabul edilecektir.TBK.m.227'de ayıp durumunda alıcının hakları sıralanmıştır. Buna göre, “Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. "TBK m.231'de zamanaşımı hükümleri düzenlenmiştir. "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz."Yapılan açıklamalar ve belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, somut olayda, asıl davada davacı, davalı ile aralarında YK SLS olarak adlandırılan madde satışına ilişkin bir ticari ilişki olduğunu, söz konusu madenin davalıya bir çok kez satıldığını, aralarında cari hesap ilişkisi olduğunu, son bir kaç sevkıyatta davalının ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile iade etmek istediğini, davacının müşteri memnuniyeti kapsamında ürünler ayıplı olmamasına rağmen iade edilmek istenilen ürünleri iade aldığını, hatta bunları üçüncü kişilere sattığını ve olumsuz bir geri dönüş olmadığını, davaya konu faturaların ise, davalı tarafından ödenmeyen ve iadeye de konu olmayan ürün satışına ilişkin olduğunu, söz konusu faturalara konu ürünlerin davalıya gönderildiğini, davalı tarafından iade edilmediğini, buna rağmen bedelinin ödenmediğini iddia etmektedir. Birleşen davada birleşen davacı ise, birleşen davalı tarafından satılan ürünlere ilişkin müşterilerinden şikayetler olduğunu, ürünlerde kristalleşme, çökme ve donma olduğunu, bu nedenle devir pompalarının tıkandığını, ürünlerin ayıplı olması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını iddia etmektedir.Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-███████ md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████/2018 tarih █████████E. █████████K. sayılı ilamı).Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2015 tarih █████████ Esas ██████████ Karar sayılı ilamı).Mahkememizce tarafların ticari defterleri incelenerek bilirkişi raporu düzenlenmesi için dosya SMMM bilirkişisine verilmiş olup, aldırılan bilirkişi raporu değerlendirildiğinde, tarafların arasında bir ticari ilişkinin bulunduğu, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, davacının defter kayıtlarına göre davaya konu 2 adet fatura kapsamında takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 198.520,42-TL alacaklı göründüğü, davalının defter kayıtlarına göre ise, davalının takip tarihi itibariyle, 18.969,71-TL alacaklı göründüğü, ancak, davalının defter kayıtlarında, █████/2022 tarihinde davacıya 198.520,41-TL borçlu iken, █████/2022 tarihinde davacıya 217.490,52-TL'lik hizmet bedeli açıklamalı temel e fatura düzenlediği, davacının ise davalı tarafından düzenlenen bu faturaya Kartal ... Noterliğinin █████/2022 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile itiraz ettiği ve defter kayıtlarına almadığı, taraflar arasında defter kayıtlarının ötüşmemesinin bundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Buna göre, davalı taraf, davacı tarafından takibe dayanak yapılan ve toplam bedeli KDV dahil 198.520,71-TL olan iki adet faturayı defterlerine kaydetmiş olup, █████/2022 tarihi itibariyle her iki tarafın ticari defter kayıtlarında da davacı davalıdan 198.520,71-TL alacaklı görünmektedir. Ancak davalının, herhangi bir dayanağı açıklanmayan şekilde davacıya █████/2022 tarihinde 217.490,52-TL'lik hizmet bedeli açıklamalı temel e fatura düzenlediği, davacının ise bu faturayı kabul etmediği anlaşılmaktadır.Davalı birleşen davacının birleşen davadaki ayıp iddiası yönünden ise, dosya kimya mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor aldırılmış ise de, her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere, birleşen davalı tarafından, birleşen davacıya satılan ürünün, beton üretiminde kullanılan kimyasal madde olduğu ve bu ürünün, birleşen davacı tarafından ürettiği betonun dayanıklılığını arttırmak için başka katkı maddelerini de eklemek suretiyle kullanıldığı, birleşen davacının söz konusu ürünün ayıplı olduğunu, kristalleşme ve donma gibi problemler olduğunu iddia ettiği, ancak, birleşen davacının söz konusu ürünün, birleşen davalı tarafından satıldığı sırada ayıplı olduğunu somut olarak ispat eden bir delil sunmadığı, bu hususta yapılmış bir tespitin mevcut olmadığı, ürünü katkı maddelerini kendisi ekleyerek beton üretiminde kullandığı, bu nedenle raporlarda da belirtildiği üzere, iddia edilen sorunun, katkı maddelerinin hatalı kullanılmasından veya depolama, saklama koşullarından da kaynaklanabileceği, ürünün ayıplı olduğu hususunda ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu, buna göre, birleşen dosya davacısının, davalının sattığı ürünün ayıplı olduğunu ispat edemediği anlaşılmıştır.Buna göre, tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde;Asıl davada, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacı tarafından davaya konu takibe dayanak 2 adet faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, buna göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve faturaya konu ürünlerin davalıya satılarak teslim edildiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, davalının sonradan █████/2022 tarihinde davacıya 217.490,52-TL'lik hizmet bedeli açıklamalı temel e fatura düzenlediği, ancak bu faturanın dayanağının açıklanmadığı, söz konusu faturanın davacı tarafından kabul edilmediği ve defterlerine kayıtlı olmadığı, ayrıca noter aracılığı ile çekilen ihtarname ile itiraz edildiği, tüm bu hususlara gözetildiğinde, davacının, davalıdan iki adet fatura kapsamında 198.520,42-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, takip öncesi işlemiş faiz talebi yönünden ise, davalıyı takip tarihinden önce temerrüte düşürdüğünü ortaya koyan bir delil bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talep edemeyeceği anlaşılmakla, asıl davanın kısmen kabulü ile, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında, davalının yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 198.520,42-TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Asıl davada, davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Birleşen davada ise, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, birleşen davacının, davalıdan satın aldığı ürünün ayıplı olduğunu somut delillerle ispat edemediği, davacının iddia ettiği kristalleşme, çökme, donma sonunun, kendisinin sonradan ürüne eklediği katkı maddelerinden veya ürünü saklama depolama koşullarından da oluşabileceği, buna göre, birleşen davalının sattığı ürünün ayıplı olduğu hususundaki ispat yükü bunu iddia eden birleşen davacıya ait olup, ispat edilemediğinden, birleşen davadaki ayıp iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;1-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;-Asıl Davanın Kısmen Kabulü İle,Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 198.520,42-TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,-Kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,-Alınması gereken 13.560,93-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 3.657,40-TL peşin harcın indirilmesi ile geriye kalan 9.903,53-TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,-Davacı tarafından yatırılan 3.657,40-TL peşin harç ve 80,70-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.738,10-TL'nin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,-Davacı tarafından yapılan 15.297,00-TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre 14.178,78-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,-Arabuluculuk ücreti 3.120,00-TL'nin kabul ret oranına göre 228,08-TL'sinin davacıdan, geriye kalan 2.891,92-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 15.644,21-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,2-BİRLEŞEN DAVA YÖNNÜDEN;-Davacının maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin REDDİNE,-Alınması gereken 615,40-TL karar harcından dava açılırken yatırılan 428,65-TL peşin harçtan mahsubu ile 186,72-TL eksik harcın davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına,-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,-Davalı tarafından yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 25.100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,-Arabuluculuk ücreti 3.120,00-TL'nin davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına,Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır