Ticari hizmet sözleşmesi kapsamında otel odası pazarlamasından kaynaklanan, iptal edilen rezervasyon bedellerinin iadesi alacağı için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası.
Özet: Bu dava, bir seyahat acentesi konumundaki davacının, bir otel işletmesi olan davalıya karşı, ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan 534.387,92 TL tutarındaki alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemini konu almaktadır. Davacı, 2024 yaz sezonunda davalının otel odalarını pazarlayıp sattığını, ancak müşterilerin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında yaptığı rezervasyon iptalleri nedeniyle bu bedelleri tüketicilere iade etmek durumunda kaldığını, yıl sonu hesap mutabakatına rağmen davalı tarafın kalan bakiyeyi ödememesi üzerine icra takibi başlattığını ve davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürmektedir. Mahkemece yapılan incelemede, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve alacak talebini doğruladığı, davalının ise dava sürecine katılmadığı ve defterlerini ibraz etmediği tespit edilmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirketin faaliyeti kapsamında davalı şirket ile yapmış olduğu sözleşme gereğince 2024 yaz sezonunda davalının işletmesindeki otelin odalarını nihai tüketicilere pazarladığını ve sattığını, davalıya toplam 1.372.353,46 TL ödeme yaptığını, ödemesi yapılan odaların bir kısmının müşterilerin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un verdiği hak ve yetkiyi kullanarak, rezervasyonlarını iptal ettirdiğini, hizmet almaktan, konaklama yapmaktan vazgeçtiklerini ve ödedikleri bedelin iadesini talep ettiğini, davalıya peşin ödemesi yapılan rezervasyonlardan 534.387,92TL' lik rezervasyon müşteriler tarafından iptal edildiğini, davacı şirkette bu bedelleri tüketicilere iade etmek durumunda kaldığını, ----------, davalı şirketin “Turizm İşletme Belgesi” bulunmadığından davalının otelin pazarlama ve satışının durdurulduğunu, davacı davalı ile sezon 2024 yılı sonuna geldiğinde hesap mutabakatı yaptığını, 24.384,36 TL tutarlı fatura düzenlendikten sonra 534.387,93 TL alacağının kaldığını, bu bakiyenin davacıya iade edilmesini talep ettiğini ancak olumlu bir geri dönüş alınamadığını, davalının kendi kayıtları ile de sabit borcunu ödememesi üzerine davacı şirketin alacağını tahsil etmek için------- İcra Müdürlüğü'nün --------- E. sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının borçlunun bu takibe haksız itirazı ile takibin durduğunu ve huzurdaki dava ikame edilmek zorunda kalındığını, açıklanan ve resen dikkate alınacak sebeplerle; davanın kabulüne, davalı borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.SAVUNMA
:Usulüne uygun tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır.İNCELEME ve GEREKÇE
: Dava, İİK 67. Maddesi kapsamında tacirler arasındaki hizmet ilişkisine dayalı fatura alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.--------- İcra Müdürlüğünün ---------- sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine █████/2024 tarihinde asıl alacak + işlemiş faiz toplamı 544.752,92 TL tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçluya █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından █████/2024 tarihli itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde borca ve fer'ilerine itiraz edildiği; icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi rapor içeriğine göre; Mali İncelemeler yönünden: Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup, Tutulmadığı Yönünden: Davacı --------Ş” nin yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2024 yılında fiziki ortamda tutulan Envanter defterinin noter onayları ile aynı yıla ilişkin elektronik ortamda tutulan GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K” nu ve V.U.K” nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, sahibi lehine delil niteliği taşıdığı görüldüğünü, davalı--------ŞTİ” nin huzurdaki davaya katılmadığı, ticari defter ve kayıtlarını █████/2025 tarihinde Sayın Mahkeme kaleminde yapılan incelemede ibraz etmediğinden davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığını, Hesap İncelemesi Yönünden; Davacı/alacaklının --------- İcra Dairesi'nin ---------- E, sayılı dosyasındaki 534.387,92 TL tutarlı asıl alacak talebine ilişkin yapılan mali inceleme neticesinde; davacı ---------Ş.'nin kendi ticari defterlerinde █████/2024 takip tarihi itibariyle davalı açık hesabından 534.387,92TL tutarında alacaklı gözüktüğü, davalı -------ŞTİ” nin huzurdaki davaya katılmadığı, defter ve kayıtlarını █████/2025 tarihinde Mahkeme kaleminde yapılan incelemede ibraz etmediğinden davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamamış, bu sebeple tarafların defter kayıtları karşılaştırılamadığını, Davacının Alacak Talebi Yönünden: Tüm sözleşme hükümleri, dosya kapsamı ve sektör uygulamaları birlikte değerlendirildiğinde, davacı ---------Ş.'nin bu alacak talebinde yalnızca sözleşmesel değil, aynı zamanda sektörel teamüller açısından da haklı konumda bulunduğunun görüldüğünü, --------- sistemine entegre olan otel işletmeleri, --------- markasının ve satış altyapısının güvencesi altında faaliyet gösterdiğini, bu yapı, dürüstlük kuralı ve ticari itibar gereği taraflara karşılıklı güven yükümlülüğünü doğuracağını, davacı şirketin, tüketiciye iade yükümlülüğünü üstlenmekle, yalnızca yasal değil, sektörel etik sorumluluğunu da yerine getirdiğini, bu kapsamda, yapılan iadelerin hizmet sağlayıcıya rücu edilmesi hem sektörel olarak hem de Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi anlamında tamamen yerinde olduğunu, diğer yandan, davalı işletmenin Turizm İşletme Belgesi bulunmaması yalnızca idari bir eksiklik değil, aynı zamanda sektörel bir kusur niteliğinde olduğunu, turizm hizmetinin satışının Bakanlık kararıyla durdurulmuş olması, ---------- açısından öngörülemez bir risk oluşturduğunu, buna rağmen tüketiciye iade yapılması, iyi niyet ve ticari özen ilkeleri gereği yerine getirildiğini, bu durumda davalı işletmenin “ifa engelini” kendi kusuruyla oluşturduğu ve bu nedenle iade bedellerini --------- geri ödemekle yükümlü olduğu düşünüldüğünü, Turizm sektöründe uzun süredir uygulanan sezon sonu mahsup ve mutabakat sistemi uyarınca, iptal edilen rezervasyonların bedelleri genellikle acente lehine denkleştirilebileceğini, davacı -------- sezon sonunda yaptığı mutabakat ve fatura kayıtları, bu uygulamaya tam uyumlu olduğunu, ayrıca, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında da tur operatörünün, hizmet sağlayıcının ifa edemediği rezervasyonlar nedeniyle tüketiciye iade ettiği bedelleri, hizmet sağlayıcıdan talep etme hakkı bulunduğu istikrarlı şekilde kabul edildiğini, --------- yaptığı tüketi iadeleri hem sözleşme hükümleri hem de sektörel uygulamalar gereği hizmet sağlayıcıya rücu edilebilecek nitelikte olup, davalı işletmenin bu tutarı iade etmemesi gerek Türk Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşme hükümleri gerekse denkleştirici adalet ilkesi bakımından haksız bir durum yaratabileceğini, bu itibarla, 534.387,92 TL tutarındaki alacak talebinin hem hukuki hem de sektörel dayanakları yönünden haklı, yerinde ve ispatlanabilir olduğu görüş ve kanaatini, gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren tamamen davalı şirketin müdafaaları yönünde hüküm kurmak hususunda da hiç şüphesiz muhtar bulunduğunu, icra inkâr tazminatı ve sair hususların Mahkememizin takdirinde olduğunu beyan etmiştir. Davacı, davalıya mal/hizmet teslim ettiğini/ifa ettiğinden bahisle alacaklı olarak icra takibinde bulunmuş olup, Türk Medeni Kanunu m:6 gereği icra takibinde talep etmiş olduğu alacağının varlığını ispatlamak ile yükümlüdür.6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat edilemez.Faturaya dayalı alacak taleplerinde tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ve mal teslimini ispatlamaz. Yine faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması da fatura içeriği malların/ hizmetin teslimini/ ifasını kanıtlamaya yeterli değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde " Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m:222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m:222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK m:222/4)." hükümlerine amirdir. Yukarıda verilen yasa maddeleri ve TTK 82. maddesi gözetildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı, var ise takip dayanağı belgeye konu mal ve/veya hizmetin teslim edilip edilmediği ve/veya sunulup sunulmadığı hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacı kayıtlarına göre davalıdan takip tarihi itibariyle 534.387,92 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinin ibraz edilmediği, 7251 sayılı kanun ile değişik 6100 sayılı HMK 222. Maddesi gerekli ihtarların usulüne uygun yapıldığı, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının alacağını ispatlamış olduğu, bu itibarla 534.387,92 TL alacaklı olduğunun sabit olduğu, fatura düzenlemesinin temerrüt için yeterli olmadığı, takip öncesi temerrüt koşullarının oluştuğuna dair bildirim/ ihtar bulunmadığından işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerektiği, bu nedenle alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının davasının kısmen kabulü ile;Davalının-------- İcra Müdürlüğünün ---------- esas sayılı takibine yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 534.387,92 TL yönünden aynı koşullarda devamına,Aşan istemin reddine,2-Hükmolunan alacağın %20 si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Alınması gerekli karar harcı 36.504,03 TL’den peşin olarak yatırılan 6.579,26 TL'nin mahsubu ile 29.924,77 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,4-Davacı tarafça yatırılan 6.579,26 TL peşin harç/harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,5-Davacı tarafından yapılan 702,90 TL ilk dava masrafı, 14.000,00 TL bilirkişi, 81,00 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 14.783,90 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre (%98 kabul) 14.488,22 TL' sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, arta kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,7-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 85.502,07 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre (%98kabul) 4.508,00 TL' sinin davalı taraftan, (%2 Ret) 92,00TL'sinin davacıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,9-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025