TTK Geçici 7. Madde Kapsamında Resen Silinen Şirketin Hizmet Tespiti Davası İçin İhyası Talebi ve Hak Düşürücü Sürenin İptali Kararı.
Özet: Bu dava, bir çalışanın ödenmeyen sigorta primlerine ilişkin hizmet tespiti davası açabilmek amacıyla, sermayesini zorunlu miktara yükseltmediği gerekçesiyle Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından resen sicilden silinen eski işveren şirketinin ihyası talebiyle açılmıştır; mahkeme, başlangıçta süreden reddettiği davayı, Bölge Adliye Mahkemesinin terkin işleminin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiği ve Anayasa Mahkemesinin beş yıllık hak düşürücü süreyi kaldıran kararının derhal uygulanması gerektiği yönündeki bozma kararı uyarınca yeniden değerlendirerek, şirketin ek tasfiye işlemleri için ihya edilip edilemeyeceğini incelemektedir.

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Şirketin İhyası (TTK'nun Geçici 7. Maddesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası (TTK'nun Geçici 7. Maddesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
:
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkili ...'in, ihyası talep edilen ... Mimarlık Mühendislik Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi'nde 29.01.1997 ile 09.06.1997 tarihleri arasında hizmet akdine bağlı olarak çalıştığını, şirket tarafından müvekkilinin ilk işe giriş bildirgesi verilmesine rağmen sigorta primlerinin hiç ödenmediğini, bu sebeple müvekkili adına İstanbul.... İş Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, şirketin terkin edilmiş olması nedeniyle ihya edilmesi halinde taraf teşkilinin mümkün olabileceğine karar verildiğini, bu karar uyarınca ihya davası açtıklarını bildirmiş,...Mimarlık Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
:
Davalı İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü, cevap dilekçesinde; 20.01.1994 tarihinde tescil edilen Derem... Şirketi'nin,
6103 sayılı Kanunun 20. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sermayesini zorunlu miktara
yükseltmemesi sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca
çıkarılan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited
Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in
5. maddesinin a bendi uyarınca 26.03.2013 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, aynı zamanda ihtarın 23.04.2013 tarih 8307 sayılı Türkiye Ticaret Sicili
Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi içerisinde ihtara yanıt verilmemesi nedeniyle
20.08.2013 tarihinde sicil kaydının resen silindiğini, 6102 Sayılı TTK geçici 7/(15) maddesi uyarınca silinme tarihinde itibaren beş yıllık süre içinde açılmayan davanın süre yönünden reddine karar verilmesini gerektiğini, yapılan terkin işlemlerinin tebliğde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde uygulandığını, tebliğe rağmen basiretli tacir gibi davranması gereken şirket yetkililerinin yasal süre içinde herhangi bir bildirimde ve başvuruda bulunmaması üzerine terkin sürecinin işletildiğini, geçici 7(4). maddesinde ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda
ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla 7201 sayılı
Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceğinin düzenlendiğini, terkin işlemleri sırasında terkin edilen şirket hakkında dava ve icra takibi olup olmadığının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün bulunmadığını bildirmiş, davanın öncelikle süre yönünden reddine, müdürlüğün yasal hasım olması ve davanın açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekâlet
ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
:
Dava, TTK'nun geçici 7.maddesi hükmü uyarınca, davalı tarafından ticaret sicilinden resen silinen...Mimarlık ... Şirketinin, İstanbul ...(eski ...) İş Mahkemesinin...) esas sayılı dosyasında görülen hizmet tespiti istemli dava ile sınırlı olmak üzere TTK'nun 547(2).maddesi uyarınca ek tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyası istemine ilişkindir.
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün Merkez-... sicil numarasında kayıtlı...Mimarlık Mühendislik Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin, sermayesini zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından sicil kaydı 20.08.2013 tarihinde resen terkin edilmiştir.
Davacı tarafça, İstanbul...eski ...) İş Mahkemesinin... (eski...) esas sayılı dosyasında 20.08.2013 tarihinde terkin edilen ...Mimarlık Mühendislik Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi hakkında hizmet tespiti istemli olarak dava açılmış, davalı şirketin terkin edildiğinin anlaşılması üzerine mahkeme tarafından ihya davası açılması için davacı tarafa verilen süreye bağlı olarak bu dava açılmıştır.
TTK'nun geçici 7(15).maddesinde düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmamış olması nedeniyle davanın reddine ilişkin mahkememizce verilen karar, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından TTK'nun geçici 7. maddesinin 11. fıkrası gereğince şirketin ticaret sicilinden resen kaydının silinmesi için Ticaret Sicil Müdürlüğünün, geçici 7. maddenin 4/a ve 4/b fıkralarında gösterilen hususları yerine getirmesi gerektiği, yasada gösterilen usule uyulmadan terkin yapılması halinde terkin işleminin iptali ile şirketin ihyasına karar verilebileceği, Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarih, ███████ esas ve ████████ karar sayılı iptal kararı ile beş yıllık hak düşürücü sürenin iptaline ilişkin kararın derdest davalara derhal uygulanması gerektiği, terkine ilişkin tebligat belgelerinin getirtilerek resen terkin işleminin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının araştırılması, terkinin usulüne uygun yapılmamış olduğunun anlaşılması halinde karar tarihinden önce yürürlüğe giren kanun hükmünün iptaline dair Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı gözetilerek oluşacak sonuca göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kaldırılmıştır.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin kararında, her ne kadar Yargıtay kararlarına atıf yapılarak usulsüz terkin halinde hak düşürücü süre uygulanmaksızın resen yapılacak inceleme sonucunda, davanın esastan incelenmesi gerektiği belirtilmiş ise de, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce usulsüz terkin işleminin hak düşürücü süre içinde veya hak düşürücü süreden sonra davanın açılması halinde resen dikkate alınıp alınmayacağı konusunda aynı zamanlı olarak verdiği farklı kararlarının bulunması ile birlikte █████/2022 tarih █████████ esas ve █████████ karar, █████/2022 tarih █████████ esas ve █████████ karar, █████/2022 tarih █████████ esas ve █████████ karar, █████/2022 tarih █████████ esas ve █████████ karar, █████████ esas ve ████████ karar, █████████ esas ve █████████ karar, █████/2023 tarih █████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamlarında, davanın hak düşürücü süre içinde açılmamış olması halinde mahkemenin kendiliğinden terkin işleminin usulsüz olarak yapılıp yapılmadığını dikkate alamayacağı, öncelikle davanın hak düşürücü sürece içinde açılıp açılmadığına bakılarak karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkememizce kaldırma kararından önce kurulan hüküm, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden bu yöndeki kararları ile ilgili yasal düzenleme hükümleri uyarınca kurulmuştur.
Anayasa Mahkemesi'nin █████/2023 günlü ███████ esas ve ████████ karar sayılı ve █████/2023 tarihli 32.310 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan kararı ile TTK'nun 7(15).maddesinde düzenlenen beş yıllık hak düşürücü sürenin iptaline karar verilmiştir. Buna göre dava, hak düşürücü süreye tabi olmaksızın ve Yargıtay'ın hak düşürücü süre ile usulsüz terkin işlemleri konusundaki iptalden önceki kararları dikkate alınmaksızın, kaldırma kararında da söz edildiği gibi terkin işleminin usulsüz olarak yapılıp yapılmadığı ile davacının iş mahkemesinde görülmekte olan davası yönünden terkin edilen şirketin ihyasının TTK'nun 547.maddesi uyarınca zorunlu bulunup bulunmadığına ilişkin yasal koşulların varlığı çerçevesinde çözümlenmiştir.
TTK'nun geçici 7(1).maddesinde; anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin hangi şartlarda sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. 7.maddenin birinci fıkrası uyarınca; 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerinin, ilgili kanunlardaki tasfiye usullerine uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı belirtilmiştir. Söz konusu maddenin 1/a bendinde, 24.06.1995 tarihli ve 559 sayılı TTK'nun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile ön görülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketlerin terkin edileceği düzenlemesine yer verilmiş ve ilgili maddede terkin sebepleri tadadi olarak sayılmıştır. 6103 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 20(1)maddesinde ise anonim ve limited şirketlerin TTK'nun yayımı tarihinden itibaren üç yıl içinde sermayelerinin anılan kanunun 332 ve 580.maddelerinde öngörülen tutarlara yükseltecekleri, aksi halde mezkur sürenin sonunda infisah etmiş sayılacakları belirtilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 05.09.2022 tarih █████████ esas ve █████████ karar, 04.04.2022 tarih █████████ esas ve █████████ karar, 23.03.2022 tarih █████████ esas ve █████████ karar, 22.03.2022 tarih █████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamlarında; TTK'nun geçici 7.maddesinde tadadi olarak sayılan sebepler dışında başkaca sebeplerle terkin işleminin yapılması halinde, hak düşürücü sürenin uygulanmasının mümkün bulunmadığına karar verilmiştir.
Cevap dilekçesi içeriği ve ekli belgeler ile terkin edilen şirkete çıkarılan ihtar yazısı örneklerinden; şirketin, yasal düzenlemelere aykırı olarak ana sözleşme ile belirlenen sermayesini kanunda belirtilen miktara yükseltmediği, bu nedenle davalı tarafından yapılan terkin işleminin, kanunda sayılan yasal sebebe uygun olarak yerine getirildiği görülmüştür. Bunun yanında TTK'nun geçici 7(2).maddesi gereği terkin edilen şirketin terkin işlemleri sırasında hakkında davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davalarının bulunduğuna dair bir delil toplanmaması nedeniyle terkin işlemi bu hüküm yönünden de usulüne uygundur.
İhya davasının, terkin edilen şirketi ve ortakları tarafından belirli bir tasfiye konusu ile sınırlı olmaksızın ve şirketin süresiz olarak yeniden tescili istemli olarak açılması hallerinde, terkin işleminin kanunda sayılan sebeplerle yapılıp yapılmadığı, terkin işlemleri sırasında TTK'nun 7(2) maddesi hükmü gereği, terkin edilen şirket lehinde veya aleyhinde görülmekte olan bir davanın bulunup bulunmadığı ve terkin işleminin kanunda gösterilen usule uygun olarak yerine getirilip getirilmediği, mahkeme tarafından resen incelenmesi gerekli olan yargılama konularıdır. Buna karşın davanın, şirket yetkilileri ve ortakları dışında kanunda gösterilen ilgili kişilerce TTK'nun 547.maddesi hükmü uyarınca, belirli bir tasfiye konusu ile sınırlı olarak açılması halinde her üç inceleme konusu hükme etkili olmayacağından, davanın yalnız ek tasfiye işlemini gerektirecek dava veya icra takibinin sürdürülebilmesi ve sonuçlandırılabilmesi yada yapılacak işlemin yerine getirilmesi için ihya kararının verilmesi zorunluluğunun bulunup bulunmadığı çerçevesinde görülüp sonuçlandırılması usul ve yasa gereğidir.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi kararında Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile birlikte terkin işlemlerinin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı kaldırma nedeni olarak gösterilmiş ise de, davanın, şirket yetkilisi veya ortağı tarafından açılmamış olması ve hak düşürücü sürenin iptal edilmiş olması nedeniyle, yukarıda açıklanan sebeplerle terkin işlemlerinin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı, yalnız yargılama giderleri için resen gözönünde bulundurulması ve incelenmesi gereken bir konu olup, davanın esasının çözümü yönünden bir önem taşımamaktadır. Zira, davacının terkin edilen şirketin alacaklısı sıfatıyla, terkin edilen şirket hakkında açtığı derdest davanın görülüp sonuçlandırılabilmesi için TTK'nun 547.maddesi uyarınca, terkin edilen şirketin yalnız bu amaçla sınırlı olarak ihya edilmesi zorunlu olup, bu yönden terkin edilen şirketin usulsüz olarak tasfiye edilip edilmediğinin bir önemi yoktur. Dosyada toplanan tüm delil ve belge örnekleri ile davacı tarafından, terkin edilen şirket aleyhinde İstanbul... (eski ...). İş Mahkemesi'nin ... (eski...) esas sayılı dosyasının görülüp sonuçlandırılabilmesi ve ilamının infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere TTK'nun 547.maddesi hükmü gereği terkin edilen şirketin ihyası zorunlu bulunmakla, davanın kabulüne ve şirketin ihyasına karar vermek gerekmiştir.
TTK'nun 547(2).maddesinde ek tasfiye isteminin yerinde olduğuna kanaat getiren mahkemenin, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar vermesi ile birlikte ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya bir kaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettireceği düzenlenmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.09.2023 günlü, █████████ esas ve █████████ karar sayılı, 25.09.2023 günlü, █████████ esas ve █████████ karar sayılı, 25.09.2023 günlü, █████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamları ile benzer çok sayıdaki kararlarında; 6102 Sayılı Kanunun geçici 7.maddesinin 15.fıkrasında ihya teriminin kullanılmak ile birlikte hükmün aynı kanunun 547.maddesine paralel ek tasfiye niteliğinde olduğunu, geçici 7.maddenin, ek tasfiyeye karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünden bir hüküm içermemekle birlikte aynı kanunun 547.maddesinde olduğu gibi sınırlı ihya kararı ile birlikte düzenlemenin amacının, terkin edilen şirketlerin bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılması olmasına bağlı olarak aynı zamanda tasfiye memuru da atanması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 25.09.2023 günlü, ... karar sayılı ilamında; terkin edilen şirketin, usulsüz olarak terkin edilmesi halinde ihyanın şirket ve şirket ortakları tarafından talep edilmeyip, yasada sayılan üçüncü kişiler tarafından sınırlı bir konu ile ilgili olarak yapılan ihya taleplerinde, terkin edilen şirketin, tamamen ihya edilmesinde üçüncü kişilerin hukuki yararlarının bulunmaması nedeniyle talep edilen ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Somut dava yönünden; davanın şirket yetkilisi ve ortağı tarafından açılmadığı, ilgili üçüncü kişi sıfatındaki davacı tarafından iş mahkemesindeki davanın görülüp sonuçlandırılmasına yönelik ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olmak üzere TTK'nun 547(1).maddesi hükmü uyarınca açıldığı göz önünde tutulduğunda, terkin edilen şirketin yalnız davaya konu iş mahkemesinde görülen davadan kaynaklanan ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olarak ihyasına ve ihya kararı doğrultusunda şirketi temsil etmek ve ek tasfiye işlemlerini yerine getirmek için şirketin terkinden önceki yetkilisi...n tasfiye memuru olarak atanmasına, TTK'nun 547(2). maddesi hükmü gereği, kararın tescil ve ilanına karar verilmiştir.
TTK'nun geçici 7(4/a) maddesinde; terkin edilecek şirketlerin, sicilde kayıtlı son adreslerine ve şirketi temsile yetkili kişilere bir ihtar yollanacağı, ihtarın, ilan edilmek üzere Ticaret Sicili Gazetesine aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibari ile Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11. fıkrasında ihtar ve ilana rağmen süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres veya kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketlerin ticaret sicilinden resen silineceği düzenlenmiştir.
Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından sunulan cevap dilekçesindeki açıklamalar ve ekli belge örnekleri, mahkememizce yazılan müzekkerelere verilen cevaplar, ticaret sicil kayıt örnekleri ile; her ne kadar terkin edilen şirkete çıkarılan ihtar yazısı, Sayın Yetkili başlığını taşıyor ise de, tebligatın yalnız şirket adına çıkarıldığı, şirket yanında ayrıca şirket yetkilisi adına tebligat çıkarıldığına dair dosyada hiçbir belge örneğinin toplanmadığı dikkate alındığında, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye rağmen davalı tarafından yapılan terkin işlemleri sırasında terkin işlemine ilişkin ihtarın, yalnız şirket adına tebliğe çıkarılıp, şirketi temsil ve izama yetkili kişiye usulüne uygun şekilde tebligat çıkarılmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar cevap dilekçesinde, yasal düzenleme gereği, sicil müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu olmadığı iddia edilmiş ise de, davalının, yasal hasım sıfatından kaynaklanan sorumsuzluk hali usulüne uygun şekilde yapılan terkin işlemleri yönünden söz konusudur. Somut davaya konu terkin işleminde, TTK'nun geçici 7(4/a) maddesine aykırı olarak şirket adına çıkarılan ihtar dışında şirket yetkilisi adına ihtar çıkarılmamasına bağlı olarak terkin işleminin usulsüz şekilde yapılması nedeniyle davalı tarafın, dava açılmasına sebebiyet verdiği dikkate alınarak, yargılama giderleri ile sorumlu tutulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ İLE; İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün Merkez- ... sicil numarasında kayıtlı iken 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi gereğince sicil kaydı terkin edilen...Mimarlık Mühendislik Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin, İstanbul... (Eski..). İş Mahkemesi'nin... (eski...) esas sayılı dosyasının görülüp sonuçlandırılması ve ilamının infazı işlemleriyle ilgili ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olmak kaydıyla Ticaret Sicili'ne tescili ile ihyasına,
2-İhya kararı doğrultusunda şirketi temsil etmek ve ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere şirketin terkinden önceki yetkilisi ...ın tasfiye memuru olarak atanmasına,
Tasfiye memuruna takdiren ücret verilmesine yer olmadığına,
3-Kararın Ticaret Siciline tescil ve ilanına,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 179,90 TL harçtan indirilmesi ile geriye kalan 435,5‬0 TL harcın, davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
5-Davacı yararına takdir edilen 30.000,00TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç, 90,00 TL dokuz elektronik tebligat gideri, 3,75 TL iki adet kep ücreti giderinden oluşan toplam 453,55‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Davacı vekilinin yüzüne karşı davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yokluğunda HMK'nun 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Başkan...
e-imza
Üye...
e-imza
Üye ...
e-imza..
katip
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!