Tehdit suçunda tekerrür ve kazanılmış hak ihlali düzeltmesi ile hakaret suçunda Anayasa Mahkemesi iptali sonrası önödeme yönünden yeniden değerlendirme kararı.
Özet: Yargıtay, sanık hakkındaki tehdit suçu mahkûmiyet kararını, önceki temyiz sonucunda oluşan kazanılmış hakka aykırı denetimli serbestlik ve tekerrür hükümlerini düzelterek diğer yönlerden onarken; hakaret suçu mahkûmiyetini ise, önödeme kapsamını genişleten yeni yasal düzenlemeler ve Anayasa Mahkemesinin bu düzenlemenin uygulama sınırlarını kaldıran iptal kararı doğrultusunda lehe kanun değerlendirmesi yapılması zorunluluğu nedeniyle bozmuştur.
6. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
SUÇLAR
: Tehdit, hakaret
HÜKÜMLER
: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I- Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hükmün İncelemesinde;
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilâmdaki mahkûmiyetin, 5237 Türk Ceza Kanunun 106/1-1 maddesinde düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra █████/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alarak bu suçun da uzlaşma kapsamına alınmış olması karşısında, tekerrüre esas alınan bu ilam sebebi ile uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak ve ayrıca tekerrüre esas alınacak başka ilam olup olmadığı da değerlendirilerek sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında mahallinde gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, uyulan bozmaya, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Bozma öncesi mahkemenin 29.03.2016 tarihli ilk kararında ikinci defa mükerrir olduğu belirtilen sanık hakkında 5275 sayılı Yasa'nın 108/3 maddesinin kararda gösterilmemesi, anılan hükmü sadece sanık tarafından temyiz edilmesi nedeniyle sanığın kazanılmış hakkı oluştuğu gözetilmeden, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda “ayrıca cezanın infazından sonra sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına, 5275 sayılı Yasa 108/3 maddesi gereğince sanık hakkında koşullu salıverme hükümlerinin uygulanamayacağının infaz aşamasında göz önüne alınmasına” şeklinde hükmedilmek suretiyle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usul Kanun’ un (1412 sayılı Kanun) 326/son maddesine aykırı hareket edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA,
Bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Kanun' un 22. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarından tekerrürle ilgili bölümde "ikinci kez" sözcükleri ve “ ayrıca cezanın infazından sonra sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına, 5275 Sayılı yasa 108/3 maddesi gereğince sanık hakkında koşullu salıverme hükümlerinin uygulanamayacağının infaz aşamasında göz önüne alınmasına,” cümlesinin çıkarılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II- Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hükmün İncelemesine Gelince;
07.11.2024 gün ve 7531 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 75/6. maddesinin (a) bendinin (1) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere aynı Kanun'un 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile dördüncü fıkrasının önödeme kapsamına alınması ve bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak 5271 sayılı Kanunu'na 7531 sayılı Kanun'la eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan “soruşturma veya kovuşturma evresinde bulunan dosyalar bakımından” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 27.03.2025 tarih ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararıyla Anayasanın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi ve bu düzenlenmenin 29.05.2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanması karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve suç tarihi itibariyle 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesi kapsamına giren hakaret suçu yönünden Anayasanın 38. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle, bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
14.10.2025 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!