İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin, elektrik abonesinden kayıp kaçak ve diğer bedellerin haksız tahsil edildiği iddiasıyla açılan alacak davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bir elektrik abonesi, elektrik toptan satış şirketinden, elektrik satış bedeline ek olarak faturalara yansıtılan kayıp kaçak, trafo, iletim, dağıtım, psh, sayaç okuma ve fon bedellerinin haksız tahsil edildiği iddiasıyla, sözleşmeye aykırılık ve sebepsiz zenginleşme gerekçeleriyle bu bedellerin iadesini talep ederken; davalı şirket, söz konusu bedellerin EPDK düzenlemeleri, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve abonelerin itiraz sürelerini geçirmesi nedeniyle yasal ve haklı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası niteliği taşımaması ve dilekçe eksiklikleri nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini savunmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİESAS NO
: █████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ███████ E - ████████ KİSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN BİRLEŞEN ███████ ESAS SAYILI DOSYASIİSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN BİRLEŞEN ███████ ESAS SAYILDOSYASIDAVANIN KONUSU
: AlacakKARAR TARİHİ
: █████/2025Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Üniversite Mah. E-5 Yanyol No:42 Yönetim Katı Avcılar/İSTANBUL adresinde faaliyet gösteren ... İşletmecilik Taahüt Tesisat Trz. Ve İnş. A.Ş. işletme ünvanlı tesisatı için akdedilen "Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi" ile davalı ... Elektrik Toptan Satış. A.Ş.'nin ... tesisat nolu abonesi olduğunu, bu sözleşme kapsamında, davalının davacıdan, elektrik satış bedeli haricinde, ayrıca Kayıp Kaçak Bedeli, Trafo Bedeli, İletim Bedeli, Dağıtım Bedeli, PSH Bedeli, Sayaç Okuma Bedelini ve Kayıp Kaçak kısmına isabet eden ... fonu vs. bedelleri tahsil ettiğini, oysa ki, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalının Kayıp Kaçak Bedeli, Trafo Bedeli, İletim Bedeli, Dağıtım Bedeli, PSH Bedeli, Sayaç Okuma Bedelini ve Kayıp Kaçak kısmına isabet eden ... fonu vs. bedelleri tahsil etme hakkının bulunmadığını, davalının davacıdan, tüketim dönemlerine ait meblağların Kayıp Kaçak Bedeli, Trafo Bedeli, İletim Bedeli, Dağıtım Bedeli, PSH Bedeli, Sayaç Okuma Bedelini ve Kayıp Kaçak kısmına isabet eden ... fonu vs. bedellerini haksız olarak tahsil ettiğini iddia ederek şimdilik 100.000,00TL Kayıp Kaçak Bedeli, Trafo Bedeli, İletim Bedeli, Dağıtım Bedeli, PSH Bedeli, Sayaç Okuma Bedelini ve Kayıp Kaçak kısmına isabet eden ... fonu vs. bedellerini dava tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleriyle ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu bedeller belirlenebilir nitelikte olup söz konusu bedellerin belirsiz alacak davasına konu edilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekle birlikte, dava dilkeçesi HMK'nın 119. Maddesine uygun olmadığından, davacının taleplerini açıkça ortaya koymasının gerektiğini, elektrik faturalarında yer alacak tüm gelir kalemleri ile ilgili düzenleme yapma yetkisi EPDK'de olup EPDK'nin kararları düzenleyici işlemler olduğundan hem elektrik tedarikçilerini hem de aboneleri bağladığını, kayıp-kaçak bedeli dışında dava konusu edinilen diğer bedeller de, yasal mevzuat uyarınca zorunlu olarak tahsil edildiğini, EPDK kararlarının yanı sıra, dava konusu bedellerin davacıdan tahsil edileceğini, müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan sözleşmede de kabul edilmiş ve imza altına alınmış olup, bu sözleşme (ikili anlaşma) özel hukuk sözleşmesi olduğunu, dolayısıyla davacının elektriği nereden tedarik edeceğini seçme hakkı bulunmayan - serbest olmayan - tüketici gibi değerlendirilmesi mümkün olmayıp sözleşme serbestisi kapsamında kabul ettiği bu yükümlülükle bağlı olduğu kabul edilmesi gerektiğini, davacı, dava konusu faturalara Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 21/2 maddesinde belirlenen süre içerisinde itiraz etmediğinden fatura içeriğini kabul etmiş sayılması gerektiğini, davacı tarafın dayanak gösterdiği Yargıtay kararlarının bağlayıcılığı bulunmamakla birlikte, Yargıtay kararlarının huzurdaki uyuşmazlığa kesinlik getirmediği önceki içtihatlarla sabit olduğunu, davacının iddiasının, müvekkilinin sebepsiz zenginleştiğine dayandığını, sebepsiz zenginleşme şartları oluşmamakla birlikte, her halde müvekkilinin kayıp-kaçak bedellerini iade yükümlülüğü bulunmadığını, işbu nedenlerle dava konusu bedeller belirlenebilir nitelikte olup bu bedellerin belirsiz alacak davasıyla talep edilmesi mümkün olmadığından davanın usulden reddine, sayın mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda süre verilerek harç tamamlatılmasına, bu süre zarfında harç tamamlanmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına,davacının talep sonucu açık olmadığından, hangi alacak kaleminden, ne kadar talepte bulunduğu anlaşılamadığından HMK mad.119 kapsamında eksikliklerin giderilmesi için bir haftalık kesin süre verilmesine, belirtilen süre içinde eksiklikler tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına, Yargıtay kararlarının yerel mahkemeleri bağlayıcı bir niteliği olmamakla birlikte, aksi yönde birçok Yargıtay kararı bulunduğundan, her halde; dava konusu bedeller, EPDK’nin kurul eliyle almış olduğu kararla ve mevzuat hükümleri çerçevesinde uygulamaya konulduğundan ve söz konusu EPDK kararı ve mevzuat hükümleri, iptal edilmedikçe ve yürürlükten kaldırılmadıkça elektrik piyasasındaki tüm şirketler ile abonelerin bu bedellerin tahsili ile yükümlü olduğundan, bir an için kayıp-kaçak bedeli ve sair bedellerin tahsilinin EPDK kararı gereği yasal zorunluluk olduğu kabul edilmese dahi davacı, elektrik tedarikçisini seçme hakkına sahip bir serbest tüketici olarak müvekkilimiz ile yaptığı elektrik satış sözleşmesi (ikili anlaşma) çerçevesinde, dava konusu bedelleri ödemeyi üstlendiğinden; özel hukuk hükümlerine tabi bu sözleşme, taraflarca serbestçe müzakere edilerek akdedildiğinden ve davacı, dava konusu bedelleri ödemeyi kabul ettiğinden, davacı, dava konusu faturalara itiraz etmediğinden faturaları kabul etmiş sayılacağından, davacı, yasal mevzuat gereği ödemekle yükümlü olduğu dava konusu bedelleri sözleşmeyle önceden bildiğinden ve müvekkil şirket, bu bedelleri uhdesinde tutmayıp; dağıtım şirketine ve/veya ... Genel Müdürlüğüne aktardığından, bu nedenler sebepsiz zenginleşme koşulları oluşmayıp zamanaşımı süresi dolduğundan davanın reddini, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen ███████ Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı tarafın tacir olduğunu, tarafların arabuluculuk toplantısında anlaşma sağlayamadıklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açmanın zaruretinin hasıl olduğunu, müvekkili davacı şirket ile davalı taraf arasında imzalanan abonelik sözleşmeleri uyarınca, davalılar tarafından müvekkil şirkete elektrik satımı yapılmakta buna göre her ay düzenli olarak müvekkil şirket tarafından fatura bedeli karşılığı olarak davalı hesabına ödemeler yapılmakta olduğunu, taraflar arasında yargılaması devam eden ve aynı abonelik sözleşmeden doğan başka bir alacak davası daha bulunduğunu, bu davanın görüldüğü İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dava dosyası ile huzurdaki davanın birleştirilmesine karar verilmesini etmiştir. İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen ███████ Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; elektrik faturalarında yer alacak tüm gelir kalemleri ile ilgili düzenleme yapma yetkisi EPDK’de olup EPDK’nin kararları düzenleyici işlemler olduğundan hem elektrik tedarikçilerini hem de aboneleri bağladığını, birleşen davanın tek dayanağı, asıl dava kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim edilen hatalı raporlarda yer alan hukuka ve işin tekniğine aykırı hesaplamalar olduğunu, kayıp-kaçak bedeli, EPK'ye uygun şekilde tahakkuk ettirildiğinden asıl davanın ve birleşen davanın reddi gerektiğini, EPDK kararlarının yanı sıra; dava konusu bedellerin davacıdan tahsil edileceğini, müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan sözleşmede de kabul edilmiş ve imza altına alınmış olup bu sözleşme (ikili anlaşma) özel hukuk sözleşmesi olduğunu, dolayısıyla davacının elektriği nereden tedarik edeceğini seçme hakkı bulunmayan - serbest olmayan - tüketici gibi değerlendirilmesi mümkün olmayıp sözleşme serbestisi kapsamında kabul ettiği bu yükümlülükle bağlı olduğu kabul edilmesi gerektiğini, davacının, dava konusu faturalara Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 21/2 maddesinde belirlenen süre içerisinde itiraz etmediğinden fatura içeriğini kabul etmiş sayılması gerektiğini, davacı bir tacir olduğundan kayıp-kaçak bedeli ve sair bedelleri sağladığı hizmetin fiyatlarına zaten yansıttığını, bu nedenle dava konusu bedellerin, davacıya ek mali külfet getirdiğine ilişkin davacı iddiaları kabul edilemeyeceğini, kayıp-kaçak bedeli ve sair bedeller EPK'ye uygun şekilde tahakkuk ettirildiğinden, dava konusu bedeller, EPDK’nin almış olduğu kararla ve mevzuat hükümleri çerçevesinde uygulamaya konulduğundan ve söz konusu EPDK kararı ve mevzuat hükümleri iptal edilmedikçe ve yürürlükten kaldırılmadıkça elektrik piyasasındaki tüm şirketler ile abonelerin bu bedellerin tahsili ile yükümlü olduğundan bir an için kayıp-kaçak bedeli ve sair bedellerin tahsilinin EPDK kararı gereği yasal zorunluluk olduğu kabul edilmese dahi davacı, elektrik tedarikçisini seçme hakkına sahip bir serbest tüketici olarak müvekkili şirket ile yaptığı elektrik satış sözleşmesi (ikili anlaşma) çerçevesinde, dava konusu bedelleri ödemeyi üstlendiğinden, özel hukuk hükümlerine tabi bu sözleşme, taraflarca serbestçe müzakere edilerek akdedildiğinden ve davacı, dava konusu bedelleri ödemeyi kabul ettiğinden, davacı, dava konusu faturalara itiraz etmediğinden faturaları kabul etmiş sayılacağından asıl davanın ve birleşen davanın reddine, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen ███████ Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ödenen elektrik faturalarındaki alacak tutarına dahil edilen ve tespiti edilecek olan EPDK tarafından belirlenen hedef oranları üzerindeki kayıp kaçak bedellerinin davalıdan alınarak müvekkiline istirdatına karar verilmesini, dava dosyasına sunulan 12.09.2023 tarihli bilirkişi raporu ile davalıdan talep edilen alacak tutarının 1.883.104,00-₺ olduğunu, tespit edilen alacak tutarından müvekkiline 16.06.2020 tarihinde ıslah edilen 149.399,00-₺ mahsup edildiğini, bakiye alacak tutarı olan 1.733.705,00-₺'nin kayıp/kaçak bedelinin tahsili için ek davanın açıldığını, taraflar arasıda yargılaması devam eden ve aynı abonelik sözleşmeden doğan başka bir alacak davasının bulunduğunu, tarafların aynı olduğunu ve aynı hukuki sebebe (sözleşmeye) dayanılarak açıldığını, iki farklı alacak davasının iki ayrı dava dosyası üzerinden ilerlemeyip işbu davanın İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen ███████ Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacının davasına dayanak gösterdiği bilirkişi raporu çelişkili tespitler içerdiğini, davacı tarafça bu talep edilebilir olarak belirtildiği iddia edilen tutarların faturaların toplam bedeli olduğunu ve davacının davasının reddi gerektiği hususunda tereddüt bulunmadığını, elektrik faturalarında yer alacak tüm gelir kalemleri ile ilgili düzenleme yapma yetkisinin EPDK'da olup EPDK'nın kararları düzenleyici işlemler olduğundan hem elektrik tedarikçilerini hem de aboneleri bağladığını, kayıp kaçak bedelinin de EPDK tarafından onaylanan tarifeler içerisinde yer aldığını, bu bedelin davacıdan tahsiline yönelik kararın EPDK'nın █████/2010 tarihli ve 2999 sayılı kurul kararı olduğunu, bu kararda █████/2011 tarihinden itibaren serbest tüketici olan davacıdan da kayıp kaçak bedeli alınmasına karar verildiğini, kayıp kaçak bedeline ilişkin toplumsal algı hatalı bir şekilde bu bedellerin yalnızca başkalarının haksız kullanımını tüketicinin ödediği yönünde oluştuğunu ancak kayıp kaçak bedelinin elektrik üretiminin doğası gereği oluşan teknik kayıplardan ötürü de alındığını, davacı gibi aylık belirli bir miktarın üzerinde elektrik tüketen kişilerin tedarikçisini seçme özgürlüğüne sahip olup müvekkili şirket gibi elektrik satış şirketleri ile sözleşme yapmak suretiyle daha ucuz elektrik satın alma hakkına sahip olduğunu, bu tüketicilere kanunen serbest tüketici denildiğini, davacının dava konusu faturalara TTK.'nun 21/2 maddesinde belirlenen sekiz günlük süre içerisinde itiraz etmediğinden fatura içeriğini kabul etmiş sayılması gerektiğini, bu nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; davanın kabulüne karar verilmiştir.Sözkonusu kararı davacı vekili istinaf etmiştir.█████/2016 yürürlük tarihli 6723 sayılı Danıştay Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile █████/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan" ibaresi "verilen" şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir. "Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez". Böylece yeni düzenleme getirilmiştir, Değişiklik sonrası, HMK'nun geçici 3. maddesi 2. fıkrasında ''Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun █████/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ile 454. madde hükümlerinin uygulanmasına'' dair bu düzenleme ile Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihi █████/2016 tarihinden önce verilen kararlar ile temyiz aşamasından geçen dosyalar için HUMK'nun 427 ile 454. maddeleri gereğince Temyiz yoluna başvurulacağı, istinaf kanun yoluna başvurulamayacağı açıktır.Davada, mahkeme hükmünün Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin █████████ Esas - █████████ Karar ve █████/2022 tarihli bozma kararı ile Yargıtay denetiminden geçtiği, istinaf edilen bu kararın ise Yargıtay bozma ilamı sonrası verilen karar olduğu anlaşılmaktadır.Mahkemenin kanun yolunu hatalı nitelendirmesi, karara karşı istinaf yoluna başvurulma sonucu doğurmaz. Aksi halde uygulamanın HMK'nın geçici 3. maddesine aykırı olacağı açıktır. Bu nedenle, temyiz yolu açık kararın bağlı olduğu usul hükümleri çerçevesinde Yargıtay'a gönderilmesi gerektiği halde, sehven İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği anlaşıldığından, istinaf yoluna bağlı olmayan bu karara karşı dosyanın Yargıtay'a gönderme işlemi yapmak üzere ilgili mahkemesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmektedir.K A R A R
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Dosyanın, HMK geçici 3. maddesi uyarınca, evvelce temyiz incelemesinden geçip esasla ilgili de değerlendirilme yapılmış olduğundan, istinaf yoluna değil, temyiz yoluna tabi olduğu anlaşılmakla, temyiz nitelemesiyle Yargıtay ilgili dairesine gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,Peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden tarafa iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2025