Avukatın vekalet görevini kötüye kullanması, riskli yapı tespiti bilgilendirmemesi ve müvekkillerin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak açılan karşılıklı maddi ve manevi tazminat davasının temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlıkta, müvekkiller avukatlarını, genel vekaletnamenin kötüye kullanılarak kendileri adına taşınmazlarına ilişkin riskli yapı tespitini haber vermeden tebellüğ ettiği ve kendilerini zarara uğrattığı iddiasıyla maddi ve manevi tazminat davası açarken; avukat ise müvekkillerinin haksız isnat ve şikayetleri nedeniyle kişilik haklarının zedelendiği gerekçesiyle karşı manevi tazminat davası açmıştır; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, avukatın vekaleti kötüye kullandığına dair kanıt bulunmadığı ve müvekkillerin yasal şikayet hakkını kullandığı gerekçeleriyle her iki davayı da reddetmiş olup, kararlar her iki tarafça temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Rize 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin avukat olan davalıya genel vekaletname verdiklerini, davalının özel olarak vekaletname ile yetkilendirilmediği halde, müvekkillerinin rızası ve bilgisi dışında müşterek malik oldukları taşınmaza ilişkin 6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapı tespitine ilişkin kararı tapu sicil müdürlüğünden müvekkilleri adına tebliğ aldığını ve tebligattan müvekkillerini haberdar etmediğini, davalının taşınmazda müvekkilleri haricinde müşterek malik olan dava dışı ... ile birlikte hareket ederek müvekkillerinin aleyhine sonuç doğmasına sebebiyet verdiğini, davalının vekalet görevini kötüye kullandığını belirterek, şimdilik müvekkillerinin her biri için 1.000,00'er TL maddi, 5.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, karşı davanın da reddini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin tüm işlemleri davacıların rızası ve bilgisi ile yaptığını savunarak, davacıların davasının reddini istemiş; karşı davasında ise; davacı-karşı davalıların haksız beyan ve isnatları nedeniyle müvekkili aleyhine idari ve adli soruşturmalar yapıldığını belirterek, her bir davacı-karşı davalı yönünden ayrı ayrı 3.000,00'er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dava yönünden; dava konusu olayda davalının davacılara karşı yürüttüğü vekalet görevini yükümlülüklerine aykırı şekilde yürüttüğünün dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler ile kanıtlanamadığı, aksine davalının dayandığı deliller ile tebliğ işlemini davacıların rızası ile aldığını, davacıların yapılan işlemlerden haberdar olduklarını ispat ettiği, davacıların uğradıklarını iddia ettikleri zararlar ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine; karşı dava yönünden ise; karşı davacının her ne kadar karşı davalıların kendisi hakkında asılsız iftiralarda bulunduklarını iddia ederek manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de; dosya kapsamına göre karşı davalılar hakkında iftira suçundan başlatılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, karşı davalıların Anayasa ve yasalar önünde kendilerine tanınmış yasal şikayet ve dava açmak suretiyle hak arama özgürlüğü haklarını kullanmış olmaları ve iftira suçunu işlediklerine dair kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığı gerekçesiyle, karşı davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gibi davacı-karşı davalıların eylemlerinin anayasal şikayet hakkı kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle de karşı davanın reddinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, Mahkeme kararının isabetli olduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar-karşı davalılar vekili; davalı tarafça vekaletnamede verilen yetki sınırlarının aşıldığını, davalının vekil olarak bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalının eylemleri dolayısıyla müvekkillerinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı- karşı davacı vekili; davacıların gerek görevi kötüye kullanma suçu bakımından yaptıkları suç duyurusu, gerekse disiplin yönünden yaptıkları şikayetlerin haksız olduğunun yargı kararları ile sabit olduğunu, asılsız itham ve suçlamalarla yapılan şikayetlerin hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, bu özgürlüğün sınırlarının aşıldığını, bu haksız şikayetler nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının ve saygınlığının zedelendiğini, hukuken korunmaya değer bulunan bu hakların üstün tutulması gerektiğini; dolayısıyla şikayet hakkını kötüye kullanan davacıların, müvekkilinin uğradığı manevi zararı tazminle yükümlü tutulmaları gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, asıl davada vekaletin kötüye kullanılmasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat; karşı davada ise kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, özellikle dava konusu olayda davalı avukatın yürüttüğü vekalet görevini yükümlülüklerine aykırı şekilde yürüttüğünün davacılar tarafından kanıtlanamadığı, davalının tebliğ işlemini davacıların rızası ile aldığı ve davacıların yapılan işlemlerden haberdar olduğu, davacıların uğradıklarını iddia ettikleri zararlar ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı, karşı dava yönünden ise karşı davalıların hak arama özgürlüğü kapsamında yasal şikayet ve dava açma haklarını kullanmaları, iftira suçunu işlediklerine dair delil bulunmadığının anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalı- karşı davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!