Yargıtay, kadastro mahkemesi kararında miras payları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği itirazlarını, önceki bozma ilamına uyulması ve usulî kazanılmış hak ilkesi doğrultusunda inceleyerek onadı.
Özet: Antalyadaki kadastro çalışmaları sırasında zamanaşımı zilyetliği ile başkaları adına kaydedilen iki taşınmazın, mirasçılar tarafından ortak murislerinden intikal ettiği iddiasıyla açılan tescil davasında, Yargıtayın pay dağıtımındaki hatalara dikkat çeken bozma ilamına uyularak ilk derece mahkemesi tarafından kadastro tespitleri iptal edilmiş ve taşınmazların miras payları oranında davacılar ile tespit maliki mirasçılar adına tesciline hükmedilmiştir; bu karara karşı yapılan temyizde Yargıtay, mahkemenin bozma kararına uygun hareket etmesiyle oluşan usulî kazanılmış hak ilkesi uyarınca itirazları reddederek önceki hükmü onamıştır.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşma istemli, davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından ise duruşmasız olarak temyiz edilmekle; duruşma istemi masraftan reddedilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro çalışmaları sırasında, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 23... parsel sayılı 10.896,39 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına; 1 25... parsel sayılı 63.007,91 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise aynı nedenle ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 23... ve 1 25... parsel sayılı taşınmazların müvekkillerinin müşterek murisinden intikal ettiği ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediği iddiasına dayanarak miras payları oranında müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. ... vekili de aynı nedene dayanarak davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtayca bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında; "Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, İlk Derece Mahkemesince bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre, çekişmeli 1 23... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik davacı-davalı ... ve arkadaşları vekilinin, 1 25... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik davalı-davacı ... ve arkadaşları vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurmak zorunda olup, İlk Derece Mahkemesince, hüküm yerinde dava konusu 1 23... parsel sayılı taşınmaz (6720) pay kabul edildiği halde, toplamda (6384) pay dağıtılmak suretiyle pay-payda eşitliği sağlanmadan 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1. maddesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Öte yandan, çekişmeli 1 25... parsel sayılı taşınmazın tarafların kök murisi ...’tan geldiği ve murisin terekesinin mirasçılar arasında taksim edilmediğinin anlaşılmış olmasına göre; davacı-davalı ..., ..., ... ve müdahil davacı-davalı ... adlarına miras paylarının tescili gerekirken bu yön göz ardı edilerek miras paylarından fazla pay verilmesi isabetsiz olup, hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "taşınmazın tarafların ortak kök murisi ...'tan kaldığı, uyulan bozma ilamları ve dosya kapsamına göre anlaşılmış, bu nedenle ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 23... ve 1 25... parsellerin kadastro tespitinin iptali ile davacıların miras payları oranında adlarına tespiti ile kalan payın tespit maliki mirasçılar adına tespitine karar vermek gerekmiş, keza 1 21... parsele ilişkin dava kesinleşmiş olduğundan bu parsele ilişkin karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar, usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları vekilinin tüm, davalı ... ve arkadaşları vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Hemen belirtmek gerekir ki, usulî kazanılmış hak (müktesep hak) kavramı, bir davada mahkeme veya taraflarca yapılan bir usul işlemi sonucunda, taraflardan biri lehine doğan ve artık mahkemece de uyulması zorunlu hâle gelen hakkı ifade eder. Bu müessese, 6100 sayılı Kanun'da açıkça düzenlenmemekle birlikte, davaların uzamasını önleme, hukukî istikrarı sağlama ve yargı kararlarına duyulan güveni koruma amacıyla Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilmiş; öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun temel ilkelerinden biri hâline gelmiştir.
Usulî kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle doğrudan ilgilidir. Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve ███████ Esas, 1960/9 Karar ve 04.02.1959 tarihli ve ███████ Esas, 1959/5 Karar sayılı kararlarında bu husus açıkça vurgulanmıştır.
Usulî kazanılmış hakkın doğabilmesi için; bir davada mahkeme, taraf veya Yargıtay tarafından yapılan, istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemiyle taraflardan biri lehine doğmuş, bağlayıcı ve uyulması zorunlu bir sonucun bulunması gerekir. Bu husus, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli ve 2006/4-519 Esas, ████████ Karar ve 03.12.2008 tarihli ve ███████-730 Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında da ifade edilmiştir.
Bazı hallerde ise bozma kararının kapsamı dışında kalan kısımların kesinleşmesi durumunda da usulî kazanılmış hak doğar. Yargıtayca bozulan bir hükmün, bozma kapsamı dışında kalan bölümleri kesinleşmiş sayılır ve bozma kararına uyan mahkeme, bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yapamaz. Dolayısıyla, bu yönler lehine olan taraf bakımından usulî müktesep hak oluşmuş olur.
Bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesine gelince; İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2023 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararıyla 1 25... parsel yönünden ... ve ... adına pay verildiği halde, eldeki temyize konu kararda pay verilmeyerek usuli kazanılmış hak ihlal edildiği gibi esasen dava, aynı kök muristen gelen mirasçılar arasında görülen dava niteliğinde olup, davacıların talebi miras payına yönelik olduğuna göre davanın da miras paylarına hasren görülmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, ortak miras bırakandan kaldığı belirlenen taşınmaz yönünden davanın davacıların miras payları oranında kabulü ile kalan payların tespit maliki üzerinde bırakılması gerekirken, yazılı şekilde yukarıda anılan kişilere pay verilmeden tescil kararı verilmesi isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin 7. fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacı ... ve arkadaşları vekilinin tüm, davalı ... ve arkadaşları vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine ve 1 23... parsele yönelik hükmün ONANMASINA,
Davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararınının 6 fıkrasında yer alan "18 pay ... oğlu ... - 18 pay ... oğlu ... - 18 pay ... oğlu ... - 18 pay ... oğlu ... - 18 pay ... kızı ... - 18 pay ... oğlu ... - 18 pay ... kızı ... - 18 pay ... kızı ... - 8 pay ... kızı ... - 8 pay ... oğlu ... - 8 pay ... kızı ... - 8 pay ... kızı ... - 8 pay ... oğlu ... - 1 pay ... kızı ... - 1 pay ... kızı ... - 1 pay ... oğlu ... - 1 pay ... oğlu ... - 1 pay ... oğlu ... - 1 pay ... kızı ... - 1 pay ... kızı ... - 1 pay ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline," ifadelerinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerlerine "192 pay ... oğlu ... (T.C. NO: ...) adına tapuya tesciline" ifadesinin eklenmesine ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL nin temyiz eden davacılar ... ve arkadaşlarından alınmasına,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılar ... ve arkadaşlarına iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!