Haksız rekabet davasında, jeneratör üreticisi müvekkil şirketin kilit çalışanlarının ayartılması, tasarım ve iş ürünlerinin izinsiz kullanımı nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini talebiyle açılan istinaf incelemesi.
Özet: Davacı şirket, davalının işbirliği görüşmeleri bahanesiyle üretim sırlarına ve çalışanlarına erişim sağladığını, sonrasında davacıdan yaklaşık 10 kilit personeli ayartarak kendi bünyesine kattığını, bu yolla davacının teknik çizimlerini, müşteri listesini ve know-howını ele geçirdiğini, ayrıca ürün katalogları ve açıklamalarını kopyaladığını, bu eylemlerle haksız rekabet oluşturduğunu ve davacının büyük zarara uğradığını iddia ederek haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, eylemlerin durdurulması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ Esas - ████████ KararTARİHİ
: █████/2022DAVA
: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2025İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1977 yılında kurulduğunu, 1982 yılından beri jeneratör üretimi ile iştigal ettiğini, yaptığı iş gereği ülke ekonomisine ciddi katkı sağladığını, davalı şirketin ise ... Makine Kimya Elektrik San. Tic. A.Ş. ismi ile kurulduğunu, jeneratör ile ilgili üretim değil bu süreçte jeneratör sistemlerinde kullanılan UPS sistemlerinin üreticisi konumunda kaldığını, yani jeneratör üreticilerine UPS sattığını, bu kapsamda müvekkili şirkete UPS satışına ilişkin olarak işbirliği amacıyla 2017 yılında davalı şirketin hissedar ve yetkililerinin müvekkili şirkette güveni bulunduğundan kilit çalışanlarla tanıştırıldığını, müvekkili şirketin üretim yerlerinin müteaddit kereler görüldüğünü, sonra davalı şirketin ilk başta anlaşılmaz yere sebep göstermeden işbirliği görüşmelerini kestiğini, işbirliğinin bu anlamda görüşmeler aşamasında kaldığını, fakat anlaşılmaz bir biçimde müvekkili şirketin kilit personelinde kayıplar yaşanmaya başladığını, yine 2019 yılında davalı şirketin jeneratör marka başvurusunda bulunduğunu ve 30.10.2019'da yayım kararı verildiğini, akabinde ... Jeneratör şirketinin ismini değiştirerek ... Jeneratör olduğunu, davalının müvekkili şirket personelini ayartma, tasarım ve iş ürünlerinin izinsiz kullanımı, personellerin know how'un müşteri portföyünün elde edilmesi gibi niyetlerle müvekkili merkezine, üretim yerlerine işbirliği inancı yaratılarak girdiklerini ve bu süreçte menfaati sona erince üretimiyle sebepsiz yere bu görüşmeleri kesip 2015 yılından sonra esasen niyetlendiği jeneratör üretimiyle ilgili müvekkilinin tecrübe, birikim, know how, personel gibi 1977'den beri kazanılan pek çok değerini kolay yoldan ve haksız şekilde bünyesine dâhil etme amacı taşıyarak sistemli hareket ettiğinin açık olduğunu, 2019 yılında müvekkili şirkette üretim müdürü olarak görev yapan Haldun Çalışkantürk'ün ayrılarak davalı şirketin tescilindeki şaseleri üretmeye başladığını, Türk patent nezdinde tasarım koruması altındaki cıvatalı forklift şasesine yapılan tecavüz hakkında İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne tecavüz davası açıldığını, yine müvekkili şirkette SSH ve Servis Müdürü olarak çalışan ...'in ayrılarak davalı şirkette Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başladığı bilgisinin alındığını, davalı şirketin özellikle ... ile birlikte çalışmaya başladıktan sonra müvekkili şirketin müşterileri üzerinde baskı kurarak pazar payını azaltmaya çalıştığını, yine müvekkili şirketin çalışanlarından ...'ın ithalatta aracılık yapan müşavir firmalarla anlaşıp konşimentoları kopyalayarak 800.000 USD zarar uğratmasına ve halihazırda Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına rağmen ...'ın davalı şirket tarafından işe alındığını, bu kapsamda davalı şirketin müvekkili şirketten toplamda 10 personele yakın personeli kendi bünyesinde işe aldığını, yine davalı şirketin müvekkili şirketin katalogunun ve ürün açıklamalarını kopyalayarak kullandığını, ürün açıklamalarını kullanmasının ve ürün katalogunu kullanmasının TTK m.55/1-a,4 uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğine dair 26.02.2019 tarih ve 03438 yevmiye numaralı ihtarname ile haksız rekabet ve tasarım hakkına tecavüz teşkil eden eylemlere son verilmesinin ihtar edildiğini ancak bir sonuç alınamadığını, davalı şirketin, müvekkili şirketten ayrılan Haldun Çalışkantürk vasıtasıyla müvekkili şirketin teknik resimlerine eriştiği gibi ... vasıtasıyla da müşteri listesini ele geçirdiğini, yine müvekkili şirketin 08.07.2019 tarihinde siber saldırıya uğrayarak elektronik altyapısının büyük bir kısmını kaybettiğini, bu nedenle davada adı geçen çalışanların maillerine taraflarından ulaşılamadığını, konuyla ilgili ███████████ CBS soruşturma numaralı dosya üzerinden şikayette bulunulduğunu, müvekkilinin müşteri kayıpları, geçmişteki karlılığı, gelecekte yoksun kalacağı kar, personel kaybı nedeniyle uğradığı tüm zararların tarafların mali durumları, vakıalar bakımından finansal analize ve karşılaştırmaya tabi tutularak zararın hesaplanması gerektiğini iddia ederek, davalı fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesi ve tecavüz fiillerinin durdurulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla en az 5.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi zararlarının tazminine, hükmedilecek meblağa haksız rekabetin gerçekleştiği tarihten itibaren avans faiz oranında (ticari) temerrüt faizi yürütülmesine, masrafları davalıya ait olmak üzere kesinleşmiş kararın tirajı 50.000 üzeri günlük gazetelerden birinde tamamen ilan edilmesine veya ilgililere tebliğ edilmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hem zamanaşımı, hem de hak düşürücü süreler dolduktan sonra dava açıldığını, davaya konu fiiller somut olarak belirtilmediğinden hukuki yarar koşulu yerine getirilmediğini, yine tazminat talep eden davacının zararının nasıl olduğuna ve belirsiz alacak olarak açtığından ne şekilde hesaplanacağına dair de hiçbir beyanda bulunmadığını, bu yönden de davacı ne netice-i talebi yönünden ne de davanın türü bakımından hukuki yararını ortaya koymadığını, şansını denemek için dava açtığını, müvekkilinin hangi haksız fiili teşkil eden eylemi yaptığına dair herhangi bir bilgi yada belge sunmadığını, işyerinden ayrıldığını iddia ettiği çalışanlarının hangi tarihte ne şekilde ayrıldığına dair hiçbir delil sunmadığını, davacının müvekkilinin ayarttığı iddia olunan davacı personelinden yalnızca 4 tanesinin müvekkilinin tüzel kişilik kazandığı 2019 yılında işten ayrıldığını, SGK” da bu çalışanların hiçbirinin ayrılış nedeninin istifa olarak gösterilmediğini, dolayısıyla bu çıkışların gerçek nedeninin ne olduğu, müvekkilinin bu çıkışlarda bir etkisinin olup olmadığının davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, yine 2019 yılında davacı şirket bünyesinden ayrılan personellerden Mücahit Tüysüz'ün hiçbir şekilde müvekkili şirket uhdesinde çalışmadığını, ...'ın ise işten ayrıldıktan sonra doğrudan müvekkili şirket bünyesine katılmadığını, bir müddet başka bir işyerinde çalıştıktan sonra müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, ...'in iş akdinin ise işveren tarafından fesh edildiğini, çalışan personeli ayartma gibi bir durumun söz konusu olmadığını, ayartıldığına ilişkin delillerin de dosyaya sunulmadığını, davacının müşteri portföyüne ulaşıldığı ve bu portföyün müvekkili tarafından kullanıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, tescilli tasarımın taklit edildiği iddiasına ilişkin olara açılan davanın işbu dava ile ileri sürülemeyeceğini, bu iddia ile ilgili olarak İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyası ile açılmış ve derdest olan tespit, men ve tazminat istemli dava bulunduğunu, işbu sebeple derdest dava konusu hakkında işbu dosyada yargılama yapılmasının mümkün olmadığını, davacının kendisine delil yaratmak maksadı ile ithamlarını İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde ███████ D.İş numaralı dosyası ile delil tespitine konu ettiğini, fakat yerinde muayene ile incelemelerini yapan endüstriyel tasarım uzmanının, patent uzmanı ve bilişim uzmanından oluşan heyetin herhangi bir benzerlik veya ithal olmadığına karar verdiğini, davacı şirketin ticari sırlarının çalışanlar tarafından müvekkili şirkete taşındığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, 2019 yılında kurulan müvekkilinin on yıllardır aynı sektörde faaliyet gösteren davacının pazar payını azalttığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 2020 yılının pandemi dönemine kadar ancak sektörde hatta kalmak için kendi planlama ve programlamasını yaştığını, pazar payı kendisinden onlarca kat büyük olan davacının pazar payını ne şekilde azaltmış olduğunun anlaşılamadığını, davacıya karşı zarar verme kastı ile doğrudan yada dolaylı hiçbir faaliyetinin olmadığını, 06.02.2018 tarihinde müvekkili şirketin kurulmasından yaklaşık 1 yıl önce iş akdi fesh olunan ... isimli personelin de yargılaması devam ederken müvekkili tarafından işe alınmasının nasıl bir haksız rekabet teşkil ettiğinin anlaşılamadığını, müvekkiline ait tedarikçi bilgilerinin hukuka aykırı bir biçimde davacı tarafından elde edilerek müvekkili ile çalışmaması yönünde ihtarlar gönderildiğini, davacının, müvekkili şirketin hukuka aykırı ayartmasına dair hiçbir vakıa ve delil sunmadığını, ancak bizzat kendisinin müvekkili uhdesindeki çalışanlara yazılı şekilde mülakat teklifleri gönderdiğini savunarak, davacının öğrenme tarihini her ne kadar haksız füil yönünden ispat etmesi gerekirken beyan dahi etmediği gözetilerek davanın her halükarda zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçmiş olması sebebiyle tüm talepler yönünden reddine, davacının hukuki yararını göstermekten aciz kalması sebebiyle tüm taleplerinin usulden reddine, davacının ispat külfetini yerine getirmemiş olmasından dolayı tüm taleplerinin reddine, maddi ve manevi zarara ilişkin özel dava şartlarının gerçekleşmemiş olmasından dolayı tazminat taleplerinin tümden reddine, belirsiz alacak olarak açınla maddi tazminat davasının dava türü bakımından hukuki yararın gösterilmemiş olmasından dolayı usulden reddine, müvekkilinin 16.01.2019 tarihinde kurulmuş olması sebebiyle pasif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine, müvekkili şirket kurulduktan sonra davacı aleyhine müşteri ve personellerin ayartıldığına ilişkin hiçbir maddi vakıa, illiyet bağı, zarar ve bunlara ilişkin ispat sunulmadığından davanın tüm talepler yönünden her halükarda esastan reddi davacının bizzat haksız rekabet kurallarına aykırı tutum ve davranışları ile kendi iddialarına ilişkin de hiçbir ispat sunmamış olması göz önüne alındığında işbu davanın tamamen hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğinden tüm talepler yönünden her halükarda esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2022 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında;"...Dava, haksız rekabet iddiasından kaynaklı haksız rekabetin tespiti önlenmesi, durdurulması ve ilanı ile maddi ve manevi tazminat davsıdır.Davacı tarafça, 1977 yılında kuruldukları, 1982 yılından itibaren jeneratör üretimi yaptıkları, davalının ise 1977 yılında kurulduğu, kurulduğu sırada faaliyet alanlarında jeneratör üretiminin yer almadığı, davalının faaliyet alanları içinde ilk defa 2009 yılında jeneratör üretiminin anıldığı, davalının kilit personellerini ayartarak işten ayrılmalarına sebep olduğu ve işten ayrılan personellerin davalı bünyesinde çalışmaya başladığı, davalı tarafından davacının müşteri listeleri, teknik resimleri, tasarımlarının ve iş ürünlerinin izinsiz kullanıldığı iddiasıyla haksız rekabetin oluştuğu beyan edilerek eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davalı tarafça davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyası ile işbu dosyanın derdestlik oluşturduğu, bu nedenlerle davanın usulden reddedilmesi gerektiği, öte yandan davacı tarafından ayartıldığı iddia edilen çalışanların işten ayrılış sebeplerinin istifa olmadığı, işveren tarafından yapılan fesihler olduğu, bu çalışanların hepsinin kendi şirketlerinde çalışmadığı, davacıya zarar verme kasıtlarının bulunmadığı iddiasıyla davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyasının incelenmesinden; dosya taraflarının mahkememiz dosyasının tarafları ile aynı olduğu, davanın konusunun davacı tarafından üretilen tasarım ve faydalı model haklarına tecavüz iddiasına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Eldeki davanın İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyası ile derdestlik oluşturduğu iddiası yönünden yapılan incelemede; eldeki davanın konusunun personel ayartma ve ayartılan personeller aracılığıyla tasarım, çizim ve müşteri listelerinin ele geçirildiği iddiasından kaynaklı haksız rekabet davası olduğu, İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyasının konusunun ise üretilen tasarım ve faydalı model haklarına tecavüz iddiasına ilişkin olduğu, eldeki dava da haksız rekabet genel hükümlerinin uygulanması, İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyasında ise tasarım ve model haklarının korunmasına ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği, bu nedenle davaların konuları arasında farklılık olduğu, derdestlik itirazının yerinde olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Dosya kapsamındaki SGK kayıtlarının incelenmesinden; █████/2013-█████/2017 tarihleri arasında davacı şirket nezdinde çalışan ...'in "kod-04" nedeniyle işten ayrıldığı, █████/2017 tarihinde davalı şirket nezdinde çalışmaya başladığı, █████/2017-█████/2018 tarihleri arasında davacı şirket nezdinde çalışan ...TEKMANLI'nın "kod-03" nedeniyle işten ayrıldığı, █████/2018 tarihinde davalı şirket nezdinde çalışmaya başladığı, █████/2015-█████/2016 tarihleri arasında davacı şirket nezdinde çalışan ... "kod-04" nedeniyle işten ayrıldığı, █████/2016 tarihinde davalı şirket nezdinde çalışmaya başladığı, ...'ın, ...'ın, ...'in, ...'ın ve ...nin de davacı şirkette çalıştıktan sonra davalı şirkette çalışmaya başladığı, dava dilekçesinde zikredilen diğer çalışanların davalı şirkette çalışmaya başladıklarına ilişkin dosya kapsamında bir bilgi ve delil bulunmadığı, davacı şirketten ayrılarak davalı şirkette çalışmaya başlayan çalışanların meslekte edindikleri tecrübe ve birikimi yeni çalışmaya başladıkları yerde kullanmalarının hayatın olağan akışına uygun olduğu, sırf bu nedenle önceki çalışılan yerin ticari sırrını ifşa edildiğinin kabul edilmesinin Anayasal çalışma hürriyetine aykırılık teşkil edeceği, çalışanların davacının ticari sır niteliğindeki müşteri listeleri, tasarım ve çizimleri davalı yararına kullanmaya başladıklarına ilişkin dosya kapsamında bir delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Yaptırılan teknik bilirkişi incelemesi ile davacının ürettiği jeneratör şasesleri ile davalının ürettiği jeneratör şaseslerinin birebir aynı olmadığı, tasarımsal özgünlüğü içerdiği, bu nedenle davalı tarafından davacının teknik tasarım ve çizimlerinin izinsiz olarak kullanıldığı ve davacı çalışanı iken daha sonra davalı şirkette çalışan personelin davacı ticari sırlarını ifşa ettiği iddiasının ispat edilemediği kanaatine ulaşılmıştır. Tüm dosya kapsamından yukarıda anlatılan gerekçeler doğrultusunda davacının haksız rekabet iddialarını ispat edemediği sonuç ve vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişsiz olduğunu, "şaselerin benzer olmadıkları" değerlendirmesi yaptığını ancak gerekçelendirmediğini, dosyadaki faydalı model ve tasarım belgelerini incelemediğini, söz konusu raporun 9. Sayfasında; "Davalının Jeneratör Üretimiyle İlgili Davacının Tecrübe, Birikim, Know How, Personel Değerini Bünyesine Dahil Edip Etmediği Yönünden Değerlendirme" başlığı altında sadece 4 satırlık bir paragraf ile şaselerin BİREBİR AYNI OLMADIĞI sonucuna varmışlardır: "Dava dosyasındaki fotoğraflardan, teknik çizimlerden ve diğer delillerden elde edilen veriler doğrultusunda teknik çizimler ile davalı yanın üretiği cıvatalı forklift kanallı yakıt tanklı jeneratör şaseslerinin BİREBİR AYNI OLMADIĞI, kesimlerin farklı olduğu, Sadece boyut olarak ayniyet derecesinde benzerlik gösterdiği bu durumun tasarımsal olarak özgünlüğü içerdiği anlaşılmaktadır." denildiğini, bu paragrafta yargı cümlesinin dışında hiçbir gerekçeye yer verilmediğini, HMK m. 279/IIye bakıldığında raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerektiğini, bilirkişi raporunun mutlaka gerekçeli olması gerektiğini, gerekçesiz bilirkişi raporunun hüküm için esas teşkil edemeyeceğini, Bilirkişilerin şaseler arası birebir ayniyet bulunmadığı yönündeki kanaate neden vardıklarını açıklamaya gerek duymaksızın rapor tanzim ettiklerini, davanın iki sacayağından biri hakkında bu kanaat üzerine hüküm bina ettiklerini, yine raporda davalı nezdinde gerçekleştirilen incelemeye ilişkin hiçbir detayın mevcut olmadığını, raporun ilk sayfasında 28.03.2022de keşif gerçekleştirildiği ifade edilmesine karşılık, bu keşifin nasıl icra edildiği, hangi adreste hangi incelemelerde bulunulduğu, hangi ürünlerin ne şekilde tespit edildiğine, karşılaştırılan ürünlerin marka, model, tip ve numarasına ilişkin hiçbir açıklamanın bulunmadığını, gerekçesiz şekilde verilen kanaatin de hatalı olduğunu, nitekim ne haksız rekabet ne de sınai mülkiyet hakkına tecavüz için ayniyetin gerekli olmadığını, benzerliğin yeterli olduğunu, sadece TTK m. 55/I-a,4teki "karıştırılmaya yol açan" kavramının dahi haksız rekabet hukukunda ayniyetin değil benzerliğin esas alındığını göstermeye yeter olduğunu, bilirkişilerin hatırlatmaya dahi ihtiyaç bulunmayan bu evrensel kuralı dahi görmezden geldiklerini ve şasiler arasında birebir ayniyet olmamasına sonuç bağladıklarını,4 satırlık değerlendirmeden yalnızca bilirkişilerin dosyaya mübrez müvekkilin fikri ve sınai mülkiyet haklarını dikkate almadıkları sonucunun çıktığını, nitekim dava dilekçesine ekli "faydalı model" ve "tasarım" belgelerinin bilirkişilerce hiç incelenmediğini, raporun 4. sayfasında sadece 9.2.2021 tarihli patent başvurusunun incelendiğinin açıkça ifade edildiğini, 4. sayfada sadece patent başvurusundan bahsedilip "faydalı model" ve "tasarım" belgelerine hiç değinilmemesinin dahi dosyanın eksik incelemeye tabi tutulduğunu göstermeye yeteceğini, Davacının fikri ve sınai mülkiyet tescillerinin neler olduğu, hangi ürünleri hangi açılardan korumaya aldığı, davalının üretimi bu fikri mülkiyet hakları ile kesişip kesişmediği, kesişmiyorsa farklılıklarının neler olduğu soruların hiçbirine rapordan ve onu esas alan gerekçeli karardan bir cevap alınmasının mümkün olmadığını, bilirkişilerin somut ve bilimsel hiçbir veriye dayanmayan, karşılaştırma, analiz, argümantasyon içermeyen, "biz dedik oldu" mantığı çerçevesinde 4 satırlık bir değerlendirme ile rapor tanzim ettiklerini, bu yönüyle raporun HMK m. 279/IIin aradığı hiçbir şartı taşımadığını, tüm itirazlarına rağmen yerel mahkemece itirazlarını giderir yeni bir bilirkişi raporu almayı tercih etmediğini, işbu gerekçesiz raporu hükme esas alarak karar verdiğini, gerekçeli, açıklamalı ve denetime elverişli ek rapor veya konusunda uzman olan bir heyetten rapor alınarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiğini, Bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda tanık beyanlarına ilişkin değerlendirme yapılmadığını, tanık beyanlarının değerlendirilmemesinin Yargıtayca bozma sebebi olduğunu, bilirkişilerin 23.11.2021 tarihli 2 nolu celsede dinlenen tanık ...in beyanlarını 7. ve 8. sayfalarda özetlediklerini, ancak bu beyanlar ile ilgili tek satır değerlendirme dahi yapmadıklarını, yerel mahkemenin de tanık ...in'in beyanlarını özetlemediğini ve esas gerekçeyi teşkil eden "delillerin değerlendirilmesi ve kanaat" kısmında tanık beyanları ile ilgili tek bir değerlendirme yapmadığını, beyanlara neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını, oysa haksız rekabet gibi çoğunlukla fiile dayalı durumlarda tanığın en önemli delil olduğunu, Yargıtayın haksız rekabetin her türlü delil ile ispat edilebileceğini kabul ettiğini, tanık beyanları incelenseydi özellikle işçi ayartılmaya ilişkin çok önemli verilerin doğrudan bilgi ve görgüye dayalı şekilde tanık anlatımında ortaya konulduğunun görüleceğini, raporun bu yönüyle de eksik olduğunu ve hükme esas alınamayacağını, Müşteri ayartma iddiasının hiç incelenmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı ve davalının müşterilerinin karşılaştırıldığını ve ortak oldukları tespit edilen 6 şirkete davalının toplamda 7.431.803,58 TL satış yaptığının belirtildiğini, eksik incelenen hususun ise bu 6 şirketin müvekkil şirketle olan iş hacimlerini azaltırken davalının yöneltmesi sonucu davalı ile iş hacimlerini artırmaları hususu olduğunu, yani salt davalının cirosunun hesaplanmasından ibaret bir değerlendirmenin dosyayı aydınlatmaya yeterli olmadığını, müvekkil şirket kayıtlarının bu bu gözle incelenmesi ve davalı kayıtları ile karşılaştırılması gerektiğini, mahkemenin bu yöndeki itirazlarını karşılamadan karar verdiğini, gerekçeli kararda müşteri ayartma iddiasına yönelik değerlendirme bulunmadığını, öte yandan müşterilerin ayartılması TTK m. 55/I-b,1'in kapsamına girmese dahi TTK m. 54 kapsamında değerlendirme yapılmasının da zaruri olduğunu, nitekim TTK m. 55'teki özel hallere girmeyen fiillerin TTK m. 54 gereği haksız rekabet süzgecinden geçirilmesinin kural olduğunu, Gerekçeli kararda 9 işçinin ayartılması ve bunlardan birinin müvekkil şirketi dolandırma sebebiyle 6 yıl hapis cezası almasına rağmen işe alınması olgularının görmezden gelindiğini, yerel mahkeme kararında haksız rekabetin oluşmamasına gerekçe olarak anayasal çalışma hürriyeti ve serbest rekabetin varlığının gösterildiğini, bu konuda kararın ilk eksikliğinin sadece TTK m. 55/I-b kapsamında inceleme yapılması olduğunu, oysa TTK m. 55/I-bnin kapsamına girmeyen sözleşmeyi sona erdirmeye yöneltme eylemlerinin TTK m. 54 kapsamında dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil edebilmesinin mümkün olduğunu, bu bağlamda özellikle, çalışanların sistematik ve planlı bir şekilde ayartılmasının dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil edeceğini, Gerekçeli kararda 8 kişinin müvekkil şirkette çalıştıktan sonra davalıda çalıştığının tespit edildiğini, bu isimlerden;... 20.11.2017de,...Tekmanlı 13.3.2018de,... 1.8.2016da,... 2.1.2020de,... 18.2.2019da,... 24.4.2019da,... 1.2.2019da,Yakup Türeli'nin 10.7.2019'da, davalıda çalışmaya başladıklarını, burada işçilerin bir dönem çalışmış gözüktükleri ... Enerji Güç Sistemleri Jeneratör Pazarlama Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin de müvekkil şirket ile aynı grupta yer aldığını, isimler ve tarihler dikkatle incelendiğinde 2016'da 1, 2017'de 1, 2018'de 2, 2019'da 4 ve 2020'de 1 çalışanın ayartıldığının görüldüğünü, 2019'da davalının jeneratör sektörüne ağırlık verdiği yıl olduğunda bu yıl 4 işçinin birden ayartıldığının ortada olduğunu, yani davalının eylemlerinin ayartmanın haksız rekabet teşkil etmesi için gerekli olan "sistematik olma"yı sağladığını, bu işçiler arasından ...'ın davalıda işe başlamasının personel hareketinin çalışma özgürlüğü kapsamında değil de dürüstlük kuralına aykırı şekilde haksız rekabet teşkil etmesinin en önemli göstergesi olduğunu, söz konusu şahsın ithalatta aracılık yapan müşavir firmalarla anlaşıp konişmentoları kopyalayarak müvekkil şirketi çok ciddi zarara uğrattığını, ...'ın İst. 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında verilen █████/2021 tarihli ilam ile 6 yıl hapis ve 3000 gün adli para cezasına çarptırılmasının da mahkemece değerlendirmeye değer görülmediğini, oysa bu durumun davalının ayartma fiillerinde ne kadar gözünü kararttığının açık bir kanıtı olduğunu, davalının ...'ı ayarttığı yıl olan 2019'da hakkında açılan ceza davasına rağmen kendisini himaye ettiğinin ve bu tarihten sonra dahi diğer işçiler için ayartma fiillerine devam ettiğinin ortada olduğunu, Gerekçeli kararda ise salt çalışma özgürlüğünden dem vurulduğunu, haksız rekabet hukukunun bozulmadığını, rekabet düzeninin tesisi için bu özgürlüğü dürüstlük kuralı ışığında sınırlandıran karakteri göz ardı edildiğini, müvekkil şirkete karşı yapılan sistematik ayartmanın TTK m. 55/I-b ve bu mümkün değilse TTK m. 54 kapsamında haksız rekabet teşkil etmesi konusunda teorik düzeyde dahi olsa değerlendirme yapılmadığını, davalının işe alımlarının 2016'dan itibaren en az 5 yıl boyunca düzenlilik arz etmesi, sektöre ağırlık verdiği 2019'da 4 işçinin ayartılması ile maksimum düzeye ulaşması, ayartılarak işe alınan işçiler arasında müvekkil şirket hakkında çok ciddi suçlardan yargılanıp 6 yıl hapis cezası alan birinin bulunmasının dahi TTK m. 55/I-b veya en azından TTK m. 54'ün şartlarının gerçekleştiğini gösterdiğini,İtiraza uğrayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının Yargıtayca bozma sebebi kabul edildiğini, Anayasal koruma altında olan hukuki dinlenilme ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini, jeneratör şaselerine ilişkin benzerlik iddialarına yönelik değerlendirme yapılmadığını, sadece ayniyet değerlendirmesi ile yetinildiğini, tanık beyanının hiç değerlendirilmediğini, müşteri ayartma iddiasının hiç değerlendirilmediğini, sistematik ayartmanın hiç değerlendirilmediğini, işçi ...'ın davalıda nasıl istihdam edilebildiği ve bunun çalışma hürriyeti ile nasıl bağdaştığının hiç tartışılmadığını, bilirkişi raporundaki ifadelerin kopyalanıp yapıştırılması ile yetinildiğini, gerekçeli kararın HMK m. 297/I-c uyarınca gerekçeli kararda bulunması gereken delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri göstermediğini, ilk derece mahkemesi tarafından kaleme alınan gerekçeli kararın anayasal ve yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, aslen gerekçesiz bir karar olmaktan öteye gidemediğini, yerel mahkemenin davayı reddedecekse ileri sürülen "bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu", "müşteri ayartma", "9 çalışanın müvekkilden sonra davacıda çalışması" ve "6 YIL HAPİS ve 3000 gün adli para cezasına çarptırılan kişinin istihdamının haksız rekabet teşkil ettiği" argümanlarının niçin kabul edilmediğini açıklamak zorunda olduğunu, eldeki kararın HMK m. 297/I-c'nin ve AYM'nin hak ihlali verdiği gerekçeli karar hakkının gereğini yerine getirmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; haksız rekabetin tespiti, men'i, durdurulması ve haksız rekabet sebebiyle uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararın tahsili talebine ilişkin olup, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davacının iştigal konularından biri olan jeneratör şasesi üretimine davalıdan sonradan başladığı, söz konusu üretim için davacının çalışanlarını ayartarak kendi bünyesine dahil ettiği ve iş gücü kaybı yarattığı, davacı ile iş birliği yaptığı inancı uyandırılmak ve çalışanları ayartılmak suretiyle davacının dataları, sektör bilgisi/network, portföy, know how, üretim yerlerinin müşteri listeleri, teknik resimleri, tasarımlarının ve iş ürünlerinin ele geçirildiği ve izinsiz kullanıldığı ve iltibas yaratıldığı, bu şekilde haksız rekabet edildiği, davalının eylemlerinin SGK kayıtları, tanık beyanları, davacıyı dolandıran çalışanın davalı nezdinde işe alınması ile sabit olmasına rağmen Mahkemece gerekçeli kararda ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususların değerlendirilmediği, itiraz edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı dikkate alınmadan ve açıklanmadan Mahkemece hükme esas alındığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davacı vekili tarafından esasa ilişkin olarak ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında dava dilekçesi, beyan dilekçeleri ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile ileri sürülmüş, bilirkişi raporu ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmiştir. Davacı şirkette çalışan işçilerin bir kısmının kendisinin istifa ettiği, bir kısmının davacı şirket tarafından iş akdinin feshedildiği, söz konusu işçilerin davalı tarafından işe alınmasının işçilerin ayartıldığı ve davacının üretim ve iş sırlarının ifşa edildiği ve ele geçirildiği anlamına gelmediği, davacı nezdinde çalışırken dava dışı müşavir firmalar ile anlaşarak konşimentoları kopyalamaktan dolayı ceza alan işçinin davalı nezdinde çalışmasının da ne şekilde haksız rekabet oluşturduğunun açıklanmadığı, davalının davacı ile iş birliği yapar gibi gözüken ve davacı işçileri aracılığı ile iddia ettiği dataları, sektör bilgisi/network, portföy, know how, üretim yerlerinin müşteri listeleri, teknik resimleri, tasarımları ve iş ürünlerini ele geçirdiğinin ve kullandığının somut olarak ortaya konulmadığı, dinlenen tanığın beyanlarda da bunlara ilişkin somut bir veri bulunmadığı, işten ayrılan işçilerin iş bölümüne ilişkin beyanlarda bulunduğu ve iddialara ilişkin kendi düşüncelerinin ifade edildiği, bilirkişi heyeti tarafından yapılan teknik incelemede dava dosyasındaki fotoğraflardan, teknik çizimlerden ve diğer delillerden elde edilen veriler doğrultusunda teknik çizimler ile davalı yanın üretiği cıvatalı forklift kanallı yakıt tanklı jeneratör şaselerinin birebir aynı olmadığının, kesimlerin farklı olduğunun, boyut olarak ayniyet derecesinde benzerlik gösterdiği bu durumun tasarımsal olarak özgünlüğü içerdiğinin tespit edildiği, tarafların iştigal konularının aynı olduğu dikkate alındığında aynı müşteri çevresi ile çalışmalarının hayatın olağan akışına uygun olduğu ve tek başına bu durumun davacının müşterilerinin ayartıldığı anlamına gelmeyeceği dikkate alındığında davacının iddialarının ve haksız rekabet koşullarının ispat edilemediği gerekçesiyle Mahkemece davanın reddine karar verilmesi ve bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek ek rapor alınmaması da usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.