Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Antalya Batı Çevre Yolu için 11 hektar yerine 282,40 hektarlık tarım arazisinin tarım dışı kullanımına ilişkin kararın hukuka aykırılığını inceledi.
Özet: Mahkeme, Antalya Batı Çevre Yolunun bir bölümü için tarım dışı amaçlı kullanıma açılması istenen 282,40 hektarlık mutlak ve dikili tarım arazisi hakkında verilen Toprak Koruma Kurulu kararını iptal etmiş olup, kararda yolun kendisi için gerekli olan yaklaşık 11 hektarlık alanın tarım dışı kullanımının zorunlu olduğu kabul edilse de, kalan ve yol için öngörülen miktarın yaklaşık yirmi katı büyüklüğündeki alanın tarım dışına çıkarılmasına dair yasal bir zorunluluk bulunmadığı, 5403 sayılı kanunun tarım arazilerini koruma ilkesiyle çeliştiği, imar amaçlı kullanımlar için alternatif alanlar mevcutken doğal sınırlara sahip verimli tarım ekolojisini bozacak bu kararın hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No
: ████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDENLER
: I-(DAVALI): ...Valiliği
VEKİLİ
: Av. ...
II-(DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER)
:
1-... 2- ...
3- ... 4- ...
VEKİLİ
: Av. ...
5- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİL
: ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR)
: 1- ... Odası ... Şubesi
2- ... Mühendisleri Odası ... Şubesi
VEKİLİ
: Av. ...
3- ... Odası ... Şubesi
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Antalya Batı Çevre Yolunun Konyaaltı ilçesi hudutları içerisinde bulunan Karaman Çayı - Çandır Çayı arasında kalan 1900 metre uzunluğundaki kısmının her iki tarafında yer alan 282,40 hektar yüz ölçümüne sahip mutlak ve dikili tarım arazisi niteliğindeki alanın tarım dışı amaçlı kullanımının uygun görülmesine ilişkin Antalya Toprak Koruma Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapor ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; Antalya Batı Çevre Yolunun Konyaaltı ilçesi hudutları içerisinde bulunan Karaman ve Çandır Çayları arasında kalan 1900 metre uzunluğundaki kısmında 60 metre genişliğinde bir yol yapılması için şev, dolgu gibi diğer yapı elemanları ile birlikte gerekli olan toplam alanın yaklaşık 11 hektar olduğu, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereğince dikili ve mutlak tarım arazisinden oluşan 11 hektarlık bu alanın tarım dışı amaçlı kullanımına ilişkin koşulların oluştuğu ve alanın tarım dışı amaçlı kullanımının zorunlu hale geldiği, ancak 1900 metre uzunluğundaki yol için tahmin edilen 11 hektar alan ile birlikte planlama amacıyla dikili ve mutlak tarım arazilerinden oluşan diğer alanların da birlikte değerlendirilip toplamda 282,40 hektar alanın (240 hektarı dikili ve mutlak tarım arazisi, kalanı tarım dışı araziler) tarım dışı amaçlı kullanımı (yol için kullanılan alanın yaklaşık 20 katı) için yasal koşulların oluşmadığı ve bir zorunluluk bulunmadığı, bu nedenle dava konusu ... tarih ve ...sayılı Toprak Koruma Kurulu kararının 5403 sayılı Kanun'un ana görevi olan tarım arazilerinin korunması ilkesiyle çeliştiği, Kanun'un amaçlarına uygun olmadığı, 1900 metre uzunluğundaki kısmı uyuşmazlık konusu alanın içerisinden geçen Antalya Batı Çevre Yolunun, bu yolla bağlantısı olan sanayi, ticari, kentsel, kırsal ya da turizm kaynaklı tüm sektörleri destekleyen bir ulaşım ağı olması, anılan sektörlere ekonomik bir fayda sağlaması ve tüm yol boyunca planlamalarda sosyal gelişim oluşturmasının kesin bir beklenti olduğu, uyuşmazlık konusu alanın Bahtıllı-Çakırlar ile birleşen tarım havzasının güney ucunu oluşturduğu, doğal sınır niteliğindeki Karaman ve Çandır Çayları ile yerleşim baskısından korunduğu, 282,40 hektarlık bu alanın tarımsal amaç dışına çıkarılmasının çaylarla korunan doğal sınırlarının aşılması ve bozulmasının başlangıcı anlamına geleceği, bu aşamadan sonra NATO boru hattının bir sınır ya da bariyer oluşturmasının beklenemeyeceği, bu durumun bölgede uzun yıllar boyunca oluşan tarımsal ekoloji, üretim ve hatta agro/eko-turizmin sona ermesi ile sonuçlanacağı, bu alanın güney, kuzey ve doğu yönlerinden Karaman ve Çandır Çayları ile çevrelenmekte olduğu, batısında ise 1900 metre uzunluğundaki yol ile birlikte tüm yönlerden kapanan bir alan görüntüsü verdiği, bu durumda alanın dezavantajlı hale dönüşmesi ve tarımsal faaliyetlerin zorlaşmasının bekleneceği, ancak gerek yol planında yer alan menfezler gerekse çayların kenarlarında bulunan ulaşım yollarının söz konusu alanın tarımsal açıdan izole olmasının önüne geçtiği, Toprak Koruma Kurulunun alternatif alan değerlendirmesinin tartışmalı olduğu, Antalya Batı Çevre Yolunun Konyaaltı ilçesi hudutları içerisinde bulunan Karaman ve Çandır Çayları arasında kalan 1900 metre uzunluğundaki kısmının yapılabilmesi için seçilen güzergahın doğru olduğu, yolun her iki dereyi de dik geçecek şekilde kestiği, bu güzergaha bir alternatif bulunmadığı, ancak bu güzergah için yaklaşık 11 hektarlık bir alanın yeterli olduğu, tarım dışı amaçlı kullanımı talep edilen 282,40 hektar alandan yol için ayrılan kısım hariç geriye kalan alan imar amaçlı düşünüldüğünde, bölgede bu alan için alternatif oluşturacak alanların bulunduğu, iki konunun birlikte değerlendirilmesinin kamusal hizmetin koşullu olarak sunulması anlamına geleceği, yolun yapılabilmesi için tüm alanın tarımsal amaç dışına çıkarılmasının gerekmediği, böyle bir zorunluluğun bulunmadığı, 1900 metre uzunluğundaki bu yolun açılabilmesi için tüm alanın tarımsal amaç dışına çıkarılmasının yalnızca bir tercih olarak değerlendirilebileceği, ya da yolun yapımından sorumlu kurumların bütçe planlamaları ile ilgili bir durum olarak ekonomi ile ilişkili olarak düşünülebileceği, bu nedenle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti
: Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2022 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla;
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 13. maddesi, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Arazi Toplulaştırılmasına İlişkin Tüzük'ün 4, 8 ve 9. maddelerine yer verilerek,
Davalı idarece, hem Antalya Batı Çevre Yolu için hem de imara açılacak alan bakımından alternatif alan bulunmadığının tespit edilmesi, Karayolları Genel Müdürlüğünün...tarih ve... sayılı kararı ile Antalya Batı Çevre Yolunun yapımında, İçişleri Bakanlığının (Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü) █████/2013 tarihli Olur'u ile de uyuşmazlık konusu alanda ilave imar planı yapılmasında kamu yararı bulunduğuna karar verilmiş olması hususları birlikte değerlendirilerek dava konusu işlemin tesis edildiğinin görüldüğü,
İlk derece mahkemesi tarafından keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması üzerine dosyaya sunulan █████/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; uyuşmazlık konusu alanın 11 hektarlık kısmında yapılacak yol açısından zorunluluk durumunun oluştuğu, ancak bu kısmı aşan alanda ilave imar planı yapılmasında zorunluluk bulunmadığı, alanın tamamının tarım dışı amaçlı kullanımının yıllar içerisinde tarımsal ekoloji, üretim ve hatta agro/eko-turizmin sona ermesine neden olacağı, Karaman ve Çandır Çaylarının oluşturduğu doğal sınırın bölgeyi yerleşim baskısından koruduğu, Toprak Koruma Kurulunun alternatif alan değerlendirmesinin tartışmalı olduğu, yol dışında kalan alan için bölgede alternatif alanların bulunduğu tespitlerine yer verildiği,
Bununla birlikte, anılan bilirkişi raporunda; ilave imar planı yapılmasında zorunluluk hali bulunup bulunmadığı hususunun, sadece yolun maliyetinin karşılanması ve alanın yerleşim baskısından korunabilir durumda bulunması bakımından incelendiği, ancak yapılacak yol ve bu yolun getireceği taleple birlikte Antalya ilinin kentsel gelişimi bakımından bir değerlendirmeye yer verilmediği, yol dışında kalan alan için bölgede alternatif alanların bulunduğu belirtilmesine rağmen bu alanların somut bir şekilde tespit edilmediği görüldüğünden, anılan raporun hükme esas alınabilir nitelikte olmadığı sonucuna varıldığı,
Buna karşın, uyuşmazlık konusu alanda ilave imar planı yapılabilmesi için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca İçişleri Bakanlığı tarafından █████/2013 tarihinde verilen kamu yararı kararının iptali istemiyle açılan ve temyizen Dairelerinin E:██████████ sayılı dosyasında görülen davada, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince uyuşmazlık konusu alan için alınan bilirkişi raporunda özetle; Antalya ilinin 1980'li yıllardan başlayarak tarımsal üretim potansiyeline turizm sektörünü de ekleyerek hızla büyüdüğü, kent merkezi ve çevresini oluşturan Muratpaşa ve Kepez ilçelerinin en yüksek nüfusa sahip olmasına karşın, artış hızlarının durağan seviyeye geldiği, doğu yönünde Aksu ilçesinin hem en düşük nüfusa sahip hem de en düşük nüfus artışına sahip ilçe olduğu, Muratpaşa ilçesi en yüksek nüfusa sahipken gelişme olanağı olmadığı için yeni nüfus alacak kapasitesinin bulunmadığı, Konyaaltı ilçesinin ise 6 ilçe içinde en farklı gelişme eğilimi gösteren ilçe olduğu, Konyaaltı nüfusunun Antalya ilinin toplam nüfusu içindeki payının sürekli yükselme eğiliminde olduğu, Konyaaltı dışında ilçe içindeki toplam nüfus payını arttıran başka bir ilçenin bulunmadığı, Antalya ilinin yıllık nüfus artışının Türkiye ortalamasının, nüfus artış hızının ise Ankara, İzmir ve İstanbul'un üzerinde olduğu, Antalya'nın doğal yapısında en büyük alanı orman alanlarının oluşturduğu, orman alanlarının kıyıdan başlayarak yükselen dağlık alanın üzerini kapsadığı, geriye kalan alanların tarım alanı olduğu, doğu yönünün ise en yoğun su yüzeylerine sahip bulunduğu, akarsu yüzeylerinin en fazla bu yönde olduğu, kentsel gelişmenin kuzey yönüne doğru eğilim gösterdiği, daha sonra doğu ve batı yönüne yöneldiği, doğu yönündeki havalimanı ve mania alanının gelişmenin diğer bir eşiği olduğu, batı yönünde yer alan Boğaçayı Yat Limanı Projesi ve bu fonksiyonun getireceği yeni tamamlayıcı kullanımların batı yönünün çekiciliğini ve dolayısıyla da nüfus baskısını artırdığı, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, uyuşmazlık konusu alanın Batı Çevre Yolunun bulunduğu konum itibarıyla yeni yerleşim alanları için zorunlu olarak planlamaya açılacak alan olarak değerlendirildiği, Antalya'nın sıkışmış kentsel gelişme alanları için planlamaya açılmasının zorunlu gerekçe olarak ele alınabileceği, Antalya Batı Çevre Yolunun özel mülkiyetten geçen ... ve ... Mahallelerinde belediyelerce imar planlarının yapıldığı, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesine göre düzenleme ortaklık payından bedelsiz olarak yolun tescilinin zaman içinde sağlandığı, bu mahallelerdeki yapılaşmaların büyük oranda tamamlandığı, şehrin hızlı büyümesi neticesinde Batı Çevre Yolunun şehir içerisinde kaldığı, planlama sahasının sulama sahası dışında kaldığı, DSİ 13. Bölge Müdürlüğünün dere kesit ile servis yollarına ilişkin gerekliliklerinin ve uygunluk görüşlerinin bulunduğu, Antalya Boğaçayı, Çandır ve Karaman Derelerinin 2. kısım taşkın korumasının 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi uygulamasının sonrasında gerçekleşeceği, mevcut 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında tüm kurum görüşlerinin alındığı, planın kurum görüşlerine göre yapıldığı, kurum ve kuruluş görüşlerinde kadim su arklarının korunması, taşkınla mücadele, sedde gibi yapılara karşı yapılacak işlerin tarif edildiği, Batı Çevre Yolu tanımlandığı şekilde çevre yolu olsa dahi asıl işlevinin şehrin bölümlerini birbirine bağlamak ve yine şehri şehirlerarası diğer yollarla bağlamak olduğu, Batı Çevre Yolunun kent içi ulaşım kademelenmesinde yer aldığı, kuzey-güney bağlantıları ve doğu bağlantıları ile kent içi ulaşıma da katkı sağlayıp katılımlara uygun olarak üst ölçekli planda yer aldığı, kamu yararı sonucu planlanacak alandaki çevresel etkilerin ise yapılan planların koruyucu müdahaleleri ile çözüleceği, uyuşmazlık konusu alanın tarımsal amaç dışına çıkarılmasına ilişkin olarak 5403 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen "zorunlu" nedenlerl dayandığı ve dolayısıyla uygun olduğu, 282,40 hektarlık alanın imara açılmasının toprağın koruma, kullanma dengesine ve yakın çevresindeki kullanım kararlarına, sulama alanlarına ve taşkınla mücadeleye olan etkisinin planlar ile kontrol altına alınabileceği görüş ve kanaatlerine yer verildiği,
... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince, özetlenen bilirkişi raporunda yer verilen tespitler hükme esas alınabilir nitelikte görülerek dava konusu işlemin iptaline ilişkin karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının kabulü ile davanın reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararın, Dairelerinin █████/2022 tarih ve E:██████████, K:█████████ sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği,
Anılan raporda yer verilen zorunluluk hali ve alternatif alana ilişkin tespitlerin, bakılmakta olan davada da hükme esas alınabilir nitelikte olduğunun görüldüğü,
Bu nedenle, uyuşmazlık konusu alanda Antalya Batı Çevre Yolu ve ilave imar planı yapılmasına ilişkin zorunluluk halinin gerçekleştiği, yol ve ilave imar planı için alternatif alan bulunmadığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü ile İçişleri Bakanlığınca usulüne uygun kamu yararı kararlarının alındığı görülmekle 5403 sayılı Kanun'un 13. maddesine uygun olan dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
:
Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin icrai nitelikte olmadığı ve bu nedenle idari davaya konu edilebilir nitelikte kesin ve yürütülebilir bir işlem olmadığı, alınan görüşler doğrultusunda Batı Çevre Yolu’nun açılmasıyla potansiyel hale gelen bölgenin gelişmesine ilişkin dinamiğin kendi haline terk edilerek kaçak, çarpık bir yapılaşmaya maruz kalmasının önüne geçmek ve sınırları belirlenerek kontrol edilmesi amacıyla uyuşmazlık konusu alanda ilave imar planı yapılması amacıyla tarım dışı amaçlı kullanım izni verilmesinin uygun görüldüğü, İdare Mahkemesi kararında alternatif alan olarak kentin kuzeyinde marjinal ve traverten arazilerin bulunduğunun belirtildiği, bahsedilen alanların konut ihtiyacının giderilmesi için yapılacak olan bir imar planı için alternatif olabileceği, ancak Batı Çevre Yolunun açılması için yapılacak imar planın alternatifi olamayacağı, zira Batı Çevre Yolunun oradan değil uyuşmazlık konusu alandan geçtiği, alanda yapılacak imar planının konut ihtiyacının giderilmesi için değil yeni ve büyük bir yolun açılmasıyla ortaya çıkan potansiyel gelişme dinamiğiyle oluşacak çarpıklığın önüne geçilmesi amacına hizmet edeceği, her ne kadar idarelerinin ve belediyenin kontrol dışı yapılaşmayı denetleme ve önleme görevi varsa da bunun o kadar kolay olmadığı, Ülke realitesinde şehrin merkezine yapılan bu çapta bir yolun etrafının kamu arazisi olmadığı müddetçe tarımsal vasfının korunduğunun vaki olmadığı, yolun kenarında bulunan arazilerin sahibi olan kişilerin sahip olduğu arazilerin rantından mahrum kalmasının kendilerin mağduriyet hissi oluşturacağı ve zamanla yolda su satmaktan, yolun kenarına tahtadan baraka yapmaktan, biriket örmeye ve gecekondu mahallesine gidişatın kaçınılmaz olacağı, bu güne kadar yapılan tarım dışı kullanımın da imar barışı ile meşruiyet kazandığı, bilirkişi raporlarının müvekkil idare ve belediyenin şehrin geleceğine yönelik geniş perspektifli politika ve kararlarına karşı dar bir vizyonla "koruyacağına imara açıyorsun" mantığının yıllar içinde gerçek hayata çarpıp yok olduğu, dava konusu işlemin sebebi olan "20-30 yıl sonra burası gecekondu mahallesine nasıl olsa dönecek, bari planlama şansımız olsun ve modern sağlıklı bir yapılaşma olsun" mantığının doğru ve yerinde olduğu, idarelerinin ve belediyenin tarım dışı kullanımı denetleme ve önleme görevi bulunmakta ise de tek işlerinin bu olmadığı, yolun kenarında bulunan arazilerin sahibi olan kişilerin hayatlarındaki tek gündemin arazilerinin rantından faydalanmak olacağı, dolayısıyla da bütün büyük şehirler de olanın burada da olacağı, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare yanında müdahil ...Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, genel olarak yargılama aşamasındaki dilekçe ve beyanlarındaki iddialar tekrar edilerek dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare yanında müdahil gerçek kişiler tarafından, genel olarak yargılama aşamasındaki dilekçe ve beyanlarındaki iddialar tekrar edilerek dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI
: Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz istemlerinin reddi ile İdare Mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idare yanında müdahil Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
Üyeler ... ve ...'in; Anayasa'nın 135. maddesine göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan kamu tüzel kişilikleri olduğu ve bu meslek kuruluşlarının, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacağı esasları göz önünde bulundurulduğunda, davacı Odaların, dava konusu işlemin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaatlerinin bulunmadığı yönündeki usule ilişkin oylarına karşılık, davacı Odaların ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, işin esasına geçildi.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idare ve davalı idare yanında müdahillerin temyiz istemlerinin reddine,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin ...İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3.Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davalı idare yanında müdahil ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına iadesine,
4.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, █████/2024 tarihinde, usulde ve esasta oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X-...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E
:..., K:... sayılı kararının Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2022 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!