Davalı idarenin jeotermal su sağlama protokolünü ihlal etmesiyle oluşan zararın tazminine ilişkin davada, Yargıtay bozması sonrası dürüstlük kuralı gereği hakkın kötüye kullanıldığı tespit edilerek davanın reddi.
Özet: Davacı, davalı idarenin termal su temini protokolünden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu uğradığı maddi zararların tazminini talep etmiş; ancak Yargıtayın sözleşmenin ayakta olduğu kabulünün yanlış olduğu ve dürüstlük kuralı ile hakkın kötüye kullanılması ilkelerini vurgulayan bozma kararı sonrasında, ilk derece mahkemesi davacının tesisleri atıl bırakıp bakımsız hale getirmesi, su temini için girişimde bulunmaması ve fesih hakkını kullanmaması karşısında 25 yıllık gelir kaybı talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğuna hükmederek davayı reddetmiştir.
3. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
DAVA TARİHİ
: 08.05.2019
Bozmaya uyularak verilen İlk Derece Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ...'in sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı idare arasında 19.03.2009 tarihli bir protokol düzenlendiğini, bu protokole göre 25 yıl süre ile davalı idarenin 30-45 derece sıcaklıkta ve 15 lt/sn sıcak suyu müvekkiline vermeyi taahhüt ettiğini, bunun üzerine proje hazırlandığını ve Tarım Bakanlığı ile hibe sözleşmesi imzalandığını, ancak yapılan tüm işlemlere rağmen davalı idarenin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkili şirketin zarara uğradığını, protokolün halen ayakta olup feshedilmediğini, davalı idarenin sorumluluğunun 25 yıl olduğunu, suyun verilmesinin mümkün olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın 22.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 23.12.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 580.308,75 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça bugüne kadar sıcak su akışkanı elde etmek için sıcak su kuyularının başına herhangi bir pompaj apart takılma işlemi yapılmadığını, bu nedenle de alacaklının temerrüdünün söz konusu olduğunu, sıcak su kuyuları ile TOKİ konutları ve dava konusu seraları birleştiren sıcak su hattının kuyu bağlantısının yapıldığına dair bir kanıtın davacı tarafından sunulmadığını, bugüne kadar davacı tarafça bir üretim yapılmadığını, açılan davanın dürüstlük kuralarına aykırı olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.02.2023 tarihli kararıyla; davacı tarafın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek su hattı ve sera işini tamamladığı, ancak davalı idarenin suyu temin edememesi nedeniyle zarara uğradığının sabit olduğu, yine sözleşmenin de henüz feshedilmediği ve ayakta olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 580.308,75 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.04.2023 tarihli kararıyla; taraflar arasında aynı konuda önceki dönem zararlarının tahsili amacıyla görülen davanın kabulüne dair verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin, somut olayın özelliklerine uygun nitelikte olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairenin 28.02.2024 tarihli ilamıyla; herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, hakimin haklı sebepleri göz önünde tutarak karar vermesi gerektiği, davalı tarafça sözleşme gereği verilen teminat mektubunun iade edildiği hususu da göz önünde bulundurulduğunda, bu haliyle sözleşmenin halen ayakta olduğu yönündeki kabulün doğru olmadığı, İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile hakkın kötüye kullanımına sebep olacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle; karar bozulmuştur.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan hibe desteği ile tamamlanan sera tesislerinin, üretimde kullanılamayacak kadar deforme olduğu, davacı tarafça hasarlı ve bakımsız durumda bırakıldığı, bu nedenle de atıl vaziyette bulunan seraların kullanıma uygun olmadığı, yine bu süre zarfında davacı tarafça seraların kullanımı için gerekli jeotermal kaynak kullanımının sağlanması yönünde herhangi bir girişimde bulunulmadığı, bu durumda davacının, seraları kaynak kullanımı dışında üretimde kullanmayarak atıl bırakması ve neticede fesih hakkını kullanmaması karşısında, 25 yıllık tahsis süresi boyunca oluşan gelir kaybının tahsili gerektiğini ileri sürmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
VI. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; tesisin deforme olmasının su verilmemesi nedeniyle gerçekleştiğini, tesisin tam olarak kurulup işletildiğine dair Tarım Bakanlığının onayı bulunduğunu, Yargıtayın aynı konuda farklı iki karar verdiğini, sözleşmenin feshedilmediğini, bu sebeple sözleşme devam ettiği sürece müvekkilin zararını talep edebileceğini, sözleşmede su vermeyerek yükümlülüğünü ihlal eden, sözleşmeye aykırı davrananın davalı idare olduğunu, müvekkili şirketin yükümlülüğünü yerine getirerek, usulüne uygun tesisi yaptığını, ancak su verilmemesinden kaynaklı kullanılamadığından tesisin deforme olduğunu, yükümlülüklerini ihlal eden tarafın davalı idare olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen ve usuli kazanılmış hak oluşturan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının yeniden incelenemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!