Davacının akciğer kanserinin tıbbi ihmallerle geç teşhisi sonucu yaşadığı ağır sağlık sorunları nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebi.
Özet: Davacı, akciğer grafisi ve sonraki muayenelerde kanser teşhisinin konulamaması sonucu hastalığının ilerlemesi ve akciğerinin yarısını kaybederek ağır bir ameliyat geçirmek zorunda kalması nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararlarının tazmini amacıyla, ilgili görüntüleme merkezi ile hastanelere dava açmış; davalılar ise kusurlarının bulunmadığını, görev ve yetki alanlarının sınırlı olduğunu ve davacının süreçteki kendi sorumluluklarını yerine getirmediğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
TARİHİ
: 06.02.2025
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Adana 1. Tüketici Mahkemesi
TARİHİ
: 29.09.2022
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl davada; müvekkilinin akciğer grafisi çektirmek üzere 15.07.2017 tarihinde davalı E..... Görüntüleme Merkezine müracaat ettiğini, akciğer grafisi çekildiğini, grafi raporunda akciğerinin temiz olduğunu, bu rapora istinaden işyeri hekiminin çalışabilir raporu verdiğini, davacının rahatsızlığı nedeniyle 20.10.2017 tarihinde ... Sağlık ve Tedavi Merkezi A.Ş.nin hastanesine müracaat ettiğini, akciğer grafisi çekildiğini, doktor tarafından akciğerinde bir şey yok denilip kardiyoloji tedavisi verilerek gönderildiğini, ancak kanser olduğunu 10.11.2017 tarihli tomografi raporuyla durumu öğrendiğini ve .... Tıp Fakültesi Hastanesinde acilen ameliyata alındığını, kanserin yayılması nedeniyle akciğerinin yarısı ve 3 kaburgasının alındığını, yerine bir adet mekanik kaburga konulduğunu, davacının teşhis ve tedavide gecikilmesi nedeniyle yapılan ameliyata rağmen hastalığın ilerleyip ilerlemeyeceğinin belli olmadığını, ilerlemese dahi akciğerinin tamamına yakınını kaybettiğini, 3 kaburgasının alınması nedeniyle hayatını eskisi gibi rahat ve aynı eforla idame ettirmesinin mümkün olmadığını, davacının rahatsızlığı nedeniyle evinden çıkamaz hale geldiğini, davacının zincirleme yapılan bu hata ve ihmaller nedeniyle maddi ve manevi yönden zarara uğradığını belirterek uğranılan maddi zarar için şimdilik 100,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle, manevi zarar için ise 100.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen davada; aynı sebeplerle davalı .. ... Hastanesinde görev yapan doktor M.. G..'in kusurunun olduğunu belirterek müvekkilinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi için davalı doktorun görev yaptığı hastaneye karşı Adana 1. Tüketici Mahkemesinin ███████ E. sayılı dava dosyasının açıldığını, bu dosyanın Adana 1. Tüketici Mahkemesinin ███████ E. sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı .. .. (..) vekili asıl davada; ... Görüntüleme Merkezinin ise çeşitli OSGB firmalarına iş güvenliği ile alakalı olarak işe giriş işlemleri sırasında röntgen labaratuvarı hizmetleri veren bir kuruluş olduğunu, merkezin dava dilekçesinde iddia edildiğinin aksine bir hastane ya da bir kanser teşhis ve tedavi merkezi olmadığını, işe giriş işlemleri sırasında talep edilen basit sağlık raporu düzenlemekten ibaret olduğunu, tüberküloz ve benzeri bulaşıcı hastalıklar ile çalışmaya engel teşkil edebilecek gözle görülür rahatsızlıklara yönelik olduğunu, davacıdan görüntüleme hizmeti mukabili herhangi bir ücret tahsil edilmediğini, bu konuda gerekli ödeme, işe giriş işlemlerini yürüten dava dışı OSGB firması ile ... arasında yapılan sözleşme çerçevesinde yapıldığını, davacının zarara uğradığını iddia ettiği hususla davalının herhangi bir eylemi arasında illiyet bağının mevcut olmadığını, dava konusu edilen 15.07.2017 tarihli raporun çalışma ve iş güvenliği hizmetleri bakımından OSGB firmasına verilmek üzere çekilen basit akciğer grafisine ait olduğunu, kuruluşta herhangi bir tomografi cihazı olmadığını, davacının ilk müracaatı nedeniyle OSGB firmasına verilmek üzere düzenlenen raporun sol apeksteki olgunun azigoz damarına ait kistik bir oluşum olacağı düşünülerek normal olarak değerlendirildiğini, davacının herhangi bir sağlık şikayeti olduğunu da beyan etmediğini, somut olayda herhangi bir hekim kusuru veya eylem eksikliğinin kesinlikle söz konusu olmadığını, herhangi bir hekim kusuru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı A... Sağlık ve Tedavi Hizm. Med. San. Tic. A.Ş. vekili asıl davada; davacının ... Hastanesine son olarak 20.10.2017 tarihinde öksürük şikayeti ile geldiğini, hastane tarafından kendisinden biyokimyasal tetkiklerin yanında akciğer grafisi de istendiğini, bahsi geçen tetkik ve tahlillerin biraz zaman alması nedeniyle davacıya rahatlaması için ve kendisinin de talebi doğrultusunda ilaç tedavisi uygulandığını, davacının tahlil sonuçlarını almaya ve tahlil sonuçları üzerinden hekim ile görüşmeye gelmediğini ve bir akrabasını göndererek tahlil sonuçlarını almak istediğini, bizzat hastanın kendisine bilgi verilebileceği gerekçesi ile bu talebin geri çevrildiğini, daha sonraki süreçte ise (ilk muayeneden yaklaşık on gün sonra) davacı taraf ilgili hastaneyi telefonla aradığını, öksürük şikayetinin devam ettiğini belirterek ve kendisinin fiziki muayenesini gerçekleştiren hekim ile görüştüğünü, bu görüşme sırasında hekim Dr. M.. G..'in bilgisayar sistemine aktarılmış bulunan Akciğer filmini incelediğinde Sağ Akciğer Üst Lobunda yaklaşık 5-6 ay içerisinde oluşabilecek bir kesafet olduğunu tespit ettiğini ve durumu hastaya bildirerek bizzat hastaneye gelmesini ve yüzyüze görüşülmesi gerektiğini bildirdiğini, davacının hastaneye geldiğini ve bizzat hekim ile görüştüğünü ve hekim Dr. M.. G.. davacıya durumun ciddiyetini bildirerek Göğüs Hastanesine müracaat etmesi ve biyopsi yaptırması gerektiğini bildirdiğini, davacının öğrenildiği kadarıyla Göğüs Hastanesine hemen gitmediğini yönlendirmenin ardından 10 gün kadar daha beklediğini, ilgili .. Hastanesi hekimi tarafından yapılan yönlendirmelere rağmen hemen başka bir Göğüs Hastanesine müracaat edilmediği için ... Hastanesine kusur isnat edilemeyeceğini, davacının ... Hastanesi hasta çıkış raporunda davacı tarafın göğüs hastanesine yönlendirildiğinin açıkça belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalı M.. G.. vekili birleşen davada; herhangi bir şekilde sorumluluk olduğu iddiasından bahisle oluşacak uyuşmazlıklarda husumetin hastaneye ait olacağını, davacı hastanın son olarak 20.10.2017 tarihinde muayene olmaya gittiğini ve son bir kaç gündür tek tük öksürdüğünü beyan ettiğini, bunun üzerine davacıdan biyokimyasal tetkikler ile akciğer grafisi istediğini, tetkikler sonrasında davacının bizzat kendi gelmeyerek bir yakınını gönderdiğini, hasta yönetmeliği uyarınca tüm ayakta tedavi edilen hastalarda olduğu gibi hastanın bizzat kendisine bilgi verilebileceğinin bildirildiğini, sekretarya tarafından da hasta ile telefonda görüşüldüğünü bizzat kendisinin gelmesi gerektiğinin bildirildiği, davacının ancak 10 gün geçtikten sonra müvekkili ile sağlık durumunu görüşmeye geldiğini, hasta yakınına bilgi verilmesi ancak hastanın yazılı onayı ile mümkün olduğunu, Yönetmelik gereği yakınına bilgi verilmediğini, davalının çekilen akciğer grafisi sonuçlarını gördüğünde davacının 'Sağ akciğer lobunda ancak 5-6 ay içinde oluşabilecek bir kesafet olduğunu gördüğünü' ve derhal arayarak acilen hastaneye gelerek yüz yüze görüşmek gerektiğini ve 'Hiç beklemeksizin bir göğüs hastanesine müracaat ile biyopsi yapılması' gerektiğini bildirdiğini, daha sonra davacının ameliyat olduğunu, davalı tarafından hekim olarak gelen sonuçların değerlendirilmesi ve hastayı aydınlatma ödevinin gereğinin tam olarak yerine getirildiğini, aradan geçen süreçte sağlık durumunun ağırlaştığı iddiası ve akabinde ameliyat olduğu için maluliyetinin oluşmasında davalının hiçbir kusuru bulunmadığını, dava dilekçesinde "kitlenin gözden kaçtığı" iddiasının tamamen haksız ve gerçekten uzak olduğunu, araştırılması gereken asıl noktanın davalı müvekkilin eylemleri ile iddia konusu zarar eğer oluşmuş ise bunun arasında illiyet bağı olup olmadığının belirlenmesinin gerektiği, tedavi geçmişi, hastayı gecikmeksizin bilgilendirerek aydınlatma ödevinin yerine getirilmesi ve sair nedenlerle davalının eylemleri ile iddia edilen zarar arasında hiçbir illiyet söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları doğrultusunda her ne kadar ... Görüntüleme Merkezinde çekilen Posteroanterior Akciğer Grafisinde görülen olgunun Dr. ... .. tarafından raporlanmamış olmasının tıp kurallarına uygun olmadığı yönünde tespit yapılmış ise de, tanıdaki gecikmenin tedavi protokolünü değiştirmediği, meydana gelen zarar ile gerçekleştirilen eylem arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, bu nedenle davacının davalılardan talep edebileceği tazminat miktarının bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalı .. ... (... Görüntüleme Merkezi) işlemlerinin kusurlu bulunduğunu, bu kusurun Mahkemenin de kabulünde olduğunu, teşhisteki gecikmenin tedavide değişikliğe yol açmadığı ve dolayısıyla zarar oluşmadığı kararı verildiğini, manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, insanlara " erken teşhis hayat kurtarır" ilkesi aşılanmış olup bunun mefhumu muhalifinden "teşhisteki gecikme zarar verir" düşüncesinin çıktığını, davalı doktorun kesinlikle ve kesinlikle tanıda gecikme oluşturduğunu, maddi ve manevi zarara neden olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hekim hatasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle dosya kapsamından alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Dava dosyasının incelenmesinde; ... tarafından grafide görülen olgunun rapor edilmemesinin tıp kurallarına uygun olmadığı, bu tarihten yaklaşık üç ay kadar sonra göğüs ağrısı ve öksürük şikayeti ile başvurduğu sağlık kuruluşunda akciğer grafisi çekilmesinin uygun olduğu, ancak söz konusu lezyon nedeniyle davalı doktor M.. G.. tarafından geç bilgilendirildiği, bu hususun 06.11.2018 havale tarihli davalı ...Hastanesinin sunduğu kayıtlar arasında yer alan rapor başlıklı belge ile de sabit olduğu, davacının davalı.... tarafından bilgilendirilmemesinin ve diğer davalı M.. G.. tarafından geç bilgilendirilmesinin açık bir özen eksikliği olduğu, ancak davacının tetkik sonuçlarının öğrenilmesinde 06.11.2018 tarihli belgeye göre mütefarik kusurunun bulunduğu, tedaviye geç başlanmasının davacının hastalık halinin uzamasına neden olduğu değerlendirilmekle, davalıların tedavide gecikmedeki kusuru ve davacının bizzat hastaneye gelmeyerek sonuçların öğrenilmesindeki müterafik kusuru dikkate alınarak makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile manevi tazminatın da reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
O halde Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının manevi tazminat yönünden davacı yararına BOZULMASINA,
Temyiz eden taraf harçtan muaf olduğundan fazla yatırılan harcın iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!