İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 5464 sayılı Kanun gereği tacirlere verilen kurumsal banka ve kredi kartı borcundan kaynaklanan icra takibine itirazın iptali davası kararı.
Özet: Bir banka, tacir müşterisine verilen kurumsal kredi kartından doğan borcun ödenmemesi üzerine başlattığı ilamsız icra takibine yapılan haksız itirazın iptali, muaccel hale gelen borcun tahsili, icra takibinin devamı ve icra inkar tazminatı ödenmesi talebiyle dava açmıştır; davalı, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamamış olmasına rağmen davaya süresi içinde cevap vermemiş, mahkeme de ticari davaların yasal dayanağı ve kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davada davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle: Davalı ... ile müvekkil türkiye ... bankası t.a.o. arasında kredi kartı sözleşmesi imzalandığını, davalının imzalamış olduğu kredi kartı sözleşmesi ile yapmış olduğu harcamalar kendisine bildirildiğini, ödeme yapılmaması üzerine ihtarname ile borç tutarı, müvekkil tarafından kendisine bildirildiğini, icra takibine konu edilen sözleşmesinden kaynaklanan borç, yapılan tüm ihbar ve ihtarlara rağmen davalı-borçlu tarafından müvekkil firmaya ödenmediğini, söz konusu borcu ödenmediği için tahsili amacıyla müvekkil adına .. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyaları üzerinden davalı-borçlu aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı-borçlu, müvekkil bankanın alacağına kavuşmasını engellemek ve borçtan kurtulmak için haksız ve kötü niyetli olarak hakkında başlatılmış olan ilamsız icra takiplerine borca ve faize itiraz ederek icra takibinin durmasına sebep olduğunu, tüketici uyuşmazlıklarda dava şartı olarak öngörülen arabuluculuk başvurusu için müvekkil şirket adına ... Adliyesi Arabuluculuk Bürosu'na ... Büro Dosya Numarası,... Arabuluculuk Numarası ile başvuru yapıldığını, arabuluculuk görüşmesi sonucu müvekkil şirket ile davalı arasında anlaşma sağlanamamış olup bu davayı açma zorunluluğumuz hasıl olduğunu, davalı hukuka ve kanuna aykırı olan itirazlarının iptali ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası üzerinden başlatılmış icra takiplerinin devamına, 17.03.2025 Tarihi itibariyle muaccel olan olan 232.531,39 TL (fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile ) tutarındaki alacağın tahsili amacıyla; borçlu davalıların menkul ve gayrimenkul malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, verilecek olan ihtiyati haciz kararının teminatsız olarak verilmesine, davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı taraftan herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır. Davalı tarafın 6100 S. HMK m. 128 kapsamında süresinde cevap vermemenin sonucu olarak iddia olunan vakıaları tamamen inkar etmiş sayılmıştır.
DELİLLER
Davacı vekilinin dava dilekçesi ile sunmuş olduğu, ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası, arabuluculuk dosyası, Gib kişi sorgulama evrakı, Mesafeli Bireysel Ürün ve Hizmet Paketi Sözleşmesi delil olarak değerlendirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE
:
Dava tacirlere verilen kurumsal banka ve kredi kartlarından kaynaklanan itizarın iptali davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda; davacının, davalıya Mesafeli Bireysel Ürün ve Hizmet Paketi Sözleşmesi kapsamında kredi kartı kullandırdığı, davalının borcunu ödemediğinden bahisle davalı hakkında icra takibine girişilmiş ise de davalı hakkında uyaptan yapılan sorgulamada davalının potansiyel vergi mükellefi olduğu görülmekle davalının tacir sıfatı bulunmadığı, davanın TTK'da düzenlenen hükümlerinden kaynaklanmadığı için mutlak ticari dava olmadığı gibi davacının tacir olmaması dolayısıyla da her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanmaması nedeniyle nisbi ticari dava da bulunmamaktadır. Dava 28.10.2024 tarihinde, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlüğe girdikten sonra açılmıştır. Bu nedenle açılan davada Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan, taraflar arasında akdedilen sigorta sözleşmesi bir tüketici işlemidir. Bu nedenle tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HMK'nun 1. Maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca dava şartı olan bu husus, HMK'nun 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Yargıtay HGK'nun ... esas ... karar sayılı içtihadı ile HMK'nın 30. mddesindeki usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartının tensiben değerlendirilmesi ve usulden red kararı verilmesi mümkün ve gereklidir.
Tüm bu nedenlerle HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c). maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi ile İstanbul Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-İhtiyati tedbir, harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!