İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, emniyeti suistimal sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat davasında ilk derece mahkemesinin zamanaşımı nedeniyle ret kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı şirketin bir çalışanının sahte mil işlemleriyle şirketi zarara uğratması sonucu oluşan 235.105,00 TLlik sigorta tazminatı talebi ele alınmakta olup, davacı bu zararın emniyeti suistimal sigortası kapsamında ödenmesini isterken, davalı sigorta şirketi, davanın olayların öğrenildiği tarihten itibaren Türk Ticaret Kanununda belirtilen süreler içinde açılmadığı ve bu nedenle zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddini savunmuş, ilk derece mahkemesi de zararın meydana geldiği ve öğrenildiği tarihler dikkate alınarak zamanaşımı süresinin dolduğu tespitini yaparak davayı reddetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: 08.07.2025
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: Tazminat (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklı)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın rzamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 30.11.2013 başlangıç tarihli ve bir yıl vadeli emniyeti suistimal sigorta poliçesi düzenlendiğini, poliçe kapsamında davalı şirketinin, davacı şirket personellerinin görevleri sırasında kasıt veya kötü niyetli hareketleri ile davacının para ve sair kıymetli evrakını veya para ile ölçülebilen mallarını çalmak, zimmetine geçirmek veya poliçe kapsamında sayılan diğer eylemleriyle davacı şirketi zarara uğratmaları halinde bu zararı tazminle yükümlü olduğunu, müvekkilinin müşterilerinden...Çağrı Merkezi Operasyon bölümünde müşteri temsilci olarak görev yapan ...'ın kendi adlarına ve farklı isimlerle Miles and Smiles üyeliği açarak sahte miller işlemek suretiyle biletler düzenlediğini, bu usulsüz eylemlerinin ... tarafından müvekkiline bildirildiğini ve oluşan 235.105,00 TL zararın müvekkilince ödendiğini, eylemler nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, zarar bedelinin tazmini için davalıya başvurulmasına rağmen zararın tazmin edilmediğini, poliçede yer alan rizikoların gerçekleşmesi ile muaccel hale gelen ve uğranılan bu zararın davalı tarafından karşılanması gerektiğini ileri sürerek 235.105,00 TL sigorta tazminatının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, dava ve talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının meydana geldiğini iddia ettiği emniyeti suistimal eylemi nedeniyle ...'ye 22.04.2014 tarihinde ödediği bedeli poliçe kapsamında tahsilini istediğini, davanın açıldığı 17.02.2022 tarihi itibariyle TTK'nın 1420. maddesinde belirlenen zamanaşımı süresinin dolduğunu, birçok Yargıtay kararında belirtildiği üzere zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayacağını, eylemlerin 14.04.2014 tarihinde öğrenilmesi ile zamanaşımının başlangıç süresinin TTK'nın 1446 ve 1427.maddelerine göre beş günlük ihbar süresinin ilavesi ile 19.04.2014 tarihinde muaccel olduğunu, dava konusu delillerin tebliğ edilmediğini, davacının çalışanlarının zararlandırıcı eylemlerinin emniyeti suistimal sigorta poliçesi ile sigortalandığını, poliçedeki teminatın kişi başı 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere toplam teminatın 250.000,00 TL olduğunu, her hasarda %10 muafiyet uygulanacağını, davacı şirket çalışanı 706 kişinin sigorta örtüsüne alındığını, iddia olunan 5 çalışanın poliçe kapsamında olup olmadığının tespitinin gerektiğini, poliçe düzenlenme tarihi itibari ile SGK kayıtlarına göre belirlenen riziko adreslerinde daha fazla işçi çalışmasının sözleşme hukukuna aykırı olacağını, suç oluşturduğu iddia edilen eylemlerin tarihlerinin net ve çekişmesiz belirlenmesi gerektiğini, ekspertiz raporunda belirlendiği üzere sigorta şirketinin meydana gelen hasardan sorumlu olmadığını, hasarın teminat kapsamı dışında olduğunu, belirtilen kişilerin ... firmasına değil ... müşterilerine zarar verdiğini, uçuş millerinin 3 yıl geçerli olduğunu, ... müşterilerince geri talep edilen uçuş mili olmadığını, olayın 2014 yılında gerçekleşmesi nedeniyle talep edilmemiş millerin geçerliliğini yitirdiğini, ... tarafından davacı adına düzenlenen zarar faturasının 235.105,00 TL olduğu ancak sonrasında davacının düzenlediği faturaya istinaden kesilen faturanın 122.279,00 TL olduğunu, zararının doğduğu kabul edilse dahi gerçek zararın 235.105,00 TL - 122.279,00 TL = 112.826,00 TL olduğu savunularak davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ████████ esas ████████ karar sayılı kararında sanıklar tarafından zararın meydana getirildiği sabit olmadığı gerekçesiyle CMK'nin 223/2-e gereğince beraat kararı verilmiştir. Davacı mezkur ceza dosyasında katılan olarak yer almaktadır. Her ne kadar işbu davada fiilin cezayı gerektirdiği sabit ise de davalı sigorta şirketi olup davacı tarafından poliçeye dayanılarak alacak davası ikame edilmiştir. Bu sebeple davacının talebinin, davalı açısından ceza zaman aşımına tabi olmadığı anlaşılmıştır. TTK'nin 1420 ve 1482 maddeleri gereğince zaman aşımının 2 ve 10 yıllık süreye tabi olduğu ve alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren zaman aşımının başladığı, TTK'nin 1427/2 Maddesi uyarınca başvurudan itibaren 45 gün sonra alacağın muaccel olduğu hüküm altına alınmıştır. Somut olayda davacı tarafından davalıya 02.05.2014 tarihinde başvurulduğu, başvurunun 08.05.2022 tarihinde davalı tarafından işleme alındığı, 45 gün sonrası olan 23.06.2014 tarihinde alacağın muaccel olduğu ve zaman aşımı süresinin işbu tarihten itibaren işlemeye başladığı, 02.05.2014 tarihli başvuru ile davacı tarafından zarar ve zarar verenin davalıya bildirildiği, davanın ise 17.02.2022 tarihinde açıldığı, davacının 2 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde davasını açmadığı anlaşıldığından ..." gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Sigorta poliçesinin çalışanların verdiği zararları karşılamak üzere düzenlendiğini ve dava konusunun suç teşkil eden eylem olduğundan uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiğini, TTK'nın 1420/2. maddesinde diğer kanunlardaki hükümlerin saklı olduğnuun düzenlendiğini, TBK'nın 72. maddesi uyarınca ceza zamanaşımının uygulanması gerektiğini, dava konusu alacağın suç sayılan bir eylemden kaynaklandığını, müvekkilin eski çalışanlarının sanık sıfatıyla yargılandığını, sigorta poliçesinin sorumluluk sigortası olduğunu ve TTK'nın 1482. maddesi gereği 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, zamanaşımı hususunun TTK 1420 ve 1482. maddeleri kapmasında değerlendirilmesi gerektiğini, somut olayda suç söz konusu olduğundan uzamış zamanaşımının değerlendirilmesi gerektiğini, her halde dava konusu alacağın zamanaşımına uğramadığını, suça konu eylemleri gerçekleştirmekle yargılanan beş çalışanın poliçe tarihlerinde şirkette fiilen çalıştıklarını, suça konu eylemin 02.01.2014-31.03.2014 tarihleri arasında gerçekleştirildiğini, 14.04.2014 tarihinde müvekkile bildirildiğini, ilgili tarihlerin poliçe dahilinde olduğunu, aksini ispat yükünün davalıda olduğunu, çalışanlarının sahte millerle haksız kazanç sağlayarak ...'ye maddi zarar verdiklerini, ... ile müvekkili arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında bu zararın müvekkilince ödendiğini, tam da bu hususun sigorta örtüsüne alındığını, neticeten müvekkilinin katlandığı zararın davalı sigorta şirketi ile arasında ihtilafsız emniyeti suiistimal poliçesi kapsamında olduğunu, müvekkilinin zararının tazmini gerektiğini, sigorta şirketinin de ceza zaman aşımına tabi olduğunu, aksi kabulde dahi TTK 1482.maddde kapsamında 10 yıllık zaman aşımının dolmadığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne veya yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında imzalanan emniyeti suistimal sigorta poliçesi kapsamında davacı şirket çalışanlarının verdikleri zarar nedeniyle sigorta tazminatı talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamındaki sigorta poliçesinin incelenmesinde, sigorta şirketinin, sigortalı nezdinde çalışanların görevleri esnasında, kasıt veya kötü niyetle sigortalının para ve sair kıymetli evrakını veya para ile ölçülebilen mallarını çalmak, zimmetine geçirmek, hile ve dolandırıcılık veya sahtekarlık yoluyla bunlara sahip olmak suretiyle yapacağı emniyeti suistimal halleri neticesinde, sigortalının uğrayacağı zararı 30.11.2019-30.11.2014 tarihlerini kapsayacak şekilde 250.000 TL limitle sigorta örtüsü altına alındığı anlaşılmaktadır. Davacı şirketin ... firmasının çağrı merkezi olarak çağrı cevaplama ve biletleme işlemlerini yaptığı, müşteri firmanın davacı şirkete gönderdiği e-posta ile davacı şirkette çalışan beş personelin aldığı eğitim veya çağrı merkezinde görev yaparken yolculardan edindiği bilgiler ile gerçekleştirilen usulsüzlükler nedeniyle ortaklık zararı oluştuğunu bildirdiği ve bu usulsüz işlemlere ilişkin davacı şirkete zimmet çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Davacı şirket, zarara neden olan çalışanları hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuş, Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ E., ████████ K. sayılı dosyasından yapılan yargılama neticesinde, suçun işlendiği düşünülen bilgisayarlar, server sistemleri, modem ve bağlantı aparatlarında inceleme yapılmasının mümkün olmaması gibi sebeplerle sanıkların üzerine atılı suçu işlendiklerinin sabit olmaması nedeniyle beraatlerine karar verilmiştir.Somut olayda ilk derece mahkemesi davada fiilin cezayı gerektirdiği sabit olsa dahi davalının sigorta şirketi olduğu, davacının poliçeye dayanarak alacak davası açtığı, davacı talebinin davalı açısından ceza zaman aşımına tabi olmadığı gerekçesiyle TTK 1420. madde gereği 2 yıllık yasal süresi içerisinde açılmadığından davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Davacı taraf alacak hakkında uzamış zaman aşımının uygulanması gerektiği iddiasıyla istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bu noktada zamanaşımı konusunun irdelenmesi gerekmektedir.TBK'nin 72. maddesi zaman aşımı başlığıyla "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır." hükmünü içermektedir. Haksız fiil sorumluluğundan bahsedilebilmesi için hukuka aykırı bir fiil, fiili yerine getiren bir fail, zarar ve failin yerine getirdiği fiil ile mal varlığında yahut cisminde meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. TBK'nın zamanaşımına ilişkin hükümlerine göre, ceza zamanaşımı ancak mağdurun bizzat haksız fiilin failine yönelttiği istemler açısından geçerlidir. Somut olayda davacının istemi, taraflar arasında düzenlenen, ihtiyari mali sorumluluk sigortası niteliğindeki esasında bir zarar sigortası olan emniyeti suistimal sigorta poliçesinden kaynaklı sigorta alacağına ilişkindir. Zarar sigortası sözleşmesinden kaynaklanan taleplerle, haksız fiilden kaynaklanan taleplerin nitelikleri birbirinden farklıdır. Sözleşme ilişkisinde tarafların sözleşmeyi ve muacceliyeti tayin etmesi ya da takip etmesi, alacağını isteyeceği karşı tarafı bilmesi tabiidir ve esastır. Bu nedenle zamanaşımının başlangıcı için alacağını ve borçluyu öğrenmesine sözleşme zamanaşımında ihtiyaç duyulmamıştır. TTK'da sigorta sözleşmelerinde uygulanacak zamanaşımına ilişkin 1420. maddesinde, "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır." düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 1420. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresi sigorta akdine taraf olanlar için geçerlidir. Sigorta akdine taraf olmayıp, örneğin zarar gören sıfatıyla destekten yoksun kalan tarafından, sorumluluk sigortasına dayalı olarak, sigorta şirketine karşı açılan davada ilgili madde hükmü değil temel ilişkideki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekecektir.Dosya kapsamında, hasar dosyasına göre davacının 02.05.2014 tarihli dilekçe ile sigorta şirketine başvurduğu, başvurunun 08.05.2014 tarihinde sigorta şirketi kayıtlarına alındığı anlaşılmaktadır. Zamanaşımı süresi alacağın muaccel olduğu tarihten başlamaktadır. TTK'nın 1427. maddesi gereğince, sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Bu durumda başvuru tarihi olarak 08.05.2014 alınsa dahi bu tarihten 45 gün sonra zamanaşımı işlemeye başlayacaktır. Dava ise 17.02.2022 tarihinde açılmıştır. Somut olayda taraflar arasında sigorta poliçesine dayalı olarak sigortacı sigortalı ilişkisi bulunduğundan zamanaşımı hususunda TTK'nin 1420. madde hükümleri uygulanacağı, belirtilen yasa maddesinde suç zamanaşımının uygulanacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, TTK düzenlemesinde haksız fiil ile bağlantılı birçok hükümde davalı veya üçüncü kişinin haksız fiili nedeniyle zarar oluşması halinde suç zamanaşımının uygulanacağının açıkça düzenlendiği, bu davada taraflar arasındaki sözleşmei ilişkisinden kaynaklı bir uyuşmazlık olması nedeniyle suç zamanaşımının uygulanamayacağı, TTK'nın 1420. maddesinde belirtilen diğer kanunlardaki hükümler saklıdır ibaresi ile, özel kanunlarda sigorta sözleşmesi hakkındaki zamanaşımına ilişkin düzenlemelerin kastedildiğini, esasen sigorta sözleşmesinden kaynaklanan hasarın çoğu zaman bir haksız fiile dayanması nedeniyle, 1420/2. maddesindeki düzenlemeye farklı bir anlam verilmesi halinde TTK'nın 1420. maddesindeki zamanaşımı hükmünün anlamsız kalacağı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair,HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU
: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!