Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, hazine adına kayıtlı taşınmazın zilyetlikle iktisabı ve davacı adına tescili talebine ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının babasından devraldığı iddia edilen ve uzun yıllardır tarımsal amaçlı kullandığı, kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak hazine adına kaydedilen taşınmazların tapu kaydının iptali ve adına tescili talebiyle hazineye karşı açtığı davayı özetlemektedir; ilk derece mahkemesi taşınmazların imar ihyasının 1975 öncesinde tamamlandığı ve zilyetliğin yeterli olduğu gerekçesiyle davayı kabul etmiş, istinaf başvurusunda bölge adliye mahkemesi bu kararı onamış ancak yargılama giderleri ile vekalet ücretini hazinenin ödemesine hükmetmiş, hazine ise taşınmazların evveliyatının orman olduğu veya devletin hüküm ve tasarrufunda bırakıldığı iddialarıyla bölge adliye mahkemesinin kararını temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Taraflar arasında kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RDava konusu taşınmazların bulunduğu ... ili ... ilçesi ... köyü, ... Mahallesinde 1957 yılında yapılan ilk tesis kadastrosunda, dava konusu 2 10... ve 63 parsel sayılı taşınmazların kimsenin kullanımında olmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlerde olduğu gerekçesiyle tespit dışı bırakıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. maddesi kapsamında 2013 yılında yapılan çalışmada taşınmazların davacının kullanımında olduğu belirtmesiyle tarla vasfı ile senetsizden Hazine adına tespit edilerek kesinleştiği, 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre 1987 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama çalışmalarında taşınmazların orman tahdit sınırının dışında kaldıkları anlaşılmıştır.Davacı vekili; davacının babasının ... ili ... ilçesi ... köyü, ... Mahallesi 2 10... ve 63 parsel sayılı taşınmazları yaklaşık 60-70 yıldır zilyetliği altında bulundurduğunu ve tarımsal amaçlı kullanmış olduğunu, babasının ölümünden sonra da davacının kullanmaya devam ettiğini, taşınmazların arazi niteliğinde olduğunu, üzerinde davacıya ait ev ve seraların bulunduğunu belirterek, taşınmazların Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptaline ve davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; taşınmazların tarım arazisi vasfında oldukları, davacının babası tarafından 30-40 yıl ekilip dikildiği, davacının da 10-15 sene ekim dikim yaptığı, hava fotoğraflarından da tarım alanı olarak kullanıldığının anlaşıldığı, 1975 yılından itibaren imar ihyasının tamamlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.Davacı vekili; davanın tapu iptali ve tescil davası olduğu, bu nedenle yargılama giderlerinden davalının sorumlu olması gerektiğini, tamamlanan harç üzerinden nispi vekalet ücreti takdirinin gerektiğini; davalı vekili; İlk Derece Mahkemesince eksik incelemeye dayalı hüküm verildiğini, taşınmazın ne sebeple tespit dışı bırakıldığının araştırılmadığını, tespit dışı bırakma işleminin de kadastro işlemi olduğunu, davaya konu yerin Devletin hüküm ve tasarrufunda olduğu iddiasıyla kararı istinaf etmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu taşınmazların imar ihyasının 1975 yılı öncesinde tamamlanarak zilyetliğin devam ettiği, tanık ve bilirkişi beyanlarının da raporlarla uyumlu olduğu, 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğu, davacı adına diğer zilyetlik şartlarının da oluştuğu, davanın kabulüne karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, davanın tapu iptali davası olduğu, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılması ve davacı yararına da vekalet ücreti takdiri gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca davanın yeniden esasına ilişkin olarak; açılan davanın kabulü ile ... ili ... ilçesi ... Mahallesi, 2 10... ve 63 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı Hazine vekili; taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında "..." olarak tespit dışı bırakıldığını, çok uzun yılardır tarım arazisi olduğunun kabulünün kanuna aykırı olduğunu, taşınmazların evveliyatının orman olduğunu, ormandan açıldıklarını, zilyetlik şartlarının yeterince araştırılmadığını, nispi vekalet ücreti hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, kararı temyiz etmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ
: Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.