Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmaz iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davasında, Yargıtay bozması sonrası zilyetliğin oluştuğu gerekçesiyle davanın reddi kararına yönelik temyiz incelemesi.
Özet: Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla Hazine tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesi, Yargıtayın çelişkili deliller nedeniyle bozma kararının ardından yeniden yaptığı yargılamada, taşınmazın 1949dan beri muristen eklemeli zilyetlikle tarım arazisi olarak kullanıldığı ve imar-ihyasının tamamlandığı, hava fotoğrafları ve bilirkişi raporlarıyla bu durumun tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; Hazine ise bu kararı, bilirkişi raporlarındaki hatalar ve zilyetlik şartlarının gerçekleşmediği iddialarıyla temyiz etmiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
KARAR
: Davanın reddine
Taraflar arasında taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu alındaki yerlerden olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu; ... ili ... ilçesi ... köyünde 3116 sayılı Kanun'a göre 1944 yılında yapılarak kesinleşen orman tahdidinde 2 47... parselin orman tahdit sınırları dışında kaldığı, 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre 22.03.2002 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman tahdidinin aplikasyonu ve 2/B madde uygulaması çalışması yapıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na göre 2004 yılında yapılarak 2007 yılında kesinleşen tesis kadastrosunda dava konusu taşınmazın davalı adına tespit edilerek tespitin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı Hazine temsilcisi dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü 2 47... parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit görerek kesinleştiğini, taşınmazın imar-ihya edilmediğini, genelde taşlık, kayalık, çalılık ve boş yerler olduğunu, tarım arazisi olmadığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek, taşınmazın tapusunun iptaline ve Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 22.04.2008 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı hükmünde, çekişmeli taşınmazın taşlık, kayalık, çalılık vasfında bulunmadığı, tarla vasfında olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan olmadığı ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının davalı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.10.2020 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamında özetle; mahalli bilirkişi ve tanık sözleri ile ziraatçi bilirkişi tarafından düzenlenen raporun çekişmeli taşınmazın önceden beri tarım arazisi olarak kullanıldığı yönünde belirleme içermesine karşın, dosya içerisinde bulunan taşınmaza ait fotoğraflardan çekişmeli taşınmazın tarım arazisi vasfında olmadığı, beyanlar ve ziraatçi bilirkişi raporundaki belirlemelerle taşınmaza ait fotoğraflardaki görüntülerin birbiriyle çeliştiği ve çelişkinin giderilmesinden sonra hüküm kurulması gerektiği, ayrıca çekişmeli taşınmaza ait tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı temin edilerek 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması ve bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünün açıklattırılması ve imar-ihya hususunda gerekçeli rapor alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davalının zilyetlik şartlarını sağladığı, 1949 yılı itibarıyla dava konusu taşınmazın imar-ihyasının tamamlandığı, 1949 yılından beri muristen eklemeli zilyetliğin mevcut olduğu, hava fotoğrafları ve bilirkişi heyet raporunun bu durumu tespit ettiği, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile bu durumun desteklendiği, Yargıtay bozma ilamının temelini oluşturan fotoğrafla rapor çelişkisinin giderildiği, davacının iddialarının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı Hazine vekili; bilirkişi raporundaki hava fotoğrafları ve uydu görüntülerinde taşınmazın tarım arazisi olmadığını, taşınmazın üzerinde ağaçlar bulunduğunu, ağaçların 1949 yılında da görüldüğünü, mahalli bilirkişilere davayı aydınlatacak sorular sorulmadığını, çevre parsellerle karşılaştırma yapılmadığını, zilyetlik şartlarının gerçekleşmediğini, hava fotoğraflarının çözünürlük kalitesi nedeniyle tarım yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığını, zeminin boş olmasının tek başına kullanım sonucunu doğurmayacağını, 2012 yılında memleket haritasında açık bir sembol olmamasına rağmen bilirkişi tarafından zeytin bahçesi sembolü olduğunun ifade edildiğini ve raporun hatalı olduğunu ileri sürerek, kararı temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ
: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!