Hazinenin kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, taşınmazın orman dışı vasfı ve 3402 sayılı Kanun kapsamında zilyetlikle iktisap koşullarının değerlendirilmesi.
Özet: Hazinenin kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil talebiyle açtığı davada, başlangıçta cebel olarak tespit dışı bırakılan ve sonrasında davalılar adına arsa olarak tescillenen taşınmazın orman veya devletin hüküm ve tasarrufunda olmadığı, davalıların murislerinden devralarak 30 yılı aşkın süredir hayvancılık faaliyetleri ile kullandığı ve bu şekilde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu kabul edilerek, ilk derece ve istinaf mahkemelerince davanın reddedilmesi üzerine, Hazine vekilinin taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda olduğu, ihyanın zor ve zahmetli olması gerektiği ve yirmi yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı yönündeki itirazlarla temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Taraflar arasında kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... ili ... ilçesi ... köyünde tesis kadastro çalışmalarının 1965 yılında yapıldığı, dava konusu 1 10... parsel sayılı taşınmazın cebel nitelendirmesiyle tespit harici bırakıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi uyarınca 2015 yılında yapılan kadastro çalışması sırasında arsa niteliğiyle davalılar adına tespit edildiği, tespitin 19.01.2016-17.02.2016 tarihleri arasında ilan edildiği ve 18.02.2016 tarihinde kesinleştiği, 3402 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında 2015 yılında yapılan orman kadastrosunun 14.08.2015 tarihinde kesinleştiği, 6831 sayılı Orman Kanun'u kapsamında orman kadastrosu ve 2/B uygulamasının 28.11.2019 yılında ilan edilerek kesinleştiği, taşınmazın orman sınırı dışında kaldığı anlaşılmıştır.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü sınırları içerisinde bulunan dava konusu 1 10... parsel sayılı taşınmaza 3402 sayılı Kanun'un Ek 5 ve geçici 8. maddeleri gereğince tahdit ve tespit çalışmaları yapıldığını ve davalı adına tespit edilerek kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın kadastro tespiti yapılırken öncesinde orman sınırında olması sebebiyle tespit dışında bırakıldığını, taşınmazın Hazine adına tespitinin yapılması gerektiğini, taşınmazın kesinleşen orman tahdidi dışında bırakıldığını, tahdidin kesinleştiği tarihe kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilmemesi ve orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten bugüne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini, 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını, bu yerlerin orman olup olmadığı hususunun en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile uygulanması gerektiğini belirterek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın orman sayılan ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, taşınmazın orman ve mera olmadığı, tapulu arsa vasfındaki parsellerle benzerlik gösterdiği, zilyetlikle iktisabı mümkün olan yerlerden olduğu, sınırlarının belirgin olduğu, güney kısmında yapı bulunduğu, yapının bir kısmının davalı parsel içerisinde olduğu, diğer kısımlarının açık ağıl olduğu, etrafının çevrili olduğu, günümüzde taşınmazın tarımsal anlamda kullanılmadığı, üzerinde etrafı tahta çitlerle çevrili açık koyun ağılının bulunduğu, mahalli bilirkişi beyanlarından da, dava konusu taşınmazın mera, orman ve kamu orta malı niteliğinde olmadığı, davalılara murisleri ...'dan intikal ettiği, ... ve davalıların hayvancılık yapmak suretiyle taşınmazı kullandığı, toplamda 30 yılı aşkın zamandır özel mülkiyet olarak kullandıklarını, davalılar yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, taşınmazın malikleri olan ..., ..., ... hakkında açılan davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden davaya konu taşınmazdaki payların dava açılmadan önce devredilmiş olması nedeniyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Davacı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, ihyanın zor ve zahmetli ölçüde olması gerektiğini, kazandırıcı zamanaşımı süresinin ihyanın tamamlandığı tarihte başladığını, imar ihyanın ne zaman gerçekleştiği hususunun tespit edilemediğini, zilyetlik süresinin dolmadığı iddiasıyla, kararı istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş; davacı Hazine vekili; sadece ham toprağın sürülmesinin, ağaç dikmek, bina ve duvar yapmanın imar ihya sayılmayacağını, Kanunun tarıma elverişi hale getirme şartı aradığını, taşınmazın tarımsal amaçlı kullanılmadığını, Devletin hüküm ve tasarrufunda olduğunu açıklayarak, kararı temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ
: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!