Yargıtay bozması sonrası görülen uygulama kadastrosuna itiraz davasında, kesin süreye rağmen bilirkişi ücret avansının yatırılmaması sebebiyle davanın açılmamış sayılması kararına karşı temyiz incelemesi.
Özet: Uygulama kadastrosuna itiraz davasında, davacılar taşınmazlarının sınırlarının hatalı belirlendiğini ileri sürerek düzeltilmesini talep etmiş, Yargıtayın yetersiz ve çelişkili bilirkişi raporları gerekçesiyle önceki kararı bozması üzerine, ilk derece mahkemesi bozmaya uyarak yaptığı yargılamada davacılardan taşınmaz değer tespiti için belirlenen bilirkişi ücretini kesin süre içinde yatırmalarını istemiş ve bu süreye uyulmadığı için davanın açılmamış sayılmasına hükmetmiştir.

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.KARAR
: Davanın açılmamış sayılmasınaTaraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RUygulama kadastrosu sonucunda, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında ve ... ve ... adlarına tapuda kayıtlı bulunan 474 parsel sayılı 11,934 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ...... parsel numarasıyla 11.889,65 m² yüzölçümlü olarak; ... adına tapuda kayıtlı bulunan 473 parsel sayılı 4,038 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ...... parsel numarasıyla 4.023,88 m² yüzölçümlü olarak; 472 parsel sayılı 4.038 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ...... parsel numarasıyla 4.023,25 m² yüzölçümlü olarak; 471 parsel sayılı 4.038 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ...... parsel numarasıyla 4.022,52 m² yüzölçümlü olarak; ... ve ... adlarına tapuda kayıtlı bulunan 470 parsel sayılı 4.038 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ...... parsel numarasıyla 4.023,21 m² yüzölçümlü olarak; ... ve ... adlarına tapuda kayıtlı bulunan 54 parsel sayılı 33.400 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, ...... parsel numarasıyla 33.519,42 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.Ana dosya davacıları ... ve arkadaşları dava dilekçelerinde; uygulama kadastrosu sırasında kendilerine ait taşınmazların sınırının yanlış belirlendiğini ve yanlışlığın davalılara ait ...... parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, eski hale getirilmesini talep etmişlerdir.Birleşen dosya davacıları... ve arkadaşları dava dilekçelerinde; uygulama kadastrosu sırasında kendilerine ait taşınmazların sınırının yanlış belirlendiğini ve yanlışlığın davalılara ait ...... parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, eski hale getirilmesini talep etmişlerdir.İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu, iki harita mühendisi tarafından hazırlanan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun uyuşmazlığı çözüme kavuşturacak nitelikte bulunmadığı, raporda tesis paftasının teknik belgelerinin paftasına uygun çizilip çizilmediği, uygulama kadastrosu ile taşınmazların paftasına aktarılırken hangi noktalarda yanlışlık yapıldığı belirtilmeksizin uygulama kadastrosu ile oluşturulan sınırların hatalı olduğu belirtilmekle yetinildiği, keşiften sonra üç kişilik kadastro mühendisi bilirkişi kurulundan alınan raporda dosyaya sunulan ilk bilirkişi raporunda uygulama kadastrosuyla oluşan sınırlar ile tesis paftasının çakıştırıldığının ve uygulama kadastrosu ile oluşturulan sınırların tesis paftasına uygun olduğunun rapor edildiği, ancak hükme esas alınan ikinci raporda ilk raporun içeriğinin irdelenmediği ve böylece iki rapor arasında oluşan çelişki giderilmeksizin karar verildiğinin anlaşıldığı açıklanarak, harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması, uygulama kadastrosu sırasında hata yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise nereden kaynaklandığının tespit edilmesi, raporlar arasındaki çelişkinin sebebinin belirlenmesi ve yöntemince giderilmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine ve tavzih yolu ile gerekçeli karar başlığına taraf eklenmesinin ve hüküm fıkrasının yeni hüküm oluşturacak şekilde değiştirilmesinin isabetsizliğine ..." değinilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... 10.05.2024 tarihli 13. celsesinde, davanın nispi harca tabi olması sebebiyle dava değerinin tespit edilmesi ve kamu düzenine ilişkin olan harcın tamamlatılması gerektiğinden; dosyanın ziraat mühendisi bilirkişiye tevdi ile dava konusu taşınmazın değerinin tespitinin yapılmasının istenilmesine, bu hususta bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesine, bilirkişi için 3.500,00 TL ücret takdirine, avansının Mahkememiz veznesine depo etmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)324/1. maddesi uyarınca davacı tarafa 2 haftalık kesin süre verilmesine, davacı tarafa avans yükümlülüğü yerine getirilmezse harcın ikmal edilememesi sebebiyle dosyanın işlemden kaldırılacağının ihtarına (ihtar edildi), şeklinde davacı vekiline bilirkişi ücretini depo etmek üzere kesin mehil verildiği, verilen kesin süre içerisinde bilirkişi avansının depo edilmediği, davacı vekiline 10.05.2024 tarihli duruşmada verilen kesin süre içerisinde bilirkişi avansının depo edilmediği, bu nedenle dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 150. maddesi gereğince 3 ay süre ile yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve bu 3 aylık sürenin de 11.12.2024 tarihinde dolduğu, hak düşürücü nitelikte olan bu üç aylık süre içinde dosyanın yenilenmesi için başvuru yapılmadığı ..." gerekçesiyle 6100 sayılı Kanunu'nun 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince, davanın nispi harca tabi olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun bulunmamaktadır.Şöyle ki; dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesine dayalı olarak yapılan uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, bu tür davaların amacı tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin, sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesidir. Bu tür davalarda, taşınmazların mülkiyetinin kim ya da kimlere ait olduğu hususunda bir değerlendirme ya da yargılama yapılmadığı ve bu nedenle davanın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere; nispi harç, konusu parasal bir değerle ölçülebilen davalarda; maktu harç ise, konusu belirli bir parasal değerle ölçülemeyen davalarda alınması gereken harçtır.Eldeki dava, yukarıda açıklanan niteliği itibariyle, konusu parasal bir değerle ölçülebilen davalardan olmadığından, nispi harca tabi davalardan değildir.Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, işin esasına girilip, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın nispi harca tabi olduğu ve verilen kesin süre içerisinde belirlenen nispi harcın yatırılmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığı gibi; kabule göre de, birleşen dosyanın taraflarının karar başlığında gösterilmemiş olması da isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.