İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinden, tanınmış ayakkabı markasının ticari unvanındaki kullanım yoluyla marka tecavüzü iddiasıyla açılan davanın istinaf incelemesi sonucu.
Özet: Yargıtay tarafından daha önceki kararın bozulması üzerine yeniden incelenen bir davada, ayakkabı ve terlik üreticisi davacı firma, tescilli ... markasına, unlu mamuller alanında faaliyet gösteren davalı şirketin ticari unvanındaki ... ibaresiyle tecavüz edildiğini iddia ederek tecavüzün önlenmesi ve unvanın terkinini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, tarafların farklı sektörlerde faaliyet göstermesi, tüketici kitlelerinin ayrışması ve karıştırılma ihtimalinin bulunmaması nedeniyle marka tecavüzü ve ticari unvanda sınıf benzerliği koşullarının oluşmadığına hükmederek davayı reddetmiş, davacı ise bu kararı bilirkişi raporunun dikkate alınmadığını ve markaların benzer olduğunu belirterek istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO
: █████████ EsasKARAR NO
: █████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)KARAR TARİHİ
: █████/2025Dairemizin █████/2024 tarihli, █████████ E. - ████████ K. sayılı kararı, Yargıtay 11.HD'nin █████/2025 tarihli █████████E. - █████████ K.sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, duruşmalı yapılan inceleme sonucu;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yaptığını, Türkiye ve dünyanın birçok ülkesine ihracat gerçekleştiren ve sektörünün en çok bilinen ve tanınan markalarından birisi olarak ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkili şirketin TPMK nezdinde 2003 34747 numarası ile tescilli "..." ibareli markanın maliki olduğunu, müvekkilinin bu markayı iş yerlerinde, reklam panolarında, reklam ve tabela vasıtalarında kullandığını, bu bağlamda sektöründe bilinen ve aranan bir marka haline geldiğini, ancak hal böyle iken, davalı şirketin müvekkilinin tescilli "..." ibareli markasını ticari unvanında kullandığını, davalının müvekkilinin şirketin markasını kullanarak haksız kazanç elde etme gayesinde olduğunu, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, müvekkili adına tescilli "..." ibareli markadan doğan haklara tecavüzünün önlenmesini, men'ini, tecavüz teşkil eden tabelaların sökülmesini, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasını, internet ve sosyal medya üzerindeki kullanımların durdurulmasını, verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı cevap dilekçesinde; müvekkilinin ticari unvanında geçen "..." ibaresinin, şirketin kurucu ortakları olan ... ile ...'ın isimlerinin ilk ikişer harfinden alınarak oluşturulduğunu, ayrıca müvekkilinin gıda üzerine faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin iş yerinde "..." ibaresinin ön planda olmadığını, müvekkili şirketin gıda alanında "..." olarak tanındığını, tüm tabelalarında, ambalaj, basılı evrak ve reklamlarında "..." markasını kullandığını, müvekkilinin işletme adı olan "..." ibaresi ile tanındığını, taraflar arasında "..." ibaresi dışında başkaca hiçbir benzerlik bulunmadığını, davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.CEVABA CEVAP
: Davacı vekili █████/2021 tarihli cevaba cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki taleplerine ek olarak davalı şirketin ticari ünvanındaki "..." ibaresinin TTK'nın 46. maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
: Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi █████/2022 tarihli, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; "..davalının tescilsiz markasal kullanımlarının unlu mamuller hizmetlerinde olduğu, davacının markasının ise "ayakkabı-terlik" emtiasında tanınmış kabul edildiği, söz konusu ürün ve hizmetlerin hitap ettikleri tüketici kitlesinin birbirlerinden oldukça farklı olduğu ve bu tüketicilerin yanılgıya düşerek mal ve hizmetler arasında bağlantı kurmasının mümkün görünmediği, bu itibarla fiili durumda davalının, davacının markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlayarak şöhretini sömürmesi, itibarına zarar vermesi ya da ayırd edici karakterini zedeleyecek sonuçlar doğurması ihtimalinin bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Aynı şekilde davalı ticaret unvanının davalı marka haklarına tecavüz oluşturması için gerekli olan ve aranan "sınıfsal benzerlik" kriterinin somut olayda gerçekleşmediği; zira davalının ticaret unvanını unlu mamuller hizmetlerinde kullandığı, davacının tescilinin ve tanınmışlığının 25.sınıfta olduğu, bu itibarla davalının ticaret unvan kullanımının davacı markanın işlevlerine zarar verici mahiyette kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle unsurları oluşmayan marka hakkına tecavüz iddiasından kaynaklanan davacının davasının reddine..." şeklinde karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İSTİNAF İSTEMİ
:Davacı vekili istinaf isteminde; tecavüzün tespit'i, men'i ve unvandan terkin talepleri müstakil dava niteliğinde olmadığından iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bilirkişi raporunun hükme esas alınmama gerekçeleri açıklanmadığını, bilirkişi raporunda müvekkil markasına tecavüz edildiği ve davalının ticaret unvanından terkin edilmesi koşullarının oluştuğu belirtildiğini, Müvekkili markasının ve davalının ticaret unvanı ayırt edilemeyecek düzeyde benzediğini, davalının ticaret unvanında kullandığı "... ..." ifadesinde yer alan "..." tali nitelikte olup iki ifadenin benzerliğini ortadan kaldırmadığını, Müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, Müvekkilinin kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yapmakta olduğunu, 2003 yılından bu yana “...” ibaresini marka olarak 2003 34747 sayı ile tescil ettirdiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde “Tanınmış Marka” olarak da kayıt altına alındığını, Davalının ''...'' isimli tescilli markayı ticari unvanında kullandığını, unvanı TTK ve Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine aykırı olarak oluşturduğunu, ... ibaresini müvekkili şirketin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullanmaya devam ettirdiğini, ... ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, tescil yönünden derdest dava olduğunu, Müvekkili markasına açık bir tecavüz oluştuğu gibi bu durumun TTK 55/a-4 md gereğince haksız rekabete yol açtığını,Yargıtay 11. HD., E. █████████ K. █████████ T. 25.4.2016:"Davacıların adlarına 20. sınıftaki emtialar yönünden tescilli ''...'' ve '' ... ...'' ibareli markaları mevcut olup, davalı tarafından da ''...' ibaresi alan adı olarak kullanılmaktadır. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 9. Maddesinine bendinde; işareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılmasının marka hakkına tecavüz oluşturacağı düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davalı taraf mobilya işiyle ilgili faaliyet göstermekte olup kullanılan alan adı da ticari etki yapan bir kullanımdır. Bu durumda davacıların tescilli markalarına tecavüzün kabulü yerine, yazılı olduğu şekilde davanın reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir." şeklinde olduğunu, İlk derece mahkemesi yargılamasında müvekkili şirketin tanınmış marka tescili ve tanınmış marka hakları dikkate alınmadığını, Yasal mevzuat ve Yargıtay içtihatlarınca sabit olduğu üzere, müvekkili şirket ile davalının ana faaliyet alanlarının farklı olması tanınmış markanın hukuki koruması açısından fark yaratmadığını, korumanın, sadece belli faaliyet alanları ile sınırlı olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, █████████ E. █████████ T. Sayılı 03.03.2021 tarihli içtihadının dikkate alınmasını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████████ E. █████████ K. no'lu 08.04.2015 tarihli kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-965 E., ████████ K. Nolu kararının dikkate alınmasını, Davalı şirketin müvekkili şirkete ait "..." markasının kullanımından haksız olarak yarar elde edeceği, müvekkili şirketin menfaatinin zedeleneceğini,Davalının müvekkili şirkete ait markadan doğan haklarının ihlali ve haksız rekabet oluşturan fiilleri somut olarak ortaya konulduğunu,Davalının "... ..." İbaresini kullanması ve birbirinden bağımsız sektörlerde faaliyet göstermesi müvekkile zarar verecek nitelikte olduğunu, müşteri zihninde tanınmış marka olan ... firmasının öncülüğünde bir ... şirket olduğu fikrinin oluşacağını, SMK 6/5 hükmü ile tanınmış markanın sulandırılmasının önlenmesi amaçlandığını davalının kullanımının tanınmış ... markasını sulandıracağını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.DAİREMİZ KARARI
: Dairemizin █████/2024 tarihli, █████████ E. - ████████ K. sayılı kararı ile; "...davacının ... esas unsurlu pek çok markası mevcut olduğu gibi ... markasının da tanınmış marka olduğu, bilişim uzmanının da bulunduğu bilirkişi raporunda; davalının internet sitesinde ve sosyal medyada ... ... şeklindeki markasal kullanımları tespit edildiği, www...com.tr alan adının da 27.07.2020'de tahsis edildiğinin belirlendiği, davacının ... tanınmış markası olmasına rağmen davalının ... ... şeklindeki markasal kullanımları nedeni ile ... şirketi izlenimi verilerek ortalama tüketici nezdinde işletmeler arasında bağlantı kurulabileceği ve karışıklığa neden olacağı, bilirkişi raporundaki tespitlerin de bu yönde olduğu dikkate alındığında davacının markaya tecavüzün tespiti, meni, refi talebinin kabulü gerekirken reddinin yerinde görülmediği, öte yandan davacının, ... ibaresinin ticaret unvanından terkinini de talep ettiği, tarafların faaliyet alanları farklı ise de; davacının ticaret unvanı ile 1994 yılında kurulduğu, davalının ise 22.07.2020'de ticaret unvanı ile sicile tescil edildiği, her iki ticaret unvanının çekirdek unsurunun ... olduğu, davalının basiretli tacir olarak iltibas yaratmayacak ticaret unvanı seçmekte özenli davranması gerekirken davacı şirketin ... şirketi izlenimi oluşturacak şekilde unvanda ... ... ibaresini tescil ettirmesinin yerinde olmadığı, unvan terkini koşullarının da oluştuğu dikkate alındığında davalının ticaret unvanından ... ibaresinin terkinine, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne..." karar verilmiş,Dairemiz kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.YARGITAY BOZMA KARARI
: Yargıtay 11.HD'nin █████/2025 tarihli █████████E. - █████████K. sayılı ilamıyla; "...Somut olayda davalı ticaret unvanının davacı marka haklarına tecavüz oluşturması için gerekli olan ve aranan "sınıfsal benzerlik" kriterinin gerçekleşmediği; zira davalının ticaret unvanını unlu mamuller hizmetlerinde kullandığı, davacının tescilinin ve tanınmışlığının 25. sınıfta olduğu, bu itibarla davalının ticaret unvan kullanımının davacı markanın işlevlerine zarar verici mahiyette kabul edilemeyeceği, ilgili sektörler dikkate alındığında davacının tanınmış markasının tanınmışlığından faydalanma ve iltibas ihtimalinin bulunmadığı, tarafların farklı alanlarda faaliyet gösterdikleri de göz önüne alınarak davacı markasının tescilli ve tanınmış olduğu sınıflarda davalı tarafından kullanıldığına dair dosya kapsamında delil bulunmadığından davalının ticaret unvanının terkini talebi yönünden davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.Davacının, davaya mesnet markalarından doğan haklarına davalının markasal kullanımının tecavüz teşkil ettiğinin tespiti iddiasına gelince; davalının dava tarihinde “... ...” ibareli markası bulunmadığı ancak “...” unvanı ile sicile tescil edildiği, ticaret unvanında yer verilen “... ...” ek unsurunun davalının internet sitesinde ve sosyal medyada “... ...” şeklinde markasal olarak kullanıldığı ve fakat tecavüz iddiasına konu edilen bu unvanın fiili kullanımının davacı markalarından doğan haklarına tecavüz oluşturup oluşturmadığının tespiti için davalının markasal kullanımları ve ticaret unvanının tescilli olduğu faaliyet alanları ile davacı markalarının sınıfsal olarak karşılaştırıldığında söz konusu ürün ve hizmetlerin hitap ettikleri tüketici kitlesinin birbirlerinden oldukça farklı olduğu ve bu tüketicilerin yanılgıya düşerek mal ve hizmetler arasında bağlantı kurmasının mümkün olmadığından marka hakkına tecavüz iddiasından kaynaklanan talebinde reddi gerekirken yazılı gerekçesiyle davanın kabulü doğru görülmemiştir" şeklinde açıklanarak kararın bozulmasına karar vermiştir.Dairemizce, Yargıtay bozma ilamı taraf vekillerine tebliğ edilmiş, duruşmaya katılan davacı vekili Yargıtay bozma ilamına direnilmesini, davalı vekili ise bozma ilamına uyulmasını talep etmiş, usul ve yasaya uygun görülen bozma kararına uyulmasına karar verilerek, bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılmıştır.GEREKÇE
: Dava, marka hükümsüzlüğü davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Türk Patent ve Marka Kurumu'nun cevabi yazısına göre davacının "..." markası "Ayak giysileri (terlikler)" emtiası için tanınmış marka olup, davacının 25. ve 35. sınıflarda "..." esas unsurlu pek çok markası mevcuttur.Davacı şirketin 14.10.1994 tarihinde sicile tescil olunduğu, faaliyet alanının; her türlü deri kaçucuk vb mamulden yapılı her türlü ayakkabı, terlik imal dikimi, çanta cüzdan ithalatı, ihracatı, şirketin konusuna giren malların depolanması, satılması, kiralanması..vb alanları içerdiği ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmıştır.Davalı şirketin 22.07.2020 tarihinde tescil olunduğu, faaliyet alanını fırın ürünleri imalatı, tatlı, tuzlu hafif dayanıklı pastane ürünleri... vb alanları içerdiği ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmıştır.Bilirkişiler marka vekili ...ve bilişim uzmanı ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda; "https://....com.tr/ uzantılı internet sitesinin davalıya ait olduğunun alan adı sorgu sonuçları ile sabit olduğu, anılan internet sitesinde "..." ibaresinin site adında ve logoda (... ibaresi ile birlikte) ve ticari unvan adında geçtiği / kullanıldığı, ayrıca davalının sosyal medya hesaplarında da benzer kullanımların olduğunun yapılan tespitler ile ortaya konulduğu, davacı adına tescilli olan "..." markası ile aynı ibarenin davalı tarafından ticari etki yaratacak şekilde, bir ... markası gibi kullanılmasının davacının marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilebileceği, davacının "..." esas unsurlu markası tanınmış marka olarak tüm sınıflarda korunmakta olduğundan, daha sonraki bir tarihte kurulan davalı şirket unvanından "..." ibaresinin kullanılmasının tecavüz kapsamında değerlendirilebileceği ve davalı şirket unvanından "..." ibaresinin terkini şartlarının mevcut olduğunun kabul edilebileceğine dair görüş bildirilmiştir.Marka tescil kayıtları, taraflara ait ticaret sicil kayıtları ve bilirkişi raporları ile, olayda davalı ticaret unvanının davacı marka haklarına tecavüz oluşturması için gerekli olan ve aranan "sınıfsal benzerlik" kriterinin gerçekleşmediği; zira davalının ticaret unvanını unlu mamuller hizmetlerinde kullandığı, davacının tescilinin ve tanınmışlığının 25. sınıfta olduğu, bu itibarla davalının ticaret unvan kullanımının davacı markasının işlevlerine zarar verici mahiyette kabul edilemeyeceği, ilgili sektörler dikkate alındığında; davacının tanınmış markasının tanınmışlığından faydalanma ve iltibas ihtimalinin bulunmadığı, tarafların farklı alanlarda faaliyet gösterdikleri de göz önüne alınarak davacı markasının tescilli ve tanınmış olduğu sınıflarda davalı tarafından kullanıldığına dair dosya kapsamında delil bulunmadığı anlaşılmakla, davalının ticaret unvanının terkini talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Davacının, davaya mesnet markalarından doğan haklarına davalının markasal kullanımının tecavüz teşkil ettiği iddiasıyla açılan marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesiyle ilgili yapılan incelemede ise; davalının dava tarihinde "... ..." ibareli markasının bulunmadığı, ancak "..." unvanı ile sicile tescil edildiği, ticaret unvanında yer verilen "... ..." ek unsurunun davalının internet sitesinde ve sosyal medyada "... ..." şeklinde markasal olarak kullanıldığı ve fakat tecavüz iddiasına konu edilen bu unvanın fiili kullanımının davacı markalarından doğan haklarına tecavüz oluşturup oluşturmadığının tespiti için davalının markasal kullanımları ve ticaret unvanının tescilli olduğu faaliyet alanları ile davacı markalarının sınıfsal olarak karşılaştırıldığında, söz konusu ürün ve hizmetlerin hitap ettikleri tüketici kitlesinin birbirlerinden oldukça farklı olduğu ve bu tüketicilerin yanılgıya düşerek mal ve hizmetler arasında bağlantı kurmasının mümkün olmadığı kanaatine varılmakla, davanın tümden reddine karar vermek gerekmiştir.Bozma kararı sonrasında yeniden hüküm kurulurken YHGK ███████-675Esas, █████████ Karar sayılı ilamı dikkate alınarak, Dairemizin kaldırma ve yeniden esas hakkında hüküm kurma kararı ile ilk derece mahkemesinin kararı hukuki varlığını kaybetmiş olduğundan, istinaf isteminin kabulü/reddine dair değerlendirme yapmaksızın davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davanın REDDİNE,2-İlk derece mahkemesi yargılaması yönünden; a-Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın, davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, b-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen tecavüzün tespiti ve men'i talebine yönelik 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen unvan terkini talebine yönelik 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf yargılaması yönünden; a-Davacının istinaf talebi reddedildiğinden, alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve bir duruşma icra edildiğinden kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 22.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 4-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, duruşmalı yapılan inceleme sonucu taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2025