Hazinece 4706 sayılı Kanun uyarınca ihale yoluyla satılan taşınmazda paydaşın tapu iptali, tescil, muhdesat aidiyeti ve beyanlar hanesine şerh/terkin talepli davası.
Özet: Davacının, ortak olduğu taşınmazdaki Hazine hissesinin 4706 sayılı Kanun gereği ihale ile davalıya satılması üzerine, kendisine öncelikli satış hakkı tanınmadığı ve taşınmaz üzerindeki yapıların kendisine ait olduğu iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil ile beyanlar hanesindeki şerhin düzeltilmesi davasında, ilk derece mahkemesi ve istinafın, davalıya yapılan satışın usulüne uygun olduğu ve ihalenin iptali yönünde dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmettiği bir temyiz incelemesi metnidir.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 4. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, beyanlar hanesine şerh istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A R... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 45 59... parsel sayılı 951,85 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kârgir ev, ahır ve avlusu vasfıyla ve tapu kaydının beyanlar hanesine "üzerindeki kârgir ev ahır ..., ... ve ... tarafından yaptırılmıştır" şerhiyle birlikte davacınında aralarında bulunduğu gerçek kişiler ile ... ilçe belediyesi adına hisseli şekilde 30.11.1993 tarihinde tapuda tescil edilmiş, davaya konu █████████ hisse ilçe Belediyesi tarafından 13.03.2006 tarihinde Hazine adına, 14.12.2011 tarihinde ise söz konusu hisse Hazine tarafından 4706 sayılı Kanun gereği satışından davalı ... adına tescil edilmiştir.Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin de maliki olduğu 45 59... parsel sayılı taşınmazda bulunan ...'ın hissesini 4706 sayılı Kanun Gereği Hazine Mallarının Satışı sebebine dayalı olarak müvekkilinin aldığını, 4706 sayılı Kanun gereğince yapılan satış işleminden müvekkilinin haberdar edilmeden davalıya satışının yapıldığını, müvekkilinin taşınmazı Hazinenin paydaşlığı altında iken uzun yıllar kullandığını ve taşınmaz üzerine yapılar inşa ettiğini, davalının satın aldığı hissenin müvekkili tarafından fiilen kullanılmış olmasından dolayı tescilin yolsuz tescil olduğunu, yine müvekkili tarafından yapılan bu yapılar ve muhtesatların diğer hissedarlar tarafından kendilerine aitmiş gibi gösterdiklerini, bu nedenle diğer hisseler üzerinde tapuya şerh edilen yapı ve muhdesatların da terkin edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davalı ... adına olan tapunun iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, taşınmaz üzerinde bulunan yapı ve muhdesatların müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Dava kadastro öncesi nedene dayanan şerhin terkini ve 4706 sayılı Kanundan kaynaklanan tapu iptalİ ve tescil isteğine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın tesis kadastrosunun 2981 sayılı Kanun'un 10/b md gereğince 1993 yılında yapıldığı ve askı ilanı süresinde dava açılmadığından tutanağın 30.11.1999 tarihinde kesinleşerek tapu kaydının oluştuğu anlaşılmaktadır. Davacı, taşınmazdaki Hazine hissesinin 2021 yılında 4706 sayılı Kanun'a istinaden davalı ... tarafından satın alındığını öğrendiğini, taşınmazda kendisinin de paydaş olduğunu, bu kanun kapsamında taşınmazın kendisine satılması gerektiğini belirtip tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuş aynı zamanda" taşınmaz üzerindeki kargir ev ve ahırın Mustafa, ..., Mehmet ve ... tarafından yapılmıştır şeklindeki şerhin terkinini istemiştir. Öncelikle davaya konu şerhin terkini ve lehine şerh verilmesi istenmekle şerhte lehtar olanların ve diğer tapu maliklerinin davaya dahil edilip taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi yerinde olmamıştır. Davacı taraf aynı zamanda 4706 sayılı Kanun kapsamında yapılan satış nedeniyle Hazinenin de davaya dahil edilmesini istemiştir. Yargıtay 14. HD'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamına konu olaydan da anlaşılacağı üzere Hazinenin de davaya dahil edilmesi gerekmektedir" gerekçeleri ile Mahkememiz kararı kaldırılmış, kaldırma kararında belirtilen eksiklikler giderilerek tüm tapu malikleri davaya dahil edilerek kendilerine dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmiştir. Davacının tapu iptali tescil talebi yönünden deliller değerlendirildiğinde; davalının davaya konu taşınmazı 4706 sayılı Kanun Gereği Hazine Mallarının Satışından kaynaklı olarak ihale yolu ile satın aldığı dosya kapsamı ile sabittir. Dava konusu taşınmaz ... Valiliği Milli Emlak Dairesi tarafından satışa çıkarılmış ve davalı usulüne uygun bir şekilde ihaleye girerek taşınmazı satın almış ve ihale kesinleşmiştir. Davacı tarafından yapılan ihalenin iptali yönünden açılmış bir dava olmadığından davacının tapu iptali tescil talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının zilyetlik şerhinin düzeltilmesine yönelik yapılan incelemede ise; Mülga 766 sayılı Tapulama Kanunun yerine ikame edilen 3402 sayılı Kanun kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süre başlığı altında düzenlenen: "Madde 12- 30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sındırlandırma ve tespitler kesinleşir. Kadastro Müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile Kadastro Mahkemesinin kesinleşmiş kararları, kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek sureti ile en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir. Bu tutanaklarda belirtilen haklarına sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçktikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz." hükmü gereğince 766 sayılı Kanun'un 26. maddesi gereğince askı ilanına çıkarılıp 30 gün neticesinde itirazsız askıdan indirilen tutanak (tespit ve sınırlandırma) 30.11.1993 günü kesinleştiği, dava tarihinin 29.09.2021 olduğu anlaşıldığından eldeki davanın 10 yıllık zamanaşımı süresini doldurmuş olduğu saptanmıştır. Yukarıda açıkça belirtildiği gibi kanunun 12/3 fıkrasına göre kadastrodan önceki hukuki sebebe dayanılarak dava açılamayacağından davacıların açmış olduğu davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin zorunlu olduğu..." gerekçesiyle, davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, davacının zilyetlik şerhinin düzeltilmesi davasının 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "...Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı ...'ın çekişmeli payı 4706 sayılı Kanun uyarınca ihale ile satın aldığı, ihalenin iptali için dava açılmadığından kesinleştiği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, 766 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle kadastro öncesi nedene dayalı şerhin terkini ile yeniden tesciline yönelik talebin reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillere göre Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırı yön görülmemiştir..." gerekçesiyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ
: Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.09.2025 tarihinde karar verildi.