İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, kasko sigortasında sürücünün kaza yerini terk etme nedeninin zorunlu hal olup olmadığına ve teminat dışı kalma ispat yüküne ilişkin maddi tazminat uyuşmazlığını değerlendirdi.
Özet: Bir kasko sigortası ihtilafında, davacı sigortalı, tek taraflı kazada hasar gören aracı için maddi tazminat talep etmiş, ilk derece mahkemesi sürücünün kaza yerini haklı bir neden olmaksızın terk etmesi gerekçesiyle davayı reddederken; davacı, istinafta sürücünün aracı izinsiz alması nedeniyle patronundan şiddet görme korkusunun can güvenliği endişesi kapsamında değerlendirilmesi ve zararın teminat altında olması gerektiğini ileri sürmüştür.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ40. HUKUK DAİRESİTÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: █████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: █████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Maddi tazminatKARAR TARİHİ
: █████/2025Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı müvekkiline ait ... plakalı araçta oluşan 10.000 TL hasar ve 1.000 TL değer kaybı tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; Kaza sonrasında sürücünün kaza mahallinden ayrılmasını gerektirir haklı bir nedenin bulunmadığı, hasarın teminat içinde olduğunu ispat yükümlülüğünün sigortalıda olduğu, davacı sigortalı tarafından araç sürücüsünün olay yerini terkini haklı kılacak bir sebebin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili: Mahkeme huzurunda alınan beyanlarının kolluktaki ifadesinden yalnızca birkaç esaslı olmayan hususta farklılık göstermesi sebebiyle hükme esas alınamayacağı kanaatinin hatalı olduğunu, mahkeme huzurunda alınan beyanların hükme esas alınması gerektiğini, tanığın hem mahkemede hem de kolluktaki ifadesinde olay yerinden ayrılma sebebinin "korku ve can güvenliği endişesiyle" olduğunu açıkladığını, kazanın teminat dışı hallerde kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, kasko sigorta sözleşmesi kapsamında hasar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.Dosya kapsamından, davalı sigorta şirketi nezdinde Kasko Sigortası Poliçesi ile sigortalı olan davacıya ait aracın, █████/2019 tarihinde tek taraflı trafik kazası sonucu hasar gördüğü belirtilerek davacı tarafından davalı sigorta şirketine başvurulduğu, ancak davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmaması üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında, gerekse de rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının (...) A.1. maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3'üncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya kalkışılması sonucu oluşan maddi zararlar bu tür sigortanın teminatı kapsamındadır. Diğer taraftan TTK'nin 1409. maddesinin 1, fıkrası uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği biçimde değil de, sigortacının iddia ettiği biçimde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş biçiminin ...'nin A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan biçimde olmakla birlikte, sigortalı, ... ve TTK hükümleri uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı biçimde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat yükümlülüğü yer değiştirip sigortalıya geçer. [Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/1997 gün ve ███████-772 (E) -█████████ (K), █████/1998 gün ve ███████-872 (E) -████████ (K), █████/2010 gün ve ███████-655 (E)-████████ (K) sayılı ilamları]Davacı ile davalı arasında akdedilen kasko poliçesinin geçerli olduğu tarihte yürürlükte bulunan ...'nin A.5.10. maddesi uyarınca, zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb.) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 numaralı bentlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması durumunda araçta meydana gelen zararlar sigorta teminatı dışındadır.Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; dava dışı araç sürücüsü kollukta alınan beyanında "aracı patronundan izinsiz aldığını, patronunun kendini darp etmesinden koktuğu için olay yerinden ayrıldığını" beyan etmiş; Mahkemece alınan beyanında "aracı aldığından patronunun haberi olduğunu, davaya konu araç ile çarptığı iş yeri sahibinden korktuğu için olay yerini terk ettiğini" ifade ettiği anlaşılmıştır. Davacıya ait otomobilin dava dışı sürücüsü, davaya konu trafik kazası nedeniyle yaralanmadığı gibi olay yerinde kendisinin can güvenliğine yönelik tehdit veya saldırı söz konusu olmadan olay yerinden ayrılmıştır. Diğer bir anlatımla, davacıya ait kasko sigortalı otomobilin sürücüsünün, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma zorunluluğu altında olmaksızın ve kolluğa herhangi bir başvuruda bulunmadan olay yerinden ayrıldığı, böylece ...'nin A.5.10. maddesinde öngörülen olay yerinden ayrılmasını gerektirecek koşulların oluşmadığının anlaşılması karşısında, yukarıda açıklanan doğru ihbar yükümlülüğüne uyulduğundan söz edilemez. Bu itibarla, gerçekleştiği ileri sürülen rizikonun kasko poliçesi teminatı kapsamında olduğunun; aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılmadığını ve aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılmadığını; diğer bir anlatımla rizikoda ...'nin A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerin bulunmadığını kanıtlama yükü davacıdadır. Dosyaya sunulan kanıtların içeriği ile davacı oluştuğunu ileri sürdüğü rizikonun kasko sigortası kapsamında kaldığını somut kanıtlarla ispatlayamamıştır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3.Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5.İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2025