1. Hukuk Dairesi, 1926 tarihli tapu kaydına dayalı mirasçıların tapu iptali ve tescil talebini, sınır belirsizliği ve yetersiz delil nedeniyle reddetti.
Özet: Davacılar, mirasbırakanları adına kayıtlı 1926 tarihli tapu kaydına dayanarak, sonradan hazine adına tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile kendi adlarına tescilini talep etmiş; ancak ilk derece mahkemesi, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının davayı ispatlamaya yetmediği ve duyuma dayalı olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi de 1926 tarihli hakkı karar tapusunun hudutlarının taşlık ve yabancı tebaa gibi soyut nitelikte olması nedeniyle tespitinin mümkün olmadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiş; Yargıtay ise, tarafların iddia ve savunmaları ile mevcut delilleri değerlendirerek bölge adliye mahkemesinin kararını usul ve yasaya uygun bularak davacıların temyiz itirazlarını reddetmiştir.

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; ... ili ... köyüne ait Miladi 1926 tarih ve 16 nolu tapu kaydının davacılar murisi ... ... adına kayıtlı olduğunu, tapu kapsamında kalan taşınmazın kadastro çalışmasında tescil harici bırakıldığını, daha sonra 1979 yılında arsa vasfı ile 1351 parsel numarası adı altında idari yoldan Hazine adına tapuya tescil edildiğini, davacıların zilyedinde olan taşınmazın Hazine adına tapulanması ile fiili tasarruflarının kesildiğini ileri sürerek mülkiyet ve zilyetlik hakkına dayalı olarak taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya tescilini istemiştir.II. CEVAPDavalılar, ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça tapu kaydına dayalı olarak dava açıldığı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının davayı ispatlamaya yeterli olmadığı, beyanların duyuma dayalı olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın davasına dayanak yaptığı ....... Nisan 19 26... nolu 200 dönümlük tapunun hakkı karar tapusu olduğu, hudutlarının 2 tarafının taşlık ve iki tarafının ise yabancı tebaadan şahısları okuduğu, keşifte 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca tapu uygulaması yapıldığı, tapu kaydının haritası mevcut olmadığından tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinin esas alındığı ancak tapu hudutları hususunda soyut beyanlarda bulunulduğu, esas olarak taşlık şeklinde okunan hudutların her yere uyabilecek soyut nitelikte olduğu, yabancı tebaadan şahısları okuyan hudutların ise bilinemediği, tapu hudutlarının tespitinin mümkün olmadığı, avukatlık ücretinin dava konusu taşınmaz değerine göre maktu değil nispi olarak tayin edileceği, Mahkeme ret kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmazın Nisan 1926 tarih ve 71 nolu tapu kaydı kapsamında kaldığını, davacıların da kayıt malikinin mirasçıları olduğunun belirlendiğini, davanın 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi olmadığını, dinlenen tüm mahalli bilirkişi ve tanıkların taşınmazın kayıt malikine ait olduğunu belirttiklerini, beyanlarda taşınmazın bulunduğu bölgenin adının Katırdağı olarak bilindiği, sınırlarının gösterildiği, kısmen ekili olduğunun ifade edildiğini, davanın esasının zilyetlik değil tapu kaydına dayalı mülkiyet davası olduğunu, dayandıkları tapu kaydı hudutlarının sabit olduğunu ve deliller ile bu durumun ispatlandığını, taşınmazın kuzey sınırına yönelik değerlendirmenin de hatalı olduğunu, vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerekirken nispi belirlendiğini belirterek ve re'sen ele alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, tapu kaydına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Dava konusu taşınmaz bölümünün, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde 1959 yılında yapılan kadastro çalışması sırasında tespit harici bırakılan, daha sonra 1979 yılında ihdasen Hazine adına tescil edilen 1351 parsel sayılı 3.574.165, 28... yüz ölçümlü arsa vasıflı taşınmaz olduğu; ifraz, birleştirme, ve yapılan imar uygulaması sonucu birçok imar parseline gittiği anlaşılmıştır.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle,Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Temyiz eden davacılar vekilinin adli yardım talebi İlk Derece Mahkemesince kabul edilmiş olup harç yatırılmadığından, aşağıda yazılı 1.330,20 TL temyiz başvuru harcı ile 615,40 TL onama harcının davacılardan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.