Traktör kazası sonucu destekten yoksun kalma tazminatı davasında eşin yeniden evliliği, savunma hakkı kısıtlaması ve tazminat hesaplama ilkelerine ilişkin Yargıtay bozma kararları.
Özet: Tek taraflı trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin eşi ve çocuğunun açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davasında, yerel mahkemenin davalı tarafın savunma hakkını kısıtlaması, davacı eşin yeniden evlenmesi durumunun ve ölenin annesinin destek payının göz ardı edilmesi ile tazminat hesaplama yöntemine ilişkin esaslı hatalar yapması nedeniyle Yargıtayın birden fazla kez bozma kararı vererek davanın uzun bir yargılama süreci geçirmesine sebep olduğu anlaşılmaktadır.
4. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ███████ Esas, ████████ Karar
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17.Hukuk Dairesi (kapatılan)'nin 15.02.2018 tarih ve █████████E-████████K sayılı ilamı ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17.Hukuk Dairesi (kapatılan)'nin 17.11.2020 tarih ve █████████E-█████████K sayılı ilamı ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairenin 25.04.2023 tarih ve █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 09.07.2011 tarihinde davacıların desteği ...'in traktör ile seyir halinde iken meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu hayatını kaybettiğini, bu olay sonrası müteveffanın eşi davacı ... ile çocuğu ...'in destekten yoksun kaldığını, bu nedenlerle belirsiz alacak olarak açtıkları davada davacı ... için 250,00 TL , küçük ... için 250,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Yargılama sırasında dava değerini ... için 147.381,00 TL ve ... için 29.940,00 TL olmak üzere artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiğinden vekil edenin sorumluluğunun bulunmadığını, murisin tek taraflı kazada kendi kusuru ile vefat ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece " davanın kabulüne, davacı ... ... için 147.381,00 TL, davacı ... için 29.940,00 TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin 31.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı davalı vekili ve davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 15.02.2018 tarih ve █████████ - ████████ sayılı illamı ile ".... Davalının kendini vekil ile temsil ettirdiği, cevap dilekçesi ibraz ettiği, ancak hükme esas alınan hesap raporu ve ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edilmediği, Mahkemece, kendini vekil ile temsil ettiren davalı vekiline hesap bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi tebliğ edilip, ıslah dilekçesi ve bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazda bulunma hakkı verilmeyerek davalı tarafın savunma hakkının kısıtlandığı, bilirkişi raporunun ve ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliği ile ıslaha ve rapora karşı beyan ve itirazlarını bildirmesi hususunda süre verilmesi gerekirken, bu husus yerine getirilmeden hüküm kurulmasının, savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik esaslı usul hatası olduğundan hükmün bozulması gerektiği,bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmediği" gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
2. Mahkememece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozmanın gerekleri yerine getirildikten sonra davacı ... ... için 147.381,00 TL, davacı ... için 29.940,00 TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin 31.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
3. Bozma Kararı
Mahkemenin ikinci kararına karşı davalı vekili ve davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 17.11.2020 tarih ve █████████-█████████ sayılı ilamı ile ".... davacı ... için, davaya konu kaza tarihi ile yeniden evlendiği tarih arasındaki süre için tazminatın hesaplanması hususlarında, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden hükme esas alınan rapordaki veriler kullanılarak ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre (kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle; güncel asgari ücretler kullanılmayarak ve işlemiş/işleyecek dönem hesabında yeni tarihler esas alınmayarak) karar verilmesi gerektiği, dosya kapsamındaki müteveffanın nüfus aile kayıt tablosunda annesinin olay tarihi itibariyle hayatta ve destek tazminatı hesabında pay sahibi oluğunun anlaşıldığı, bu durumda murisin nüfus kaydının yeniden çıkarılıp, annesinin kaza tarihinde hayatta olduğu dikkate alınarak ve halen yaşayıp yaşamadığı da tespit edilip vefat etti ise vefat tarihine kadar destek hesabında payı olduğu gözetilerek, davacılar yönü ile destek tazminatı hesabı için ek rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı, ölüm nedeniyle yapılan cenaze ve defin giderlerinin neler olduğu ve cenaze dolayısıyla yapılması zorunlu olan masrafların ilgili Müftülük ve Belediye'ye sorulması suretiyle makul, uygun miktarda cenaze ve defin masrafı tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı, maddi tazminatın (zararın) hesaplanmasında gelirin doğru olarak belirlenmesi önemli bir yer tuttuğu, dosya kapsamından davacının özel bir şirkette işçi olarak çalıştığının görüldüğü, hükme esas alınan 18.11.2014 tarihli aktüer raporunda, davacının asgari net ücreti üzerinden kazanç sağladığını kabul edilerek destek tazminatı hesaplandığı, mütevveffanın çalıştığı işyeri olan ... Ev Tekstil Sanayi ve Ticaret AŞ adlı firmadan bordrolarının getirtildiği, incelenmesinde söz konusu belgelerin fotokopi olduğu ve bir kısmının okunaksız olduğu, okunaklı olan bir kısım belgelerde murisin bazı aylarda ikramiye ödemesi aldığının görüldüğü, buna göre davacılar murisinin çalıştığı kurumdan kaza tarihinden geriye doğru 9.-10. aydan başlayarak kaza tarihine kadar ki tüm ilave ödemeler ile ikramiyeleri de gösteren maaş bordrolarının okunaklı suretlerinin yeniden getirtilerek desteğin aylık gerçek kazancının belirlenip aktüer hesabının bu gerçek kazanç üzerinden yapılması gerektiği, kabule göre de, davacıların davayı 22.07.2013 tarihinde açtığı ve davalının bu tarihten itibaren temerrüde düştüğü gözetilmeden 31.07.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
4. Mahkememece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece davacı ... yönünden; destekten yoksun kalma tazminatının amaç ve kapsamı karşısında somut gerçeğin bulunduğu durumlarda varsayımlara dayalı hesaplama yapılamayacağından 29.07.2011 kaza tarihinden yeniden evlenme tarihi olan 16.05.2017 arası destek süresi kabul edildiği, kaza tarihinde 2 yaşında olan davacı çocuk ... için 18 yaşına gireceği 25.01.2028 tarihi arasının destek süresi olarak esas alındığı, kaza tarihinde 56 yaşında olan dava dışı ve hayatta olan anne yönünden muhtemel ömür sonu 28.07.2029 tarihi arası destek süresi olarak kabul edilerek hesaplama yapıldığı, raporda, dosyaya kazandırılan müteveffanın ölmeden önceki gelirini gösterir bordrolar esas alınarak gelir durumunun tespit edildiği, hesap tarihine kadar bilinen AGİ'li net asgari ücretin 1,33 katı ile hesaplama yapıldığı belirtilerek davacı ... ... için 26.191,39 TL, davacı ... için 52.306,66 TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin 22.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,180,00 TL cenaze giderinden ibaret maddi tazminatın 22.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
5. Bozma Kararı
Mahkemenin üçüncü kararına karşı davalı vekili ve davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Daire'nin 25.04.2023 tarih ve █████████ Esas ve █████████ karar sayılı ilamı ile; "1.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacılardan ...'nin tüm temyiz itirazlarının, davacılardan ...'nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davacı ...'nin diğer temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece verilen ikinci karar,davacı ... tarafından, desteğin gerçek gelirinin doğru tespit edilmediği itirazı ile de temyiz edilmiş ve 17. Hukuk Dairesinin 17.11.2020 tarih ve █████████-█████████ sayılı ilamı ile desteğin aylık gerçek kazancının belirlenip aktüer hesabının bu gerçek kazanç üzerinden yapılması gerektiği yönünden de davacının temyizi kabul edilerek karar bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, mahkemece alınan hesap raporunda, davacının gerçek zararı hesap edilirken, bilinen işlemiş dönem zararı, bozma öncesi rapor tarihine (31.12.2014) kadar hesap edilmiş, bilinmeyen işleyecek dönemi ise bu tarihten itibaren başlatılmıştır. Oysa ki kararın davacı ... vekili tarafından desteğin gelirinin hatalı tespit edildiği gerekçesiyle de temyiz edildiği, 17. Hukuk Dairesince bu kısım yönünden de davacının temyizi kabul edilerek kararın bozulduğu ve bedel artırım dilekçesi ile davacının fazlaya ilişkin haklarının da saklı tutulduğu dikkate alındığında, davacının usulü kazanılmış hakları korunarak karar tarihindeki en yakın verilere göre ve bilinen işlemiş dönem hesabının da kaza tarihinden (09.07.2011) itibaren 07.01.2022 (bozma kararı sonrası alınan yeni hesap raporu tarihine) kadar yapılması, bilinmeyen işleyecek aktif döneminin de bu tarihten itibaren başlatılması ve sonucuna göre tespit edilen tazminata hükmedilmesi ve bu yönde konusunda uzman yeni bilirkişiden rapor alınması gerekirken yazılı olduğu şekilde yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm tesisi hatalı olmuşur. 3-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; a-Dava, 6100 sayılı HMK'nın 107/1 inci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacılardan ... 08.04.2015 tarihli bedel artırım dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 29.940,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Bozma sonrası bilirkişi raporu ile davacı çocuk ...'nin destekten yoksun kalma zararı 52.306,66 TL olarak hesap edilmiş ve mahkemece bu miktar tazminata hükmedilmiştir.
Ne var ki adı geçen davacı, bozma sonrası alınan hesap raporuna göre davasını ıslah etmediği halde, mahkemece davacının 08.04.2015 tarihli bedel artırım dilekçesindeki talebi aşılarak, fazlaya hükmedilmiş olup varılan sonuç hatalı olmuştur.
O halde davacının bedel artırım dilekçesindeki talep miktarı gözetilerek, ancak fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
b-25.12.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7349 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu 'nun 32. maddesinde düzenlenen Asgari Geçim İndirimi (AGİ) uygulaması kaldırılmış ve bu hükmün 01.01.2022 tarihinden itibaren ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir.
Buna göre davacı ... yönünden bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden itibaren ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılması ve sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı rapora göre karar verilmesi hatalı olmuştur. "gerekçesiyle bozulmuştur.
6.Mahkememece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile, davacı ... (...) için 11.547,61 TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin 22.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... için 62.354,66 TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin 22.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya ödenmesine, 180,00 TL cenaze giderinden ibaret maddi tazminatın 22.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebebleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; karar tarihine en yakın veriler ile hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkili ...'nin dava açıldığında evli olmadığını, davada deliller toplanıp harç tamamlama yapıldıktan ve dosya karara bağlandıktan sonra evlendiğini, yapılan hesabın bu sebeple hatalı olduğunu, cenaze ve defin giderlerine dair itirazların dikkate alınmadığını, müteveffanın ek gelirleri nazara alınmayarak eksik tazminata hükmedildiğini, bu sebeple kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiğinden vekil edenin sorumluluğunun bulunmadığını, murisin tek taraflı kazada kendi kusuru ile vefat ettiğini, olayın teminat dışı olduğunu, cenaze giderlerinden sorumlu olmadıklarını, ıslah ile talep edilen miktarın zamanaşımına uğradığını, bu sebeble kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, zorunlu trafik sigortası bulunmayan traktörün sebep olduğu 29.07.2011 tarihli tek taraflı kazada, desteğin sürücü konumunda iken vefat etmesi sonucu, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
1.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin davacılardan ...'e yönelik diğer temyiz itirazına gelince;
HMK'nın "ıslahın zamanı ve şekli" başlıklı 177 nci maddesinin 2 nci fıkrasında "...Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz..." şeklinde düzenleme mevcuttur. Açıkça Kanun maddesinde bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair kanun maddesinin istisnası da yine aynı maddede bozma kararına uymakla ortaya çıkan durumun ortadan kaldırılamayacağı şeklinde düzenlenmiştir.
HUMK'un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, ███████ Esas, 1960/9 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesinin usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. HMK'da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay'ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca ve bozma kapsamına uygun şekilde işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.
Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1998 tarih, 1987/2-520 esas ve ███████ karar sayılı ilâmında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır.
Davaya konu olayda; Daire'nin █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı bozma ilamı ile davanın, 6100 sayılı HMK'nın 107/1 inci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacılardan ...'nin 08.04.2015 tarihli bedel artırım dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 29.940,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ettiği, 2. bozma sonrası bilirkişi raporu ile davacı çocuk ...'nin destekten yoksun kalma zararının 52.306,66 TL olarak hesap edildiği ve mahkemece bu miktar tazminata hükmedildiği, ne var ki adı geçen davacının, bozma sonrası alınan hesap raporuna göre davasını ıslah etmediği halde, mahkemece davacının 08.04.2015 tarihli bedel artırım dilekçesindeki talebi aşılarak, fazlaya hükmedilmiş olmasının hatalı olduğu, davacının bedel artırım dilekçesindeki talep miktarı gözetilerek, ancak fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar davalı yararına bozulmuştur. Dairenin bozma kararından sonra alınan hesap raporu sonucu bulunan miktara göre davacı ... vekili 18.12.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile bu kez dava değerini 62.354,66 TL'ye yükseltmiş, mahkemece davacı ... yönünden bu miktar tazminatın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki varılan sonuç az yukarıda bahsedilen HMK'nın 177 nci maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz kuralına yani davalının usuli kazanılmış haklarına aykırılık teşkil etmektedir.
Bu durum karşısında; Dairenin 25.04.20 23... /2337 Esas ve █████████ Karar sayılı bozma ilamında belirtildiği gibi davacılardan ...'nin 08.04.2015 tarihli bedel artırım dilekçesinde talep ettiği 29.940,00 TL'nin hüküm altına alınması ancak fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1-Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeblerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
03.06.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!