Doğrudan doğruya iflas istemiyle açılan davanın, davalı şirketin borca batık olmadığı bilirkişi raporlarıyla belirlendiğinden reddedilmesi ve bölge adliye mahkemesi kararının temyizen onanması.
Özet: Bir kamu kurumu, sigorta primi borcundan kaynaklanan büyük bir alacağın tahsili amacıyla bir şirketin doğrudan iflasını talep etmiş, ancak ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, yapılan bilirkişi incelemeleri sonucunda şirketin rayiç değerlere göre borca batık olmadığı gerekçesiyle iflas talebini reddetmiş; yüksek mahkeme ise davacı vekilinin bilirkişi raporlarının eksik inceleme ile hazırlandığına dair itirazlarını yerinde görmeyerek alt mahkemelerin kararını onamıştır.
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Söke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu şirketin dava tarihi itibariyle sigorta priminden kaynaklanan 25.305.518,75 TL borcunun bulunduğunu, alacağın tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun uyarınca takibe geçtiklerini ve takibin kesinleştiğini, davalı borçlu şirketin sigorta primi borçlarının yapılandırılmasına ilişkin sair kanunlardan istifade etmiş ise de borçlarını ödemediğini, davalı borçlu şirkete ait taşınmazlar üzerine haciz konulmuş ise de, taşınmazlar üzerinde birden çok haciz bulunduğu, taşınmazın satışı halinde alacaklı diğer idarelerin alacaklarına mahsup edileceğinden satış yapılamadığını belirterek davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;
İİK'nın 177. maddesinde düzenlenen doğrudan doğruya iflas koşullarının oluşmadığını, müvekkil şirketin ödemelerini tatil etmediğini, davalı şirketin ruhsatına sahip olduğu maden saha değerinin dava konusu borçtan fazla olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın İİK'nın 179. maddesinde düzenlenen iflas davası niteliğinde olduğu, davacı şirketin rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığının belirlenmesine yönelik olarak şirket kayıt ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin rayiç değerlere ve reel özvarlık tutarına göre borca
batık olmadığını anlaşıldığından davalı şirketin iflasına karar verilmesi ile ilgili yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece bilirkişi raporları karşı itirazlar değerlendirilmeden, eksik inceleme ile karar verdiğini, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenerek güncel borçlarının tespit edilmesi gerektiğini, güncel borçlar tespit edilmeden yapılan hesaplamaları kabul etmediklerini, bilirkişi heyetinin güncel verileri dikkate almadan 2019 yılı verileri ile 2013 yılındaki bilirkişi raporunu baz alarak hazırladıkları bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, karar tarihine yakın ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, sadece vergi dairesi ve Sgk'ya ilişkin borçların tespit edildiğini, iflas taleplerinin sadece İİK'nın 179. maddesi açısından değerlendirilmesinin haksız olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin haksız olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, doğrudan doğruya iflas istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!