Hizmet tespiti davasında, ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporunu karar eki sayma hatasının Yargıtay tarafından düzeltilerek onanması.
Özet: Bu hukuki evrak, sigorta kurumuna bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitini talep eden bir davada, ilk derece mahkemesinin hüküm fıkrasında bilirkişi raporunun karar eki sayılmasına yönelik ibarenin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesindeki hükmün açık ve infaza elverişli olma şartına aykırı bir usul hatası oluşturduğunu saptamıştır; bu nedenle, yeniden yargılamayı gerektirmeyen söz konusu hata, bölge adliye mahkemesinin red kararının kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararındaki ilgili ibarenin silinerek hükmün bu düzeltilmiş şekliyle onanması suretiyle giderilmiştir.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ereğli(Konya) 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, SGK kayıtlarında işe giriş çıkış tarihlerinin ███████-███████ olarak göründüğünü, belirterek ███████-███████ tarihleri arasındaki çalışmasının sigortalı çalışma olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, kesintisiz ve sürekli çalışma iddiasının doğru olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 23.08.2003-23.11.2004 tarihleri arasında askere gitmiş olması ve geldiği günü takip eden gün iş yerinde çalışmaya başlayamayacağı değerlendirildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile
a)Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 09.12.2022 havale tarihli raporda, bilirkişinin belirttiği şekilde davacı ...'ın davalı ...'nde, SGK'ya bildirilen çalışma süreleri dışlanarak;
01.12.2004-31.12.2004 döneminde 30 gün,
01.01.2005-31.12.2005 döneminde 360 gün,
01.01.2006-22.05.2006 döneminde 142 gün, davacının 23.05.2006 tarihinden itibaren hizmetlerinin bildirildiği) çalıştığının ve çalıştığı bu sürelerin Kuruma bildirilmediğinin tespitine, bilirkişi raporunun karar ekinden sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri süresi içinde istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davanın tümden kabulü gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının işbu davanın açılmasında hukuki yararının bulunmadığını, Kuruma başvurulmadan doğrudan dava açıldığını ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/son maddesindeki: “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü uyarınca hüküm fıkrasının infaza elverişli ve açık olması gerekmektedir.
Hükümler, davayı esastan çözümleyen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardır. Hüküm ile taraflar arasındaki uyuşmazlık sona erer ve hüküm kesinleşince artık o uyuşmazlık hakkında yeni bir dava açılamaz. HMK'nın 297/son maddesi gereğince hüküm fıkrasının açık olması taraflara bahşedilen vazife ve haklar, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde yazılmalı, hüküm infazı kabil olmalıdır. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
İnceleme konusu eldeki davada, hükümde bilirkişi raporunun karar eki sayılmasına yönelik ibarenin HMK 297. maddeye aykırı olarak hüküm fıkrasında yer verilmesi, yukarıda belirtildiği üzere usul ve yasaya aykırı olup hatalıdır.
Ne var ki bu konunun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurumun sair temyiz itirazlarının reddine;
2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi hükmünün 1. maddesinden "...bilirkişi raporunun karar ekinden sayılmasına,." ibaresinin silinerek hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!