İş kazasında ölenle şirket arasındaki hukuki ilişkinin hizmet akdi mi eser sözleşmesi mi olduğunun tespitinde, parça başı ödemenin eser sözleşmesi anlamına gelmediği, tanık ifadeleri ve tarafların amacı eksik değerlendirilmesiyle bozma kararı.
Özet: Davacı şirketin, vefat eden işçi ile kaza tarihinde hizmet akdi bulunmadığının tespiti talepli davasında, ilk derece ve istinaf mahkemelerince verilen kabul kararları, Yargıtay tarafından; hizmet akdi ile eser sözleşmesi arasındaki ayrımın hukuki ilkeleri çerçevesinde yeterli inceleme yapılmadığı, ceza yargılamasındaki tanık beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmediği ve eksik inceleme ile yanılgılı değerlendirme yapıldığı gerekçeleriyle bozulmuştur.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı Kurum ile davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.12.2013 tarihinde meydana gelen kazada hayatını kaybeden ... ile müvekkili şirket arasında hizmet ilişkisi bulunmadığını, dava dışı ... Yapı Kooperatifinin 7. Blok inşaatının kapılarının ihalesinin alt iş vereni olarak müvekkili şirketin işi aldığını, müvekkilinin kapı takma işini ... ... ve ... isimli kendi adlarına bağımsız iş yapan kişilerle anlaşarak verdiğini, bu hususun ...'in ortağı ... tarafından ceza mahkemesinde doğrulandığını, ölen ile müvekkili arasında eser sözleşmesinden doğan ilişki bulunduğunu belirterek, bahsi geçen mütevaffa ... ile müvekkili şirket arasında kazanın meydana geldiği 14.12.2013 tarihinde hizmet akdine dayalı iş ilişkisi olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, davanın SGK aleyhinde açılması gerektiğini, davacınını iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sorumluluktan kurtulmaya yönelik olduğunu, taraflar arasında bağımlılık ve ücret koşullarını ihtiva eden hizmet akdinin söz konusu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı yönünden davanın reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak Kurum işleminin yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
3.Asli müdahil .... Konut Yapı Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffanın sözleşme ile belirlenen işin yapılması için davacı şirket tarafından gönderilen bir kişi olduğunu, tüm tanık ifadeleri dikkate alındığında aralarındaki ilişkinin hizmet akdine dayalı olduğunu, iş bu tespit davasının hiçbir hukuki sebebinin bulunmadığını, Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporlarında, SGK tarafından düzenlenen kayıt tetkit tutanağında ve SGK'nın 15.04.2015 tarihli inceleme raporunda ...'in davacı taraf ile iş ilişkisi içinde olduğunun, gerek resmi Kurumlarca gerek uzmanlarca ve hatta davacı şirket sahiplerinin kendi beyanları ile kabul edilmesi karşısında davacı tarafından açılan işbu tespit davasının hiçbir hukuki mesnedinin bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2020 tarihli kararı ile davanın kabulüne, davacı şirket ile ... ... arasında kazanın meydana geldiği 14.12.2013 tarihi itibari ile hizmet ilişkisi bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum, davalılar ..., ... ve ... ve asli müdahil ... Yapı Kooperatifi vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.02.2022 tarihli kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.02.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum, davalılar ..., ... ve ... ve asli müdahil ...Yapı Kooperatifi vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece; "Yukarıda açıklanan ilkelere göre bir işin karşılığında ücret ödemesinin parça başı şeklinde olması, eser sözleşmesi kapsamında olduğuna delil olmaz. Çalışanın kendi aletleri ile çalışması veya götürü hizmet sözleşmelerinde ücretin, yapılacak işe göre toptan kararlaştırılması imkan dahilinde bulunduğundan, tarafların belli bir fiyat üzerinden anlaşmaları istisna akdinin varlığını göstermediği gibi, götürü sözleşmelerde, bir süre için hizmet etme borcunun mu, yoksa önceden belirlenmiş bir sonucun meydana getirilmesi borcunun mu yüklenildiğinin şüpheli bulunduğu durumlarda, araştırma yapılarak tarafların amacı, durumu ve yaşam deneyimleri gözetilip hukuki ilişki saptanmalıdır.
...Mahkemece ceza yargılaması sırasında dinlenen tanık beyanları ile bu davada dinlenen tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeksizin, ceza yargılamasında tespit edilen hususlar değerlendirilmeksizin ve yukarıda açıklanan hizmet akdi unsurları irdelenip tartışılmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Ayrıca yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesinin b bendine göre işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle meydana gelen kazanın iş kazası sayılacağı gözetilerek iş kazasının hangi sigortalılık niteliğinde geçtiği usulünce belirlenip sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " Davacı şirketin davalı ...Yapı Kooperatifinden inşaatın kapı yapımlarının ihalesini aldığı, davacı şirketin ... ... ile kapıların montajı için anlaştığı, tanık ...'ın ... ile birlikte seyyar marangoz olarak serbest çalıştıklarını, kapı sayısına göre ücretin hesaplandığı ve montaj için kendi aletlerini temin edip kullandıklarını beyan etmiş olması nazara alındığında ... ile işveren arasında zaman ve bağımlılık ilişkisi olmadığı, kendilerine önceden belirlenmiş bir sonucun meydana getirilmesi borcunun yüklenildiği ve bir hizmet sözleşmesi bulunmayışı da gözetilerek taraflar arasındaki ilişkinin istisna akdi kapsamında kaldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı şirket ile ... ... arasında kazanın meydana geldiği 14.12.2013 tarihi itibari ile hizmet ilişkisi bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ..., ... ve ... vekili özetle;
1. Mahkemece deliller hatalı olarak değerlendirilmiş olup Mahkemenin davanın kabulüne yönelik kararının açıkça usul ve yasaya, kamu düzenine ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu,
2.Davacının, Kurum nezdinde itiraz prosedürünü takip etmeden dava yoluna gittiğini, davanın “hukuki yarar yokluğundan” reddi gerektiğini,
3. Davanın müvekkilleri açısından “husumet yönünden” reddi gerektiğini, davanın husumet ve hukuki yarar yokluğundan reddedilmemesi halinde davanın esas yönünden reddi gerektiğini,
4. SGK kayıtlarına göre müteveffanın kazadan önceki dönemde davacı şirket nezdinde sigortalı ve bağımlı çalışmasının var olduğunu, o zaman sigortası yapıldığı halde bu defa sigorta girişinin yapılmamasının sebebinin müteveffanın emekli olması olduğunu, somut olayda bağımlılık ve ücret koşullarını ihtiva eden tipik bir hizmet akdinin söz konusu olduğunu,
5.Tanık ... ve ... isimli kişilerin de hizmet cetvellerinde davacı nezdinde sigorta kayıtlarının olduğu ortaya çıkmış olup, bu kişilerin davacıyı hukuki sorumluluktan kurtarmaya yönelik beyanlarda bulunduklarını, gerçeği gizlediklerini, Mahkemece bu beyanlara itibar edildiğini,
6. Vergi dairelerinden yapılan araştırmada müvekkillerinin murisi ... ...'in adına iş yeri ve vergi kaydı olmadığını, dolayısıyla kendi namına bağımsız bir çalışmasının olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili özetle;
1.Tek başına tanık beyanları ile davanın ispatlanamayacağını, davacı tarafın idari para cezasına itirazı veyahut iptaline ilişkin bir davası da mevcut olmadığını, dolayısıyla idari para cezasının kesinleştiğini, davacının bu davayı açmakta haksız olduğunu,
2.Davacı yanın sadece işe ait el malzemelerinin mütevvefaya ait olduğu tespitinden yola çıkarak bağımsız çalıştığını iddia etmesinin yetersiz bir varsayımdan öte geçmediğini,
3.Mütevvefa emekli olduktan sonra davacı tarafından, yasal sorumluluktan kaçma maksatlı sigortasız şekilde çalıştırıldığını, nitekim önceki dönemlerde davacı yanında dönemsel SGK kaydının olmasından bu durumun anlaşıldığını,
4.Davacı şirketin diğer davalı kooperatifin kapı işini taşeron olarak aldığını, imzaladığı sözleşme ile inşaatın “imalat ve montaj” işini tümüyle yüklendiğini, dosyada mevcut sözleşmenin 5. maddesinde açıkça belirtildiği üzere: “Taşeron iş yerinde çalıştıracağı işçi ve personeli yürürlükte olan 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre çalıştıracaktır.” diye belirtmek suretiyle açıkça davacının kendisinin de sözleşmeyle kabul ettiği üzere ... davacının 4857 sayılı Kanun anlamında işçisi olduğunu,
5.Müvekkili Kurumun yapmış olduğu işlemlerin usul ve yasaya uygun olup ayrıca bu tür davalarda yasal hasım olduğunu, her halükarda yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı şirket ile davalı ...,... ve ... murisi arasında kaza tarihinde hizmet ilişkisi bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum, davalılar ...,... ve ... vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum ile davalılar ...,... ve ... vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Fazla yatırılan temyiz yolu başvuru harcı ve aşağıdaki temyiz harcının ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!