Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan, sigorta şirketinin ödediği hırsızlık tazminatının rücuen tahsiline ilişkin itirazın iptali davası.
Özet: Bir sigorta şirketi (davacı), inşaat sahasındaki hırsızlık nedeniyle sigortalısına ödediği tazminatı rücuen tahsil etmek amacıyla, güvenlik hizmeti sağlayan danışmanlık şirketine (davalı) karşı itirazın iptali davası açmıştır. Davacı, davalının personelinin hizmet sözleşmesi kapsamındaki kusurlu davranışları sonucu hırsızlığın gerçekleştiğini iddia ederken, davalı ise yetkisizlik itirazında bulunmuş ve sigorta poliçesi ile davalı arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, dolayısıyla rücu alacağından sorumlu olmadığını savunmuştur.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı ..... Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.'nin sigortalısı, dava dışı ...... İnş. Elekt. Mak. Müş. ve Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin sigorta ettireni olduğu, ...... numaralı, 26.08.2020-12.02.2023 vadeli İnşaat Tüm Riskler Sigorta Poliçesi tanzim olunduğunu, 11.12.2022 tarihinde Küçükçekmece/İstanbul adresindeki ..... Mahalle ..... Etap .... Kısım Konut ve Ticaret İnşaatları (Müvekkili şirket tarafından teminat altına alınan sigortalıya ait adres) ile Altyapı ve Çevre Düzenleme İnşaatının otopark zemin katta bulunan depo kapısı kilidinin kanırtılarak içeri girildiği elektrik kabloları ve ekipmanların çalındığı, muhatap firma çalışanı güvenlik görevlisinin özellikle araç giriş olmak üzere ve çıkışında gerekli kontrolleri yapmadığı, yapılan tespitler ve soruşturma evrakları uyarınca poliçe teminatı gereği müvekkili şirket tarafından sigortalısına 13.01.2023 tarihinde 27.167,93-TL tazminat ödemesi yapılmış olduğunu, davalı şirket ile dava dışı sigortalı şirketin alt işvereni ..... İnşaat Elektrik Makine Müşavirlik ve Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti. arasında, Danışmanlık Hizmetleri Sözleşmesi mevcut olduğunu, iş bu sözleşmenin ekte sunulmuş olduğunu, davalı şirketin söz konusu sözleşme hükümlerine aykırı davranmış olup, gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek dürüstlük kuralı çerçevesindeki yasal yükümlülüklerini gereği gibi ifa edememiş olduğunu, ilgili sözleşmenin 4.7. maddesinde, "danışmanlık personellerinin kusur ve/veya ihmallerinden kaynaklanan tüm zarar ve ziyanlardan yüklenicinin sorumlu olduğu" hüküm altına alınmış olduğunu, ekli ekspertiz raporu ve diğer evraklar ile de sabit olduğu şekilde, danışmanlık hizmetleri sözleşmesi hükümleri uyarınca, davalı şirketin personelinin, özellikle araç giriş olmak üzere ve çıkışında gerekli kontrolleri yapmaması sebebi ile kusurlu olduğunun sabit olduğunu, T.T.K. 1472. maddesine göre, müvekkili şirketin poliçe gereği ödediği tazminat miktarınca sigortalısının talep ve dava haklarına halef olması sebebiyle, sigortalıya ödenen tazminat tutarının müvekkili şirkete ödenmesi talebiyle davalı şirkete yapılan başvurudan sonuç alınamaması üzerine, söz konusu alacağının davalıdan tahsili talebiyle, Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. ( Yeni Dosya no : Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün...... E.) sayılı dosyasından başlatılan takibe davalı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş ve takibin durmuş olduğunu, zorunlu arabuluculuğa başvuru yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu beyanla; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile davalı şirketin Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... E. ( Eski No: Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... E.) sayılı dosyasına yapmış oldukları, haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı alacaklı tarafından, müvekkili aleyhine açılan Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas (Eski esas Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ..... Esas) sayılı dosyası ile rücu alacağının ödenmesi talepli icra takibi başlatılmış olduğunu, dava dışı ..... İnşaat Elektrik Makine Müşavirlik ve Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd Şti ile müvekkili arasında imzalanan 19.10.2020 tarihli Danışmanlık Hizmetleri Sözleşmesine göre, taraflar arasında işbu sözleşmeden kaynaklanabilecek uyuşmazlıklarda, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunun açıkça belirtilmiş olduğunu, davacının, rücu hakkı alacağı olduğu iddiası ile müvekkiline dava açtığından, işbu davayı görmeye İstanbul Adliyesi Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu sebeple, öncelikle, dosyada yetkisizlik kararı verilerek, dosyanın yetkili İstanbul Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, davacının, dava dilekçesine ekli 26.8.2020 başlangıç tarihli ..... poliçe nolu poliçedeki sigortalısının talep ve dava haklarına sahip olup, ilgili poliçede, sigortalının ..... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. olduğunu, sigortalı .... Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile müvekkili arasında herhangi bir danışmanlık hizmetleri sözleşmesi bulunmadığını, müvekkilinin takip konusu borçtan herhangi bir hukuki sorumluluğu bulunmadığını, sigortalının, hak ve alacaklarına halefiyet ilkesi gereği, alacaklıınn; sigortalının müvekkiline karşı kullanamadığı bir haktan dolayı, rucuen tazminat talep edemeyeceğini, bu sebeple, davacının sigortalısına ödenen tazminattan dolayı da müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca, dava dilekçesine eklenen delillerden, çalındığı iddia edilen malzemelerin faturalarının hiçbirinin, davacının sigortalısı adına olmadığını, tüm faturaların, davadışı ..... İnşaat...Şti ve ..... Elektrik..Şti adına olduğunu, eksperin, eksik veya hatalı değerlendirmesi sonucu düzenlediği rapora göre, sigortalıya ödeme yapılmış olduğu anlaşılmakla ve davacının, rücuen tazminat talebini ancak sigortalısı adına kullanması gerektiğinden, aktif dava ehliyeti de bulunmadığını, müvekkilinin işbu davada taraf sıfatı da bulunmadığını, husumet itirazlarının kabulünü, davanın esasına girilmeden usulden reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, alacaklının, takip konusu alacakla ilgili olarak, daha önce müvekkiline 12.7.2023 tarihli ihtarname göndermiş olup, bu ihtarnameye 25.7.2023 tarihli cevabi ihtarname ile cevap verilmiş olduğunu, rücuen alacak talebinin 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, takip tarihinin 1.8.2024 olduğunu, davanın zamanaşımına uğramış olduğunu, zamanaşımı itirazı yapıyor olduklarını, ayrıca, 1 yıllık hakdüşümü süresinin de geçmiş olduğunu, davanın esasına girmeden davanın zamanaşımı ve hakdüşürücü süreler geçtikten sonra açılması sebebiyle usulden reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, müvekkilinin güvenlik firması olmayıp, bir danışmanlık firması olduğunu, müvekkilinin takip konusu borçtan dolayı herhangi bir hukuki sorumluluğu bulunmadığını, iddia olunan 11.12.2022 tarihinde, müvekkili ile, sigortalının taşeronu olan ..... İnşaat..Şti ile arasında █████/2020 başlangıç tarihli Danışmanlık Hizmetleri Sözleşmesi bulunmakta olduğunu, ekspertiz raporunda, ilgili sözleşme ile davadışı ..... İnşaat ...Şti'ye bekçilik hizmeti verildiği yazılmış olup, eksperin bu kanıya ne şekilde vardığının anlaşılamadığını, kaldı ki, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşmenin birkaç yerinde güvenlik kelimesinin geçmesinin, sadece bir yazım hatasından kaynaklanmış olup, sözleşme bir kül halinde incelendiğinde, tarafların sözleşme yapılmasındaki gerçek amacının, Danışma görevlisi istihdamının sağlanması olduğunun açıkça anlaşılacak olduğunu, nitekim müvekkili ile, sigortalının taşeronu olan ...... İnşaat..Şti ile arasında █████/2020 başlangıç tarihli Danışmanlık Hizmetleri Sözleşmesi 2. maddesinde sözleşmenin konusunun açıkça yazılı olduğunu, davacının, dava dilekçesi ekinde sunduğu işbu sözleşmeye sonradan elle yazılan ibareleri kabul etmiyor olduklarını, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için müvekkilinin, bir tazminat sorumluluğu olduğu varsayıldığında dahi, müvekkilinin, davacının sigortalısına karşı herhangi bir taahhütü bulunmadığını, bu sebeple, açılan davanın baştan haksız ve mesnetsiz olduğunu, kabul etmiyor olduklarını, kaldı ki, İstanbul BAM 17.HD, benzer nitelikteki bir davada, üstelik özel güvenlik sözleşmesinin varlığına rağmen, dava dışı sigortalı ile yapılan bir özel güvenlik hizmetleri sözleşmesinin bulunmaması sebebiyle, özel güvenlik şirketine karşı yapılan rücuen tazminat talebinin reddedilmesi gerektiğine dair karar vermiş olduğunu, iddia olunan 11.12.2020 tarihli hırsızlık iddiası ile ilgili, müvekkiline olay sonrası gönderilen herhangi bir bilgi, uyarı, ihtar ve talepte bulunulmamış olduğunu, sigortalının, müvekkiline, TTK göre, münasip olan en kısa zamanda bir ihbarda bulunması gerektiğini, müvekkilinin, ilgili olaydan, aleyhine açılan icra takibi ile haberdar olduğunu, süresinde yapılmayan ihbardan dolayı, sigortalı ve dolayısıyla davacının müvekkilinden herhangi bir talepte bulunamayacağını, davacının, dava dilekçesinde, takip ve dava konusu alacağını “ 11.12.2022 tarihinde Küçükçekmece / İstanbul adresindeki .... Mahalle ..... Etap .... Kısım Konut ve Ticaret İnşaatları İle Altyapı ve Çevre Düzenleme İnşaatının otopark zemin katta bulunan depo kapısı kilidinin kanırtılarak içeri girildiği elektrik kabloları ve ekipmanların çalındığı,muhatap firma çalışanı güvenlik görevlisinin özellikle araç giriş olmak üzere ve çıkışında gerekli kontrolleri yapmadığı, yapılan tesbitler ve soruşturma evrakları uyarınca, poliçe teminatı gereği, müvekkil şirlet tarafından sigortalısına 13.01.2023 tarihinde 27.167,93 TL tazminat ödemesinde bulunulduğu” iddiasına dayandırmış olduğunu, öncelikle, sadece sigortalının beyanına dayalı olarak düzenlenen ekspertiz raporunda, sigortalının gösterdiği kanırtılmış bir kapı kilidi dışında, başkaca hiçbir delil sunulamamış olduğunu, sadece bir depo kapısının kanırtılmış olmasının, orada gerçekten bir hırsızlık olayının gerçekleştiğine delil olamayacağını, hırsızlığın yapıldığına dair bir karineden öteye geçmeyen kapının kanırtılması işleminin, her zaman- bir delil yaratmak için- sigortalı tarafından da yapılmasının mümkün olduğunu, ikincisi, dava dilekçesine ekli ekspertiz raporu incelendiğinde, tazminat ödemesi yapılan malzemelerin, sigortalıya ait olduğuna dair de bir delil sunamadığının görülmekte olduğunu, aksine, çalındığı iddia edilen malzemelerle ilgili olarak ekspere sunulan faturalardan da anlaşılacağı üzere, bu malzemelerin mülkiyetinin ya ...... firmasına ya da ..... Elektrik firmasına ait olabileceğini, böyle dahi olsa, sigortalının sunduğu faturalardaki malzemelerin gerçekte, kilidi kanırtılmış depoda olduğunun da ispata da yetmeyecek olduğunu, dava dilekçesine ekli faturalardaki malzemelerin, inşaat alanına bırakıldığına dair, herhangi bir irsaliye, kamera görüntüsü veya teslim tutanağı da mevcut olmadığını, aksine, eksper raporu 8. sayfada, kablo sevk irsaliyelerinin teslimat adresinin ..... İnşaat ...Şti genel merkezi olarak göründüğünün açıkça yazılmış olduğunu, malzemelere ilişkin faturalar şirket merkezine düzenlenmişse de, en azından irsaliye, teslim tutanağı vs. ile işbu malzemelerin depoda tutulduğunun ispatlanması gerektiğini, ekspertiz raporunda da faturalara ilişkin benzer tespitler yapılmış olduğunu, yine, ekspertiz raporunda, sigortalının işletme amiri ......'ün, hırsızlık olayları sebebiyle stoklu çalışmadıkları ve olağan işleyiş sırasında ihtiyaç olunan kablo alımı yaptıklarını beyan ettiğinin yazılı olduğunu, davacının sigortalısının işletme amirinin bu açıklamayı yaparken, satın aldıkları faturaların neden sigortalı adına düzenlenmediğinin eksper tarafından araştırılmadığı, sadece beyana dayalı taleplerin makul olduğu gibi yetersiz gerekçe ile afaki tazminat hesaplaması yapılmış olduğunu, davacının, sigortalısının gerçek zararını ispat etmesi gerektiğini, davacının sigortalısının tek taraflı beyanı dışında, gerçekten hırsızlık olayının yaşandığı, çalındığı iddia edilen malzemelerin depoda tutulduğunun ispatı yanında, gerçek zarar miktarının da ispat edilmesi gerektiğini, davacının, sigortalısına, sırf beyan ve talebe göre ödeme yaptığı ekspertiz raporuyla sabit olup, davacının, sigortalının hırsızlık iddiasını olduğu gibi, ödeme yapılan eşyaların da gerçekten depoda bulunduğunu, çalındığını ve miktarını da ispatla yükümlü olduğunu, öte yandan, davacı vekilinin dosyaya sunduğu deliller arasında ödeme dekontu olduğu belirtilmişse de, ekli deliller incelendiğinde, ödeme dekontuna rastlanmamış olduğunu, ödeme dekontunun mahkememize sunulmasını talep ediyor olduklarını beyanla; öncelikle YETKİSİZLİK kararı verilmesine, dosyanın yetkili İstanbul Mahkemelerine gönderilmesine, usule ilişkin itirazları nedeniyle davanın öncelikle usulden reddine, dava usulden reddedilmez ise, davanın esastan reddine, tüm yargılama giderleri ile ücreti vekâletin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca BK'nın 73. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89.) maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir.
Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.
6100 sayılı HMK'nun 17. maddesinde "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." düzenlenmesine yer verilmiştir. Kesin yetki durumunda yetki sözleşmesi yapılamaz. Nitekim HMK'nın 18.maddesinde açıkça; "Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapılamaz." hükmüne yer verilmiştir.
"Dava, sigorta şirketi tarafından sigortalısının halefi olarak açıldığına göre, davacı sigorta şirketinin yetkili icra dairesinde takip başlatıp başlatmadığı hususunda sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır. Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir." şeklinde vurgulanmaktadır. İİK'nın 50. maddesi uyarınca para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. HMK'nın 17. maddesi ise; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmünü düzenlemektedir. "HMK’nın 17. maddesinin “Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” şeklindeki ikinci cümlesi hükmüne göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin, kanunda bu tabir kullanılmamış ise de münhasır yetkili mahkeme olacağı kabul edilmelidir. Münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır. Görüldüğü üzere, HUMK hükümlerinden farklı olarak HMK uygulamasında, taraflar salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırabilmektedirler. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar" ( Yargıtay HGK'nın 2017/(13)3-1991 Esas, ████████ Karar sayılı kararı). ( İstanbul Bam 17. Hukuk █████████ E.-███████ K. Sayılı İlamı ) "
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık; her iki tarafın kabulünde olan "Danışmanlık Hizmetleri Sözleşmesi" kapsamında davalının sunduğu hizmete ilişkin olup uyuşmazlık temeli belirtilen sözleşmeye ilişkindir. Belirtilen sözleşmenin 9. Maddesinde sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların İstanbul Mahkeme ve İcra daireleri yetkilidir şartının yer aldığı görülmektedir. Davalı tarafın cevap dilekçesi ile birlikte yetki ilk itirazında bulunduğu, cevap dilekçesinin süresinde sunulduğu, davacı sigorta şirketinin dava dilekçesi ekinde sigortalının ve davalının imza ve kaşesini taşıyan hizmet sözleşmesinin sunulduğu, bu sözleşmede uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemeleri'nin kararlaştırıldığı görülmüştür.
Buna göre Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davanın ve dava konusu alacağa dayanak olan sözleşmenin tarafların kabulünde olduğu, sigortalının ve davalının ticari şirket olmaları nedeniyle tüzel kişi tacir sıfatına haiz oldukları, 6100 sayılı HMK'nun 17. Maddesinde tacirler arasında yetki sözleşmesinin düzenlenmesine cevaz verildiği, her iki taraf da tacir olduğundan yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, somut uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle kesin yetki halinin mevcut olmadığı görülmektedir. Bu doğrultuda davacı tarafından iş bu davanın yalnızca yetki sözleşmesinde kararlaştırılan görevli ve yetkili İstanbul Ticaret Mahkemelerinde açılabileceği kanaatine varılarak, davaya bakmaya mahkememiz yetkili olmadığından HMK 114/1-ç ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Dava dilekçesinin yetki yönünden USULDEN REDDİNE, Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-Yetkili Mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi OLDUĞUNA,
3-Yetkisizlik kararının İstinaf yasa yoluna başvurulmadan kesinleşmesi durumunda, kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE; Mahkememizin yetkisizliğine dair kararın İstinaf yasa yolundan geçmek suretiyle kesinleşmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde (HMK 20. maddesi) Mahkememize başvurması halinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Süresinde müracaat edilmemesi halinde HMK 20/5 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, bu usuli kararın verilmesi ve bu kararla birlikte harç hususunun re'sen karara bağlanması hususlarının re'sen gözetilmesine; re'sen gözetilmesi gereken hususlar dışında kalan yönlerden ise gerekirse talebe bağlı olarak değerlendirme YAPILMASINA,
5-HMK' nın 330/2 maddesi gereğince harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin yetkili mahkeme tarafından DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025
Katip .....
Hakim .....

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!