Ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacı şirketin fatura ve cari hesaba dayalı bakiye alacak talebine karşılık davalının husumet yokluğu ve ödeme iddialarının incelendiği yargılama.
Özet: Ticari ilişkiden kaynaklanan mal ve hizmet bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalıların haksız ve kötüniyetli itirazlarının iptalini talep eden davacı, davalıların ürün teslimini kabul ettiğini ve borcun varlığını ikrar ettiğini, ancak ödeme iddiasının ispat yükünün kendilerinde olduğunu belirterek takibin devamını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini isterken; davalı taraf, söz konusu borcun dayanağı herhangi bir ticari işlem veya sözleşme bulunmadığını, sunulan faturaların ve cari hesap kayıtlarının kendileriyle bağlantılı olmadığını ve husumet yokluğunu iddia ederek davanın reddini savunmaktadır.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı ve müvekkili şirket arasında ticari ilişki sonucu mal ve hizmet alımına ilişkin Zile İcra Müdürlüğü'nün ....... E. sayılı icra dosyası ile takibe dayanak teşkil eden ekte sunulan cari hesaba konu faturalar düzenlenmiş olduğunu, davalı şirket tarafından dava ve icra konusu edilen faturaya ilişkin kısmı ödeme yapılmış olup müvekkilinin bakiye alacağının tahsili amacıyla Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosyası ile icra takibine geçilmiş olduğunu, icra dosyasında düzenlenen ödeme emri davalı .... ve .....'a 28.04.2025 tarihinde tebliğ edilmiş ancak muhatapların adreste bulunmadığından tebligatların iade olduğunu, davalılar tarafından 21.04.2025 tarihinde icra dosyasında, borca ve ferilerine itiraz edilmiş ve icra müdürlüğünce düzenlenen tensip zaptıyla takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, davalıların, alacağın likit ve muayyen olmasına rağmen haksız ve kötüniyetli olarak icra dosyasında borca, borcun ferilerine haksız ve kötüniyetli, olarak itiraz etmiş olduklarını, itirazın iptali ve icra ve inkar tazminatı talepleri için huzurda görülecek olan dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna dava şartı olduğundan başvurulmuş olduğunu, ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu, davalılardan .....'ın 21.04.2025 tarihli borca itiraz dilekçesinde " 1 adet lazer 1 adet G8 toplam 2 cihaz için 550.000 TL'ye anlaştım. 21 Aralık 2024'te 2 cihazı getirdi. Ödemesini nakit olarak bana verirse 50.000 TL indirim yaparım....elden ödeme yaptım. Ürünler geldiği için bende parayı elden teslim ettim" şeklinde beyanı ile cihazların yani malların geldiğini kabul ederek borcunu kabul etmiş olduğunu, bilindiği üzere HMK 190 uyarıncan davalıların borca itiraz dilekçesinde doğrudan borcun varlığını kabul etmekte olup borçlarını ödediklerini iddia etmekte olduklarını, bu sebeple HMK gereği bu iddiasını ispat etmek zorunda olduklarını, zira davalı ...... tarafından 27.12.2024 tarihli kendi el yazısıyla imzalanmış bir senedin ellerinde bulunduğunu, bu nedenle davalıların borca itirazlarının haksız ve kötüniyetli olup zaten borçlu olduklarını kabul ettikleri bir icra takibinin gereksiz olarak sürüncemede kalmasının müvekkinin aleyhine olacağını, davalı tarafından içeriğine itiraz edilmeyen faturaların içeriğinin kabul edildiğinin aşikar olduğunu, bu nedenle davalı tarafça haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli olarak salt müvekkili şirketin alacağının tahsilini geciktirmek ve mağdur etmek maksadıyla hareket edilmiş olup işbu icra takibine itirazın iptalini talep ediyor olduklarını, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı icra dosyasına konu borca dayanak ticari ilişki sonucu mal bedeline ait bakiye alacağı olup davanın bu niteliği itibariyle bir miktar para alacağına ilişkin olduğunu, bu nedenle TBK m.89/1 ve HMK m.10 uyarınca alacaklı davacının muamele merkezinin bulunduğu yer icra dairesi ve mahkemesinin yetkili olduğunu beyanla; davalı tarafından Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasına yapılan borca itirazın iptaline ve takibin devamına, takibe haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ..... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesinde, taraflar arasında mal alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, Zile İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı takip dosyası dayanağı olarak sunulan cari hesaba konu faturaların bulunduğunu, davalı şirket tarafından faturaya ilişkin kısmi ödeme yapıldığı bakiye alacağın tahsili amacıyla eldeki davaya konu Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ..... Esas numaralı icra dosyasının açıldığını beyan etmekte olduğunu, öncelikle müvekkili .....'ın Zile İcra Dairesi ..... Esas sayılı takip dosyasının tarafı olmadığını, davacının bulunduğunu iddia ettiği fatura ve cari hesap kaydının da dosyaya sunulmamış olduğunu, kaldı ki bahse konu Zile İcra Dairesi dosyası UYAP ekranından sorgulandığında tarafların da eldeki davanın tarafları olmadığının görülmekte olduğunu, özetle eldeki dava konusu dosya ile Zile İcra Dairesi dosyası arasında bir bağlantı bulunmadığını, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, somut olayda müvekkili, dava konusu icra takibinde borçlu olarak gösterilmiş ise de davacı ile borcun dayanağı belge yönünden, taraflar arasında bir sözleşme, teslim tutanağı ve sair herhangi bir işlem ticareti gerçekleştirmediği bu yönde ispata yarar bir delilin dosyaya sunulmadığını, bu doğrultuda müvekkili ile ilgili borç arasında bağlantı kurulamamış olduğunu, müvekkilinin yalnızca diğer davalının eşi olması nedeniyle kendisinin borçlu gösterilerek alacak talep edilmesinin hukuka aykırı olup taraflarınca kabulünün de mümkün olmadığını, davacı tarafından senet mahiyetine haiz olmayan bir evrak ile genel haciz yoluyla takip başlatılmış olup ilgili dayanak belge incelendiğinde de müvekkilinin hiçbir şekilde bağlantısının bulunmadığının anlaşılacak olduğunu, davacının kötü niyetle müvekkilini icra takibine ve suç duyurusu ile muhatap bırakarak müvekkiline karşı hukuku bir tehdit olarak kullanmakta olduğunu, tüm talep ve dava haklarını saklı tutarak açılan davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, takip dayanağı evrak ile müvekkilinin bağlantısı olmadığı gibi belgenin senet vasfına da sahip olmadığını, davacının takip dayanağı ve dava dilekçesi eki olarak yalnızca diğer davalı ..... tarafından düzenlenen bir bono sunmuş olduğunu, sunulan evrakın bono vasfını taşımamakla birlikte evrak incelendiğinde müvekkilinin bizzat sorumluluğunu doğuracak nitelikte bir kayıt da bulunmadığının görülecek olduğunu, somut olayda takip dayanağı olarak sunulan bono incelendiğinde; lehtarın, düzenleme tarihinin ve vadenin yer almadığının görülmekte olduğunu, söz konusu kayıtların yer almaması zorunlu unsurlarda eksikliğe yol açacağından lehtarın yer almaması nedeniyle ilgili evrakın bono olarak sayılmasının mümkün olmadığını, her ne kadar eksik unsurlu bononun delil başlangıcı olabileceği düşünülse de ilgili evrakta ödemenin kime yapılacağı hususu mutlak zorunlu unsur olduğundan düzenlenen evrakın delil kabiliyetinin de bulunmadığını, bir başka deyişle davacı tarafın lehtarı olmadığı, boş biçimde imzalanan senet kabiliyeti bulunmayan evraka dayanarak icra takibine girişmiş olduğunu, iddia edildiği şekilde bir asıl ilişkinin varlığına dair herhangi bir sözleşme, fatura yahut başkaca ticari kayıt da sunulmamış olduğunu, HMK 190. maddesinde ispat yükünün iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağının düzenlenmiş olduğunu beyanla; açılan haksız davanın öncelikle müvekkiline karşı husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından usulden reddine, mahkememiz aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı .....'a usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabının incelenmesinde davalıların gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığının belirtildiği görüldü.Küçükköy Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabının incelenmesinde davalı ..... 'ın aktif mükellefiyet kaydının bulunmadığının belirtildiği görüldü.Başakşehir Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabının incelenmesinde davalı .....'ın herhangi bir mükellefiyet kaydının bulunmadığının, ancak mükellefin ..... vergi kimlik numaralı ...... ve Bakım Merkezi Ticaret Limited Şirketi'nin ortağı-yöneticisi olduğunun belirtildiği görüldü.Türk Ticaret Kanununun 4. Maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. Maddesinin ikinci fıkrasında , bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. Maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanununun 3. Maddesinde , "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.TTK'nın 14. Maddesine göre " bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. Maddesi hükmünce de ; iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK'nın 1463. Maddesinde de önce 17. Maddeye gönderme yapılarak , Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardar aşağıya gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. Maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. İkinci sınıf tacirler esnaf olarak kabul edilecektir.Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.Somut olayda davalılar tarafından Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali talebinde bulunmuş olup, ilgili icra dosyasının incelenmesinde takibin adi senede dayalı olarak başlatıldığı, senedin bono vasfının bulunmadığı, dosya kapsamı, ticaret sicil müdürlüğü ve vergi dairesi yazı cevaplarına göre davalıların tacir sıfatının bulunmadığı, uyuşmazlığın mutlak ticari davalardan olmadığı, nazara alındığında uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nın 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine, mahkememizin görevsizliğine,2-█████/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine,Dair davacı vekilinin ve davalı ..... vekillinin yüzüne karşı, diğer davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025Katip ......Hakim ......