İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin pastacılık ve dondurma sektöründeki tescilli markaların benzerliğinden doğan tecavüz ve haksız rekabet davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının 1998 yılından beri pastacılık, fırıncılık ve dondurma sektörlerinde kullandığı "..." markasına yönelik, davalının 30. sınıfta yer alan benzer emtialarda "..." ibareli markalarla gerçekleştirdiği tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması talebini konu edinmekte olup; davacı önceki lehte kararlara rağmen davalının benzer markaları kullanmaya devam ettiğini ileri sürerken, davalı kendi markalarının tescilli ve kullanımının yasal olduğunu savunmuş ve ilk derece mahkemesi, her iki tarafın markalarının 30. sınıfta yer alan kahve, pastacılık ürünleri ve dondurma gibi emtialar için özellikle "... " ve "... " kelimeleri yönünden benzer olduğuna hükmetmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ███████ Esas - ███████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Markaya Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi ve Durdurulması
DAVA TARİHİ
: █████/2016
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin █████/2022 tarih ███████ Esas - ███████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili, müvekkilinin 1998 yılından bu yana "..." markasıyla pastacılık ve fırıncılık mamülleri, dondurma üretimi, satışı ve yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri " kapsamında hizmet vermekte olduğunu, yıllardır "..." ibareli markasına maddi manevi yatırım yaparak, pek çok reklam faaliyetini yürüterek, şubeleşen ve yoğun bir bilinirliğe sahip bir firma haline geldiğini, davalı tarafından 30. sınıf emtia kapsamında başvurusu yapılan ██████████ numaralı . ... . Şekil ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından yapılan itirazın kabul edildiğini, müvekkilinin 2010 yılından bu yana gerek söz konusu hukuki süreçlerin devam etmesi, gerekse de iyi niyeti sebebiyle, davalı aleyhine herhangi bir hukuki sürece girmediğini, ancak ██████████ numaralı ve ██████████ başvuru numaralı markalarına müvekkili tarafından yapılan itirazların kabul edilmesi ve Ankara FSHM'de görülen davaların kararların müvekkili lehine çıkmış olmasına rağmen, davalının söz konusu markaları halen kullanıyor olması nedeniyle müvekkilinin ... markasına vaki tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin durdurulmasına, davalının ". ... / . ... ." şeklindeki ... esas unsurlu markaları kullanmasının men'ine, müvekkilinin ... markasına vaki tecavüz ve haksız rekabetin giderilmesine, devamının önlenmesine ilişkin tüm tedbirlerin alınmasına, davalının "... ... / ... .." şeklindeki ... esas unsurlu markaları ile müşteriye mal tesliminde kullandığı poşet, kutu ve ambalaj, broşür v.s özel ve resmi belgelerin tümünün imhası ile kullanmasının men'i ve tedbiren önlenmesine, davalıya ait dondurmaların satıldığı işyerlerinde ve davalı işyerinde ... markasını içeren, anımsatan dolap, tabela, pano kapı v.s ler deki iz ve işaretlerin kaldırılmasına, ilan yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin "... ..." markalarının TPE de tescilli olduğundan müvekkilinin markayı kullanmasının hem hak hem de yükümlülük olduğunu, markaların █████/2005 tarihinden bu tarafa ... A.Ş ile davacı .... Aş arasında yapılan lisans sözleşmesiyle ....'ya yıllarca kesintisiz olarak kullandırıldığını, 2003 yılından 2011 yılına kadar lisans ile kullanılan tescilli markaların kullanımının davacının iddia ettiği üzere markalarına tecavüz teşkil etmediğini, davacının dava dilekçesinde belirttiği Ankara 3 FSHM dosyalarının taraflarınca temyiz edilmiş olduğundan, Yargıtay kararı gereğince iş bu davaların bekletici mesele yapılmasını, davacının markasını pastane hizmetlerinde kullanırken, müvekkilinin Endüstriyel dondurma emtiasında kullandığını, tüketicinin dondurmanın özel konumunu ve pazardaki markaları bilmekte ve ayırt etmekte olduğunu, bu nedenle aynı mal ve hizmetin söz konusu olmadığını, müvekkilinin ülke çapında yoğun reklam kampanyaları ile markalarını tanıttığından müvekkilinin markalarını kullanmasının davacının yararına olduğunu, zararına olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı adına tescilli ve yukarıda tafsilatı verilen markalar ile davalı adına tescilli markaların nice sınıfları kapsamında; kahve, kakao, kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler, makarnalar, mantılar, eriştiler, pastacılık ve fırıncılık mamülleri, tatlılar, ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül, bal, arı sütü, propolis, yiyecekler için çeşni lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar, mayalar, kabartma tozları, her türlü un, irmikler, nişastalar, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler, sakızlar, dondurmalar, yenilebilir buzlar, hububattan imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, pirinç, pekmez ürünlerini içeren 30. Nice sınıfında kayıtlı olduğu, davacı markaları ile davalı markalarının ...ve ... sözcükleri yönünden benzer olduğu, her iki tarafa ait markalardaki esas unsurun bu ... ibaresi olduğu, bu itibarla ortalama tüketici algısı bakımından ... ibaresi dışındaki ibarelerin ve şekillerin baskın niteliklerinin bulunmadığı, ortalama tüketici algısı açısından baskın ve hakim unsurun ... kelimesi olduğu, bu itibarla bu ibareleri içeren davalı markalarının, davacının tescilli markaları ile karıştırma ihtimali ve yaratacak ve iltibasa neden olabilecek mahiyette olduğu, gerek bilirkişi raporu ve gerekse Mahkememiz gözlem ve değerlendirmeleri ile anlaşılmaktadır. Burada değerlendirme yapılırken somut olayın özellikleri dikkate alınarak genel bir yaklaşım sergilenmelidir. Bu kapsamda ilk olarak mal ve hizmet benzerliği ele alınmalıdır. Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken bunların ortalama tüketici kitlesi, kullanım amacı, fiyat, üretim, dağıtım ve satış kanalları ile bunların yerleri, rekabet , ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda taraf markalarının 30. Sınıfta yer alan malları kapsadığı, taraf markalarına ait mal ve ürünlerin aynı veya benzer olduğu, somut olay bakımından bu ürünlerin dondurma ürününe ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu benzerlik ve iltibas değerlendirmesinde mal ve ürünlerin benzerliğinin yanında göz önünde tutulması gereken bir diğer husus ise markaların ve markaları oluşturan ses, kelime, harf, işaret ve şekillerin benzerliğidir. Somut olayda taraflara ait markalarda ... ibaresinin yüksek derecede benzerlik içerdiği, taraflara ait tüm markalarda baskın ve hakim olan unsurun bu ibare olduğu gerek raporlardan gerekse mahkememizin yapmış olduğu değerlendirmelerden anlaşılmaktadır. Bu sebeplerle davacı markaları ile davalı markaları arasında gerek mal ve ürün ile bu mal ve ürünlerin 30. Sınıfta yer alması ve gerekse de bu ürünlerin üretim ve satışının yapıldığı markalardaki harf ve işaretlerin (... ibaresi) yükseklik derecede benzer bulundukları mahkememizce değerlendirilmiş ve kabul edilmiştir. Diğer yandan bu benzerlik ve iltibasın varlığı yukarıda belirtilen yargı kararlarında da açık bir şekilde tespit edilmiş ve bu tespitleri içeren kararlar Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Bu hususta taraflar arasında da bir ihtilaf bulunmamaktadır. Mahkememizce bu benzerlik ve iltibas durumu tespit edildikten sonra tartışılması gereken husus davalı tarafın herhangi bir kazanılmış hakka dayanan kullanımının olup olmadığı hususudur. Yüksek Yargıtayın kazanılmış hak konusundaki müstakar uygulamalarında bir işletme tarafından uzun süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek, markanın bir işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunarak önceki benzer markanın kapsadığı ürün çeşidini tüketiciye yenilenmiş bir marka imajıyla sunulması ve bu yolla marka sahibi bir işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de öncekilerde bağlantılı olduğu izlenimini veren yeni markalar yaratılması amacıyla önceki markalarda yer alan asıl unsurun yanına başka bir asli veya tali unsurlar eklenerek oluşturulan markaların seri marka olarak değerlendirilmesi mümkündür. Burada kazanılmış hakka dayanak olan asıl markanın kullanılmakta olması da gerekmektedir. Diğer yandan davalı tarafça kullanılan ve yukarıdaki kabule göre seri markalar olduğu anlaşılan, davalı markalarının ülke çapında yüksek oranda tanınmışlığı ve bilinirliğinin bulunduğu da yadsınamayacak bir gerçektir. Dosya kapsamında davalı taraf markanın kullanımı, tanıtımı ve bilinirliğinin arttırılması için faturalar, reklam filmleri ve yatırım harcamalarına ilişkin evraklara dayanmış ve bunları dosyaya ibraz etmiştir. Bu kapsamda davalı tarafça kullanılan ".. ... ...+ şekil" şeklinde ██████████ tescil numaralı marka uzun yıllardır davalı tarafça kullanılmakta olduğu ve seri markaların en eski tarihlisi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde, davalı yararına kazanılmış hak olgusunun tahakkuk ettiği hususunda mahkememizle vicdani kanı oluşmuştur. Bu sebeple davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, davalının 2016 yılındaki markasal kullanıma ilişkin tescil bulunmadığı, ██████████ numaralı "... ... .." ibareli markasına müvekkili tarafından yapılan itirazın kabul edildiği ve söz konusu markanın listeden çıkarılmasına rağmen bu hususun görmezden gelindiği, davalının ... ibaresini esaslı unsur olarak kullandığı, tescile uygun kullanmadığı, davalı adına devir edilmekle birlikte tescili için ██████████ no ile tescil istenilen markanın davacı yanca yapılan başvurusu neticesi reddedildiği ve davalı lehine tescil edilmediği, davalı tarafından da kabul edildiği, bu hususun mahkemece dikkate alınmadığı, bu şekildeki YİDK kararlarına itiraz edilmediği gibi durumun dava dışı ... .. tarafından da kabul edildiği, davalının davaya konu kullanımlarında görüleceği üzere ana unsurun "..." ibaresi olduğu, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davalı kullanımlarının esaslı unsurunun "... ..." değil "..." olduğu hususundaki taleplerinin incelenmediği, 2010 yılından bu yana davalının tüm markalarına itiraz edilmekle esasen itirazların davacı lehine sonuçlandığı, bilirkişi tarafından karşılaştırmaların eksik yapıldığı ve buna itiraz edilmiş ise de değerlendirmeye alınmadığı, davalı tarafından patent kurumuna marka başvurusu yapılmasına rağmen davacı yanca haklı itiraz edilmesi neticesi reddi sağlanan bir çok marka olduğu, bunların da bilirkişi tarafından değerlendirme alınmadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
:Dava, tescilli markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve meni istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Kural olarak marka hakkı bir işareti ilk kez oluşturup kullanan kişiye aittir. Bu husus, öğretide ve uygulamada gerçek hak sahipliği olarak tanımlanmış olup, 556 sayılı KHK’nin hükümlerinde de aynı ilke yer almıştır. Önceye dayalı hak sahibi olan kişi, markanın tesciline itiraz etmemiş ve yapılan tescil aleyhine hükümsüzlük davası açmamış olsa bile, tescilli marka hakkı sahibi, bu işareti önceden beri marka veya sair bir tanıtma işareti olarak kullanan kişiyi, bu tanıtma işaretini önceki kapsamı ile kullanmaktan men edemez. Diğer bir deyişle; tescilli marka sahibi daha sonra bu öncelik hakkı bulunan kişiye karşı dava açarak onu bu işareti kullanmaktan men edemez. ( Yargıtay 11. HD'nin 27.02.2014 tarih ve ██████████ E . - █████████ K. )
Marka hakkı, SMK’nın 7/1. maddesi hükmü gereği, tescille kazanılır. Bununla birlikte marka hakkının tescille kazanılmadığı istisnai haller de mevcuttur. İstisnalardan biri, önceye dayalı tescilsiz marka hakkıdır. Marka hakkı, tescil olmaksızın, kullanımla da elde edilmiş olabilir. Diğer deyimle, işletme bir işareti marka olarak seçmiş, kullanmaya başlamış ve tanıtmış; marka altında belli bir itibar yaratmış olabilir. Bu takdirde tescilden önceki kazanılmış hak, sahibine SMK 6/3. maddesi hükmü gereğince yerine göre bir savunma aracı veya yerine göre başvurunun reddi ve hükümsüzlük talepleri için kullanılabilecek bir üstünlük sağlamış olur.
Eldeki dava dosyasına konu somut olayda, davaya konu markalar ile davacının pastane hizmetinde faaliyette bulunmakla birlikte hem fırın malulleri hem de dondurma satışı yaptığı, davalı yanın ise hazır dondurma satışı yaptığı, tarafların faaliyet konusunun NİCE 30. Sınıf kapsamında olduğu gibi markalarının da bu sınıf kapsamında tescilli olduğu, davacının ████████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████ nolu tescilli markalarının, davalının ise ██████████, ███████████, ███████████ nolu tescilli markalarının olduğu, davacının tescilli markalarında yer alan "orginal hand made ıce cream", "n'ice cream", "patissero", "patisserie" gibi kelimelerin 30. sınıf için tamamlayıcı nitelikte olmakla birlikte ortalama tüketici algısı bakımından baskın niteliklerinin olmadığı, hakim unsurun "..." kelimesi olduğu, davalının tescilli markalarındaki yer alan "sandwich", "junior", "dondurma keyfi" gibi kelimelerin 30. sınıf için tamamlayıcı nitelikte olmakla birlikte ve ayırt edicilikten yoksun olduğu, ...ve ... kelimeleri ise ayırt edici niteliğe sahip olmakla ... ibaresinin markanın tam ortasında ve büyük punto ile yazıldığı ve genel izlenime hakim sözcük unsurunun "..." ibaresi oluğu anlaşılmakla taraf tescilli markalarının mal/hizmet sınıfları aynı olmakla birlikte işaret benzerliği yönünden taraf markalarında dikkat çeken unsurun ... ibaresi olduğu, şekil ve sözcük unsurlarından oluşan markalarda tüketicilerin markalardaki sözcük unsuruna daha yüksek bir önem atfettiği, markasal çağrışımlarda ve işletmelerin ayırt edilmesinde şekli unsurlardan ziyade önceliğin sözcük unsurlarda olduğu, markalardaki sözcük unsurlarının tüketici açısından daha akılda kalıcı olacağı, taraf markalarında da şekil ve renk unsurundaki farklılığa rağmen tüketicinin ortak unsur olan ... sözcüğüne odaklanacağı, markalar arasındaki figüratif ve renk farklılıkları nedeniyle bir kısım tüketici markaların farklı olduğunun ayrımına varsa bile müşterek ... kelimesi nedeniyle ilişkilendirme anlamında markaların aynı veya bağlantılı kaynaktan geldiği yönünde yanılgıya düşebileceği ve bu surette iltibas tehlikesinin doğabileceği değerlendirilmekle birlikte dosya taraflarının da yer aldığı şekilde davalı adına yukarıda numaraları verilen tescilli markalara yönelik görülen ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen ilamlarda adı geçen dava dışı .... .. tarafından daha evvelden yapılmakla birlikte davalıya devir edilen ██████████, ███████████ nolu markaların bu sebeple davalı adına tescil edildiği anlaşılmakla davalı lehine kazanılmış hak oluşturduğunun kabul edildiği, adı geçen dava dışı şirkete ait ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████ nolu tescilli markalardan ██████████ nolu marka 2003 yılında tescil edildiği, bilirkişi raporunda görseli mevcut söz konusu tescilli markaya bakıldığında ... ibaresinin markanın ortasında, ortalama bir tüketicinin dikkatini çeken ibare olduğu ve davalı yararına feragati yapılarak davalı adına ██████████ no ile tescil edildiği ve halen davalı markası olarak varlığını sürdürdüğü ve dosya kapsamında inceleme konusu markaların en eskisi niteliğinde marka olması nedeniyle seri marka olarak kabulünün gerektiği ve bu kapsamda da davacı şirkete nazaran eskiye dayalı kullanım hakkının olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olmasına, davaya konu markaların tescilli olduğu sınıf ile mal ve hizmetlere ilişkin karşılaştırma ve ayrıştırma yapılmasına, davacının markası ile davalının markaları arasında karıştırmaya neden olacak benzerlik bulunduğunun tespit edilmesine, dava dışı ... tarafından tescili için başvurulmakla birlikte davalı yararına feragat edilip davalı yanca tescili sağlanın marka yönünden kullanımın kesintisiz devam ettiği yönünde durum tespiti ile davalı yararına kazanılmış hak kapsamında yapılan değerlendirmenin yerinde olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!