İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinden, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında imza inkarı, ispat yükümlülüğü ve kötü niyet tazminatına ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davalı banka ile ticari ilişkisi bulunmadığını, aleyhlerine başlatılan icra takiplerine dayanak oluşturan genel kredi ve kefalet sözleşmelerini imzalamadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatı talep eden davacıların başvurusunda, ilk derece mahkemesi, davalının imzası inkar edilen kefalet sözleşmelerinin aslını sunamaması ve yapılan yazışmalardan da sonuç alınamaması nedeniyle ispat külfetini yerine getiremediği, dolayısıyla imzaların davacılara ait olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacıların borçlu olmadığının tespitine karar vermiş, kötü niyet tazminatı için ise takibin haksız olmasının yanında kötü niyetin de ispatının gerekli olduğunu belirtmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: █████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalı ... A.Ş arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmamasına rağmen, bankanın müvekkilleri aleyhine icra takipleri başlatarak kesinleştirdiğini, takiplerin varlığından banka hesaplarına haciz konulması ile haberdar olduklarını, kredi evrakları veya başka bir belgenin takip dosyasına konulmadığını, müvekkillerinin davalı bankadan kredi çekmediğini, takibe konu edilen alacak kalemlerinin dayanağının ve konusunun müvekkillerince bilinmediğini, müvekkillerince atıldığı iddia edilen imzaların inkar edildiğini, müvekkillerinin banka hesaplarına haciz konulması nedeniyle ticari faaliyetlerinin durma noktasına geldiğini ileri sürerek, İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı, İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı, İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı takipler nedeniyle müvekillerinin borçlu olmadığının tespitine ve %20 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştirDavalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında imzalanan 29.12.2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde ... ...Yayıncılık Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin asıl borçlu, davacıların müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, imzalanan sözleşmeye istinaden asıl borçlu adına kredi ve çek hesabı açıldığını, karşılıksız çekler nedeniyle ödenen çek teminat bedellerine ilişkin borçlu şirket yetkilileri ve davacı kefiller hakkında ilamsız takipler yapıldığını, davacıların takip dosyalarından haberdar olduğunu, takip dosyalarda çıkartılan ödeme emirlerinin bizzat davacı ...'a tebliğ edildiğini savunarak, davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalının alacağı imzası inkar edilen kefalet sözleşmesine dayanmaktadır. Dava konusu alacağın dayanağı olan kredi sözleşmesi ile davacıların kefalet beyanını içerir kefalet sözleşmesi dosyaya ibraz edilmiş değildir. Mahkememizce bu konuda yapılan yazışmalardan da sonuç alınamamıştır. Herhangi bir belgedeki imzanın inkarı halinde ispat külfeti alacaklıdadır (Bakınız. Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas, █████████ Karar; Yargıtay 12.Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamları). Eldeki davada bu bakımdan ispat külfeti davalı taraftadır. Sözleşmeleri ibraz etmesi gereken davalı taraftır. Yerleşmiş Yargıtay kararları gereği fotokopi evrak üzerinde imza incelemesi yapılamaz. Aslı ibraz edilemediğinden kefalet sözleşmesindeki imzanın davacıların eli ürünü olduğu hususu kanıtlanamamıştır. Davalı taraf üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği anlaşıldığından davanın kabulü ile davacıların borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; 'Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.' hükmünü içermektedir.Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır.Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir.Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve ███████-123 esas, ████████ karar, 07.12.2011 tarihli ve ███████-576 esas ████████ karar ve 20.03.2013 tarihli ve ███████-778 esas, ████████ sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Dosya kapsamı dikkate alındığında dava konusu takiplerin kötü niyetli olarak yapıldığı kanıtlanmadığından..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacıların İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün... Esas, İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün... Esas ve İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı takip dosyalarına konu alacaklar nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacıların kredilere müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, bilirkişi raporlarında müvekkilinin alacaklı olduğunun tespit edildiğini, ödeme emirlerini bizzat davalılardan ...'a tebliğ edildiğini, davaya konu genel kredi sözleşmesinin aslının temlik sırasında müvekkiline teslim edilmediğinin tespit edildiğini, buna ilişkin tespit tutanağının dosyaya sunulduğunu, kredi sözleşmesinin temlik veren bankada olduğunu, raporlarda alacağın varlığı tespit edilmesine rağmen, ... A.Ş'ye tekrar müzekkere gönderilmeden, alacağın dayanağı olan kredi sözleşmesinin aslı temin edilmeden dosyadaki lehe rapor ve deliller ile kredi sözleşmeleri yok sayılarak davanın kabulüne karar verildiğini, pandemi koşulları da dikkate alınarak ... A.Ş.'den tekrar araştırma yapması ve kredi sözleşmesinin asıllarının istenmesi gerekirken tekit müzekkeresi dahi gönderilmeden davanın kabul edilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, süresinde bildirilen deliller toplanmadan karar verildiğini, delillerin bir tanesinin dahi toplanmadan karar verilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takiplere karşı İİK'nın 72. maddesi gereğince açılmış bir menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı, dava konusu alacağı, 31.03.2017 tarihli devir sözleşmesiyle ... A.Ş.'den devir almıştır. Bu nedenle gerekçeli karar başlığında varlık yönetim şirketi davalı olarak gösterilmiştir. Uyuşmazlık, takibe konu genel kredi sözleşmesinde, davacıların kefil olarak imzasının bulunup bulunmadığı hususundadır. Davacıların imza itirazları üzerine ilk derece mahkemesi, davacıların imza örneklerinin toplanması için ilgili yerlere müzekkerler yazmış ve davacıların imza örnekleri alınmıştır. Aynı zamanda kredi sözleşmesinin tarafı olan ... A.Ş.'ye 22.06.2021 tarihli müzekkere yazılarak, taraflar arasında imzalanan 29.12.2010 tarihli 300.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin kefalet beyanlarını da içerir ıslak imzalı asıllarının gönderilmesi istenmiştir. Bankanın 28.06.2021 tarihli cevabı ile istenilen evrak aslının alacağı devir alan edilen ... Yönetim A.Ş.'ye teslim edildiği ve evrakların temlik alandan talep edilmesi istenmiştir. Mahkemece 16.11.2021 tarihli oturumda, istenilen evrak asıllarının 1 aylık kesin süre içerisinde ibrazı için davalı vekiline süre verilmiş ve kesin süreye uyulmamasının sonuçları hatırlatılmıştır. Duruşma 01.03.2022 tarihine bırakılmış olup, kesin süre içerisinde, kredi sözleşmesinin aslının alacağı devir eden banka tarafından kendilerine teslim edilmediği belirtilerek, bankaya tekrar müzekkere yazılması ve 01.03.2022 tarihli duruşmaya dek kendilerine kesin süre verilmesi talep edilmiştir. 01.03.2022 tarihli oturumda mahkeme ara kararı ile menfi tespit davalarında ispat yükü, daha önce ... A.Ş.'ye müzekkere yazılmış olması ve HMK'da yer alan delillerin taraflarca getirilme ilkesi dikkate alınarak davalının yeniden müzekkere yazılması taleplerinin reddine karar verilmiştir.Davacıların imza itirazı bulunmaktadır. Menfi tespit davalarında alacağın varlığını ispat yükü kural olarak davalı alacaklının üzerinde olup, davacının icra takibine itiraz etmemiş olması ispat yükünü borçluya geçirmemektedir. Dosyadaki Adli Tıp Kurumu raporunda belirtildiği üzere; fotokopi belgeler, bilgisayar ortamında hazırlanmış belgeler, faks çıktısı ve karbon suret belgelerde bazı tanı unsurları kayba uğrayabileceği gibi bu tür belgelerin sair usullerle elde edilebilme olasılığının da bulunduğu; ayrıca belgeye imza, yazı ya da artefakt gibi harici unsurlar eklenebileceğinden fotokopi belgeler üzerinde inceleme yapılması sakıncalı olup genel olarak belge asılları üzerinde inceleme yapılması gereklidir. Daha önce sözleşmenin suretinin mahkemeye sunulması, kesin süre içerisinde talep edilen sözleşme aslının sunulmaması nedeniyle, mahkeme ara kararı ile davacı yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. HMK'nın 24 vd. maddelerinde yargılamaya hakim olan ilkeler düzenlenmiş olup, kanunda öngörülen istisnalar dışında hakimin kendiliğinden delil toplayamayacağı belirlenmiştir. Diğer yandan dava dilekçesinin düzenlenmesine ilişkin HMK'nın 119 ve cevap dilekçesine ilişkin 129. maddesinde de iddia ve savunmanın dayanığı olan delillerin ve her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin yazılması gerekmektedir. Kefalet sözleşmesi TBK'nın 583.maddesinde yazılı olan şekil şartına tabidir. Cevap dilekçesindeki açıklamalara göre kefalet sözleşmesinin 29.10.2010 tarihli genel kredi sözleşmesine bağlı olarak düzenlenmesi nedeniyle, kefaletin şekil şartlarının bu tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 484. maddesine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu maddeye göre kefalet sözleşmesinin geçerli olması yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın gösterilmesi ve imzaya bağlıdır. Davacılar kefalet sözleşmesinde imzalarının bulunmadığını ileri sürmüşlerdir. Sözleşmede kefillerin imzasının bulunduğunu kanıtlama yükümlülüğü davalıdadır. Davalı temlik eden banka ve temlik alan varlık yönetim şirketi basiretli bir tacir olarak kredi borcunun dayanığı olan genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmelerinin asıllarını saklamak ve talep edildiği takdirde alacaklarını kanıtlamak için bu belgeleri sunmakla yükümlüdürler. Aslolan alacağın devri sözleşmesi ile birlikte buna ilişkin kredi belgelerinin de alacağı devir alana verilmesidir. Nitekim mahkemece ...'a yazılan yazıya verilen 28.06.2021 tarihli cevapta, evrak asıllarının davalıya verildiği belirtilmiştir. Mahkemece bu yazı üzerine usulüne uygun şekilde kesin süre verilerek belgelerin asıllarının sunulması istenmiştir. Davalı bu süre içerisinde belge sunmamış, aksine banka tarafından belge asıllarının değil fotokopilerinin verildiği belirtilerek 28.02.2022 tarihli dilekçe ile mahkemeden yeniden süre talep edilmiştir. Oysa mahkemece usulüne uygun şekilde davalı banka ve alacağı devir alan davalı varlık yönetimi şirketine süre verilmiş, bu süre içerisinde banka tarafından belgelerin varlık yönetimi şirketinde olduğu bildirilmiş, daha sonra da varlık yönetim şirketince bu kez belgelerin bankada olduğu savunulmuştur. Bu durumda mahkemece yapılan inceleme yeterli olup, kesin süre ile kazanılan usuli kazanılmış hak da dikkate alınarak, mahkemenin, verilen yazı cevapları içeriğine göre daha fazla bir araştırma yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Mahkemece gerekli olan deliller toplanmış, tarafların hukuki dinlenilme hakkı sağlanmıştır. Davalının elinde olması gereken belgelerin mutlaka temini gerektiği hususunda mahkemeye bir yükümlülük yüklenemeyeceği, tarafların sorumluluğunda olan bir yükümlülüğün mahkemeye yüklenmesinin hukuki dinlenilme hakkının sınırı ve niteliği ile bağdaşmadığı anlaşılmakla, davalının yerinde görülmeyen tüm istinaf nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı varlık yönetim şirketi vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı varlık yönetim şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 919,29 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 16.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU
: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!