Göğüs estetiği ameliyatında kanserli doku tespit edilmesi ve aydınlatılmış onam ile tıbbi kusur iddialarına ilişkin temyiz incelemesi kararı.
Özet: Estetik göğüs ameliyatı olan davacının operasyon sırasında kanser şüpheli kitle tespit edilmesi üzerine, ameliyat öncesi gerekli tetkiklerin yapılmadığı ve onamın tümör müdahalesini kapsamadığı iddialarıyla açtığı tazminat davasında, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, hekimin tıp bilimine uygun davrandığını, estetik işlemlerin eser sözleşmesi, tümöre müdahalenin vekalet sözleşmesi kapsamında olduğunu ve hayati risk nedeniyle onamdaki usul eksikliğine rağmen müdahalenin hukuka uygun bulunduğunu belirterek davanın reddine karar vermiş olup, davacı vekili kararı hekimin özen yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle temyiz etmiştir.
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 11. Tüketici Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin göğüs büyütme ve toparlama ameliyatı için davalı doktora başvurduğunu, ameliyat öncesi mamografi ve ultrason çekilmediğini, müvekkilinin 01.10.2015 tarihinde davalı doktorca muayene edildiğini, muayenenin elle yapıldığını, davalı tarafından herhangi bir tetkik istenilmeden 03.10.2015 tarihinde ameliyata alındığını, müvekkilinin vücudunda bulunan kanser hücrelerinden habersiz şekilde onam belgesini imzaladığını, ameliyat sırasında müvekkilinin sol göğsünde tümör fark edilir edildiğini, tümör fark edilir edilmez ameliyat bitirilerek, konu hakkında müvekkili bilgilendirilseydi, müvekkilinin göğsünün iyileşmesini beklemeden tümörün alınması için gerekli olan ameliyatı olacağını, hatalı yapılan ameliyat sebebi ile müvekkilinin zarara uğradığını beyan ederek fazlaya dair hakkı saklı kalmak üzere 50.000,00 TL maddi tazminatın, 250.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkilinin ödediği 7.000,00 USD'nin alındığı tarihteki kur karşılığı olan 21.150,50 TL olmak üzere olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının göğüslerinin görünümünden memnun olmadığı için göğüs büyütme ve dikleştirme talebi ile müvekkiline geldiğini, hastanın muayenesi sonrasında yapılacak operasyon ve sonrasındaki süreç ile ilgili bilgiler verildiğini, hastanın isteği üzerine 03.10.2015 tarihine operasyon randevusu verildiğini, müvekkilinin kullandığı mastopeksi-protez ameliyatı tekniğinde meme dokusuna herhangi bir müdahalenin olmadığını, operasyon öncesi hastaya yaptırması gereken tüm tetkiklerin sözlü ve yazılı olarak bildirildiğini, tetkikleri yaptırmayanın hastanın kendisi olduğunu, operasyon sonrasında hastanın, göğüste fark edilen kitlenin çıkarıldığı konusunda bilgilendirildiğini, müvekkili doktorun operasyonda kendisine yükletilecek hiçbir kusur veya özensizliğinin olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya yapılan işlemlerin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, tedavide gecikmeye veya hastalığın ilerlemesine neden olmadığı, işlemde amaçlanan sonuç taahhüdünün gerçekleştiği, işlemler sonucu oluşan sonucun tıp biliminin ilkeleri ve meslek etiğine göre kabul edilebilir olduğu; estetik müdahale sırasında tespit edilen kanser şüpheli dokuya yönelik olarak davacıya yapılan ek tanı ve tedavilerin ise vekalet sözleşmesi hükümlerine tabi olduğu ve bu doğrultuda tıp kurallarına açık bir aykırılık taşımadığı; her ne kadar onam alma işleminde usule aykırılık tespit edilmiş ise de; hastanın göğüs dikleştirme ve göğüs büyütmeye yönelik estetik müdahale yapılmak üzere onamının alındığı, söz konusu müdahalelerin risklerinin onam formunda yer aldığı, ancak operasyon sırasında, hastanın bilinci kapalı iken, kanser şüpheli doku tespit edildiği, söz konusu dokunun patolojiye gönderilmek üzere alındığı, tespit edilen dokunun kanser şüphesi taşıdığı ve kanser tedavisinin gecikmesi durumunda hayati risk oluşacağı değerlendirildiğinde kanserli dokuya, tanıya yönelik olarak yapılan müdahalenin, aydınlatılmış onam yükümlülüğünün esası yönünden açık bir hukuka aykırılık taşımadığı; davalı hekimin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun hareket ettiği, verdiği tıbbi hizmette herhangi bir kusurunun bulunmadığı ve davacının uğramış olduğunu iddia ettiği zararın kendisine yapılan müdahaleden kaynaklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının operasyon öncesinde gerekli tetkik ve incelemeleri yapmadığını, öncesinde bu tetkikler yapılmış olsaydı müvekkilinde kanserli doku olduğu önceden tespit edilerek bu ameliyata girmeyeceğini, davalının operasyon sırasında kitle görmesi üzerine ameliyatı durdurarak uzman bir hekimin çağrılması gerektiğini, hekimin özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini, müvekkilinden alınan onamın kanserli hücreye yapılan müdahaleyi kapsamadığını, meydana gelen yanlış operasyon nedeniyle manevi zarara uğradıklarını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
a-) Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyizi yönünden;
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
b-) Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyizi yönünden;
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfı ile aynı Kanun'un 352/1-b maddesi hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacı vekili tarafından temyize konu edilen miktar 250.000,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kaldığından davacı vekilinin manevi tazminat talebi yönünden temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının maddi tazminat talebi yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davacı vekilinin manevi tazminat yönünden temyiz isteminin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE,
Davacı (tüketici) harçtan muaf olduğundan, peşin alınan harcın istek halinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!