Kooperatif kurucu üyesinin uzun süreli hareketsizlik sonrası üyelik tespiti davasında dürüstlük kuralı uyarınca istinaf kararının bozulması.
Özet: Davacı kurucu üyenin, kooperatifteki üyeliğinin tespiti istemiyle açtığı davada, yirmi yılı aşkın süre boyunca aidat ödememesi, genel kurullara katılmaması ve kooperatifle irtibatı kesmesi nedeniyle üyeliğinden zımnen vazgeçtiği, bu durumun Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararını onayan bölge adliye mahkemesi kararı isabetli bulunarak davacının kooperatif üyeliğinin tespiti talebinin reddine hükmedilmiştir.
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı kooperatifin kurucu üyelerinden olduğunu, kooperatifin üyesi olarak bir süre .... hattında minibüsle yolcu taşımacılığı yaptığını, sonradan işine ara verdiğini, devam eden süreçte çalışmak istediğini, ancak müvekkiline üye olmadığı söylenerek izin verilmediğini, üyelik durumunu öğrenmek istediğinde davalı tarafça üye kaydına rastlanılmadığının bildirildiğini, müvekkilinin kooperatifin kurucu yedi üyesinden biri olup kuruluşta ödemesi gereken sermayeyi de ödediğini, müvekkiline kooperatif tarafından aidatlarını ödemesi ya da üyelikten çıkarıldığına ilişkin herhangi bir bildirim yapılmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, kooperatif kayıtlarının incelenmesinde davacının üyeliğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını, kooperatif ortaklığına kabul edildiğine dair yönetim kurulu kararı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.02.2018 tarihli kararı ile; davacının taşıyıcılığı bilfiil meslek edinmiş esnaf olmak şartını kendi özgür iradesiyle terk ettiği, kooperatifle fiili irtibatını kestiği, aradan geçen sürede kooperatife ortak olarak hiç uğramadığı, genel kurullara neden çağrılmadığını ve aidat borcu bulunup bulunmadığını sorgulamadığı, yerleşik Yargıtay içtihatları da dikkate alındığında zımni olarak kooperatif ortaklığından çıkmayı benimsediği, davacının kooperatifin kurulduğu günden dava tarihine kadar genel kurullarca belirlenen aidatları ödediğini kanıtlayan belgeleri özellikle kurucusu olduğu tarihten dava tarihine kadar geçen süre içinde taşıyıcılığı bilfiil meslek edinmiş esnaf olduğunu ve diğer şartları taşıdığına ilişkin belgeleri dosyaya sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 01.02.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.10.2018 tarihli kararı ile; kooperatif ana sözleşmesinde davacının 6. sırada kurucu ortaklar arasında yer aldığı, sermaye taahhüdünün 100.000,00 TL ödenen sermayenin 25.000,00 TL olarak gösterildiği ve davacı dahil olmak üzere 7 kurucu ortak tarafından imzalandığı, bu hâliyle davacının kooperatifin kurucu ortağı olduğunun belgelendiği, davacının ana sözleşmenin 13. maddesine göre üyelikten çıkma yönünde dilekçesinin bulunduğunu ve buna ilişkin yönetim kurulunca çıkma talebi doğrultusunda üyelikten çıkarıldığını belgeleyemediği, öte yandan davalı kooperatifin ana sözleşmenin 14. maddesi gereğince davacının üyelikten yönetim kurulu kararıyla veya genel kurul kararıyla çıkarıldığına ilişkin bir kararı da dosyaya ibraz etmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 26.10.2018 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, davacının kooperatif ana sözleşmesinde kurucu ortaklar arasında yer aldığı, sermaye taahhüdünün 1/4’ünü ödediği, kooperatifin 12.10.1993 tarihinde tescil ve ilan edilerek hükmi şahsiyet kazandığı, kooperatifin aidat toplamasına rağmen davacının kuruluştan itibaren kooperatife herhangi bir ödemesinin bulunmadığı, kooperatifin genel kurullarına katılmadığı, hazirun listelerinde adının yer almadığı, kooperatife karşı aidat yükümlülüğü bulunan davacı ortağın uzun süre kooperatife uğramaması, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmemesi yani kooperatif ile ilişkisini kesmiş ve genel kurullara katılma yönünde de bir irade ortaya koymamış olması nedeniyle üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiği, diğer bir anlatımla üyelik haklarından zımnen vazgeçerek eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıttığı anlamına geldiği, sonuç itibarıyla böyle bir ortağın kooperatifin kuruluşundan itibaren 20 yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra üyeliğin tespiti istemiyle açtığı davanın TMK'nın 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırı düştüğü ilke olarak kabul edilerek davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 23.03.2022 tarihli kararı ile; önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin 23.03.2022 tarihli direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2025 tarihli, 2023/6-891 E., ███████ K. sayılı kararı ile kooperatife karşı aidat yükümlülüğü bulunan davacı ortağın uzun süre kooperatife uğramaması, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmemesi yani kooperatif ile ilişkisini kesmiş ve genel kurullara katılma yönünde de bir irade ortaya koymamış olması nedeniyle üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiği, diğer bir anlatımla üyelik haklarından zımnen vazgeçerek eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıttığı anlamına geldiği, bu durumda ihraç kararını zımnen kabul etmiş, üyelik haklarından zımnen vazgeçmiş ve eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıtmış olan davacının kooperatifin kuruluşundan itibaren yirmi yıl gibi uzun bir süre geçtikten ve kooperatif kurulduğu sıradaki hâlinden daha iyi duruma gelmesinden sonra kooperatif üyeliğinin tespiti istemiyle açtığı davanın 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına uygun olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararının Dairemiz bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilin kurucu üye olduğunu, sonradan üyelikten çıkarıldığına ilişkin bir iddia bulunmadığı gibi buna ilişkin hiçbir kaydın da olmadığını, kurucu üye olan müvekkilin adı üye kayıt defterinden fiziken silinerek yerine bir başkasının adının yazıldığını, uzun süre kooperatife uğramamanın üyelikten çıkarılma nedeni olmadığını, aidat borcunu ödememiş olmasının çıkarılma gerekçesi olabilmesi için bu konuda müvekkiline uyarı gönderilmiş olması gerektiğini, bu konuda bir iddia olmadığı gibi geçerli bir belge de bulunmadığını, yapılan genel kurulların yöntemine uygun olarak üyelere duyurulmadığını, bu nedenle müvekkilin bu kurullara katılamadığını, müvekkilin kooperatifçe çalıştırılmaması ve diğer nedenlerle taşıyıcılığa bir süreliğine ara vermiş olmasının "meslek edinmiş esnaf" olma niteliğini kaybetmiş olduğunu göstermediğini, uzun bir süre geçtikten sonra bu davanın açılmış olmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesi yersiz olup, hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, üyelik hakkının zamanaşımı ya da hak düşürücü süre ile bir ilgisinin olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Alınması gereken temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!