İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, sigorta prim alacağından kaynaklanan itirazın iptali davasında verilen ilk derece mahkemesi kararını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrakta, sigorta aracılık hizmeti veren davacı şirketin, davalı şirkete ait araçların sigorta primlerini kendi ödemesine rağmen davalının borcunu ödememesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davası ele alınmıştır; ilk derece mahkemesi, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ve davacının hizmet sunduğunu kabul etmiş, davalının sunduğu ödeme belgelerinin dava konusu poliçelere ilişkin olmadığını ve üçüncü bir şirket tarafından yapıldığını tespit ederek, davanın kısmen kabulü ile 18.633,32 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmetmiş, davalı vekili ise bu kararı hatalı bularak istinafa başvurmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2021
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Sigorta prim alacağından kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sigorta aracılık hizmetlerini yerine getiren şirket olduğunu, bu kapsamda davalı şirkete ait ... plaka sayılı aracın EURO Sigorta A.Ş.'ye 3917700 numaralı poliçesiyle... plaka sayılı aracın ...Sigorta A.Ş.'ye 00010210-05032176 numaralı poliçesiyle, ... plaka sayılı aracın ... Sigorta A.Ş.'ye 3401.02803191.0000 numaralı poliçesiyle, ... plaka sayılı aracın ... Sigorta A.Ş.'ye... numaralı poliçesiyle sigorta ettirildiğini, müvekkilinin davalı şirkete ait araçların sigortalanması hizmetlerini yerine getirmesine rağmen toplam 21.929,32-TL olan borcun tüm taleplere karşın davalı tarafça ödenmediğini, davalı şirketin prim borcunu ifa etmemesi üzerine İstanbul Anadolu 20. icra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalının borcun ödendiğinden bahisle itirazıyla takibin durduğunu fakat sigorta prim borçlarının davalı şirket tarafından ödenmediğini, davalı tarafından yapılan itirazın olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin herhangi bir poliçeden kaynaklı prim borcunun bulunmadığını, takip toplamında belirtilen 21.929,32 TL alacağın ve işbu alacak muhteviyatındaki faizlerin nevi ile hangi tarihleri kapsadığının açık olmadığını, faiz miktarlarının fahiş olduğunu ve neye göre hesaplandığının anlaşılamadığını, müvekkilinin davacı tarafa çeşitli tarihlerde toplam 15.385,18 TL ödeme yaptığını, davacının gerek icra takibinde gerekse davasında haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinden tahsil edilen meblağların icra korkusuyla tekrar ödetilmek istenildiğini savunarak, davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... taraflara arasındaki ticari ilişki her iki tarafın kabulündedir. Davacı davalıya ait araçlara ZMM poliçe düzenlenmesine aracılık ettiğini ve poliçe bedellerini kendisi tarafından ödendiğini, davalının kendisine bu bedelleri ödemediğini iddia etmektedir. Davalı ise ödeme yaptığını savunmaktadır. Dava konusu poliçelerin düzenlendiği konusunda uyuşmazlık yoktur. Kural olarak hizmet sunan davacı hizmeti sunduğunu, davalı hizmet alanda ödeme yaptığını ispatlaması gerekmektedir. Davacı dosyaya sunulan belgeler ile hizmeti sunduğunu ispatlamış, davalı ise ödeme yaptığına ilişkin bir kısım belgeler sunmuştur. Davacı tarafından bu ödeme belgelerinin farklı ticari ilişki için yapıldığı gerekçesi ile itiraz edilmiştir. Ödeme belgelerinin incelenmesinde dava konusu poliçelere istinaden ve davalı tarafından veya davalı adına ödeme yapıldığı tespit edilememiştir. Yapılan ödemeler ... tarafından yapılmıştır. Bir kısmında "...Lojistik Borcuna İstinaden" ibaresi, bir kısımında "... Sigorta Aracılık" ibaresi yer almakta, bir kısmında ise herhangi bir ibare yer almamaktadır. Yapılan bilirkişi incelemelerinde de dava dışı ... şirketininde davacıya borcunun bulunduğu ve ödemelerin bu borçlara ait olduğu tespit edilmiştir. Davalı kendi adına ödeme yapıldığını ispat edememiş olduğundan █████/2021 tarihli ek raporda 2. yöntem ile yapılan hesaplama dikkate alınarak..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 18.633,32 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen 18.633,32 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme kararında yapılan ödemelerin ... tarafından yapıldığı, davalı tarafından veya adına ödeme yapıldığının tespit edilemediği, davalının kendisi tarafından ödeme yapıldığını ispat edememiş olduğundan ek raporun 2.yöntemi ile yapılan hesaplama dikkate alınarak kısmen kabul kararı verildiğini, kararın hatalı ve çelişkili olduğunu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı yönündeki iddialarının değerlendirilmeden esas hakkında karar verildiğini, rapora beyanda incelenmesini talep ettikleri davacı şirketin prim tahsil yetkisini sahip olup olmadığı yönündeki itirazlarının değerlendirilmediğini, itirazlar değerlendirildiğinde sigorta şirketinin davacıya prim tahsil yetkisi vermediğinin görülebileceğini, davanın aktif husumet ehliyeti yönünden reddi gerektiğini, gerekirse acentelik sözleşmesi getirtirilerek prim tahsiline yetkisi olup olmadığının poliçe primlerinin acente tarafından sigorta şirketine ödenip ödenmediği hususlarının araştırılarak davacının aktif husumet ehliyetinin olup olmadığı konusunda karar verilmesi gerektiğine dair Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı emsal kararına göre eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkili şirket yetkilisi tarafından ödeme yapılmasına rağmen bilirkişi raporunda yanlış hesaplamalar yapılarak hatalı karar verildiğini, ...'ın davalı şirket yetkilisi olduğunun dosyadaki mübrez imza sirküleri ile sabitken bilirkişilerin fahiş hatalarla dolu düzenlemiş oldukları 01.02.2021 tarihli ek raporun esas alınarak hüküm kurulduğunu, davacının 21.929,32 TL üzerinden başlatmış olduğu icra takibine müvekkilinin itirazı üzerine itirazın iptali yargılamasında 68.86.,71 TL üzerinden davacı talebini aşan şekilde hesaplama yapıldığını, bilirkişilerin davacının talepte bulunmadığı alacakları da ekleyerek talebi genişletmesinin mahkeme tarafından gözden kaçırıldığını, yapılan hatalı hesaplamanın hükme esas alındığını, dava konusu bulunmayan poliçeler üzerinden oranlama yapılarak anlaşılması güç, yanlış bir yöntemle ve hatalı sonuçlara ulaşıldığını, şirket yetkilisi ... tarafından davacıya yapılan ödemelerin mahsubu ile alacağın hesaplanması gerekir iken bilirkişilerin hata yaptığını, şirket yetkilisi tarafından yapılan ödemelerin şirket ile ilişkilendirilememesi, tutarsızlığı ve müvekkili ticari defterlerinde inceleme neticesinde davacıya herhangi bir borcun mevcut olduğununda tespit edilememesi göz önünde bulundurularak kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, sigorta prim alacaklarının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında; davacı şirketin sigorta aracılık hizmetlerini yerine getiren dava dışı sigorta şirketlerinin acentesi olduğu, davalı şirket adına kayıtlı dört adet araca ait zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin düzenlenmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı acentenin prim alacağını tahsiline dair aktif dava ehliyetinin olup olmadığı, davalı sigortalı şirket tarafından dava dışı şirket yetkilisince yapılan ödemelerin prim alacağına dair olup olmadığı, bilirkişi raporunun ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı ile talebi aşar şekilde inceleme ve karar verilip verilmediğine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı acente tarafından, davalı sigortalı şirket adına başlangıç tarihi 08.10.2012 olan... plakalı araç için Trafik Sigorta Poliçesi Kara Yolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası düzenlenmiş olduğu, poliçe üzerinde sigorta ücretinin 1.902,92 TL olarak belirtildiği, 27.02.2013 tanzim tarihli ... plakalı araç için Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi düzenlendiği, poliçe üzerinde toplam ücretin 9.001,24 TL olduğunun belirtildiği, 23.01.2013 başlangıç tarihli ZMSS poliçesinin düzenlendiği, araç plakasının ... olarak belirtildiği, toplam ücretin ise 2.676,40 TL olduğu, 12.10.2012 başlangıç tarihli Kara Yolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin ... plakalı araca ait olduğu, prim miktarının 2.080,73 TL olarak belirtildiği, poliçe üzerinde poliçenin 2918 sayılı KTK hükümlerine göre poliçe ekinde yer alan genel ve özel şartlar kapsamında düzenlendiği hususlarına yer verildiği ayrıca ücretin tahsil edildiği makbuz olduğunun belirtildiği, davacı acente tarafından söz konusu sigorta poliçelerine ait prim alacakları ve her bir prim alacağına işlemiş olan faiz olmak üzere toplam 21.929,32 TL alacağın tahsili amacı ile davalı hakkında İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında 01.06.2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından icra takibine ve borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde takibe konu sigorta prim borçlarının çeşitli tarihlerde yapılan ödemeler yolu ile sonlandırıldığı, müvekkilinin herhangi bir doğmuş borcunun bulunmadığının belirtilerek faiz yönünden ise ihtar koşulunun şart olduğu, borç bildiriminde bulunulmadığı belirtilmek suretiyle itiraz edildiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu, dava değeri olarak takipte talep edilen asıl alacak ve işlemiş faizler toplamının gösterildiği anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmeleri ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiş, kök ve ek raporla alınmıştır. Taraf vekillerinin rapora beyanları sonrasında mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın asıl alacak miktarı üzerinden kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Gerekçede davacı acentenin dava açma yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirilmeye rastlanılmamıştır. Davacının dava dışı sigorta şirketlerinin acentesi olarak hareket ettiği ve takip konusu poliçeleri sigorta şirketleri adına sigorta acentesi olarak düzenlemiş olduğu konularında herhangi bir ihtilaf mevcut değildir. TTK'nın 102. maddesi uyarınca, ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir. Buna göre, bir tacir, başka bir tacir ile yukarıda belirtilen şekilde bir bağlantısı olmaksızın, işletmeye ilişkin sözleşmelere aracılık etmeyi veya bunları tacir adına yapmayı meslek edinen kişi acente olarak tanımlanmıştır. TTK'nın 105.maddesinde; "Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz." düzenlemesi bulunmaktadır. Davacı, davalı şirkete yönelik olarak kendi adına doğrudan takip başlatmıştır. İtiraz üzerine açılan iş bu dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Yukarıda yer verildiği üzere davacı şirket dava dışı şirketlerin acentesi sıfatı ile sigorta poliçelerini düzenlemiştir. Sigorta poliçelerinde açıkça davacı şirket acente olarak yer almaktadır. Davacı gerek icra takibini gerekse de davayı kendi adına açmıştır. Dava dilekçesinde davalı şirkete sigorta hizmeti verildiği iddia edilmiştir. Bilirkişi heyet raporunda acentenin dava açma hakkıyla ilgili olarak yapılan açıklamalardan sonra davacı vekili tarafından sigorta poliçe bedellerinin müvekkili tarafından ödendiği ve müvekkilinin dava açma hakkı bulunduğu iddiasını ileri sürmüştür. Dosyada dava konusu poliçelerden dolayı davacı acentenin prim alacağını talep edebilme yetkisinin bulunup bulunmadığına dair herhangi bir bilgi ve belge ile acentelik sözleşmesi ve ayrıca acenteye verilmiş bir vekaletname mevcut değildir. Davacı acente tarafından prim borcunun sigorta şirketlerine ödendiği ve/veya sigorta şirketlerinin alacağı temlik ettiklerine dair bir bilgide dosyaya ibraz edilmemiştir. Davacı vekili tarafından yargılama aşamasında prim borcunun kendisi tarafından ödendiği ve alacak hakkının bulunduğu ileri sürülmüş ise de prim borcunun ödendiğine dair bilgi ve belgeler dosya içerisinde rastlanılmamıştır. Bu durumda mahkemece, öncelikle davacı acentenin aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığına dair inceleme yapılması için davacı ile dava dışı sigorta şirketleri arasında yapılan acentelik sözleşmesi ve varsa eklerinin dosya içerisine celbi ile davacının prim tahsiline yetkisine olup olmadığı, dava konusu poliçe primlerinin acente tarafından sigorta şirketine ödenip ödenmediği hususları üzerinde durularak aktif dava ehliyetinin olup olmadığı konusunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir iken işin esası incelenerek karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmemiş, bu nedenle işin esası incelenmeksizin kararın kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 16.10.2025
KANUN YOLU
:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!