Genel haciz yoluyla ilamsız takipte limitet şirket adına yapılan borca itirazda temsil yetkisinin ticari mümessil ve ticari vekil farkı üzerinden değerlendirilmesi.
Özet: Genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız takipte, borçlu şirket adına yapılan borca itirazın geçerliliği, itirazı yapan şahsın şirketi temsil yetkisinin kapsamı ve hukuki niteliği üzerinden değerlendirilmiştir; alacaklı, itirazı yapan kişinin şirket yetkilisi olmadığını, adli işlemlerde temsil yetkisinin bulunmadığını ve bu yetkinin avukatlara ait olduğunu ileri sürerek takibin durdurulması ve haczin kaldırılması kararının iptalini talep etmiş, yerel mahkeme şikayeti reddederken, istinaf mahkemesi alacaklının başvurusunu kabul ederek yerel mahkeme kararını kaldırmış ve şikayetin kabulüne hükmetmiştir; bu değerlendirmede, Türk Borçlar Kanunundaki ticari mümessil ve ticari vekil tanımları, yetki sınırları ve ticaret siciline tescil zorunluluğu gibi ayrımlar esas alınarak, özellikle ticari vekilin özel yetki olmadan dava açma ve takip etme yetkisinin olmaması hukuki ihtilafın temelini oluşturmuştur.
12. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte şikayetçi alacaklı şirket icra mahkemesine başvurusunda; borca itiraz eden ...'nın şirket yetkilisi olmadığı, sunulan vekaletnamede adli işlemlere ilişkin yetki bulunmadığı ve adli işlemlerde temsil yetkisinin sadece avukatlara ait olduğu, vekaletnamenin şirket ortaklığından ayrılmadan önce tanzim edildiğinden bahisle geçerli borca itiraz bulunmadığından takibin durdurulması ve haczin kaldırılmasına dair 13.06.2024 tarihli müdürlük kararının kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği, şikayetçi alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararı kaldırılarak şikayetin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 547/1 maddesinde ticari mümessil “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu haliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz (TBK m.548).
6102 sayılı TTK'nun 616/1-b ve 631/1 maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür.
İşletme sahibinin, ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir.
Ticari mümessillik gibi ticari vekalet de, TBK 40 vd. maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekalet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir.
TBK'nun 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir.
Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekalet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz:
Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir.
Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlenir.
Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez. (TBK m.551/2) Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir.
Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken (TBK m.549); ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez (YHGK'nun 19.06.2013 tarih ve ███████-2 esas, ████████ karar sayılı kararı).
Somut olayda, davalı borçlu şirket aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız takipte Örnek 7 ödeme emrinin borçlu şirkete 31.05.2024 tarihinde tebliği üzerine 04.06.2024 tarihinde borçlu şirket adına ... tarafından süresinde borca itiraz edildiği, borçlu şirketin tek ortaklı limited şirket olduğu, şirket yetkilisi ... tarafından ...'ya verilen .... Noterliği'nin ... yevmiye sayılı █████/2021 tarihli vekaletnamenin tetkikinden; taşınmaz-araç alımı satımı, ipotek tesisi, ahzu kabza, tüm resmi dairelerde şirketin idaresi için gerekli işlemlerin yapılması dahil kapsamlı yetkiler verilmesi nedeniyle ...'nın borçlu şirketin ticari mümessili olduğu ve borca itirazın geçerli olduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla takibe yapılan itiraz, 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olup, acele işlerden olmakla aksi düşünüldüğü takdirde telafisi imkansız zararlar doğacağı da tabiidir.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
:Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nin 14.03.2025 T. ve █████████ E., ████████ K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!