Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, ticari ilişkide davacı tarafından yapıldığı iddia edilen fazla ödemenin üçüncü kişinin borcuna karşılık ödendiği savunmasının ispat yükü ile borcun üstlenilmesi koşulları yönünden değerlendirilmesi.
Özet: Davacı, davalıya teslim edilmeyen mallar karşılığında 240.269,80 USD fazla ödeme yaptığını iddia ederek icra takibine itirazın iptalini talep etmiş; davalı ise paranın üçüncü bir şirketin (E*) kendisine olan borcunun davacı tarafından üstlenilmesi amacıyla ödendiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, bu savunmayı vasıflı ikrar olarak değerlendirip borcun üstlenildiğini ispat yükünün davalıda olduğunu, Türk Borçlar Kanununa göre geçerli bir borç üstlenme sözleşmesi sunulamadığını ve sunulan mail yazışmalarının yetersiz kaldığını belirterek davanın reddi yönünde karar vermiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, █████████ KararHÜKÜM
: Davanın reddiİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 3. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: 2017/4 E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.10.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının 26.04.2010 tarihinden itibaren ticari ilişki içinde olduğunu, taraflar arasında 29.07.20 11... .07.2012 tarihli Genel Alım Satım Sözleşmeleri imzalandığını, müvekkilinin ödemeleri peşin olarak yaptığını, davalı tarafça malların ödemelere müteakip teslim edildiğini; ancak müvekkilinin teslim edilen mal bedelinden 240.269,80 USD fazla ödeme yaptığını, ödemelerin karşılığı malları teslim etmesini birçok kez davalıdan talep etmesine rağmen davalının teslim etmediğini, fazla ödenen tutarı iade etmemesi nedeniyle müvekkilinin iadeli taahhütlü mektup ve ihtarnameler gönderdiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine müvekkilince başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin 2007 yılından itibaren dava dışı ... isimli şahıs tarafından kurulan .... ile Gürcistan pazarına satış yaptığını, 2009 yılı Temmuz ayında ...'in finansal güçlüğe düşüp icra takibine uğraması, Ağustos 2009'da ...'in tek hissedarı ...'nin cezai takibe uğraması nedeniyle Ağustos 2009 tarihinde ...'in iflasının istendiğini ve yönetimi kayyuma devredilerek konkordato yönetimi nezdinde ticari faaliyetine devam ettiğini, konkordato halindeki ...'in müvekkiline 351.065,07 USD borcu bulunduğunu, müvekkilinin alacağını iflas masasına kaydettirdiğini, 26.07.2013 tarihinde ... yetkilisi tarafından müvekkiline gönderilen mektupta toplam alacağının 208.545,55 Gürcistan ... tutarındaki kısmının ... tarafından 2019 yılında müvekkil şirkete ödeneceğinin beyan edildiğini, 2010 yılında cezaevinden çıkan ...'nin davacı ... kurduğunu, davacı şirketin ...'in müvekkili şirkete olan borcunu faiziyle birlikte taksitler halinde ödeyeceğini ve bu koşulla müvekkili ile davacı arasında mal satışı yapılmasını istediğini, müvekkilinin tüm borcun 2019 yılında ... tarafından kendisine ödenmesi sonrasında davacı şirketin o zamana kadar yaptığı ödemeleri kendisine iade edeceğini taahhüt ettiğini, ... firmasının alacağın iflas masasına kaydı sonrasında herhangi bir ödeme yapmadığını, davacı şirketin taahhüt ettiği ...'in borcuna karşılık gelen ödemeleri zamanında yapmadığı gibi bir müddet sonra ödeme yapmayı bıraktığını, buna rağmen mal siparişine devam ettiğini, müvekkilinin, ...'in borçlarının ödenmesi konusundaki ısrarı karşılıksız kalınca 2013 yılında mal satışının durdurulduğunu, müvekkilinin, davacıya borcu bulunmadığını, müvekkilinin davacı şirketin mal alımı için yaptığı ödemelerin tamamına karşılık gelen malı teslim ettiğini, açıklanan ticari ilişki ve hususların taraflar arasında yapılan yazışmalarla sabit olduğunu, bu yazışmaların davacı şirketin yetkilisinin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığını savunarak davanın reddine talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarına göre davacının kayıtlarında davalıdan 240.269,80 USD alacaklı, davalının kendi kayıtlarına göre davacı şirkete 241.177,01 USD borçlu olduğunun anlaşıldığı, davalı tarafça, takibe konu 240.885,94 USD'nin alındığı kabul edilmekle birlikte bu paranın davacının iddia ettiği gibi satım bedeli olarak alınmadığı, dava dışı ...'in borcuna karşılık alındığının savunulduğu, niteliği itibari ile vasıflı (gerekçeli) ikrarın söz konusu olduğu bu durumda ...'in borcunun üstlenildiğinin ve paranın ...'in borcuna karşılık olarak verildiğini ispat yükünün davalı tarafta olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 196. maddesindeki düzenleme uyarınca borcun üstlenilmesinden söz edilebilmesi için borcu üstlenen ile alacaklı arasında bir sözleşme bulunması gerekmekte ise de böyle bir sözleşmenin dosyaya sunulmadığı, böyle bir sözleşmenin varlığının taraflarca da iddia edilmediği, davalı taraf, savunmasının ispatı için dosyaya mail yazışmaları sunmuş ise de mail yazışmalarının tarihleri ve uyuşmazlığa konu tutarın ödeme tarihi ile karşılaştırılması, mail yazışmalarının içeriklerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda takibe konu tutarın ...'in borcuna karşılık ödendiğinin ispatının kabulü için yeterli kabul edilmediği, davalının savunmasını yazılı delil ile ispat edememesi karşısında davalıya yemin teklifinde bulunma hakkı hatırlatılmasına rağmen davalı vekilinin yemin teklifinde bulunmayacaklarını beyan ettiği, takibe konu asıl alacağın davacı tarafça üstlenilen borca karşılık ödendiği hususu davalı tarafça ispatlanamadığından mevcut delil durumuna göre bu tutarın satım bedeli olarak davalıya ödendiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin, davacının dava dışı ... firmasının müvekkiline olan borcunu ödemeyi üstlendiğini, dava dışı firmanın borcuna katıldığını ileri sürdüğü, bu hususta ispat yükünün davalıda olduğu, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarına dayandığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 199. maddesinde uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıların belge olarak kabul edildiği, buna göre davalı tarafça ibraz edilen e-postaların delil olarak kabulü ve uyuşmazlığın çözümünde değerlendirilmesi gerektiği, 08.03.2013, 25.03.20 13... .05.2013 tarihli e-postalar ile davalının sunduğu tüm e-postaların bütünün incelenmesinde davacı şirketle davalı arasındaki satım ilişkisinin devam etmesi, ... firmasının davalıya olan borçlarının tarafların kararlaştırıldığı takvime göre davacı tarafından parça parça ödenmesi şartına bağlı tutulduğu, davacının, dava dışı ... şirketinin borçlarını ödemeyi üstlendiği, davalı, dava dışı ... şirketinden olan alacağını iflas masasına kaydettirmiş olup aynı zamanda dava dışı ...'ten borcun ödeneceğine dair taahhüt aldığı, dava dışı şirketin davalıya olan borcunu ödemesi halinde, davacı tarafından dava dışı ...'in borcu için davalıya ödenen bedellerin iade edileceğinin davalı tarafından davacıya taahhüt edildiği, bahsi geçen e-posta yazışmalarında dava dışı ...'in borcu için davalıya aylık taksit 7.000,00 USD ödeneceğinin belirtildiği, bahsi geçen yazışmalara göre davalı ile aralarında ticari ilişkinin devamı için davacının, dava dışı ...'in borcunu üstlenerek borcu taksitler halinde ödemeyi kabul ettiği, davalı tarafından bu süreçte toplam 5.669.922,00 USD fatura düzenlendiği, davacının ise 5.911.099,42 USD ödeme yaptığı, davacının davalıya 241.177,02 USD fazla ödeme yaptığının tespit edildiği, taraflar arasında mal alımına dayalı ticari ilişki devam ederken aynı zamanda davacının ... şirketine ait borç taksitlerini de ödemeye devam ettiğinin yazışmalarla sabit olduğu, davalının yetkilisi tarafından davacının yetkilisine gönderilen 12.02.2013 tarihli e-postada ...'in borcu için 2011 yılında 60.000,00 USD, 2012 yılı için 84.000,00 USD alındığının belirtildiği, davalının yetkilisi tarafından davacıya gönderilen 06.02.2014 tarihli e-postada Haziran 2013'ten beri ödemesi yapılmayan 9 ay X 7.000,00 USD=63.000,00 USD'nin mevcut olduğunun belirtildiği, bu ödenen miktarlara ve e-postalara davacı tarafından karşı çıkılmadığı, 06.02.2014 tarihli e-postanın gönderildiği tarih itibarıyla 2013 yılında 5 aylık döneme isabet eden 35.000,00 USD taksit ödemesi yapıldığının anlaşıldığı, 06.02.2014 tarihli e-postanın gönderildiği Şubat ayı da dahil olmak üzere geriye dönük 9 aylık ödenmesi gereken 63.000,00 USD de dikkate alındığında (60.000+84.000+35.000+63.0000=) 06.02.2014 tarihli e-postanın gönderildiği tarih itibarıyla davacının ödemesi gereken ...'e ait borç taksit tutarının 242.000,00 USD olduğunun anlaşıldığı, davacının, davalıdan mal alımı dışında 241.177,02 USD fazla ödeme yaptığı tespit edildiğine göre fazla yapılan bu ödemenin davacının üstlendiği ...'in borçlarının taksitleri için yapıldığının kabulü gerektiği, davacının 2 yıldan fazla süredir davalıdan mal alıp ticari faaliyetine devam ettiği halde kalan borç taksitlerini ödememesi, ...'in borcu için ödediği bu tutarları sonradan geri istemesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, bu sebeblerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, reddedilen alacağın takip tarihindeki karşılığı 706.855,70 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 141.371,14 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava; itirazın iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.